Washington Post: İran savaşı, ABD’nin Asya’daki askeri gücünü tüketiyor
İran savaşının ABD’nin mühimmat stoklarını tüketerek Hint-Pasifik’teki askeri varlığını zayıflattığı ve Çin’e karşı olası bir çatışmaya hazırlık konusunda kaygıları artırdığı belirtildi.
YDH- Washington Post’un haberine göre, ABD’nin İran savaşında yoğun mühimmat kullanması ve askeri kaynaklarını Ortadoğu’ya kaydırması, Asya’daki müttefikleri ve Pentagon’un Hint-Pasifik komutanlığındaki yetkilileri endişelendiriyor.
ABD’nin İran’la uzayan savaşı, Çin’in bölgedeki askeri baskısını artırdığı bir dönemde Washington’ın olası bir Çin çatışmasına hazırlığını zayıflatma riski taşıyor.
ABD’nin mühimmat stoklarındaki azalma konusundaki kaygılar, Washington’ın Asya’daki askeri faaliyetlerini de etkilemeye başladı. ABD, İran savaşının ordusu üzerindeki yükünü gerekçe göstererek Güney Kore ile eylül ayında yapılması planlanan amfibi çıkarma tatbikatını iptal etti. Bu karar, Başkan Donald Trump’ın bir hafta önce Güney Kore ile ortak askeri tatbikatların azaltılacağını açıklamasının ardından geldi.
Güney Kore’nin yanı sıra Japonya ve Tayvan gibi ABD’nin Asya’daki müttefikleri, başta hava savunma sistemleri olmak üzere önemli silah ve mühimmat tedarikinde Washington’a bağımlı durumda. Ancak İran savaşı, yıllardır devam eden teslimat gecikmelerinin üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
Tayvanlı bir yetkili, Pentagon’un Ortadoğu’da füze önleyicilerinin “büyük bölümünü” tüketmesi nedeniyle PAC-3 Patriot füzelerinin teslimatında “ciddi gecikmeler” beklediklerini söyledi. Yetkili, ABD’nin odağının Hint-Pasifik’ten uzaklaşmasını “endişe verici” olarak nitelendirdi.
Tayvan’ın ABD’den satın aldığı yaklaşık 30 milyar dolarlık silahın henüz teslim edilmediği belirtilirken, bu miktarın içinde yaklaşık 882 milyon dolar değerinde Patriot füzeleri de bulunuyor. Japonya’nın da Tomahawk seyir füzeleri dahil bazı silah sistemlerinin teslimatında gecikme ihtimali konusunda Pentagon tarafından uyarıldığı aktarıldı.
Washington Post’a konuşan mevcut ve eski ABD’li yetkililer ile diplomatlar, silah satışları ve ABD ordusunun mühimmat durumu hakkındaki görüşlerini hassasiyet nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla paylaştı.
Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi, mayıs ayında teslimatlarda gecikmenin mümkün olduğunu açıklamış, ancak Tokyo’nun Tomahawk füzeleri edinme planında değişiklik olmadığını söylemişti. Financial Times ise Japonya’ya teslim edilmesi planlanan 400 Tomahawk füzesinin teslimatının iki yıla kadar gecikebileceğini bildirmişti.
Pentagon ise Hint-Pasifik’teki ABD askeri gücünün saldırıları caydırabilecek kapasitede olduğunu savunuyor. Bakanlık yetkilileri, deniz kuvvetleri de dahil olmak üzere ABD askeri kaynaklarının farklı muharebe komutanlıkları arasında rutin olarak kaydırıldığını belirtiyor.
Ancak Washington’daki Defense Priorities kuruluşunun askeri analiz direktörü Jennifer Kavanagh, mevcut koşullarda Tayvan’a vaat edilen 100 Patriot sisteminin tamamının teslim edilmesinin düşük ihtimal olduğunu söyledi. Kavanagh’a göre ABD’nin önceliği kendi mühimmat stoklarını yeniden doldurmak ve İran savaşında destek verdiği Körfez ülkelerine mühimmat takviyesi yapmak olacak.
