İsrail medyası: Mutabakat İran'ın sahadaki pozisyonunu güçlendiriyor

img
İsrail medyası: Mutabakat İran'ın sahadaki pozisyonunu güçlendiriyor YDH

14 maddelik mutabakat, İran’a yönelik petrol kısıtlamalarının kaldırılması ve bloke fonların serbest bırakılmasıyla Tahran’a ekonomik nefes alanı açarken, İran’ın sahadaki pozisyonunu güçlendiriyor.




YDH- İsrail Kanal 12'ye göre, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında imzalanan ve İsviçre'de resmiyete kavuşması beklenen 14 maddelik mutabakat zaptı, bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek taahhütleri beraberinde getiriyor.

İsrailli gazeteci Barak Ravid'e göre, metnin en dikkat çeken yönü, Lübnan’daki tüm askeri faaliyetlerin kalıcı olarak durdurulmasını şart koşması; bu durum, nihai anlaşmanın İsrail ordusunun Güney Lübnan’dan çekilmesini zorunlu kılacağı anlamına geliyor.

Mutabakatın ilk maddesi, tarafların birbirlerine karşı askeri faaliyetlerden kaçınmasını ve Lübnan’ın egemenliğini garanti altına almasını şart koşuyor.

Analistlere göre, İsrail için "en acil ve kritik mesele" olarak görülen bu madde, nihai imza aşamasında İsrail ordusunun bölgeden çekilmesini gerektirecek bir süreci tetikliyor.

ABD, bu anlaşmayla Lübnan üzerindeki askeri denklemi diplomatik bir zemine taşımayı hedeflerken, İsrail üzerindeki saha baskısını azaltmayı amaçlıyor.

Washington’ın Tahran’a verdiği en önemli taviz ise petrol ihracatı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması oldu.

Mutabakat uyarınca, müzakereler devam ettiği sürece ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın ham petrol ve petrol ürünleri ihracatına kısıtlama olmaksızın muafiyet sağlayacak.

Uzmanlar, bu adımın İran'a milyarlarca dolarlık bir nakit akışı sağlayacağını ve Tahran yönetimi için stratejik bir "ekonomik nefes borusu" işlevi göreceğini belirtiyor.

ABD ayrıca, yurt dışında bloke edilmiş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda da esneklik sergilemeyi taahhüt etti.

Nükleer dosyada taraflar, İran’ın silah geliştirmeyeceği taahhüdü üzerinden bir "statüko" dönemi üzerinde anlaştı.

İran, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının UAEA gözetiminde "yerinde seyreltme" yoluyla yönetilmesini kabul ederken, ABD bu süreç boyunca İran'a yeni yaptırımlar uygulamayacağını ve bölgeye ilave güç konuşlandırmayacağını beyan etti.

Trump'ın G7 Zirvesi'nde 60 günlük sürenin "nihai olmadığını" ve uzatılabileceğini belirtmesi ise sürecin esnek tutulmak istendiğine işaret ediyor.



Makaleler

Güncel