İsrailli yerleşimciler Filistinlilerin evlerini kuşattı

img
İsrailli yerleşimciler Filistinlilerin evlerini kuşattı YDH

Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti tırmanırken, Kusra’da Filistinli aileler kuşatma altında tutuldu; İsrail askerleriyle yerleşimcilerin yan yana görüntülenmesi tartışma yarattı.




YDH- İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin Filistinli ailelerin evlerini kuşatması ve saldırılar düzenlemesi, İsrail’e güçlü desteğiyle bilinen ABD Büyükelçisi Mike Huckabee’nin dahi tepkisine yol açtı.

BM verileri ise yerleşimci saldırılarının 2026’da son “20 yılın en yüksek seviyesine” ulaşabileceğine işaret ediyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerine yönelik saldırıları ve kuşatmaları sürerken, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, nadir görülen bir açıklamayla saldırıyı “suç teşkil eden” bir eylem olarak nitelendirdi.

Financial Times’ın haberine göre olay, Batı Şeria’nın Nablus bölgesindeki Kusra köyünde iki Filistinli ailenin evinin pazar günü yerleşimciler tarafından kuşatılmasıyla başladı. Evlerden birinin Filistin asıllı Amerikalı bir aileye ait olduğu belirtildi.

Yerel yetkililere göre yerleşimciler günler boyunca evlerin çevresindeki baskıyı sürdürdü; mülklere zarar verdi, taş attı ve ailelerin evlerinden ayrılmasını engelledi.

Yerleşimci saldırıları rekor seviyede

Saldırı, İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletme politikası ve Filistinlileri topraklarından çıkarmaya yönelik yerleşimci saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2026 yılında şu ana kadar yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik 1.100’den fazla saldırısı kayda geçti.

Saldırıların ölüm, yaralanma veya mülklerin zarar görmesiyle sonuçlandığı belirtilirken, mevcut eğilimin yıl sonunda son yirmi yılı aşkın dönemin en yüksek seviyesine ulaşabileceği bildirildi.

İsrail’in Batı Şeria’daki işgal politikalarının yanı sıra yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti, uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin uzun süredir eleştirilerinin merkezinde bulunuyor.

Kusra’da ordu ve yerleşimciler yan yana

İsrail ordusu, Kusra’ya ek birlikler gönderdiğini ve Kusra ile komşu Calud çevresindeki iki yerleşimci karakolunu dağıttığını iddia etti. Ordunun açıklamasına göre, söz konusu karakollar “İsrail hukukuna” göre de yasa dışıydı ve bir İsrailli gözaltına alındı. İsrail ordusu ayrıca salı günü Filistinlilerin evlerine yönelik yerleşimci saldırılarını “yasa dışı, kınanması gereken ve kabul edilemez” olarak nitelendirdiğini açıkladı.

Ancak sahadaki gelişmeler, İsrail ordusunun yerleşimcilerle ilişkisine dair ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

Reuters’a göre, İsrail askerleri çarşamba günü Filistinli evlerinin önünde kamp kuran yerleşimcileri dağıtmaya çalışırken yerleşimcilerle çatıştı; ancak askerler daha sonra bölgeden çekildi ve yerleşimcileri tamamen uzaklaştıramadı.

Daha da dikkat çekici olanı, Kusra’daki olaylar sırasında İsrail askerlerinin yerleşimcilerle birlikte hareket ettiğini gösteren görüntülerin ortaya çıkması oldu.

Reuters’ın aktardığına göre görüntüler üzerine İsrail ordusu, yerleşimcilerle birlikte hareket ettiği görülen askerler hakkında disiplin işlemi başlatıldığını açıkladı. Filistinli aileler ise askerlerin müdahalesinin kendilerini korumaktan çok kuşatmanın yarattığı baskıyı sona erdirmekte yetersiz kaldığını belirtiyor.

İnsan hakları örgütleri, bu olayın Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti ile İsrail güvenlik güçleri arasındaki sınırın giderek belirsizleştiğine ilişkin uzun süredir dile getirilen eleştirileri yeniden gündeme taşıdığını vurguluyor.

Kusra’daki gelişmelerde de yerleşimcilerin saldırıları sürerken ordunun müdahalesinin gecikmesi ve bazı askerlerin yerleşimcilerle birlikte görüntülenmesi, İsrail devletinin yerleşimci şiddetine karşı tutumuna ilişkin tartışmaları derinleştirdi.

“Devlet destekli şiddetin sonucu”

Filistinlilere sağlık hizmeti sağlayan “Filistinlilere Tıbbi Yardım” (Medical Aid for Palestinians) adlı kuruluşun temsilcisi Ayşe Mansur, Kusra’daki saldırının Filistinlilerin günlük yaşamında devlet destekli şiddetin nasıl normalleştirildiğini gösterdiğini söyledi.

Mansur, bunun münferit yerleşimci saldırılarından ibaret olmadığını, İsrail devletinin desteği ve koruması altında gerçekleştiğini bildirdi.

İnsan hakları örgütleri ayrıca, İsrail’in işgalci güç olarak Filistinlilerin güvenliğini ve temel ihtiyaçlarını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtiyor.

Huckabee: “Haydutça davranışın mazereti yok”

İsrail’deki yerleşimleri uzun süredir destekleyen ve evanjelik Hristiyan kimliğiyle bilinen ABD Büyükelçisi Mike Huckabee ise saldırıya ilişkin dikkat çekici bir açıklama yaptı.

Huckabee, Filistinli aileyi korkutmak ve taciz etmek amacıyla gerçekleştirilen eylemleri sert biçimde eleştirerek, bu tür “haydutça davranışların” hiçbir mazereti olmadığını söyledi.

Bununla birlikte Huckabee, İsrail ordusunun ve ABD makamlarının Filistinli ev sahiplerini korumak için hiçbir şey yapmadığı yönündeki eleştirileri reddetti ve bu değerlendirmenin doğru olmadığını savundu.

Üç yılda 4 binden fazla Filistinli yerinden edildi

İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem’in verilerine göre, son üç yılda Batı Şeria’da 65 Filistinli topluluk, yerleşimcilerin veya İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle yerinden edildi.

Bu süreçte 4.300’den fazla Filistinlinin yaşadığı bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığı belirtiliyor.

B’Tselem, söz konusu yerinden edilmelerin İsrail’in 1967’de Batı Şeria’yı işgal etmesinden bu yana “görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını vurguluyor.

Batı Şeria “kırılma noktasında”

Yerleşimci saldırılarındaki artış, İsrail’in ekim ayında yapılması planlanan parlamento seçimlerine hazırlandığı bir dönemde yaşanıyor.

BM’nin Ortadoğu barış süreci özel koordinatör yardımcısı Ramiz Alakbarov, Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada Batı Şeria’nın “kırılma noktasında” olduğunu söyledi.

Alakbarov, mevcut tablonun ani bir gelişme olmadığını; onlarca yıllık çözümsüz çatışmanın, İsrail işgalinin derinleşmesinin ve Filistin Yönetimi’nin zayıflamasının bir sonucu olduğunu belirtti.

BM yetkilisine göre bu süreç, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini de giderek daha fazla zayıflatıyor.

Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin tırmanması, İsrail hükümetinin yerleşim politikasını sürdürmesi ve Filistinlilerin artan biçimde yerlerinden edilmesi, bölgedeki işgal ve ilhak tartışmalarını yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıyor.



Makaleler

Güncel