Son Dakika
İnşa

Bakü, Suriye'de Ankara-Tel Aviv gerilimini düşürmek için devrede

25 Ağustos 2026 16:43 Bu sayfayı yazdır

Suriye'de İsrail'in askeri saldırıları ve Türkiye'nin artan varlığı nedeniyle tırmanan gerilimde Bakü devreye girerken, ABD de taraflar arasında yeni bir çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışıyor.

Bakü, Suriye'de Ankara-Tel Aviv gerilimini düşürmek için devrede
Bakü, Suriye'de Ankara-Tel Aviv gerilimini düşürmek için devrede YDH
Yazı boyutu
100%
6 dk okuma

YDH- Azerbaycan, Suriye sahasında giderek daha fazla karşı karşıya gelen Türkiye ile İsrail arasındaki askeri gerilimin doğrudan çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla diplomatik girişimlerini yeniden yoğunlaştırıyor.

İsrail merkezli The Media Line ve Ynet kaynaklı haberlere göre Bakü, daha önce Türkiye ve İsrail arasında oluşturulmasına öncülük ettiği çatışmasızlık mekanizmasını yeniden işletmeye çalışıyor.

Girişim, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırının ardından Türkiye ile İsrail arasında gerilimin hızla tırmandığı bir dönemde geliyor. Saldırı, yalnızca Şam ile Tel Aviv arasındaki gerilimi değil, Türkiye ile İsrail arasındaki doğrudan askeri karşılaşma ihtimalini de gündeme getirdi.

Reuters, ABD'nin de bu gelişmelerin ardından Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha kurumsal bir çatışmasızlık mekanizması oluşturmak için çalıştığını bildirdi.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, mevcut bilgi paylaşımının yeterli olmadığını ve yanlış hesaplamaların doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşmesini engelleyecek daha sağlam bir iletişim kanalına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Bakü daha önce de Ankara ile Tel Aviv'i aynı masaya getirmişti

Azerbaycan'ın girişimi ilk kez gündeme gelmiyor. Times of Israel, Nisan 2025'te Türkiye ve İsrail heyetlerinin Bakü'de Suriye'deki askeri faaliyetlerin birbirleriyle çatışmasını önlemek amacıyla teknik görüşmeler gerçekleştirdiğini aktarmıştı. İsrail Başbakanlık Ofisi de görüşmeleri doğrulamıştı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Danışmanı Hikmet Hacıyev ise Haziran 2025'te yaptığı açıklamada, Bakü'de Türkiye ve İsrail arasında üçten fazla görüşme gerçekleştirildiğini doğrulamıştı. Hacıyev, Azerbaycan'ın taraflar arasında bir anlaşmaya varılması için diplomatik çaba yürüttüğünü ve hem Ankara'nın hem Tel Aviv'in Bakü'ye güvendiğini söylemişti.

Bu görüşmelerin temel amacı, iki ülkenin Suriye'deki askeri faaliyetleri sırasında yanlış hesaplama, hava sahası ihlali veya istenmeyen askeri karşılaşmaların önüne geçmekti. Dolayısıyla Bakü'nün rolü, Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi anlaşmazlıkları çözmekten çok, bu rekabetin sıcak bir çatışmaya dönüşmesini engellemeye yönelik teknik ve diplomatik bir kanal oluşturmak şeklinde gelişti.

Jerusalem Post da 2025'teki görüşmelerin Suriye'de iki ülkenin operasyonları arasında çatışmayı önleyecek bir mekanizma oluşturulmasına yönelik olduğunu bildirmişti.

Suriye, Ankara ile Tel Aviv arasındaki rekabetin yeni sahası

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin merkezinde Suriye'de ortaya çıkan yeni güç dengesi bulunuyor.

Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Ankara, HTŞ rejimiyle yakın ilişkiler geliştirirken, ordunun yeniden yapılandırılması ve ülkenin güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesine destek veriyor.

İsrail ise Suriye'deki askeri gelişmeleri kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendiriyor ve özellikle Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının genişlemesine karşı çıkıyor.

Bu gerilim, Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırısıyla yeni bir aşamaya taşındı. İsrail, Türkiye'nin söz konusu tesiste askeri varlık oluşturmaya hazırlandığını öne sürerken, HTŞ rejimi Dışişleri Bakanı Esad Şeybani bu iddiayı reddetti ve üssün Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere yenilendiğini açıkladı.

Jerusalem Post, saldırının ardından Türkiye ile İsrail arasında Suriye'nin geleceği konusunda giderek daha tehlikeli bir rekabet oluştuğuna dikkat çekti.

Türkiye ise İsrail'in gerekçelerini reddederek saldırıyı kınadı. Reuters, Ankara'nın İsrail'in Türkiye'nin Suriye'deki askeri konumuna ilişkin iddialarını “temelsiz” olarak nitelendirdiğini aktardı.

İsrail saldırısı doğrudan çatışma riskini gösterdi

Ebu Zuhur saldırısının en dikkat çekici boyutlarından biri, Türkiye'nin saldırıdan önceden haberdar edilmemiş olmasıydı.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in saldırı öncesinde Washington'ı da bilgilendirmediğini iddia etti. Associated Press, Barrack'ın saldırının Türkiye ile İsrail arasında ciddi sonuçları olabilecek bir yanlış hesaplamaya yol açabileceği uyarısında bulunduğunu aktardı.

