Son Dakika
İnşa

Financial Times: Tahran savaşı Avrupa’ya taşımayı değerlendiriyor

19 Ağustos 2026 Bu sayfayı yazdır

Financial Times’a konuşan Tahran’a yakın kaynaklar, ABD’nin savaşı tırmandırması hâlinde İran’ın Avrupa’daki ABD askerî hedeflerini, Kıbrıs’ı ve kritik altyapıları vurmayı değerlendirdiğini öne sürdü.

Financial Times: Tahran savaşı Avrupa’ya taşımayı değerlendiriyor
Financial Times: Tahran savaşı Avrupa’ya taşımayı değerlendiriyor YDH
Yazı boyutu
100%
6 dk okuma

YDH ― Financial Times’ın Tahran yönetimine yakın kaynaklara dayandırdığını iddia ettiği haberine göre, Tahran, çatışmanın boyutunu genişletme seçeneklerini masaya yatırırken yeni bir hamleyi gündemine aldı: ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı tırmandırması hâlinde, Avrupa’daki ABD askerî hedefleri vurulabilir.

Tahran yönetimi içinden iki yetkili Financial Times’a (FT) verdikleri demeçte, İran kuvvetlerinin güneydoğu Avrupa’daki ABD varlıklarını hedef almayı değerlendirdiğini belirtti.

Buna örnek olarak, geçtiğimiz ay ABD yakıt ikmal uçaklarının Bezmer Hava Üssü'nü kullanmasına onay veren Bulgaristan gösteriliyor.

Ekran Resmi 2026-08-19 23.39.01

Yetkililerden biri, olası bir yeni ABD saldırısına verilecek misillemeler bağlamında Kıbrıs'ın da potansiyel hedefler arasında yer aldığını sözlerine ekledi; nitekim mart ayında adadaki bir İngiliz hava üssü insansız hava aracıyla (İHA) hedef alınmıştı.

Kaynaklar ayrıca, gerilimin tırmanması durumunda İran kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı'ndaki denizaltı fiber optik kablolarına saldırma ihtimalini de gözden geçirdiğini ifade ediyor.

Tüm bu tehditler, Tahran’da hâkim olan o uzlaşmaz havayı net bir biçimde yansıtıyor. 

Ekran Resmi 2026-08-19 23.40.44

Öyle ki yönetim içindeki pek çok kişi, savaşın yeniden başlamasını artık bir ihtimal değil, an meselesi olarak görüyor.

Boğaz'ın yeniden açılmasına yönelik müzakereler durma noktasına gelirken, İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei geçen hafta en üst düzey güvenlik ve askerî mevkilere muhafazakâr isimleri atadı.

Trump ise salı günü yaptığı açıklamada, Tahran ile “devam eden veya planlanan herhangi bir görüşme ya da diyalog olmadığını” açıkça dile getirdi.

Devrim Muhafızları ve diğer askerî komutanlar uyarılarda bulunarak, yeni bir topyekûn savaş durumunda Tahran'ın strateji değiştireceğini vurguladı.

Buna göre İran, Ortadoğu'daki ABD askerî varlıklarına, enerji tesislerine ve altyapılarına saldırmakla kalmayıp çok daha uzak hedeflere yönelecek.

Devrim Muhafızları daha geçen ay, Amerikan ordusunun İngiliz askerî üslerini kullanması üzerinden İngiltere'yi tehdit etmiş ve "İran topraklarına saldırı başlatmak için kullanılan her üssün meşru hedef sayılacağını" ilan etmişti.

haber-43697-instagram-yan

Londra merkezli düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI) araştırmacılarından Sidharth Kaushal, İran füzelerinin Avrupa ve diğer bölgelerdeki hedeflere yönelik oluşturduğu tehdidi "gerçek ancak sınırlı" olarak nitelendiriyor.

Kaushal'a göre İran, güney ve güneydoğu Avrupa'daki ABD varlıklarına karşı Şahab serisi gibi orta menzilli balistik füzelerini konuşlandırabilir; ancak bu füzeler uzun menzillerde yıkıcı hasar vermekte oldukça zorlanacaktır.

İçeriden sızan bilgilere göre, İran'ın vereceği karşılık tamamen Washington'ın hamlelerine bağlı olacak.

Kaynaklardan biri, Trump'ın İran altyapısına saldırma yönündeki önceki tehditlerini eyleme dökmesi hâlinde rejimin çatışmayı çok daha geniş bir alana yayacak bir plan hazırlığında olduğunu aktardı. Hatırlanacağı üzere ABD başkanı geçen ay, İslam Cumhuriyeti'nin boğazdaki bir gemiyi her hedef alışında Washington'ın da buna bir İran köprüsünü veya enerji santralini yok ederek karşılık vereceğini söylemişti.

İkinci kaynak ise olası bir ABD saldırganlığı karşısında İran'ın vereceği yanıta “hiçbir sınır” koymayacağının altını çizdi.

Aynı yetkili durumu şu sözlerle özetledi:

“ABD çizgiyi aşarsa İran ne pahasına olursa olsun kendini savunacak, bölgenin ötesine geçerek Avrupa'yı da vuracaktır.”

Aslına bakılırsa İran, uzak hedefleri vurma konusundaki istekliliğini çoktan kanıtladı.

Şubat ayında ABD ve İsrail'in savaşı başlatmasını izleyen haftalarda Washington yönetimi, Tahran'ı yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki Hint Okyanusu'nda bulunan ortak ABD-İngiltere askerî üssü Diego Garcia'ya çok sayıda füze fırlatmakla suçlamıştı.

