İsrailli analist: Bölgeyi değiştirme hedefi başarısız oldu

img
İsrailli analist: Bölgeyi değiştirme hedefi başarısız oldu YDH

İsrail'de İran savaşı sonrası "mutlak zafer" stratejisinin başarısız olduğu ve ülkenin “geleneksel güvenlik anlayışına” dönmesi gerektiği görüşü güç kazanıyor.




YDH-  Washington Post'ta yayımlanan bir analizde, şubat ayında ABD ile İsrail'in yakın koordinasyonuyla başlayan İran savaşının, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptıyla sona ermesinin İsrail'de “ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı” belirtildi.

Analizde, savaşın “askeri açıdan” İsrail'in hanesine yazılabilecek sonuçlar doğurmasına rağmen, siyasi sonuçlarının ülkede "daha büyük bir güvensizlik ve yalnızlaşma hissi" yarattığı ifade edildi.

Washington Post'a konuşan Columbia Üniversitesi araştırmacısı ve İsrail'in önde gelen gazetecilerinden Nadav Eyal, İsrail kamuoyunun anlaşmayı büyük ölçüde “başarısızlık” olarak gördüğünü söyledi.

Analize göre mutabakat zaptı, nihai bir anlaşmaya ulaşılması için 60 günlük bir süreç öngörürken, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların sona erdirilmesini içeriyor. Ancak anlaşma İsrail'de olumlu karşılanmadı.

Haberde, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun müzakerelerin dışında tutulduğu ve anlaşma metninin kendisine ancak son aşamada gösterildiği belirtildi. Anlaşmanın ilan edildiği hafta içerisinde Hizbullah saldırısında dört İsrail askerinin öldüğü ve ardından yaşanan çatışmaların mutabakatı kısa süreliğine riske attığı hatırlatıldı.

"İsrailliler kendilerini daha güvensiz hissediyor"

Nadav Eyal, İran savaşı sonrasında oluşan havayı "çok depresif bir hafta" olarak tanımladı.

Eyal, “İsrail kamuoyunun mutabakat zaptından memnun olmadığını ve ülkede belirgin bir güvensizlik hissi oluştuğunu” belirterek, bunun yalnızca İran savaşıyla ilgili olmadığını, “ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin geleceğine dair daha derin kaygıları” yansıttığını söyledi.

Eyal, kamuoyu yoklamalarının da aynı tabloyu ortaya koyduğunu ifade ederek, “İsraillilerin büyük bölümünün ülkenin güvenliğinin İran savaşı başlamadan önceki döneme kıyasla daha kötü durumda olduğuna inandığını” aktardı.

Savunma çevreleri ve karar alıcılarla yaptığı görüşmelere de değinen Eyal, "Sonuçtan kimse memnun değil. Anlaşmadan kimse memnun değil." değerlendirmesinde bulundu.

Analizde, “İsraillilerin özellikle ABD ile ilişkilerin geleceği konusunda ciddi endişe duyduğu ve büyük çoğunluğun Washington'u ülke güvenliğinin temel direklerinden biri olarak gördüğü” vurgulandı.

Netanyahu'nun “en önemli siyasi vaadi” sarsılıyor

Washington Post'a göre, anlaşmanın yarattığı siyasi etkiler, yaklaşan seçimler nedeniyle daha da önem kazandı.

Eyal, İsrail'de seçim kampanyasının fiilen başladığını ve kamuoyunun çoğunluğunun mevcut hükümetten “memnun olmadığını” söyledi.

Anketlerin Netanyahu bloğunun Mart 2023'ten bu yana neredeyse “sürekli gerilediğini” gösterdiğini belirten Eyal, Gazze savaşı sırasında da seçmenlerin hükümete yönelik “memnuniyetsizliğinin” sürdüğünü ifade etti.

Geçen yıl İran'a karşı yürütülen 12 günlük savaş sonrasında Netanyahu'nun durumunda “geçici bir toparlanma” görüldüğünü ancak son haftalarda tablonun “yeniden kötüleştiğini” kaydeden Eyal, bunun temel nedenlerinden birinin “ABD ile yaşanan açık görüş ayrılığı” olduğunu söyledi.

