Lübnan’da çıkarılan genel af yasasının İsrail’e kaçanlara koşulsuz dönüş hakkı vermediği, özellikle İsrail vatandaşlığı taşıyanlar açısından yasal engellerin devam ettiği belirtiliyor.
YDH- Lübnan’da
çıkarılan genel af yasasına İsrail’e kaçanların da dahil edildiği yönündeki
tartışmalar büyürken, yasanın bu kişilere doğrudan ve koşulsuz bir dönüş hakkı
tanımadığı belirtiliyor.
Lübnan’daki el-Ahbar gazetesine göre, Maruni Hristiyanları
temsil eden, ülkenin en büyük ve köklü sağcı siyasi partilerinden Lübnan
Kuvvetleri Partisi milletvekillerinin açıklamaları, İsrail’e kaçanların ülkeye
dönüşünün artık yalnızca “zaman meselesi” olduğu izlenimini oluşturdu. Ancak
yasanın ayrıntıları, bu iddianın gerçeği tam olarak yansıtmadığını ortaya
koyuyor.
Genel af yasası, İsrail’e kaçanların durumunu doğrudan
düzenlemek yerine 2011 tarihli 194 sayılı yasaya atıfta bulunuyor. Söz konusu
yasa ise gerekli uygulama kararnameleri çıkarılmadığı için bugüne kadar
uygulanmadı.
İsrail’e kaçanlar iki
gruba ayrılıyor
Parlamentodaki ortak komisyonların önceki görüşmelerinde,
İsrail’e kaçanların meselesinin genel aftan ayrı tutulması konusunda uzlaşı
sağlanmıştı.
194 sayılı yasa, İsrail’e kaçanları iki ayrı gruba ayırıyor.
İlk grubu, İsrail’in 1978 ve 1982’deki Lübnan işgalleri
sırasında İsrail’le işbirliği yapan ve Güney Lübnan’da faaliyet gösteren İsrail
destekli milis yapı Güney Lübnan Ordusu’nda (SLA) görev yapan Lübnan
vatandaşları oluşturuyor. Bu kişilerin Lübnan’a dönmeleri halinde yürürlükteki
Lübnan yasalarına göre adil yargılanmaya tabi tutulmaları öngörülüyor.
Yasaya göre bu kişiler işgal altındaki topraklardan geçiş
noktasında yakalanarak Lübnan ordusuna teslim edilecek.
Bu gruptakiler genel aftan otomatik olarak yararlanamıyor.
Zira vatana ihanet, casusluk ve İsrail’le yasadışı ilişkiler gibi suçlar genel
af kapsamı dışında bırakılan suçlar arasında yer alıyor.
İkinci grupta ise askeri veya güvenlik yapılanmalarına
katılmamış diğer Lübnan vatandaşları bulunuyor. Bunlar arasında ilk gruptaki
kişilerin eşleri ve çocukları da yer alıyor.
194 sayılı yasa, bu kişilerin dönüşünü Bakanlar Kurulu
tarafından çıkarılacak uygulama mekanizmalarına bağlıyordu.
Bazı kaçaklar aftan yararlanabilecek
Avukat Melhem Halef’e göre yeni genel af yasası, ikinci
gruptaki kişilerin durumunda önemli bir değişiklik getirdi.
Halef, genel af yasasının ikinci maddesinin dördüncü
fıkrasında, normalde af kapsamı dışında bırakılan suçlara yönelik bir
“istisnanın istisnası” getirildiğini belirtti.
Böylece askeri veya güvenlik yapılanmalarına katılmamış bazı
İsrail’e kaçan Lübnanlıların genel aftan yararlanmasının önünün açıldığı ifade
ediliyor. Ancak bu durum, söz konusu kişilerin Lübnan’a otomatik olarak dönebileceği
anlamına gelmiyor.
Bunun temel nedeni ise İsrail’e kaçanların önemli bölümünün
İsrail vatandaşlığına sahip olması.
Milletvekili Paula Yakubian da bu kişilerin genel aftan
yararlanabilmesi için İsrail vatandaşlığından vazgeçmeleri gerektiğini
belirtti.
İsrail vatandaşlığının korunması halinde, genel af
yasasındaki söz konusu istisnanın uygulanamayacağı ve düzenlemenin fiilen işlevsiz
kalacağı ifade ediliyor.
Lübnan yasaları
İsrail vatandaşlığına engel oluşturuyor
Halef ve İsrail’i boykot konusunda faaliyet gösteren
avukatlardan oluşan bir grup, Lübnan’ın İsrail’i boykot yasasının ilgili
hükümlerine dikkat çekiyor.
Yasanın birinci maddesi, İsrail’de yaşayan veya İsrail’e
bağlı kişi ve kuruluşlarla herhangi bir anlaşma ya da işlem yapılmasını yasaklıyor.
Yasanın yedinci maddesi ise bu yasağı ihlal edenler için 3
ila 10 yıl arasında geçici ağır hapis cezası öngörüyor.
Lübnan Ceza Kanunu’nun 278. ve 285. maddelerinin de benzer
hükümler içerdiği belirtiliyor. Bu maddeler, düşmanla veya düşmana bağlı
unsurlarla gerekçesiz iletişim kurulmasını ve düşman vatandaşlarıyla ya da
düşman topraklarında yaşayan kişilerle anlaşma yapılmasını cezalandırıyor.
Bu nedenle İsrail vatandaşlığını koruyan kişilerin Lübnan’a
dönüşü konusunda genel af yasasının tek başına yeterli olmadığı vurgulanıyor.
Haberde, İsrail’e kaçanların genel af sonrasında Lübnan’a
dönebileceğini savunanların ya kendi kitlelerine gerçekçi olmayan bir beklenti
sunduğu ya da yasanın ayrıntılarını yeterince incelemediği değerlendirmesine
yer veriliyor.