ABD yönetimi, Küba hükümetini devirmek için askeri güç kullanmak yerine yaptırımları ve ekonomik baskıyı artırmaya yöneldi. Bloomberg'e konuşan kaynaklara göre Washington, Küba'daki iktidar yapısının Venezuela'dan çok İran'a benzediği sonucuna vardı.
YDH - ABD'nin Küba'ya yönelik stratejisi, Küba hükümetini devirmek için askeri güç kullanmak yerine yaptırımların ve ekonomik baskının artırılmasına giderek daha fazla odaklanıyor.
Bloomberg, konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington'ın bu yönde bir politika izlemeye karar verdiğini bildirdi.
Kaynaklara göre ABD, Amerikan güçlerinin ocak ayında Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırarak alıkoyduğu operasyona benzer bir askeri harekat veya özel kuvvetler operasyonu planlamak yerine Küba bütçesinin bütün gelir kaynaklarını kesmeye çalışıyor.
Strateji, hükümet içinde bölünme yaratmayı ve müzakereler için alan açmayı amaçlıyor. Küba'ya yönelik ticaret ablukası 1960'ların başından bu yana yürürlükte olsa da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun ekibi, Castro ailesi ile askeri yönetime giden mali akışları kesmek için daha fazlasının yapılabileceği sonucuna vardı.
Bloomberg'e konuşan kaynaklara göre bu yaklaşım, Washington'ın İran'a yönelik stratejisinde kısa süre önce yaptığı ve askeri güçten ekonomik baskıya ağırlık veren değişiklikle benzerlik taşıyor.
Kaynaklar, öngörülemezliğiyle tanınan Trump söz konusu olduğunda askeri güç kullanımının ihtimal dışı bırakılamayacağını, ancak bu seçeneğin şimdilik geri plana itildiğini belirtti.
ABD Başkanı'nın İran'ın ardından Küba'yı vurma fikri, Ortadoğu'daki savaşın uzaması nedeniyle giderek daha az gerçekçi hale geliyor.
Kaynaklara göre seçimler öncesinde Miami kıyılarına yakın bir ülkenin bombalanmasının sağlayacağı fayda da tartışmalı. Bu nedenle Trump, Küba'ya kara birlikleri göndermekten kaçınmak istiyor.
Küba'da Miguel Diaz-Canel'in iktidardan uzaklaştırılmasını güçleştiren unsurlardan biri de adada gerçek bir muhalefetin bulunmaması.
ABD, Venezuela'da Maduro'yu kaçırdıktan sonra yardımcısı Delcy Rodriguez'i geçici devlet başkanı olarak görevlendirerek hükümet üzerinde nüfuz elde etti.
Ancak Küba'daki durum daha karmaşık. Trump yönetimi, Devlet Başkanı Diaz-Canel'in Castro ailesinin kontrolünde olduğunu, iktidarın ise bu ailenin üyeleri ile ordu arasında dağıldığını düşünüyor.
The New York Times daha önce Trump yönetiminin Küba'da "Delcy Rodriguez gibi birini" bulmaya çalıştığını yazmıştı.
Gazeteye göre Amerikan istihbaratı, Küba hükümetinin Venezuela yönetiminden çok İran'daki iktidar yapısına benzediği sonucuna vardı.
The New York Times'ın edindiği bilgilere göre CIA de Küba hükümetine baskı uygulamak amacıyla gizli bir operasyon grubu kurdu.
Grubun görevleri arasında Küba hükümetinin ABD'nin istediği ekonomik, siyasi ve kadro değişikliklerini yapması için baskı uygulanması bulunuyor.
Politico da konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde ABD'nin Küba'daki istihbarat kaynaklarını artırmaya başladığını bildirdi. Habere göre bu çaba, adaya Amerikan casusları ve ajanlarının gönderilmesini de kapsıyor.
Trump ilkbaharda birçok kez İran'ın ardından Küba'yla ilgileneceğini söylemişti. ABD Başkanı, adanın ABD'nin kontrolüne geçmesini "zaman meselesi" olarak nitelendirmişti.