Ancak bildirilenlere göre, bu füzelerin hiçbiri hedefine ulaşamadı.

Mart ayında Türkiye, NATO hava savunma sistemlerinin İran'dan fırlatılan bazı balistik füzeleri engellediğini duyurdu.

Aynı ay içinde İngiltere'nin Kıbrıs'ın Ağrotur (Akrotiri) bölgesindeki hava üssü de bir İHA ile vuruldu.

O dönem Batılı yetkililer, saldırıda kullanılan aracın bizzat Tahran tarafından değil, bölgedeki vekil güçler tarafından ateşlenen bir İran İHA'sı olduğundan şüphelendiklerini kaydetmişti.

Kaynaklar, İslam Cumhuriyeti'nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en isabetli uzun menzilli saldırının geçen ay Ürdün'deki ABD üssüne düzenlenen ve üç Amerikalı askerin ölümüyle sonuçlanan eylem olduğunu belirtiyor.

haber-43711-instagram-yan

Bu saldırı, İran'ın uzak mesafelerdeki hedefleri vurma kapasitesini de gözler önüne serdi. İlk kaynak bu durumu, "Bu aynı zamanda Avrupa'ya verilmiş bir mesajdı: Hedef menzilimizde olduklarını, dolayısıyla bu savaşta nerede durmaları gerektiğini bilmeliler," şeklinde değerlendirdi ve ekledi:

“Altyapımızın vurulması gibi ölümcül bir hata, savaşın bölge sınırlarını aşıp Avrupa'ya sıçramasına yol açabilir.”

ABD ile İran arasında haziran ayında imzalanan mutabakat zaptı; Tahran'ın boğazdaki gemilere saldırması ve tarafların birbirini geçici anlaşmayı ihlal etmekle suçlamasının ardından geçen ay fiilen çöktü.

Bu kırılma, karşılıklı misilleme saldırılarına ve ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasını yeniden devreye sokmasına zemin hazırladı.

Su yolunun yeniden açılması ve savaşı sona erdirecek daha kapsamlı bir anlaşma için müzakereleri başlatmaya yönelik haftalar süren diplomatik çabalar ise sonuçsuz kaldı.

Yaşanan bu çıkmaz, Trump cephesinde giderek büyüyen bir hüsran yarattı.

RUSI'den Kaushal, bu tabloda daha ağır hizmet tipi füzelerin de sahaya sürülebileceğini belirtiyor.

Ancak bu füzelerin yeterince uzağa gidebilmesi için daha hafif savaş başlıkları taşımaları gerekecek, bu da verilecek hasarın asgari düzeyde kalması anlamına geliyor.

Kaushal'a göre “İran için asıl verimli strateji; Irak'taki Şii milisler, Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler gibi militan grupları barındıran vekil güçler aracılığıyla hareket etmek” olacak.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden (IISS) Douglas Barrie ise konuya şu sözlerle yaklaşıyor:

“Bu yıl Diego Garcia'ya yönelik giriştikleri o saldırılar, ellerinde 2 bin kilometreden daha uzun menzilli silahlar bulunduğunun açık bir göstergesidir.”

Barrie, denklemin belirsiz kısımlarını ise şöyle açıklıyor:

“Ellerinde bu silahlardan gerçekte kaç tane bulunduğu apayrı bir konu. Gövde gösterisi yapmak uğruna bunlardan birkaç tanesini bile feda etmeye istekli olup olmayacakları ise hâlâ belirsizliğini koruyor.”

Barrie, sözlerini şu kritik soruyla noktalıyor:

“Buradaki asıl risk, füzelerin hedefe ulaşamaması veya vurularak düşürülmesidir; hâl böyleyken bundan ne gibi bir fayda sağlayabilirler? Menzil uzadıkça, gerçek anlamda isabet kaydetmek de bir o kadar zorlaşır.”

Ekran Resmi 2026-08-19 23.47.30

Öte yandan, Tahran yönetimi içindeki bazı kesimler Tahran'ın elini fazla cüretkâr oynadığından endişe duyuyor.

Sistem içerisindeki pek çok muhafazakâr isme göre ise, herhangi bir anlaşmaya uyma konusunda ABD'ye kesinlikle güvenilemez.

Bu isimler, olası bir nihai mutabakatta Washington'ın yükümlülüklerini yerine getirmesini garanti altına almak için İran'ın Amerika'ya çok daha ağır bir bedel ödetmesi gerektiğine inanıyor.

Devrim Lideri’nin geçen hafta ülkenin en üst düzey güvenlik yetkilisi olarak atadığı eski Devrim Muhafızları komutanlarından Muhsin Rızai de tam olarak bu görüşü savunanlar arasında.

İranlı analistler bu stratejik atamayı, kalıcı bir anlaşma ihtimalinin giderek zayıflamasıyla birlikte ülkenin başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf gibi daha ılımlı figürlerin şimdilik geri plana itildiğinin bir işareti olarak yorumluyor.

İkinci kaynak, İran'ın bu hamleyle "Galibaf ile masaya oturmazsanız, Rızai ile uğraşmak zorunda kalırsınız" şeklinde son derece net bir rest çektiğini belirtiyor ve ekliyor:

“Buradaki asıl mesaj şu: 'Beni çıldırtma, çünkü ben senden daha çılgınım.”

İlgili Haberler