İran işleri uzmanı es-Samedi, çatışmaların İran'ın savunma stratejisini güçlendirdiğini savunurken Tahran'ın asıl sınavının, toplumsal kenetlenmeyi ekonomik iyileşmeye dönüştürmek olduğunu belirtiyor.
YDH- İran işleri uzmanı Dr. Fatıma es-Samedi, el-Ahbar programında yayınlanan analizinde, Amerikan-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş sonrası ortaya çıkan yeni bölgesel manzarayı değerlendirdi.
Dr. Fatıma es-Samedi, İran’ın içinde bulunduğu bugünkü manzarayı "çok boyutlu ve çok yüzlü" olarak tanımlıyor.
Es-Samedi’ye göre, Tahran artık ne tamamen müzakere odaklı ne de sadece saha odaklı bir politika izliyor; bunun yerine, yaşanan çatışmanın dayattığı yeni bir denklem üzerinden hareket ediyor.
Geçmişteki müzakerelerde zayıf noktaların baskısını hisseden İran’ın, bugün elini daha güçlü bir konumda tuttuğunu belirten analist, bu sürecin bölgesel düzendeki değişimden ve "yeni Ortadoğu"yu şekillendirme girişimlerinden ayrı tutulamayacağını vurguluyor.
Ekonomik ihtiyaçlar ve siyasi geçiş
Müzakerelerin kısmen İran'ın iç ihtiyaçlarından doğduğunu belirten es-Samedi, yaptırımların ekonomi üzerindeki etkisinin inkar edilemeyeceğini ifade ediyor.
Siyasi bir geçiş sürecinden geçen İran'da, bazı figürlerin yükselip diğerlerinin sahneden çekildiği yeni bir düzen kuruluyor.
Toplumsal düzeydeki kenetlenme ve devlet çevresinde oluşan halk dayanışmasının, hükümetten bir "ödüllendirme" beklentisi doğurduğunu belirten uzman, vatandaşın bu dayanışmanın meyvelerini ekonomik ve sosyal alanda görmek istediğini dile getiriyor.
Es-Samedi, geleceğin İran’ında İslami boyutun korunacağını ancak "milli boyutun" çok daha belirgin hale geleceğini savunuyor.
Coğrafya ve bölgesel güvenlik arayışı
Savaşın coğrafi boyutunun, sadece bir çatışma zemini değil, bizzat bir aktör haline geldiğine dikkat çeken es-Samedi, Hürmüz Boğazı'nın merkezi rolüne vurgu yapıyor.
Amerikan üslerinin gerekliliğine dair eski tartışmaların, çatışmanın yarattığı güvenlik kırılganlığıyla birlikte geçerliliğini yitirdiğini savunan analist, İran’ın ABD’nin dahil olmadığı yerel bir bölgesel güvenlik sistemi önerdiğini hatırlatıyor.
Merhum Sayın Harrazi’nin "Güçlü Bölge" projesinin bu noktada stratejik bir önem kazandığını ifade eden es-Samedi, bölge ülkelerinin kendi çıkarlarını koruyacak bir diyalog zeminine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
İsrail ile "varoluşsal" çatışma ve savunma stratejisi
İsrail ile yaşanan çatışmanın varoluşsal bir boyuta sahip olduğunu belirten Dr. Fatıma es-Samedi, "Bu durum ya İslam Cumhuriyeti’nin değişimi ya da İsrail’in yok olmasıyla nihayete erer" değerlendirmesinde bulunuyor.
İran'ın bu savaştan savunma stratejisi adına önemli "hediyeler" aldığını ve asimetrik savaş tekniklerini başarıyla test ettiğini belirten uzman, Tahran’ın artık daha "ulaşabilen ve acı verebilen" bir güç imajı kazandığını söylüyor.
Es-Samedi, savaşın bitmediğini, sadece çatışma turlarından birinin yaşandığını ve İran’ın asıl meydan okumasının, bu zaferi iç politikada ve ekonomik reformlarda nasıl tercüme edeceği olduğunu vurguluyor.