İranlı vekil: ABD'nin hedefi Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü almak ve karadan saldırmak

img
İranlı vekil: ABD'nin hedefi Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü almak ve karadan saldırmak YDH

İran Meclisi Dezful Milletvekili Abbas Papi-Zade, ABD'nin ülkesine yönelik "aşamalı bir savaş senaryosu" yürüttüğünü belirterek, Washington'ın öncelikli hedefinin Hürmüz Boğazı'nın yönetimini İran'dan almak ve ardından çok sayıda cepheden kara harekatı başlatmak olduğunu ifade etti.




YDH - İran Meclisi Dezful Milletvekili Abbas Papi-Zade, İran İşçi Haber Ajansı'na (ILNA) verdiği demeçte, ABD ve İsrail'in İran genelindeki sivil altyapıyı hedef alan son saldırılarını değerlendirerek, Washington'ın Tahran'a yönelik askeri stratejisine ilişkin açıklamada bulundu.

İran'ın güneyden kuzeye, doğudan batıya tek bir bütün olduğunu belirten Papi-Zade, tüm etnik grupların ve halkın ülkenin sınırlarında ve iç güvenlik alanlarında bir arada mücadele ettiğini kaydetti.

Papi-Zade, ABD ve İsrail'in geçmişteki askeri faaliyetlerine değinerek, "12 günlük ve 40 günlük savaşlarda ABD, daha önceden tanımladığı hedefler doğrultusunda, müttefiki Siyonist rejimle birlikte, güneydeki Huzistan, Buşehr ve Hürmüzgan vilayetlerinden batıdaki Kirmanşah ve İlam vilayetlerine, kuzeybatıdaki Doğu ve Batı Azerbaycan vilayetlerinden Tahran, Simnan ve Meşhed gibi merkezi ve doğu bölgelerine kadar ülkenin büyük bölümünü bombalamıştı" dedi.

"Önce Hürmüz Boğazı, ardından kara harekatı hedefliyorlar"

Milletvekili Papi-Zade, ABD'nin mevcut askeri planlamasının aşamalı bir yapıya sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Savaşın bir sonraki aşamasında ABD'nin değerlendirmesi, İran İslam Cumhuriyeti'nin en önemli stratejik gücünü hedef almak ve İran'ın bu stratejik araç üzerindeki yönetimini elinden almaktır; bu araç da Hürmüz Boğazı'dır. Bu nedenle savaşı aşamalı olarak tanımladılar. İlk olarak, İran'ın boğaz üzerindeki yönetimini kırabilmek ümidiyle Huzistan'dan Sistan ve Belucistan'a kadar uzanan Fars Körfezi kıyı şeridini sürekli olarak bombalıyorlar."

Planın bir sonraki adımının karadan sızma veya doğrudan harekat olduğunu kaydeden Papi-Zade, "Bir sonraki tehlikeli planları ise kara saldırısıdır. Bunu ya kendi vekil güçleriyle, yani batı sınırımızda ve Irak'ın Erbil kentinde konuşlanmış olan IŞİD ve benzeri gruplar vasıtasıyla ya da doğrudan kendileri karaya ayak basarak gerçekleştirmek istiyorlar. Bugün güneyi vurdular, yarın batıyı, ardından da merkez bölgeleri hedef alacaklar. Mesele sadece belirli bir noktaya saldırmak değil" değerlendirmesinde bulundu.

Güney vilayetlerinde Besic ve gönüllü milis hareketliliği

İran'ın güney sınır bölgelerinde diğer vilayetlerinden gelen güçlerin konuşlandığını açıklayan Papi-Zade, sınır hattındaki askeri duruma ilişkin şu bilgileri verdi:

"Sınır bölgesi olan Huzistan vilayetlerinde bizzat bulunuyorum. İsfahan, Simnan ve Yezd gibi diğer vilayetlerinden gelen Besic unsurları ile gönüllü halk milislerinin Huzistan'da muharip tugaylar oluşturduğunu ve savunmaya destek verdiğini müşahede ediyorum. Aynı durum Buşehr'de de geçerli. Diğer vilayetlerinden gelen askeri güçler, Besic birlikleri ve gönüllü milisler şu anda Buşehr, Huzistan ve Hürmüzgan'da konuşlanmış durumda. İran'ın dört bir yanından gelen savunma güçleri güney vilayetlerinden canlarını ortaya koyarak mücadele ediyor."

Papi-Zade, sosyal medya üzerinden veya dış kaynaklı yayın organlarında halk arasında güney-kuzey ya da doğu-batı ayrımı yaratılmaya çalışıldığını, 90 milyonluk İran nüfusunun tamamının Huzistan, Sistan ve Belucistan, Hürmüzgan ve Buşehr'in sahibi olduğunu ifade etti.

"Komşu ülkelerdeki ABD üsleri vurulmalı"

Huzistan vilayetlerindeki altyapı hasarlarına da değinen Milletvekili, vilayetteki imkanların seferber edilmesiyle hasar gören bazı altyapı tesislerinin birkaç gün içinde hızla onarıldığını ve normale döndüğünü belirtti.

İran'ın askeri doktrininde köklü bir değişikliğe gidilmesi çağrısında bulunan Papi-Zade, düşmana kendi ölçeğinde karşılık vermenin caydırıcı olmadığını vurguladı. Papi-Zade, şöyle devam etti:

"Halkımız bizden harekete geçmemizi ve 'göze göz' politikasının da ötesinde, birkaç seviye daha üstten karşılık vermemizi bekliyor. Tansiyonu sadece düşmanla aynı seviyede tutmak caydırıcılık sağlamaz. İran İslam Cumhuriyeti, sahip olduğu askeri imkanların azami sınırıyla ezici, kesin ve şiddetli bir yanıt vermeli, askeri alandaki politikasını savunma aşamasından taarruz aşamasına geçirmelidir. Yapılan uyarılardan sonra artık süre dolmuştur. Ülkenin altyapısına yönelik en küçük bir yıkıcı eylemde, askeri unsurlarımız düşmanın tüm altyapısını doğrudan hedef almalı ve bu konuda hiçbir taviz verilmemelidir."

Bölgedeki ABD üslerine değinen Papi-Zade, komşu ülkelere de açık bir tehditte bulunarak şunları söyledi:

"Topraklarını ve hava sahasını ABD ile İsrail'in kullanımına açan ülkeler kesinlikle bu iki saldırganın askeri ortaklarıdır. Ülkemizde meydana gelen yıkımın bedelini onlar da ödemelidir. Yani, Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelere karşı en şiddetli askeri saldırılarla misilleme yapmalı, altyapılarını öyle bir hedef almalıyız ki ülkemize yönelik bu askeri saldırıya ortak olduklarına pişman olsunlar."

Papi-Zade, sosyal medyada savaş karşıtı paylaşımlar yapan veya yabancı ülkelerin askeri müdahalelerini destekleyen kişileri "vatan hainliği" ve "paralı askerlik" ile suçladı.

Ülkedeki bazı aktivistlerin ve ünlü isimlerin sessiz kalmasını eleştiren Papi-Zade, "Bu ülkenin imkanlarıyla bir yere gelmiş ünlülerin güvenlik konusunda sorumluluğu vardır.

Minab'da çocukların katledilmesine, Lar'da kadın ve çocukların öldürülmesine, Sistan ve Belucistan'da insanların hayatını kaybetmesine ve Huzistan'da verilen şehitlere karşı sessiz kalmaları haince bir tutumdur. İran halkı, özellikle de güney halkı bu sessizliği unutmayacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.



Makaleler

Güncel