ABD baskısı, İran uyarısı: Umman'ın Hürmüz açmazı

img
ABD baskısı, İran uyarısı: Umman'ın Hürmüz açmazı YDH

Hürmüz Boğazı'nın yönetimi konusunda İran ile müzakere ederken ABD baskısıyla alternatif bir deniz güzergâhı açan Umman'ın, iki tarafın da hedefi haline geldiği bildirildi.




YDH- Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesi, Hürmüz Boğazı'nın yönetimi nedeniyle İran ile ABD arasındaki askeri çatışmaların tırmandığı bir dönemde Umman'ın, boğazın güney kıyısındaki konumu nedeniyle “karmaşık ve ikili bir denklemin” merkezinde kaldığını bildirdi.

Gazeteye göre, Maskat bir yandan gemilerin geçişine ilişkin yeni düzenlemeler konusunda Tahran ile müzakere ederken, diğer yandan ABD'nin baskısı altında kendi karasularında alternatif bir güzergâh açmak zorunda kalıyor ve bu durum İran'ın tepkisine yol açıyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, dün düzenlediği haftalık basın toplantısında, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin geçen cumartesi Maskat'ta Ummanlı yetkililerle yaptığı görüşmelere değindi.

Bekai, "Çabamız, Umman ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin güvenli geçişini sağlayacak bir mekanizmaya ulaşmaya odaklanmıştı. Ancak ABD'nin Maskat üzerindeki açık ve gizli baskıları nedeniyle bunun gerçekleşmemesinden üzüntü duyuyoruz." dedi.

Umman tarafına yönelik sitem içeren bir ifadeyle konuşan Bekai, "Umman'daki dostlarımızdan, boğaza kıyısı bulunan her iki ülkenin güvenliğini ve egemenliğini korumak için gerekli işbirliğini göstermelerini bekliyorduk." ifadelerini kullandı.

Tahran Hürmüz'ün yönetiminde tek yetkili olduğunu savunuyor

El-Ahbar'a göre, İran'ın Hürmüz Boğazı konusunda Umman ile müzakereye yönelmesi, 18 Haziran'da imzalanan 14 maddelik "mutabakat zaptının" beşinci maddesine ilişkin Tahran'ın benimsediği yoruma dayanıyor.

İran'ın yorumuna göre Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş trafiğinin yönetimi tamamen Tahran'ın yetkisi altında bulunuyor. İran, gemilerin geçiş güzergâhlarını belirleme yetkisine sahip tek merci olarak kendisini görüyor ve ister İran ister Umman karasularından geçsin, bütün gemi geçişlerinin yalnızca kendisinin belirlediği rotalar üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu çerçevede İran, Hürmüz'deki deniz trafiğinin yönetimine ilişkin gelecekteki bütün düzenlemelerin yalnızca Tahran ile Maskat arasında, ikili müzakere ve mutabakat yoluyla belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu düzenlemelerde ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın sonuçlarının da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.

El-Ahbar, Tahran'ın mutabakatın ilgili maddesine yönelik yorumunun, İran'ın boğaz üzerindeki münhasır egemenliğini ve izin verilen geçiş güzergâhlarını belirleme hakkını sabit ve müzakere edilemez bir ilke olarak kabul etmeye dayandığını belirtti.

Umman ile işbirliğinin ise İran'ın iradesi ve tercihlerinin belirleyici olduğu bir çerçeve içerisinde değerlendirildiği kaydedildi.

İran, mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından boğazdaki gemi geçişleri için yeni bir sistem belirlemek üzere Umman tarafıyla müzakerelere başladı. İki taraf yaklaşık iki hafta önce bu amaçla ortak bir komite kurulduğunu da duyurdu.

Ancak Maskat'ın aynı zamanda Washington ile de müzakerelere girdiği ve ardından ABD baskısı altında Umman kıyıları boyunca gemilerin kullanabileceği alternatif bir güzergâh ilan ettiği belirtildi.

Tahran'ın bu adımı kabul etmediği, geçen haftadan itibaren güney güzergâhını kullanan gemilere yönelik saldırılar düzenlemeye başladığı ve son olarak Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapatıldığını duyurduğu aktarıldı.

