Euro-Med: Gazze'deki kuşatma Srebrenitsa'yı aştı

img
Euro-Med: Gazze'deki kuşatma Srebrenitsa'yı aştı YDH

Euro-Med Monitor, İsrail'in Gazze'de uyguladığı kuşatma ve zorla yerinden etme politikalarının Srebrenitsa öncesinden daha ağır insani koşullar yarattığını bildirdi.




YDH- Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med Monitor), yayımladığı raporda İsrail'in Gazze Şeridi'nde uyguladığı kuşatma ve zorla yerinden etme politikalarının, Filistinlileri giderek daralan bir alanda yaşamaya zorladığını ve bunun devam eden "soykırımın temel unsurlarından biri" haline geldiğini belirtti.

Raporda, İsrail'in Gazze'deki coğrafi kuşatmayı yalnızca kapsamlı abluka ile sınırlı tutmadığı, aynı zamanda Filistinlileri içeride dar alanlara sıkıştıran “sistematik bir zorunlu tecrit politikası” uyguladığı ifade edildi.

Euro-Med Monitor, mevcut durumun, 1995 yılında yaşanan Srebrenitsa Soykırımı öncesindeki kuşatma koşullarından “daha ağır” hale geldiğini değerlendirdi.

"Gazze'deki yaşam alanı Srebrenitsa'nın da altına düştü"

Rapora göre, Srebrenitsa'nın düşmesinden önce yaklaşık 40 bin kişi 150 kilometrekarelik alanda kuşatma altında bulunurken, bugün Gazze'de yaklaşık 2,1 milyon kişi yalnızca 128 kilometrekarelik yaşanabilir alana sıkıştırılmış durumda.

Örgüt, Gazze'deki kullanılabilir alanın Srebrenitsa'dan yaklaşık yüzde 15 daha küçük olmasına rağmen nüfusun 50 kattan fazla, nüfus yoğunluğunun ise yaklaşık 60 kat daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

Raporda, İsrail'in Gazze'nin yaklaşık yüzde 65'ini fiilen askeri kontrol altına alarak milyonlarca Filistinlinin topraklarına dönmesini engellediği, temel yaşam kaynaklarından mahrum bıraktığı ve geniş bölgeleri yasak askeri alanlara dönüştürdüğü belirtildi.

Bu uygulamaların “fiili ilhak ve toprak gasbı” anlamına geldiği ifade edildi.

Netanyahu'nun planı

Raporda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Gazze'nin yüzde 70'inde askeri kontrolü genişletme planının hayata geçmesi halinde Filistinlilerin kullanımına yalnızca yaklaşık 109 kilometrekarelik alan kalacağı belirtildi.

Bu durumda kişi başına düşen yaşam alanının yaklaşık 52 metrekareye ineceği, nüfus yoğunluğunun ise kilometrekare başına yaklaşık 19 bin 300 kişiye ulaşacağı ifade edildi.

Örgüt, rakamların dahi Gazze'deki gerçek tabloyu tam olarak yansıtmadığını belirterek, geriye kalan alanların “büyük bölümünün” sistematik yıkım nedeniyle yaşanamaz hale getirildiğini vurguladı.

Raporda, enkaz yığınları, tahrip edilmiş altyapı, kapalı yollar, kanalizasyon sistemlerinin çökmesi, su kaynaklarının kirlenmesi ve savaş kalıntılarının yaşam koşullarını “daha da ağırlaştırdığı” kaydedildi.

"Zorunlu göç meşrulaştırılıyor"

Euro-Med Monitor, İsrail'in uygulamalarının Filistinlileri “ya fiziksel yok oluş ya da topraklarını terk etmek” arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.

Raporda, "gönüllü göç" ve "hareket özgürlüğü" gibi kavramlarla sunulan nüfus hareketlerinin gerçekte uluslararası hukukun yasakladığı “zorla yerinden etme uygulamaları” olduğu ifade edildi.

“Süregelen saldırılar, abluka, aç bırakma politikaları, sivil altyapının sistematik biçimde yıkılması, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimin engellenmesi ile insanların temel yaşam koşullarından yoksun bölgelere sürülmesinin” bu politikanın parçaları olduğu kaydedildi.

Örgüt, bu koşullar altında Gazze'den ayrılan hiçbir Filistinlinin kararının "gönüllü" olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Uluslararası topluma yaptırım çağrısı

Raporda uluslararası topluma, Gazze'nin boşaltılmasına yönelik tüm girişimlere açık biçimde karşı çıkılması çağrısı yapıldı.

Devletlerden İsrail'e karşı diplomatik, ekonomik ve askeri yaptırımlar uygulanması, silah ambargosu ilan edilmesi, askeri ve güvenlik teknolojisi transferlerinin durdurulması, sorumlu İsrailli yetkililerin mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı uygulanması istendi.

Ayrıca Gazze ablukasının kaldırılması, Birleşmiş Milletler denetiminde insani yardım koridorlarının açılması, bağımsız uluslararası gözlemcilerin görevlendirilmesi ve temel altyapının yeniden inşasına izin verilmesi çağrısında bulunuldu.

Euro-Med Monitor, yeniden imar sürecinin hesap verebilirliğin yerine geçmemesi gerektiğini belirterek, İsrail'in yıkım nedeniyle hukuki sorumluluğunun tespit edilmesi, mağdurların tazmin edilmesi ve güvenli yaşam koşullarının yeniden sağlanmasının uluslararası toplumun öncelikleri arasında yer alması gerektiğini vurguladı.

Raporda ayrıca, evrensel yargı yetkisini kullanan devletlere, "devam eden soykırım" nedeniyle sorumlu İsrailli siyasi ve askeri yetkililer hakkında tutuklama kararı çıkarılması ve cezai süreçlerin başlatılması çağrısı yapıldı.



Makaleler

Güncel