Barrack'ın açıklamalarına göre Washington, tam da bu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha kapsamlı bir çatışmasızlık mekanizması oluşturulması için çalışıyor.

Reuters'ın aktardığına göre amaç, taraflar arasındaki askeri hareketlilik konusunda doğrudan iletişim kurulmasını sağlayarak benzer olayların kontrolden çıkmasını önlemek.

Ancak burada dikkat çekici bir çelişki bulunuyor: Washington bir yandan taraflar arasında çatışmayı önleyecek mekanizma kurmaya çalışırken, İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri operasyonları devam ediyor. Bu durum, yalnızca iletişim eksikliğinin değil, Suriye'nin egemenliği ve bölgedeki askeri varlıklar konusunda temel bir çıkar çatışmasının bulunduğunu gösteriyor.

Bakü'nün avantajı: Hem Ankara hem Tel Aviv'le ilişkiler

Azerbaycan'ın arabuluculuk için öne çıkmasının temel nedeni, Türkiye ve İsrail'le aynı anda yakın ilişkiler sürdürebilmesi.

Bakü ile Ankara arasındaki siyasi ve askeri bağlar son derece güçlü. İsrail'le ise Azerbaycan enerji, savunma ve güvenlik alanlarında uzun yıllara dayanan ilişkiler yürütüyor.

Bu nedenle Azerbaycan, Türkiye ve İsrail tarafından doğrudan hasım olarak görülmeyen bir aktör konumunda.

Times of Israel, Bakü'nün bu iki ülkeyle olan ilişkilerini kullanarak Suriye'deki gerilimi düşürmeye çalıştığını ve Azerbaycan'ın kendisini bölgesel aktörler arasında bir “köprü” olarak konumlandırdığını aktarmıştı.

Azerbaycan'ın Suriye'yle ilişkileri de son dönemde gelişiyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile HTŞ rejimi lideri Colani arasında 2025'te gerçekleşen temaslarda enerji ve yeniden yapılanma konuları ele alınmış, Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye'ye ulaştırılması konusunda işbirliği gündeme gelmişti.

Associated Press, Bakü'nün Suriye'nin enerji altyapısının yeniden inşasında rol üstlenme isteğine de dikkat çekmişti.

Dolayısıyla Suriye'deki istikrarsızlığın derinleşmesi veya Türkiye ile İsrail'in doğrudan karşı karşıya gelmesi, Bakü'nün bölgesel ve ekonomik hesaplarını da olumsuz etkileyebilir.

Azerbaycan'ın arabuluculuğu neyi hedefliyor?

Bu tablo, Azerbaycan'ın girişiminin yalnızca diplomatik bir arabuluculuk çabası olmadığını, aynı zamanda Suriye sahasında giderek büyüyen askeri rekabetin kontrolden çıkmasını önlemeye yönelik bir kriz yönetimi arayışı olduğunu gösteriyor.

Bakü'nün Ankara ve Tel Aviv'le aynı anda ilişkilerini sürdürebilmesi, onu tarafların doğrudan karşı karşıya gelmesini önlemeye yönelik temaslar açısından öne çıkarıyor.

Jerusalem Post'un 25 Ağustos tarihli haberine göre Azerbaycan, daha önce oluşturulan operasyonel koordinasyon mekanizmasının yeniden işletilmesi için girişimlerini sürdürüyor.

ABD de benzer bir hatta ilerliyor. Washington'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in 18 Ağustos'ta Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırının ardından Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha kapsamlı bir çatışmasızlık mekanizmasına ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Barrack'a göre mevcut bilgi paylaşımı yeterli değil ve yanlış hesaplamaların askeri çatışmaya dönüşmesini önleyecek daha güçlü bir iletişim altyapısı gerekiyor.

Saldırının ardından Ankara'nın İsrail'in Suriye'deki askeri faaliyetlerine yönelik tepkisi sertleşirken, Şam yönetimi de Ebu Zuhur'da Türkiye'ye ait bir askeri üs kurulacağı yönündeki İsrail iddialarını reddetti.

HTŞ rejimi Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, üssün Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere yenilendiğini, Türk askeri personelinin ise eğitim ve askeri işbirliği kapsamında bölgeyi ziyaret ettiğini söyledi.

Dolayısıyla mevcut gerilim, yalnızca Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetten ibaret değil. Suriye'nin yeniden yapılandırılması, ülkedeki yabancı askeri varlıklar ve HTŞ rejiminin güvenlik tercihleri konusunda farklı hesapların kesiştiği bir alan oluşmuş durumda.

Bakü'nün devreye girmesi ve Washington'ın paralel girişimi, taraflar arasında doğrudan çatışma riskinin kaygı yarattığını gösterse de Suriye sahasındaki askeri hareketliliğin artması riski ortadan kaldırmıyor. Özellikle hava operasyonları ve askeri üsler konusunda yaşanabilecek yeni bir yanlış hesaplama, Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilimi çok daha tehlikeli bir aşamaya taşıyabilir.

Bu nedenle Azerbaycan'ın girişimi, Türkiye ile İsrail arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmekten çok, Suriye'nin Ankara-Tel Aviv çatışmasının yeni bir cephesine dönüşmesini engellemeye yönelik bir “çatışmayı önleme” diplomasisi olarak öne çıkıyor.

İlgili Haberler