İran, bu adımlarını mutabakat hükümlerinin, uygulamanın başlamasından sonraki ilk 60 gün boyunca boğazdaki deniz trafiğini düzenleme yetkisini kendisine verdiği yorumuna dayandırıyor. Bu sürenin ardından ise trafiğin İran ve Umman'ın üzerinde anlaşacağı bir mekanizma doğrultusunda yönetilmesi öngörülüyor.

El-Ahbar'a göre, İran açısından temel sorun, yeni geçiş sisteminin oluşturulmasında ortak olması gereken Umman'ın, kendi karasularında bağımsız bir güzergâh ilan ederek Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki nüfuzunun ve mutlak egemenliğinin kalıcılaşmasını önlemeyi amaçlayan ABD planının bir parçası haline gelmesi.

Umman iki taraf arasında “denge” kurmaya çalışıyor

Gazete, Umman'ın izlediği bu ikili politikayla her yönden gelen baskıları yönetmeye ve aralarında “denge” kurmaya çalıştığını belirtti.

Maskat'ın bir yandan Tahran ile yakın ilişkilere sahip olduğu ve yıllardır ABD ile İran arasında kilit bir arabulucu rolü oynadığı hatırlatıldı.

Bu nedenle Umman'ın, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine ilişkin yeni bir mekanizmanın oluşturulması konusunda İran ile müzakerelere onay verdiği, hatta bu sürece katılımını, dünyanın en önemli uluslararası su yollarından birindeki gemi trafiğini doğrudan etkileme yoluyla jeopolitik ağırlığını artıran stratejik bir ayrıcalık olarak gördüğü belirtildi.

Ancak diğer taraftan Washington'ın müttefiki olan Maskat'ın, ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmesine izin vermeyen bir konumda bulunduğu kaydedildi.

El-Ahbar'a göre, bu durum Umman'ı, iki taraf arasında denge kurmaya ve çatışmanın taraflarından herhangi birinin safında yer almaktan kaçınmak amacıyla Washington'a da benzer tavizler vermeye itiyor.

Ancak bu ikili politika Umman üzerindeki baskıları azaltmak yerine ülkeyi her iki tarafın da hedefi haline getirdi.

İran'ın Umman kıyıları boyunca oluşturulan güzergâhı kullanan gemileri hedef almasının yanı sıra önceki gün sahadaki mesajlarının kapsamını Umman'ın kıyı bölgelerini de içerecek şekilde genişlettiği belirtildi.

Bunun, Arakçi'nin Ummanlı yetkililerle görüşmek üzere Maskat'a gerçekleştirdiği ziyaretin yalnızca bir gün ardından yaşandığına dikkat çekildi.

El-Ahbar, bu gelişmenin Tahran'ın bir yandan müzakere ve Hürmüz'ün yönetimi konusunda Umman'ın işbirliğini sağlama çabasını sürdürürken, diğer yandan Maskat'a ABD düzenlemelerine dahil olmanın veya Washington'a daha fazla yaklaşmanın sonuçları konusunda doğrudan uyarıda bulunduğuna işaret ettiğini değerlendirdi.

ABD'den Umman'a baskı ve tehdit

Gazeteye göre ABD ise Umman üzerindeki gizli baskılarıyla yetinmeyerek, İran ile koordinasyonu sürdürmesi halinde Maskat'ı “cezalandırmakla” açıkça tehdit ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın iki ay önce Umman'a askeri saldırı düzenlemekle tehdit ettiği hatırlatıldı.

Trump, dün yaptığı açıklamada ise "ABD'nin yakında Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele alabileceğini ve bunun karşılığında ücret talep edeceğini" söyledi.

Trump, Fox News'e verdiği röportajda, "Hürmüz Boğazı'nı koruyacağız ve muhtemelen kontrolünü ele alacağız. Boğazın muhafızı olacağız. Belki buna koruyucu melek deriz. Ve bu görev karşılığında bize ödeme yapılmalı" ifadelerini kullandı.



Makaleler

Güncel