Eyal'a göre, Netanyahu kariyeri boyunca kendisini "dünyayla ve özellikle ABD ile ilişki kurabilen lider" olarak sundu.

Trump rejimiyle yakın ilişkiler kurmuş olmasının da bu imajın merkezinde yer aldığını belirten Eyal, bugün yaşanan gerilimin Netanyahu'nun İsrail toplumuna verdiği temel sözlerden birini zayıflattığını ifade etti.

Eyal, "Netanyahu'nun temel vaatlerinden biri, ABD'nin İsrail'in yanında olduğu yönündeydi. Bugün İran ve Lübnan konusunda iki ülke arasındaki görüş ayrılığı çok açık." dedi.

Netanyahu anlaşmadan memnun değil; ama çatışmadan kaçınıyor

Analizde, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik eleştirilerini açıkça dile getirdiği, Başkan Yardımcısı JD Vance'in de İsrail hükümetindeki bazı isimleri hedef aldığı belirtildi.

Buna rağmen Netanyahu'nun Trump'a veya Vance'e doğrudan yanıt vermediğine dikkat çekildi.

Eyal, görüştükleri tüm kaynakların Netanyahu'nun anlaşma hakkında “olumlu düşünmediğini” söylediğini aktarırken, “İsrail başbakanının Washington'la açık bir çatışmanın hem siyasi hem de stratejik açıdan zarar vereceğini düşündüğü için geri planda kaldığını” belirtti.

Analizde, Netanyahu'nun müttefiklerinin ise daha sert açıklamalar yaptığı ancak bunun doğrudan Netanyahu tarafından yönlendirilmediği değerlendirmesine yer verildi.

Eyal, İsrail'de sağ, sol ve merkez kesimlerin ortak noktasının savaşın bitmesine değil, “savaşın hangi koşullarda sona erdiğine yönelik memnuniyetsizlik” olduğunu ifade etti.

"İsrailliler savaşın sonsuza kadar sürmesini istemiyor. Beğenmedikleri şey savaşın sona erme biçimi." dedi.

"Netanyahu seçim ustası ama kaybedebilir"

Washington Post analizinde Netanyahu'nun seçim kazanma konusundaki “becerisine” de geniş yer verildi.

İsrail toplumunun psikolojisini diğer siyasetçilerden daha iyi anladığını belirttiği Netanyahu'nun seçim kampanyalarında son derece etkili olduğunu söyleyen Eyal, buna rağmen onu yenilmez görmenin hata olacağını ifade etti.

Netanyahu'nun arkasındaki bloğun ideolojik olarak daha bütünleşik olduğunu ancak karşıt bloğun da bu kez daha kararlı göründüğünü belirten Eyal, 2019'dan bu yana Netanyahu'nun hiçbir seçimde açık çoğunluk sağlayamadığını hatırlattı.

İsrail'in yıllarca seçimden seçime gitmesinin temel nedeninin Netanyahu'nun koalisyon kuramaması olduğunu belirten Eyal, mevcut tabloya bakıldığında başbakanın yeniden kaybetmesinin de mümkün olduğunu söyledi.

"Sonuç çok net: Netanyahu kesinlikle kaybedebilir." ifadelerini kullandı.

Muhalefette "ne pahasına olursa olsun koalisyon" kararlılığı

Analizde, Netanyahu karşıtı blokta bu kez “daha güçlü bir birlik” iradesi bulunduğu vurgulandı.

Eyal, farklı partilerden milletvekilleriyle yaptığı görüşmelerde birçok kişinin son yıllarda yaşananlardan dolayı “utanç” duyduğunu söyledi.

Bunun yalnızca 7 Ekim'e giden süreçteki güvenlik başarısızlığıyla ilgili olmadığını belirten Eyal, hükümetin yargı reformu girişiminin muhalif çevrelerde "yargısal darbe girişimi" olarak görüldüğünü ifade etti.

