İranlı yetkili Nebeviyan, ABD ile müzakere edilen taslak metnin nükleer statüden yaptırımların kaldırılmasına kadar birçok konuda İran’ın "kırmızı çizgilerini" ihlal ettiğini ve ülkenin çıkarları için ciddi riskler taşıdığını vurguladı.
YDH- İran İslam Danışma Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Mahmut Nebeviyan, Washington ile Tahran arasında gündeme gelen taslak mutabakat metnini sert bir dille eleştirdi.
Nebeviyan, belgenin nükleer program, Hürmüz Boğazı ve yaptırımların kaldırılması konularında İran’ın "kırmızı çizgileriyle" çeliştiğini ve ciddi belirsizlikler barındırdığını vurguladı.
Hürmüz Boğazı ile ilgili maddeleri "kırmızı çizgilerin ihlali" olarak niteleyen Nebeviyan, şu soruları yöneltti:
"Metinde 'tüm ticari gemiler' ifadesiyle ne kastediliyor? Ayrıca boğazın yönetimi konusunda Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin de dahil olduğu bölgesel bir diyalog kurulması, İran’ın münhasır yönetim hakkıyla nasıl bağdaşacak?"
Nebeviyan, teknik önlemler ve mayın temizleme çalışmalarının ardından boğazın tüm gemilere sınırsız açılmasının, bölgedeki stratejik dengeleri İran aleyhine değiştirebileceği endişesini paylaştı.
Kum halkına hitaben yaptığı konuşmada, metnin içeriğinin milli çıkarların üzerinde tutulması gerektiğini belirten Nebeviyan, anlaşma takvimindeki belirsizliğe dikkat çekti.
Taslağın ABD ve İran’a nihai anlaşma için 60 günlük bir süre tanıdığını ancak bu sürenin sınır olmaksızın uzatılabileceğini ifade eden Nebeviyan, bu durumun temel taahhütlerin "belirsiz bir geleceğe" ertelenmesine yol açtığını savundu.
Amerikan kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi, yaptırımların kaldırılması ve savaş hasarlarının tazmin edilmesi gibi kritik maddelerin nihai anlaşmaya bağlandığını hatırlatan Nebeviyan, sürecin sürekli ertelenebileceği uyarısında bulundu.
İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik önerilen "statükonun korunması" ifadesini eleştiren Nebeviyan, bu ibarenin yeni zenginleştirme çalışmalarının durdurulması ve mevcut altyapının geliştirilmesinin engellenmesi anlamına gelebileceğine işaret etti.
Mevcut nükleer tesislerin savaşta hasar aldığını belirten Nebeviyan, bu altyapının yeniden inşasının metinle güvence altına alınıp alınmadığının netleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca, yaptırımların kaldırılsa dahi ABD’nin ertesi gün yeni yaptırımlar uygulamayacağına dair somut bir garantinin metinde bulunmadığını dile getirdi.
Savaşın yol açtığı hasarların tazmini konusunda metinde "hasar" yerine "onarım" kelimesinin tercih edilmesini eleştiren Nebeviyan, 300 milyar dolarlık onarım fonunun kaynaklarının belirsizliğine ve fonun bölge ülkeleri tarafından finanse edilmesinin risklerine dikkat çekti.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasının ise doğrudan müzakerelerin ilerlemesine bağlanmasını "pratik garantiden yoksun" olarak niteleyen Nebeviyan, geçmişteki tecrübelerin, serbest bırakılma duyurularının mali kaynaklara gerçek erişimi garanti etmediğini kanıtladığını sözlerine ekledi.