Ukrayna, Ortadoğu'da yeni bir cephe mi açıyor?

img
Ukrayna, Ortadoğu'da yeni bir cephe mi açıyor? YDH

❝Bütün bu olgular ve göstergeler, Ukrayna'nın Amerika ve İsrail'in safında yer alarak bölgedeki çatışmalara müdahil olma konusunda kesin bir karar aldığını gözler önüne sermektedir.❞




El-Khanadeq

YDH- El-Khanadeq gazetesinde yer alan makale, Ukrayna'nın Batı Asya'da giderek artan askeri ve istihbarat rolünü tartışarak Ukrayna'nın artık yalnızca Rusya ile savaşan bir ülke olmadığını, ABD ve İsrail'in bölgesel stratejileriyle uyumlu şekilde Ortadoğu'da yeni bir güvenlik aktörüne dönüştüğünü vurguluyor.

✱✱✱


Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi, Ukrayna adına çalıştıklarını ve Irak içinde bombalama eylemleri düzenlediklerini itiraf eden grupların güvenlik güçlerince yakalanmasıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Bu açıklamalar; Ukrayna'nın bölgedeki varlığının mahiyetini ve Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy liderliğindeki Kiev yönetiminin, Rusya ile olan çatışma hattını aşarak ABD ve müttefiklerinin çıkarlarıyla örtüşen daha geniş düzenlemeler çerçevesinde Batı Asya'da bir güvenlik ve istihbarat aktörüne dönüşüp dönüşmediği konusunda zihinlerde pek çok soru işareti uyandırıyor.

El-Abudi'nin bu sözleri, Ukrayna'nın Ortadoğu'yu artık yalnızca diplomatik bir arena olarak görmediğini, Rusya ile savaş sürecinde edindiği tecrübelerden ve son yıllarda aldığı güçlü Batı desteğinden faydalanarak güvenlik ve askeri nüfuzunu genişletmek için yeni bir zemin aradığını ortaya koyan bir dizi siyasi ve askeri gelişmeyle de tam bir uyum sergiliyor.

O hâlde şu hayati soru karşımıza çıkıyor: Ukrayna'yı Irak topraklarında operasyonlar düzenlemeye iten motivasyon nedir? Bu hamle Kiev'in bağımsız bir girişimi mi, yoksa bölgedeki güvenlik dengelerini Amerikan politikalarına hizmet edecek şekilde yeniden tasarlamayı amaçlayan daha büyük bir stratejinin parçası mı?

Bu soru, Ukrayna'nın son dönemdeki hamleleri hesaba katıldığında daha da büyük bir ağırlık kazanıyor.

Zelenskiy, Batı Asya'daki çeşitli ülkelere düzenlediği gezilerde Suudi Arabistan ve Katar ile uzun vadeli askeri iş birliği anlaşmaları imzaladı; BAE ile benzer bir anlaşmanın yakında duyurulacağını bildirdi; ayrıca Kuveyt ile iş birliği imkânlarını görüşürken Bahreyn ve Umman'ın da konuya gösterdiği ilgiyi masaya yatırdı.

Bu girişimler siyasi boyutta kalmayıp; Ukrayna'nın hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, füze savunması ve askeri sanayi alanlarındaki birikimini paylaşma yönündeki net tekliflerini de kapsadı.

Zelenski, Suriye'ye gerçekleştirdiği ziyarette geçici yönetim başkanı Ahmed eş-Şaraa (Ebu Muhammed el-Colani) ile askeri ve güvenlik iş birliğini derinleştirme hususunda mutabakata vardıklarını açıkladı.

Bu durum, Beşar Esad rejimi devrilmeden önce iki taraf arasında, özellikle insansız hava araçları teknolojisi konusunda Rus güçlerine karşı yürütülen iş birliğinin bu açıklamayla birlikte devam edip etmeyeceği yönünde haklı kuşkular uyandırdı. Rus güçlerinin bundan sonraki hedefi ise muhtemelen Lübnan'daki İslami Direniş -Hizbullah olacaktır!

Konuyu yeniden Irak'acek olursak, ortaya dökülen bu son suçlamalar yeni soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Irak makamları, ülke içinde bombalı eylemler tezgâhlayan Ukrayna bağlantılı hücrelerden söz ediyorsa, bu durum, anılan hücrelerin "sahte bayrak" operasyonları kisvesi altında Irak dışındaki hassas tesisleri ve noktaları da hedef almış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor ki bu da bölgedeki çatışma ortamını körüklemek isteyenlerin çıkarlarına doğrudan hizmet edecektir.

Bu gelişmeler, İran İslam Cumhuriyeti'nin, Ukrayna'yı Hazar Denizi'ndeki bir ticaret gemisine saldırı düzenlemekle suçlamasının ardından Tahran ile Kiev arasındaki gerilimin tırmandığı bir döneme denk geldi.

Söz konusu saldırıda bir denizci hayatını kaybederken bir diğeri yaralandı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu operasyonun İsrail'in kışkırtmasıyla ve Avrupa'yı doğrudan bir savaşın içine çekmek amacıyla gerçekleştirildiğini savunarak saldırının "cevapsız kalmayacağını" vurguladı.

Benzer bir kulvarda, Zelenskiy geçtiğimiz günlerde ülkesinin Rusya ile savaş sürecinde Karadeniz'deki su yollarını yönetme konusunda kazandığı tecrübeyi Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamak için kullanmaya hazır olduğunu duyurdu.

Bu öneri; Kiev'in dünyanın en hassas deniz ticaret yollarından birinde üstlenmeye çalıştığı rolün sınırlarının nerede çizildiğini ve bu hamlenin yerel güvenlik ihtiyaçlarından mı yoksa bölgedeki rolleri yeniden paylaştırmayı hedefleyen daha kapsamlı bir Batı vizyonunun uzantısı mı olduğu sorularını gündeme taşıyor.

Zelenskiy'nin Washington'a yaptığı ziyaret ve Ortadoğu'daki Amerikan çıkarlarına karşı yürütülen Rus-İran iş birliğine dair "kanıtlar" sunma niyetini dile getirmesi, bölgesel meselelerin Ukrayna'nın dış politika söyleminde öncelikli bir konuma yükseldiğini açıkça gösteriyor. Kiev yönetimi, Avrupa'daki devam eden savaşı Batı Asya'daki jeopolitik dönüşümlerle harmanlayarak ABD ve müttefikleri nezdindeki ağırlığını artırmaya çalışmaktadır.

Bütün bu olgular ve göstergeler, Ukrayna'nın Amerika ve İsrail'in safında yer alarak bölgedeki çatışmalara müdahil olma konusunda kesin bir karar aldığını gözler önüne sermektedir. Bu durum, kriz daha da derinleşip içinden çıkılmaz bir hâl almadan önce acil olarak etkili bir eylem planının devreye sokulmasını zorunlu kılmaktadır.


Çeviri: YDH

İlgili Haberler