Lübnan ve İsrail heyetleri Roma'da bir araya geliyor

img
Lübnan ve İsrail heyetleri Roma'da bir araya geliyor YDH

Suudi Arabistan'ın Yemen taarruzu ve Ensarullah'ın misillemesiyle Körfez bölgesinde yükselen tansiyon, Lübnan'a yönelik varılan 'uzlaşıları' da tartışmaya açtı.




YDH - Körfez bölgesinde askeri hareketliliğin yeniden başlaması, Lübnan ekseninde yürütülen diplomatik çabaların geleceğini tartışmaya açtı.

Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri operasyonları ve buna karşılık Ensarullah hareketinin düzenlediği misilleme saldırıları, bölgedeki hassas dengeleri ve daha önce varılan uzlaşı zeminini sarsma riski taşıyor.

Bu gelişmelerin yanı sıra İsrail askeri kaynaklarından sızan yeni bir savaş ihtimaline dair iddialar, bölgedeki siyasi ve güvenlik önceliklerinin yeniden şekillenmesine yol açıyor.

Bu gergin atmosferde, Lübnan ve İsrail heyetlerinin yarın İtalya'nın başkenti Roma'da ABD arabuluculuğunda bir araya gelmesi planlanıyor.

Toplantıda, iki ülke arasındaki güvenlik ekinin ve anlaşmanın uygulama çerçevesinin ilk taslağının ele alınması hedefleniyor.

Hazırlık sürecinden edinilen bilgilere göre Lübnan heyetinin, taraflar arasındaki düşmanlık halinin tamamen sonlandırılması, bunun için gerekli yasal ve anayasal prosedürler ile "pilot bölgeler" programının hayata geçirilmesini sağlayacak güvenlik koordinasyon mekanizmasına ilişkin ABD ve İsrail'in sorularını yanıtlaması bekleniyor.

İsrail tarafında toplantıdan kesin bir sonuç çıkmayacağına dair değerlendirmeler öne çıkarken, Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve Başbakan Nevaf Selam, Lübnan heyetine işgal altındaki bölgelerden çekilme takvimine sadık kalınması yönünde talimat verdiklerini duyurdu.

Ancak başkanlık makamlarından yapılan resmi açıklamaların ötesinde, heyete verilen asıl talimatın, "Lübnan'ın anlaşmayı tüm ayrıntılarıyla uygulamaya bağlı olduğunu" teyit etmek ve bunun karşılığında İsrail'in de sahada hızlı adımlar atmasını talep etmek yönünde olduğu belirtiliyor.

Diğer taraftan İsrail, zirve öncesinde ABD'den, Beyrut'ta bulunan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ekibinin Lübnan ordusunun "deneme bölgeleri" programını başlatabilecek güvenilir mekanizmalara sahip olduğunu garanti etmesini istedi.

İsrail ayrıca, Lübnan ordusunun, güvenlik bölgesi içi ve yakınındaki Hizbullah'a ait olduğu öne sürülen mevzi ve tesisleri denetleme taleplerine yanıt vermesi koşulunu öne sürüyor.

Bu taleplerin sahaya yansıması, İsrail'in çekilme takvimini Lübnan ordusunun operasyonel sonuçlarına bağlaması anlamına geliyor.

Plan uyarınca Lübnan ordusunun, işgal altında olup olmadığına bakılmaksızın deneme programı kapsamındaki her köyde direniş unsurlarına karşı önlem alması öngörülüyor.

ABD yönetimi ise Lübnan ordusunun askeri ve lojistik hazırlık durumunu ve siyasi karar mekanizmasının işlerliğini incelemeye aldı. Ancak Lübnan ordusunun, Hizbullah ile koordinasyon kurmadan sahada somut bir adım atmayacağı tahmin ediliyor.

Hizbullah yetkililerinin daha önce ilgili kanallar aracılığıyla, ordunun istediği bölgeye konuşlanabileceğini ancak örgüt mevzilerine yaklaşılmasının kabul edilmeyeceğini ilettiği belirtiliyor.

Hizbullah, Litani Nehri'nin güneyindeki silah varlığından önce İsrail'in bölgeden tamamen çekilmesinin öncelikli olduğunu vurguluyor.

El-Ahbar gazetesinin haberine göre ABD tarafı, Hizbullah'ın bu tutumuna dair ayrıntılı bir brifing alarak ordunun mevcut koşullardaki konumunu anlayışla karşıladığını iletti.

Buna karşın, ABD'nin İsrail'i işgal ettiği bölgelerden çekilmeye zorlayıp zorlamayacağı ve Lübnan askeri heyetinin Washington'da sunduğu aşamalı çekilme planını destekleyip desteklemeyeceği belirsizliğini koruyor.

Lübnan'ın önerdiği planda, ordunun ve İsrail güçlerinin karşı karşıya gelmesini önlemek amacıyla, batıdan doğuya doğru tüm sektörlerden koordineli bir çekilme öngörülüyor.

Bu planın kabul edilmesi halinde Lübnan ordusu, her bölge için 20 günü aşmayacak bir uygulama takvimi belirleyerek çekilmenin tamamlanmasının ardından Litani'nin güneyinde hiçbir silahlı unsurun kalmayacağını garanti etmeyi taahhüt ediyor.

Tüm bu askeri ve diplomatik temaslar sürerken, Lübnan hükümetinin İsrail'in sınır hattında yürüttüğü yıkım ve düzleme faaliyetlerini durdurma konusunda yeterli diplomatik baskıyı kuramadığı belirtiliyor.

Ayrıca, İsrail hapishanelerindeki Lübnanlı esirlerin durumunun tespiti için Uluslararası Kızılhaç Komitesine izin verilmesi ve enkaz altındaki direnişçilerin cenazelerinin UNIFIL işbirliğiyle çıkarılması gibi insani konuların da müzakerelerde geri planda kaldığı ifade ediliyor.



Makaleler

Güncel