Arap partilerin de suç oranlarındaki artış ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in politikaları nedeniyle mevcut hükümete karşı daha sert bir tutum aldıkları kaydedildi.

Eyal'a göre, muhalefette oluşan bu kararlılık yaklaşan seçimlerin sonucunu etkileyebilir.

"Sorun sadece Netanyahu değil; ama Netanyahu bunun sembolü"

Washington Post analizinde ABD-İsrail ilişkilerinin geleceği de ele alındı.

Eyal, hem ABD'den hem İsrail'den görüştüğü kaynakların ortak görüşünün, sorunların Netanyahu'dan daha büyük olduğu ancak Netanyahu'nun bu sorunların sembolü haline geldiği yönünde olduğunu söyledi.

İsrail başbakanının çok fazla “siyasi yük” taşıdığını ve bazı çevrelerde "zehirli" bir figür olarak görüldüğünü belirten Eyal, bir kaynağın kendisine, "ABD'de kimsenin adını hatırlamadığı bir başbakan bile bugünkü durumdan daha iyi olur." dediğini aktardı.

Analizde, Netanyahu'nun artık yalnızca Demokratlar arasında değil, İsrail'i destekleyen çok sayıda Cumhuriyetçi arasında da “ciddi tepki” gördüğü belirtildi.

Ayrıca, MAGA hareketinin bazı kesimleriyle Netanyahu arasında da “açık bir gerilim” oluştuğu ifade edildi.

Eyal, İsrail'in ABD ile ilişkilerini düzeltmek için bazı adımlar atabileceğini belirtti.

Bunlar arasında “ABD yardımlarının yeniden yapılandırılması ya da tamamen gözden geçirilmesi” gibi seçeneklerin bulunduğunu söyledi.

İsrail'de bu konuda “geniş bir farkındalık” oluştuğunu savunan Eyal, Netanyahu'nun da buna dahil olduğunu ifade etti.

İsrail’in “yeni anlaşmalar üretmesi ve çatışma döngüsünü sona erdirecek girişimlerde” bulunmasının önem taşıdığını savundu.

"Mutlak zafer" stratejisi başarısız oldu

Analizin en dikkat çekici bölümü ise 7 Ekim sonrasında benimsenen stratejiye yönelik eleştiriler oldu.

Eyal, İsrail toplumunun 7 Ekim'in yarattığı “travma” nedeniyle savaşa fazlasıyla odaklandığını ve caydırıcılığı yeniden tesis etmeye çalışırken “zaman duygusunu” kaybettiğini söyledi.

Trump rejiminin ve daha önce Biden yönetiminin yaptığı gibi, belirli bir noktadan sonra savaşın durdurulması gerektiğini savundu.

Bunun aslında İsrail'in “geleneksel stratejisi” olduğunu belirten Eyal, ülkenin “kurucu liderlerinin” hiçbir zaman "mutlak zafer" vaat etmediğini vurguladı.

"Netanyahu mutlak zafer vaat etti. İsrail'in kurucu babaları ise hiçbir zaman mutlak zafer vaat etmedi. Onların vaat ettiği şey bir devletti." dedi.

Eyal'a göre, 7 Ekim'den sonra İsrail'in bölgesel denklemi tamamen değiştirebileceği yönündeki düşünce “başarısız” oldu.

“İsrail'in klasik güvenlik doktrininin bütün düşmanları ortadan kaldırmak değil, göreli güvenlik sağlayarak ülkeyi daha güçlü hale getirmek” olduğunu belirten Eyal, bugün hem siyasi sistemde hem de savunma çevrelerinde bu gerçeğin “yeniden kabul edilmeye başlandığını” söyledi.

Analiz, İsrail'in yeniden "klasik gerçekçi yaklaşımına" dönmesi gerektiği değerlendirmesiyle son buldu.

Eyal, bunun “ittifakları korumak ve yalnızca zorunlu olduğunda savaşmaya hazır olmak” anlamına geldiğini ifade etti.



Makaleler

Güncel