The Atlantic, JD Vance'in Trump karşıtlığından en yakın müttefikliğe uzanan siyasi dönüşümünü mercek altına aldı.
YDH- The Atlantic dergisinde yayımlanan analizde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in Donald Trump'ı "Amerika'nın kültürel eroini" olarak nitelendirdiği 2016 tarihli makalesinin, ABD'nin 250. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yeniden yayımlandığı belirtildi.
Analizde, Vance'in yıllar içinde Trump'ın en sert eleştirmenlerinden en yakın siyasi müttefiklerinden birine dönüşmesinin Amerikan siyasetindeki “en dikkat çekici değişimlerden biri” olduğu değerlendirildi.
Analizde, Vance'in 2016 başkanlık seçimleri sırasında kaleme aldığı yazıda Trump'ın yükselişini ekonomik gerileme, sanayisizleşme, aile yapısındaki çözülme ve devlet kurumlarına duyulan güven kaybıyla açıkladığı hatırlatıldı.
Yazıda, Vance'in o dönemde Trump'ı ekonomik ve toplumsal sıkıntılar yaşayan Amerikalılar için "acıyı dindiren bir ilaç" olarak tanımladığı belirtilirken, "Trump insanlara acılarından kolay bir kaçış sunuyor. Her karmaşık soruna basit çözümler vaat ediyor." ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Analizde, Vance'in o günlerde Trump'ın vaatlerinin “gerçekçi olmadığını” savunduğu ve "Trump'ın vaatleri Amerika'nın ortak damarına enjekte edilen eroin iğnesidir." değerlendirmesini yaptığı hatırlatıldı.
Yazıda ayrıca Vance'in, "Trump kültürel eroindir. İnsanların bir kısmını kısa süreliğine rahatlatıyor. Ama onları rahatsız eden sorunları çözemeyecek ve bir gün bunu anlayacaklar." ifadelerine yer verdiği belirtilerek, "O gün bugün." değerlendirmesi yapıldı.
"Trump yönetimi kendi tercihleri altında çöküyor"
The Atlantic analizinde, Trump rejiminin hâlâ tehlikeli olmakla birlikte artık kendi politikalarının yükü altında çözülmeye başladığı savunuldu.
Yazıda, bunun en önemli nedeninin ekonomi olduğu belirtilirken, Trump'ın en güçlü yönü olarak sunduğu ekonomik performansın tersine döndüğü ifade edildi.
Analizde, İran'la yaşanan 100 günlük savaşın ardından akaryakıt fiyatlarının galon başına 3 doların altından 4 doların üzerine çıktığı, gümrük tarifeleri nedeniyle fiyatların arttığı, ücret artışlarının hayat pahalılığını karşılayamadığı ve enflasyonun yeniden yükselişe geçtiği belirtildi.
Trump'ın yeniden canlandırma sözü verdiği imalat sanayisinde istihdam kayıplarının sürdüğü ifade edilirken, sağlık hizmetlerinin de Trump döneminde önemli ölçüde pahalandığı ve milyonlarca kişinin sağlık sigortasını kaybettiği öne bildirildi.
Sağlık politikalarına sert eleştiri
Analizde, Sağlık Bakanlığı'nın başına getirilen Robert F. Kennedy Jr.'ın çocukluk aşıları takvimini neredeyse yarıya indirdiği, hükümetin aşı danışmanlarını görevden aldığı ve yerlerine aşı karşıtı isimleri atadığı belirtildi.
Yazıda, bunun sonucunda ABD'de son 30 yılın en büyük kızamık salgınının yaşandığı savunuldu.
Ulusal Sağlık Enstitüleri'nde milyarlarca dolarlık araştırma bütçesinin kesildiği, klinik deneylerin iptal edildiği ve laboratuvarların kapatıldığı ifade edilirken, bunun ABD'nin biyomedikal araştırmalardaki üstünlüğünü zayıflattığı ve rakip ülkelerin bundan yararlanmaya çalıştığı belirtildi.
Analizde ayrıca, USAID'in dağıtılması ve AIDS'le mücadele programı PEPFAR'ın büyük ölçüde tasfiye edilmesinin “yüz binlerce” kişinin ölümüne yol açtığı, bütçe kesintilerinin sürmesi halinde 2030 yılına kadar bunun 14 milyon kişiye ulaşabileceği iddiasına yer verildi.
"Amerikan kurumlarına güven çöktü"
The Atlantic, ABD toplumunda kutuplaşmanın “son derece” derinleştiğini belirterek, hükümet, medya, üniversiteler ve dini kurumlar dahil hemen her büyük kuruma duyulan güvenin modern tarihin en düşük seviyelerine gerilediğini vurguladı.
