Ben-Gvir'in de aralarında bulunduğu 3 bin 228 yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlerken, işgal güçleri Filistinli ibadet edenlere saldırdı.
YDH- Binlerce İsrailli yerleşimci, perşembe sabahı işgal güçlerinin sıkı koruması altında Mağribe Kapısı'ndan Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.
Baskınlar, aşırı sağcı "Tapınak" gruplarının sözde "Mabedin Yıkılışı" yıldönümü dolayısıyla Mescid-i Aksa'ya kitlesel baskın yapılması yönündeki çağrıları üzerine gerçekleştirildi.
İşgal altındaki Kudüs'teki İslam Vakıfları Dairesi, aralarında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Likud milletvekili Amit Halevi'nin de bulunduğu 3 bin 228 yerleşimcinin Mescid-i Aksa'ya girerek avlularında provokatif turlar düzenlediğini açıkladı.
İsrail işgal güçleri, aşırı sağcı "Tapınak" gruplarının baskınları yoğunlaştırma çağrılarıyla eş zamanlı olarak Filistinli Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişine ağır kısıtlamalar getirdi.
Kudüs Valiliği, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa kapılarında ve Eski Şehir çevresinde sıkı güvenlik önlemlerini sürdürdüğünü, ibadet eden Filistinlilerin camiye girişini engellediğini bildirdi.
Açıklamada, sabah namazını kılmak için yalnızca çok sınırlı sayıda kişinin Mescid-i Aksa'ya ulaşabildiği, işgal güçlerinin ise çok sayıda Filistinli ve ibadet edene saldırdığı belirtildi.
Valilik ayrıca, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa avlularında yoğun şekilde konuşlandığını aktardı.
Yerleşimcilerin baskın sırasında doğu bölümünde tefilin takarak Talmud ritüelleri gerçekleştirdiği, "epik secde" olarak adlandırılan ayinleri yaptığı, yüksek sesle ilahiler ve dualar okuduğu kaydedildi.
Kudüs Valiliği, aşırı sağcı "Tapınak" gruplarının gün içinde baskınlara katılan yerleşimci sayısını 5 bine çıkarmayı hedeflediğini belirtti.
Valilik daha önce yaptığı açıklamada, aşırı sağcı "Tapınak" örgütlerinin sözde "Mabedin Yıkılışı" yıldönümünü kullanarak Mescid-i Aksa'ya şimdiye kadarki en büyük kitlesel baskını düzenlemeyi planladıkları uyarısında bulunmuştu.
Açıklamada ayrıca, 144 dönümlük alanın tamamıyla Mescid-i Aksa'nın yalnızca Müslümanlara ait olduğu vurgulanarak, İsrail'in mabedin kimliğini, niteliğini ve tarihi-hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik tüm girişimlerinin hükümsüz olduğu ifade edildi.