Ortadoğu’ya kayan ABD gücü
İran savaşının ABD’nin mühimmat stokları üzerindeki baskısı, Trump ile Savunma Bakanı Pete Hegseth arasında da “gerilime” neden olmuş durumda. Washington Post daha önce, savaşın mühimmat stoklarını tüketmesine ilişkin kaygıların ikili arasında görüş ayrılığı yarattığını bildirmişti. Trump ise ABD’nin silah stoklarının tükenmekte olduğunu defalarca reddetti.
Öte yandan Pentagon’un Asya’daki operasyonlarından sorumlu Pasifik Komutanlığı’nda da Ortadoğu’ya kayan kaynaklar nedeniyle rahatsızlık yaşandığı aktarılıyor. Konu hakkında bilgi sahibi üç kişiye göre, Pasifik’te bulunması planlanan “30’dan fazla” gemi İran savaşı sırasında Ortadoğu’ya gönderildi.
Bir ABD’li yetkili, özellikle donanma açısından Washington’ın bunun karşılığında “büyük bir bedel ödediğini” söyledi.
Japonya’da konuşlu USS George Washington uçak gemisi de bu ay Ortadoğu’ya sevk edildi. Gemi, uzun süreli konuşlandırılması nedeniyle sorunlar yaşanan USS Abraham Lincoln üzerindeki yükü hafifletmek üzere bölgeye gönderildi.
Böylece ABD’nin Asya-Pasifik’teki son uçak gemisi de bölgeden ayrılmış oldu. Bu gelişme, Çin’in gemi sayısı bakımından dünyanın en büyük donanmasına sahip olduğu Hint-Pasifik’te ABD askeri gücünün Ortadoğu’ya kaydırılmasının boyutunu ortaya koyuyor.
İran savaşı başladığından bu yana Pentagon, Patriot önleyicileri de dahil olmak üzere gelişmiş füze savunma sistemlerinin bir bölümünü Ortadoğu’ya kaydırdı.
ABD Kore Kuvvetleri Komutanı General Xavier Brunson da nisan ayında Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde verdiği ifadede, İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılar öncesinde Güney Kore’de kullanılan füze savunma radarlarının bir bölümünün Kore Yarımadası’ndan çekildiğini ve bu yıl ilave mühimmatın da bölgeden taşındığını doğruladı.
İran savaşı ABD’nin “Çin cephesini” zorluyor
ABD’nin Ortadoğu’daki kaynak tüketimi, Çin’in Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerini artırdığı bir döneme denk geliyor. Pekin, geçen yıl aralık ayında Tayvan çevresinde şimdiye kadarki en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirirken, Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalı resiflerde askeri altyapısını genişletti ve Tayvan çevresindeki sahil güvenlik faaliyetlerini yoğunlaştırdı.
Çin ayrıca temmuz ayında denizden fırlatılan, nükleer kapasite taşıyabilen bir füzenin bilinen ilk denemesini gerçekleştirdi.
Washington merkezli “Demokrasileri Savunma Vakfı”ndan (Foundation for Defense of Democracies/(FDD) Craig Singleton, Çin’in Tayvan çevresindeki askeri baskıyı artırmak için kendi gerekçelerini üretmeye devam ettiğini söyledi.
ABD açısından sorun yalnızca mevcut mühimmat stoklarının azalması değil. Uzmanlara göre Çin’le yaşanabilecek bir savaşın gerektireceği mühimmat türleri, İran savaşında kullanılan sistemlerle önemli ölçüde örtüşüyor.
