NYT: Trump’a “boyun eğme” dönemi sona eriyor
Kanada’nın Trump’ın ticaret baskısına direnmesi, ABD Başkanı’nın tehditlerle karşı tarafı geri adım attırdığı dönemin zayıfladığını gösterirken, benzer bir direncin Avrupa ve Ortadoğu’da da giderek güçlendiği belirtiliyor.
YDH- New York Times (NYT) yazarı Peter Baker’ın analizine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın taleplerine karşı çıkan ülkeler ve kurumlar, tehdit ve baskılar karşısında geri adım atmak yerine giderek daha fazla direnmeye başladı.
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Trump’ın ticaret ultimatomuna boyun eğmemesi, bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Baker, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk aylarında ortaya çıkan ve liderlerin ABD başkanının talepleri karşısında geri adım atmasıyla şekillenen dönemin sona ermeye başladığını savunuyor.
Avrupa ülkelerinin İran savaşına katılmayı reddetmesi, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Trump’ın Gazze planını kabul etmemesi ve Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nda uygulanması planlanan gemi geçiş ücretinden Trump’ı vazgeçirmesi, bu değişimin örnekleri arasında gösteriliyor.
Analizde, üniversiteler ve hukuk firmalarının da Trump rejiminin direktiflerine karşı koymaya başladığı, tahvil piyasalarının ise Trump’ın mali politikalarına tepki gösterdiği belirtiliyor.
Trump’ın daha önce açtığı bir davayı sonuçlandırmak için 16 milyon dolar ödeyen ABC televizyonunun da yönetimin yayın lisanslarını tehdit etmesi üzerine bu kez Trump rejimine dava açtığına dikkat çekiliyor.
“Trump hâlâ güçlü”
Baker, yaşanan gelişmelerin Trump’ın gücünün sona erdiği anlamına gelmediği konusunda ise uyarıyor. Anketlerdeki desteği tarihi düşük seviyelere yaklaşmasına rağmen Trump’ın hâlâ küresel siyasette son derece belirleyici bir aktör olduğu ve sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla gündemin yönünü değiştirebildiği iddia ediliyor.
ABD Yüksek Mahkemesi'nin de Trump’a yürütme yetkisini geniş biçimde kullanması konusunda önemli ölçüde alan açtığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçi Parti içinde de Trump’ın hâlâ güçlü bir hakimiyete sahip olduğu vurgulanıyor. Bununla birlikte, Trump’ın desteklediği adayların bu yılki ön seçimlerin 10'unda kaybetmesi ve Cumhuriyetçi seçmenler arasındaki desteğinin gerilemesi, başkan açısından “dikkat çekici uyarı işaretleri” olarak değerlendiriliyor.
Eski Obama yönetimi avukatı Norm Eisen, son haftaların bir “dönüm noktası” olduğunu savunarak, ABD içinde ve dışında demokrasi yanlısı güçlerin Trump’a karşı daha geniş ve güçlü bir şekilde durmaya başladığını söyledi.
“Trump kendi kendisinin en büyük düşmanı”
Eisen, Trump’ın son dönemdeki aşırı adımlarının kendisine karşı direnişi güçlendirdiğini belirterek, “Trump kendi kendisinin en büyük düşmanı oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Trump ve danışmanları ise bu yorumu reddediyor. Trump, son günlerde sosyal medya paylaşımlarında suç oranlarının düşmesinden İran savaşındaki gelişmelere kadar birçok konuda başarı elde ettiğini iddia ederken, kendisine yönelik düşük kamuoyu desteğini gösteren anketleri de reddetti.
Trump ayrıca, Cumhuriyetçi ön seçimlerde kaybeden adayların kendi desteğine rağmen zaten kazanma ihtimallerinin düşük olduğunu ileri sürdü.
Avrupa'da da Trump'a karşı direnç artıyor
Baker, Trump’ın ikinci döneminin başlarında NATO müttefiklerinin ABD başkanının baskısı karşısında savunma harcamalarını artırmayı kabul ettiğini, ancak son dönemde Avrupa liderlerinin Trump’ın taleplerine karşı daha dirençli bir tutum sergilemeye başladığını belirtiyor.
Bu değişimin en önemli dönüm noktalarından biri ise Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ABD kontrolüne alma girişimi oldu. Trump’ın adayı gerekirse askeri güç kullanarak ele geçirme ihtimalini gündeme getirmesi üzerine Avrupa ülkeleri geçmişte olduğu gibi Trump’ı yatıştırmak yerine sert tepki gösterdi. Bazı Avrupa ülkeleri Grönland’a askeri tatbikatlar için asker gönderdi.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Jeremy Shapiro, Grönland krizinin Avrupa’nın Trump’ın taleplerinin sınırı olmadığı sonucuna varmasında bir “dönüm noktası” olduğunu söyledi.
Kanada meydan okuyor
Analize göre, Kanada ile yaşanan son gerilim de Trump’ın baskı politikasına karşı değişen yaklaşımın önemli bir örneğini oluşturuyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, geçen hafta Trump ile yürütülen görüşmeleri sonlandırırken, “Amerika bizi kırmaya çalışıyor ki bize sahip olabilsin ve bunun asla olmasına izin vermeyeceğim” mesajını verdi.
Trump ise salı günü Carney’yi “zayıf ve etkisiz bir başbakan” olarak nitelendirdi ve Ontario ile ticaretin büyük ölçüde sona ereceğini savunarak Ontario Gölü'nün adını “Amerika Gölü” olarak değiştirme tehdidinde bulundu.
Beyaz Saray ise Kanada'nın tutumunun meydan okumadan ziyade “kısa vadeli bir aptallık” olduğunu savundu.
Baker’ın aktardığı uzman değerlendirmesine göre, dünya liderleri artık Trump’ın tehditleri karşısında geri adım atmanın yeni talepleri teşvik ettiğine daha fazla inanıyor. Kanada'nın tutumu ise diğer ülkelerin Trump’ın gelecekteki gümrük vergisi tehditlerine karşı nasıl hareket edebileceği konusunda “bir şablon” oluşturabilir.
İlgili Haberler
Trump’tan Suudi rejimine “İsrail’le normalleşme” şartı
26 Ağustos 2026 10:50
NBC News: İran, ABD istihbarat altyapısına “benzeri görülmemiş” hasar …
26 Ağustos 2026 09:32
Kanada'dan ABD'ye gümrük vergisi misillemesi
25 Ağustos 2026 22:40
Anket: Trump'a kamuoyu desteği en düşük seviyeye indi
25 Ağustos 2026 22:27
