Son Dakika
kitap

Suudiler, ders kitaplarından 'Müslümanlar Kudüs'ü terketmeyecekler' ifadesini çıkardı

18 Ağustos 2026 Bu sayfayı yazdır 205 okunma
Suudiler, ders kitaplarından 'Müslümanlar Kudüs'ü terketmeyecekler' ifadesini çıkardı
Suudiler, ders kitaplarından 'Müslümanlar Kudüs'ü terketmeyecekler' ifadesini çıkardı YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

İsrail bağlantılı Impact-se, Suudi Arabistan’ın ders kitaplarından İslam ve Filistin vurgularını çıkarmasını överken, müfredatta İsrail’in açıkça tanınması için yürüttüğü baskıyı daha da artırdı.

YDH ― İsrailli araştırma grubu Impact-se, Suudi Arabistan müfredatına dair incelemesini temmuz ayının sonlarında yayımladı.

İsrail devletiyle ve Siyonist kuruluşlarla organik bağları olan isimlerin kurduğu Impact-se, Ortadoğu'daki ders kitaplarının değiştirilmesi için yoğun kampanyalar yürütüyor ve bölge tarihinin İsrail'in resmi anlatısına hizmet edecek şekilde yeniden yazılmasını savunuyor.

Filistin ve Arap ülkelerinin ders kitaplarında İsrail'in varlığının açıkça tanınmasını talep eden bu kuruluşun ya da kurucularının, aynı nezaketi gösterip Filistin Devleti'ni tanımaya yanaştıklarına dair ise en ufak bir emare bulunmuyor.

İsrail merkezli kuruluş, İslam, Filistin ve İsrail eksenindeki eğitim politikasını yeniden şekillendiren Suudi Arabistan’ı, okul kitaplarından “Müslümanlar Kudüs’ten asla vazgeçmeyecek” cümlesini çıkardığı için takdir etti.

Raporda bu cümlenin, Müslümanların Kudüs üzerindeki hakimiyetinin veya varlığının tehdit altında olduğu imasını taşıdığı savunuldu.

Dahası, bu ifadenin “Kudüs'ü, Müslümanlar ile başta İsrail olmak üzere diğer gruplar arasında bitmek bilmeyen bir çatışma alanı gibi gösterdiği” öne sürüldü.

Middle East Eye’a göre, bu eleştirinin gündeme geldiği zamanlama da oldukça manidar: Zira tam da bu dönemde İsrailli siyasiler, İslam'ın en kutsal üçüncü mekânı Mescid-i Aksa'nın yıkılıp yerine bir Yahudi tapınağı inşa edilmesi yönünde ardı ardına çağrılar yapıyor.

Nitekim pazartesi günü İsrailli yetkililer, yerleşimcilerin işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan Mescid-i Aksa'da ilk kez Yahudi duaları etmesine resmen izin verdi.

Bu kışkırtıcı adım, “kutsal mekânın on yıllardır korunan statükosunu açıkça çiğneyip yerle bir eden bir eylem” olarak tarihe geçti.

Öte yandan, hükümetin desteğini arkasına alan İsrailli yerleşimciler, Kudüs'ün demografik yapısını değiştirmek amacıyla Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri inşa etmeye hız kesmeden devam ediyor.

Raporda ayrıca, Impact-se'nin kendi tabiriyle “antisemitizmin tüm örneklerinin” müfredattan tamamen temizlendiği de vurgulandı.

Araştırma grubu, Kur'an-ı Kerim'den bazı ayetlerin ve Hz. Muhammed'in (s.a.v) sözleri ile öğretilerini içeren hadislerin müfredattan çıkarılmasını “olumlu bir adım” diyerek memnuniyetle karşıladı.

Özellikle, Hz. Muhammed'in (s.a.v) ilerleyen süreçte İslam'ı seçecek olan hasta bir Yahudi çocuğunu ziyaret ettiğini anlatan o meşhur hadisin Suudi ders kitaplarından çıkarılması epey dikkat çekiciydi.

Impact-se bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu kıssanın 2025 baskılarından çıkarılması, dini azınlıkların kabullenilmesi adına atılmış önemli bir gelişme. Zira artık öğrencilere, İslam'a inanmamanın ebedi bir azap getireceği öğretilmiyor. Terminolojideki bu yumuşama İsrail'e duyulan husumeti hafifletse de, 'İsrail İşgali' teriminin kullanımı, İsrail'i tanımama tutumunun hâlâ sürdüğünü gösteriyor.”

Kuruluş, inançsızlık ve günah konularına değinen Kur'an-ı Kerim ayetlerinin kırpılmasını da övgüyle karşıladı.

