Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, mevcut siyasi iktidarın izlediği politikaların ulusal birliği tehdit ettiğini ve ülkeyi iç çatışma riskleriyle karşı karşıya bıraktığını belirtti.
YDH - Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Lübnan iktidarının benimsediği yönetim anlayışının ve siyasi rotanın ulusal birliği doğrudan tehdit ettiğini belirterek ülkenin büyük iç risklerle karşı karşıya kaldığı uyarısında bulundu.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre Kabalan, ulusal ortaklığı ve egemenliği koruyacak bir ulusal diyalog sürecinin derhal başlatılmasını talep etti.
Lübnanlılara yönelik yazılı bir mesaj yayımlayan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, bölgenin köklü ve radikal dönüşümlerin sancısını çektiğini ifade etti.
Bu süreçte Lübnanlılar için ulusal birlikten, egemenlik gereklerini yerine getirmekten ve ülkenin siyasi ailesini güvence altına almaktan daha büyük bir fırsat bulunmadığını vurguladı.
"Amerika, Lübnan'ı yalnızca Tel Aviv'in gözünden görüyor"
Açıklamasında Cumhurbaşkanı Jozef Aun'u sert sözlerle eleştiren Kabalan, Cumhurbaşkanı'nın ulusal gerçekleri baltaladığını ve ülkeyi Washington'ın çıkarlarına teslim ettiğini belirtti.
Kabalan, "Cumhurbaşkanı Jozef Aun, bu ulusal gerçeği katlediyor ve Lübnan'ı, ulusal egemenlikle taban tabana zıt olan dış çıkarlar ile güvenlik ajandalarına göre devletin değerini yeniden belirleyen bir Amerikan pazarına sürüyor. Amerika, Lübnan'ı yalnızca Tel Aviv'in gözünden görüyor" ifadelerini kullandı.
Lübnan'ın anayasal ve toplumsal sözleşmeye dayalı kurucu niteliğinin vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Caferi Başmüftüsü, tam bir ortaklık, sözleşme bağlılığı ve dayanışma olmadan bu ülkede yaşanamayacağını kaydetti.
Kabalan, çözümün güneyi, Bekaa Vadisi'ni ve Beyrut'un güney dâhmesini (Dahye) dışlamaktan ya da koca bir mezhebi izole etmekten değil, ulusal buluşma masasının kurulmasından geçtiğini belirtti.
Siyasi iktidarın bu alanlardaki hatalarını "felaket" olarak niteleyen Kabalan, vatanların ancak kendi halklarına ait olabileceğini hatırlatarak ulusal ortaklığın, toplumsal sözleşmelerin, birliğin ve dayanışmanın muhafaza edilmesi çağrısını yineledi.
"Cumhurbaşkanı Aun sadece Baabda Sarayı'nın değil tüm Lübnan'ın başkanı olmalı"
Cumhurbaşkanı Aun'un devlet yönetimindeki yaklaşımını eleştirmeyi sürdüren Şeyh Kabalan, "Cumhurbaşkanı Aun'dan beklenen, sadece Baabda Sarayı'nın başkanı değil, tüm Lübnan'ın cumhurbaşkanı olmasıdır" dedi.
Konuşmasında Meclis Başkanı Nebih Berri'nin duruşuna da değinen Kabalan, Berri'nin en büyük önceliğinin Lübnan'ın birliğini, siyasi tercihlerini ve kader tayin edici meselelerdeki ortak duruşunu korumak olduğunu vurguladı.
Meclis Başkanı Berri'nin, Siyonistlerin şartlarıyla değil, tamamen Lübnan'ın şartlarıyla dolaylı müzakerelerin yürütülmesi konusunda ısrarcı olduğunu aktaran Kabalan, "Meclis Başkanı Nebih Berri'nin devre dışı bırakılması, Lübnan'ın ve onun kurucu ulusal sözleşmelerinin hiçe sayılması demektir. Ayn el-Tine (Meclis Başkanlığı makamı) hesaba katılmadan hiçbir çözüm üretilemez" değerlendirmesinde bulundu.
"Direniş ve ordu ulusal egemenliğin temel taşıdır"
Ulusal ortaklığın Lübnan'ın en büyük hazinesi, varlık ve beka gerekçesi olduğunu ifade eden Caferi Başmüftüsü, Washington ile kurulacak bağımlılık ilişkilerinin ülkeyi içeride yeni felaketlere sürükleyeceği konusunda uyardı.
Direniş hareketinin savunma stratejisindeki rolüne dikkat çeken Kabalan, şu ifadeleri kullandı:
"Ordu gibi direniş de ulusal egemenliğin temel taşıdır. Buradaki mesele, bir ulusal güvenlik ve stratejik savunma meselesidir. Bu gerçeklik karşısında direnişi yok saymak, Lübnan'ı Siyonistlerin pençesine terk etmek anlamına gelir."
Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan mesajının sonunda tüm Lübnanlıları ulusal birliklerini savunmaya çağırırken mevcut iktidarın ülkeyi arkasında hiçbir şey bırakmayacak bir fitne cehennemine doğru sürüklediği uyarısında bulundu.