İsrail'de savaşın bilançosu Netanyahu'ya öfke olarak dönüyor

img
İsrail'de savaşın bilançosu Netanyahu'ya öfke olarak dönüyor YDH

İsrail'de kamuoyunun önemli bir bölümü savaşın hedeflerine ulaşmadığını düşünürken, artan umutsuzluk ve hayal kırıklığı Netanyahu üzerindeki siyasi baskıyı da büyütüyor.




YDH- Financial Times'ta yayımlanan bir analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın nisan ayında İsrail'i İran'la ateşkese zorlamasının ardından İsrail toplumunda "umutsuzluk, kafa karışıklığı ve öfke" duygularının öne çıktığı, aradan geçen süreye rağmen bu ruh halinin değişmediği belirtildi.

Analizde, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun son olarak İran'a yönelik saldırıların durdurulmasının ardından yaptığı konuşmada "İran ve Hizbullah her zamankinden daha zayıf, biz ise her zamankinden daha güçlüyüz" ifadelerini kullandığı, ancak birçok İsraillinin bu söylemi artık ikna edici “bulmadığı” kaydedildi.

“Kudüs İbrani Üniversitesi” bünyesindeki Agam Labs araştırma merkezinden Nimrod Nir'in, "7 Ekim'den bu yana bu ölçüde bir umutsuzluk ve karamsarlık ölçmedik. Hayal kırıklığı son derece yüksek seviyede" değerlendirmesine yer verildi.

"Tam zafer" söylemi sorgulanıyor

Analizde, 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı Operasyonu’ndan bu yana geçen yaklaşık üç yıllık süreçte İsrail'in Gazze'den Yemen'e uzanan geniş bir coğrafyada askeri saldırılar yürüttüğü ve çok sayıda üst düzey ismi hedef aldığı belirtildi.

Bununla birlikte Netanyahu'nun uzun süredir vaat ettiği "tam zaferin" gerçekleşmediği ifade edildi.

Analize göre, Gazze'nin önemli bir bölümünde Hamas'ın etkisi sürerken, Hizbullah İsrail'in kuzeyine yönelik insansız hava aracı saldırılarını devam ettiriyor ve İran yönetimi de yerinde duruyor.

Kamuoyu araştırmalarının, İsraillilerin “büyük bölümünün” İran'a yönelik savaşı desteklediğini, ateşkese karşı çıktığını ve Hizbullah'a yönelik saldırıların sürmesini istediğini gösterdiği belirtildi. Ancak aynı araştırmalarda, çatışmaların Trump tarafından sona erdirildiği algısının ve savaşın maliyeti ile sonuçları arasındaki farkın “ciddi rahatsızlık” yarattığı kaydedildi.

Analizde, son üç yılın İsrail toplumu açısından “sürekli alarm durumları, ekonomik kesintiler, zorunlu askerlik çağrıları ve toplumsal travmalarla” geçtiği ifade edildi.

Hamas'ın 7 Ekim’deki operasyonunda yaklaşık 1200 kişinin öldüğü, sonraki süreçte füze ve insansız hava aracı saldırılarının milyonlarca kişiyi sığınaklara gitmeye zorladığı, iş yerleri ile okulların sık sık kapandığı ve yüz binlerce kişinin hayatının defalarca kesintiye uğradığı belirtildi.

Ayrıca, Gazze'deki yıkım ve yüksek sivil can kayıpları nedeniyle İsrail'in uluslararası alanda “daha fazla yalnızlaştığı” değerlendirmesi yapıldı.

Ateşkesin kalıcılığına dair kuşkular

Financial Times'ın aktardığına göre, birçok İsrailli ateşkesin ülkenin güvenlik hedeflerine hizmet edip etmediği konusunda “kuşku” duyuyor.

Analizde, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarından ya da balistik füze kapasitesinden vazgeçmediği, ayrıca Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini göstererek “yeni bir baskı unsuru” elde ettiği yönündeki değerlendirmelere yer verildi.

“İsrail Demokrasi Enstitüsü”nün yaptığı bir ankete göre, katılımcıların yalnızca “yüzde 34,5'i” savaşın mevcut aşamada sona erdirilmesinin İsrail'in güvenlik çıkarlarıyla uyumlu olduğunu düşünüyor.

İşgal altındaki Kudüs'te yaşayan 26 yaşındaki bir güvenlik görevlisinin, "Üç ay sonra yeniden savaş çıkacaksa buna ateşkes denemez. Ben sürekli sığınaklara koşmak istemiyorum." sözlerine yer verildi.

Netanyahu üzerindeki siyasi baskı artıyor

Analizde, kamuoyundaki hoşnutsuzluğun Netanyahu'yu “zor durumda” bıraktığı belirtildi.

Bu yıl yapılması gereken seçimler öncesinde Netanyahu'nun sağ koalisyonunun rakiplerinin gerisinde bulunduğu, kendi seçmenlerinin savaşın sürmesini isterken Trump'ın çatışmaların sona erdirilmesi için baskı yaptığı ifade edildi.

Netanyahu'nun eski özel kalem müdürü Aviv Bushinsky'nin, "İsrail'de insanlar müzakere edilen anlaşmadan çok rahatsız. Ancak ABD ile tam koordinasyon olmadan İran'la savaşın sürdürülmesinin maliyeti çok büyük olurdu." değerlendirmesine yer verildi.

Muhalefetin ise Netanyahu'yu Trump'la ilişkileri uğruna İsrail'in çıkarlarından “taviz vermekle” suçladığı belirtildi.

Eski başbakanlardan Naftali Bennett'in Netanyahu'yu "İsrail'in egemenliğini kaybetmekle" suçladığı, eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'ın ise onu Trump'ın "kuklası" olarak nitelendirdiği aktarıldı.

“İsrail Demokrasi Enstitüsü”nün araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 60'tan fazlası Netanyahu'nun yaklaşan seçimlerde yeniden aday “olmaması” gerektiğini düşünüyor.

Siyaset araştırmacısı Dahlia Scheindlin'in değerlendirmesine yer verilen analizde, savaşın sonuçlarına yönelik “memnuniyetsizliğin” Netanyahu'nun mevcut destekçilerini tamamen uzaklaştırmasının beklenmediği, ancak 2022 seçimlerinde ona oy verip daha sonra desteğini çeken seçmenleri geri kazanmasını “zorlaştırabileceği” ifade edildi.

Scheindlin, Netanyahu'nun “Trump'a bağımlı” hareket eden bir lider olarak görülmesinin seçimler öncesinde “önemli bir dezavantaj” oluşturabileceğini söyledi.



Makaleler

Güncel