Ancak, benzer öğretiler diğer büyük dinlerde de var olmasına rağmen, Suudi okullarının Müslüman öğrencilere hâlâ “İslam'ın insanlığın fıtri (doğal) dini olduğu” fikrini aşılamasını eleştirmekten geri durmadı.

Raporun mercek altına aldığı bir diğer nokta ise haritalar ve terminolojiydi.

Impact-se, geçmişteki birçok haritada “İsrail'in esamesinin okunmadığını” ve tüm bölgenin “Filistin” olarak adlandırıldığını hatırlattı.

Yeni yayımlanan 2024-25 ders kitaplarında ise Suudi yetkililerin haritalardaki “Filistin” ibaresini sildiği belirtildi.

Kuruluş bu durumu, “Her ne kadar haritalarda hâlâ İsrail adı yer almasa da yapılan bu düzeltmeyle tüm bölgenin açıkça Filistin olarak tanımlanması uygulamasından vazgeçilmiştir,” sözleriyle yorumladı.

Bir tarih ders kitabında “Siyonist Düşman” tabirinin yerine “İsrail İşgali” ifadesinin getirilmesi de gözden kaçmadı; ne var ki Impact-se bu değişikliği yeterli bulmadı.

Kuruluş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Terminolojideki bu değişim İsrail'e duyulan düşmanlığı azaltsa da, 'İsrail İşgali' terimi, yalnızca belirli bölgeleri değil İsrail'i bir bütün olarak hedef alır gibi göründüğü için İsrail'i yok sayma tutumunun sürdüğüne işaret ediyor.”

İsrail cephesinden gelen bu şikayetin, bizzat İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletini kesin bir dille reddettiği bir konjonktürde dile getirilmesi ise dikkat çekici.

Nitekim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, daha kasım ayında yaptığı bir açıklamada, “Bir Filistin devleti olmayacak. Durum çok basit: Böyle bir devlet kurulmayacak,” diyerek kestirip atmıştı.

Öte yandan Impact-se, Suudi ders kitaplarının Siyonistleri “kurnaz ve sinsi” sıfatlarıyla anmasına da tepki gösterdi.

Kitapların birinde, ileride İsrail'in ilk cumhurbaşkanı koltuğuna oturacak olan Siyonist lider Chaim Weizmann'ın, Suudi Arabistan'ın kurucusu Kral Abdülaziz'e rüşvet vermeye çalıştığı bir hadise anlatılıyor.

İddiaya göre bu rüşvet girişimi, Kral'ın “Filistin davasından vazgeçmesi” ve “Siyonist hedeflerin önünde bir engel olmaktan çıkması” amacıyla yapılmıştı.

Aynı metinde, Weizmann'ın bu “suç boyutundaki cüretini” alçakça bulan İbn Suud'un (Kral Abdülaziz) olaya gösterdiği sert tepkiye de yer veriliyor.

Impact-se ise bu hikâyenin “Siyonistleri birer komplocu gibi resmettiğini ve hareketin tamamına karşı olumsuz bir önyargıyı beslediğini” iddia etti.

Ne var ki tarihi belgeler, bu hadisenin temel hatlarıyla yaşandığını doğruluyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde yer alan 6 Şubat 1940 tarihli bir muhtırada, Weizmann'ın “Yahudilerin masaya koyabileceği tek şeyin para olduğu” yönündeki sözleri açıkça kayıt altına alınmış durumda.

Söz konusu muhtırada Weizmann, Filistinlilerin Maveraünürdün ve Irak'a “kendi rızalarıyla nakledilmesini” öngören bir plana destek vermesi şartıyla, İbn Suud'a üç ila dört milyon İngiliz sterlini ödemeye hazır olduğunu bizzat dile getiriyor.

Weizmann’ın on yıllar önceki bu söylemi, bugün Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'yı Filistinlilerden tamamen arındırmayı hedefleyen mevcut İsrailli bakanların diline pelesenk olan “gönüllü göç” fikriyle birebir örtüşüyor.

Washington yönetimi de Impact-se’ye diplomatik baskı gücüyle omuz veriyor.

Bu baskıların ön saflarında ise, antisemitizmi izlemek ve bununla mücadele etmekle görevlendirilen İsrail asıllı ABD Özel Elçisi Büyükelçi Haham Yehuda Kaploun bulunuyor.

Raporun kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Impact-se, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:

“Ders kitaplarındaki sorunlu temaları ortadan kaldırma çabaları da dâhil olmak üzere, Suudi Arabistan’ın okul müfredatını iyileştirme yolunda sergilediği kararlı tutumu takdir ediyoruz.”

İlgili Haberler