Bu nedenle Trump'ın kamuoyu desteğinin de zayıfladığı ifade edilirken, son anketlerden birinde onay oranının yüzde 30'a kadar düştüğü aktarıldı.
Analize göre, Trump'a verilen desteğin giderek zayıfladığı, buna karşılık memnuniyetsizliğin yoğunlaştığı belirtildi.
Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin Trump'tan uzaklaşmaya başladığı, MAGA tabanında da bölünmeler yaşandığı ifade edilirken, Trump'ın eski destekçilerinden Tucker Carlson'ın da artık Trump'ı açık biçimde eleştirdiği kaydedildi.
Yazıda, "Trump artık çıkış kapısına yönelen bir kalabalığın karşısında aynı gösteriyi tekrarlayan gücünü kaybetmiş bir siyasetçiye benziyor." değerlendirmesine yer verildi.
"ABD kendi ideallerinden uzaklaştı"
Analizde, ABD'nin 250. kuruluş yıldönümünü kutladığı dönemde ülkeye ilişkin toplumsal algının da giderek karardığı savunuldu.
“Amerikalı olmaktan duyulan gururun tarihinin en düşük seviyesine gerilediği” belirtilirken, Amerikalıların yaklaşık yüzde 80'inin ülkenin kurucu liderlerinin bugünkü ABD'den hayal kırıklığı duyacağına inandığı aktarıldı.
Yazıda bunun nedenlerinden biri olarak Trump rejiminin “hukukun üstünlüğünü, demokratik denge mekanizmalarını ve temel siyasi nezaket kurallarını” zayıflatmasının gösterildiği ifade edildi.
Analize göre, çok sayıda Amerikalı ülkenin kendi kurucu ideallerine “ihanet ettiği” düşüncesini taşıyor.
The Atlantic ayrıca, Trump dönemindeki ABD'nin giderek "trajikomik bir gösteriye" görünümüne büründüğünü savundu.
Yazıda, "Büyük bir cumhuriyet amacını kaybettiğinde geriye yalnızca gösteri kalır." değerlendirmesine yer verildi.
Vance'in dönüşümü
Analizde, JD Vance'in bir dönem kendisini "Asla Trumpçı değilim" diye tanımladığı, Trump için "aptal", "Amerika'nın Hitler'i" ve "Beyaz işçi sınıfını karanlık bir geleceğe sürüklüyor" ifadelerini kullandığı hatırlatıldı.
Ancak yazıya göre, siyasi yükseliş arzusu Vance'in tutumunu değiştirdi.
Analizde, önce Senato'ya, ardından Başkan Yardımcılığı'na uzanan süreçte Vance'in, Hillbilly Elegy dönemindeki "zor gerçekleri dile getiren ve doğruluktan taviz vermeyen" kişiliğini terk ettiği kaydedildi
Yazıda, Vance'in zamanla "alaycı, Trump'ın sert politikalarının ortağı ve doğru olmadığını bildiği iddiaları savunan bir siyasetçiye" dönüştüğü vurgulandı.
"Canavardan korkuyordu, ona dönüştü"
The Atlantic, Vance'in anı kitabında yer alan, "İnsanın dolabındaki canavara dönüşeceği korkusundan daha büyük korku yoktur." sözünü de hatırlattı.
Analizde, Vance'in bu ifadeyle çocukluğunda tanık olduğu bağımlılık ve aile içi şiddeti kastettiği belirtilirken, bugün ise korktuğu özel hayatındaki canavara değil, kamuoyunun önündeki siyasi bir canavara dönüştüğü belirtildi.
Lincoln uyarısı hatırlatıldı
Yazının sonunda, ABD'nin Trump ve Vance'i geride bırakacağı, ancak asıl sorunun bu dönemin geçici bir sapma mı yoksa daha karanlık bir dönemin başlangıcı mı olarak tarihe geçeceği olduğu vurgulandı.
Analizde, Abraham Lincoln'ün 1838 tarihli konuşmasında dile getirdiği "Özgür insanlar olarak ya sonsuza kadar yaşayacağız ya da kendi elimizle intihar edeceğiz." sözleri hatırlatıldı.
Lincoln'ün ABD için en büyük tehlikenin dış düşmanlar değil, içeride yaşanacak çürüme olduğu yönündeki uyarısına yer verilen analizde, ülkenin yeniden ayağa kalkmasının hâlâ mümkün olduğu, ancak bunun için siyasi iradenin ortaya konulması gerektiği değerlendirmesiyle yazı sona erdi.