İsrailli yazarlardan ABD'ye ‘Somaliland reçetesi’

img
İsrailli yazarlardan ABD'ye ‘Somaliland reçetesi’ YDH

İsrailli yazarlar, İsrail-Somaliland ortaklığının ABD'nin Kızıldeniz ve Afrika politikası için yeni bir model oluşturabileceğini, Washington'un bu stratejiye aktif destek vermesi gerektiği savunuyor.




YDH- Jerusalem Post'ta Haham Mordechai Yosef Ben Avraham ile Dr. Habtom Ghebrezghiabher imzasıyla yayımlanan analizde, İsrail'in uluslararası alanda tanınmayan Somaliland yönetimiyle geliştirdiği ilişkilerin yalnızca diplomatik bir açılım değil, “Kızıldeniz ve Babülmendep ekseninde yeni bir jeopolitik düzen kurma girişimi” olduğu savunuldu.

Analizde, Tel Aviv'in Somaliland'ı "egemen bir ortak" olarak tanımasının “ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Afrika sermayesini aynı stratejik çerçevede buluşturacak yeni bir güvenlik ve ekonomi mimarisinin” önünü açacağı öne sürüldü.

Yazarlar, İsrail ile Somaliland arasındaki diplomatik yakınlaşmanın Babülmendep Boğazı çevresindeki taktik iş birliğinin ötesine geçtiğini ileri sürerek, bunun uluslararası yardım sisteminin yerine "girişimci egemenlik" adını verdikleri yeni bir modelin başlangıcı olduğunu iddia etti.

Analize göre bu model, dış yardıma bağımlılık yerine ekonomik kendi kendine yeterlilik, teknoloji transferi ve güvenlik iş birliğini aynı çatı altında birleştirmeyi hedefliyor.

Yazarlar, Afrika Boynuzu'nun uzun yıllardır uluslararası yardım kuruluşları ve dış aktörlerin yönlendirdiği bağımlı bir yapı içinde tutulduğunu savunurken, İsrail'in Somaliland'ı "geçiş ülkesi" olarak tanımasının bu yaklaşımı değiştireceğini öne sürdü.

Analizde, Tel Aviv'in teknoloji, güvenlik ve ekonomik yatırımları tek bir stratejik bütünlük içinde Somaliland'a taşımasının 21. yüzyıla uygun yeni bir ittifak modeli oluşturacağı iddia edildi.

ABD kamuoyunu etkileme hedefi

Yazarlar, söz konusu ortaklığın yalnızca bölgesel değil, ABD iç siyaseti açısından da önemli sonuçlar doğuracağını savundu.

Analizde, İsrail'in Afrika'da teknoloji sağlayıcısı ve ekonomik ortak rolü üstlenmesinin Tel Aviv'e yönelik eleştirileri zayıflatacağı, İsrail'in uluslararası imajını savunma pozisyonundan çıkararak "kalkınma sağlayan aktör" konumuna taşıyacağı ileri sürüldü.

Bu çerçevede özellikle Afro-Amerikan sermayesi, teknoloji şirketleri ve tarihsel siyahi üniversitelerinin (HBCU) Somaliland'daki Berbera Özel Ekonomik Bölgesi'ne yönlendirilmesi önerildi.

Yazarlar, bunun uluslararası finans kuruluşlarını devre dışı bırakarak İsrail ile Afrika diasporası arasında doğrudan ekonomik bağ kurulmasını sağlayacağını savundu.

Kızıldeniz için yeni “güvenlik mimarisi”

Analizin önemli bölümünü ise güvenlik iş birliği oluşturdu.

Yazarlar, ekonomik bağımsızlığın ancak limanların, ticaret yollarının ve altyapının korunmasıyla mümkün olacağını ileri sürerek mevcut deniz güvenliği sistemlerinin Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun operasyonları ve bölgesel silahlı gruplar karşısında yetersiz kaldığını iddia etti.

Somaliland'ın Aden Körfezi'ne hakim coğrafi konumunun “İsrail'in gelişmiş güvenlik teknolojileri, istihbarat kapasitesi ve operasyonel deneyimiyle” birleştirilmesi halinde uluslararası ticaret için güçlü bir “güvenlik kuşağı” oluşturulabileceği öne sürüldü.

Analize göre Tel Avivi ile Hargeisa arasında geliştirilecek istihbarat paylaşımı, ortak gözetleme faaliyetleri ve güvenlik koordinasyonu, hem ticaret yollarını koruyacak hem de “bölgedeki tehditlere” karşı caydırıcılığı artıracak.

Yazarlar, bunun yalnızca Somaliland'ın fiili egemenliğini güçlendirmeyeceğini, aynı zamanda “Washington'un Kızıldeniz'de istikrar ve güvenlik hedeflerine de hizmet edeceğini” savundu.

Etiyopya ve BAE de denkleme dahil ediliyor

Analizde önerilen yapının zamanla “Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri” gibi bölgesel aktörleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği belirtildi.

Yazarlar, güvenlik, ticaret, teknoloji ve yatırımı aynı çatı altında toplayan bölgesel bir ağ oluşturulmasının Kızıldeniz çevresinde “daha kalıcı bir istikrar” sağlayacağını ileri sürdü.

İsrail teknolojisi merkezde

Analizde ekonomik dayanıklılığın güvenliğin ayrılmaz parçası olduğu savunularak İsrail'in yapay zekâ, siber güvenlik, hassas tarım, sulama ve deniz suyunu arıtma teknolojilerinin Somaliland'ın temel altyapısına entegre edilmesi çağrısı yapıldı.

Berbera Limanı ile Berbera Özel Ekonomik Bölgesi'nin bu teknolojilerle korunmasının Somaliland'ın dış yardıma bağımlılığını azaltacağı ve gıda güvenliğini güçlendireceği iddia edildi.

Yazarlar, bu planın hayata geçirilebilmesi için Tel Aviv, Washington ve Abu Dabi rejimlerinin sürece “aktif siyasi destek” vermesi gerektiğini belirtti.

Analizde son olarak, “BAE'nin lojistik altyapısı, İsrail'in teknoloji kapasitesi ve Afrika diasporasının sermayesinin” bir araya getirilmesiyle oluşturulacak üçlü yapının, dış baskıya dayalı modellerden daha başarılı olacağı öne sürülerek Kızıldeniz'de yeni bir diplomatik ve güvenlik düzeninin inşa edilmesi çağrısında bulunuldu.