Washington merkezli “Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi”nin (Center for Strategic and International Studies/CSIS) yürüttüğü savaş simülasyonlarına göre ABD, Çin’le yaşanacak dört haftalık bir çatışmada yaklaşık 5 bin uzun menzilli füze tüketebilir. Buna karşılık Washington Post’un aktardığı verilere göre İran savaşının ilk dört haftasında 850’den fazla Tomahawk füzesi kullanıldı; CSIS bu sayının daha sonra 1.000’in üzerine çıktığını tahmin ediyor.
Pentagon ayrıca, savaş öncesi stokunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Joint Air-to-Surface Standoff füzelerini ve 90 Precision Strike füzesinin dörtte üçüne varan bölümünü tüketmiş durumda.
Ancak uzmanların en fazla dikkat çektiği alan füze savunma mühimmatları. Patriot ve THAAD gibi sistemlerin hem Ukrayna’da hem de Ortadoğu’da yoğun kullanılması, ABD’nin önleyici füze stoklarını ciddi biçimde azalttı.
CSIS’in temmuz sonunda yayımladığı verilere göre ABD, İran savaşı öncesindeki Patriot ve THAAD önleyici stoklarının büyük bölümünü tüketmiş olabilir ve geriye yaklaşık 1.000 önleyici füze kalmış durumda.
Defense Priorities’den Kavanagh, ABD’nin füze savunma kapasitesindeki açığın önemine dikkat çekerek, Patriot ve THAAD sistemlerinin yerini kolaylıkla doldurabilecek alternatiflerin bulunmadığını belirtti.
Çin için “fırsat penceresi”
ABD’nin mühimmat stoklarındaki sorun, Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir operasyonu açısından da Washington’da kaygı yaratıyor.
ABD istihbarat yetkilileri, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ordudan 2027’ye kadar Tayvan’ı işgal edebilecek kapasiteye ulaşmasını istediğini belirtiyor. Bununla birlikte son istihbarat değerlendirmeleri, Pekin’in şu anda yakın zamanda böyle bir saldırı başlatma planı olmadığını ortaya koyuyor.
Yine de uzmanlar, mevcut durumun ABD’nin mühimmat stokları açısından bir “kırılganlık penceresi” oluşturduğuna dikkat çekiyor.
CSIS’in savaş oyunlarına göre Tayvan’ın işgalini engellemeye yönelik bir çatışma, Pentagon’un mevcut mühimmat tedarik planlarını aşabilir ve birçok kritik silah sistemi yalnızca birkaç hafta içinde tükenebilir.
Emekli Deniz Piyade Albayı ve CSIS kıdemli danışmanı Mark Cancian, “İran ile Batı Pasifik arasında büyük bir örtüşme var” diyerek ABD’nin İran savaşında tükettiği kaynakların Çin’e karşı olası bir çatışmada ihtiyaç duyulacak kapasiteyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Cancian, İran savaşının başlamasıyla birlikte ABD’nin Batı Pasifik’te Çin’le savaşmak için zaten yeterli mühimmata sahip olmayabileceğini belirtti.
ABD, üretimi artırmak için savunma şirketlerine baskı yaparken Patriot önleyicilerinin üretimini 2030’a kadar üç katına çıkarmak üzere Lockheed Martin’e 58,6 milyar dolarlık bir sözleşme verdi. Ancak yeni üretim kapasitesinin devreye girmesi zaman alacak.
Washington’ın karşı karşıya olduğu temel çelişki de burada ortaya çıkıyor: ABD, Asya’daki müttefiklerinden savunma harcamalarını ve kendi askeri kapasitelerini artırmalarını isterken, aynı müttefikler Washington’dan satın aldıkları silahların teslimatında gecikmelerle karşılaşıyor.
Tayvanlı yetkili, mevcut durumu “son derece zorlu” olarak nitelendirdi.
Bu tablo, İran savaşının yalnızca Ortadoğu’daki askeri dengeler üzerinde değil, ABD’nin küresel askeri kapasitesinin dağılımı ve Çin’e karşı Hint-Pasifik’teki caydırıcılığı üzerinde de “ciddi” baskı oluşturduğunu gösteriyor.




