Son Dakika
İnşa

Hizbullah’tan Lübnan yönetimine çağrı: 'İsrail’e taviz politikasından vazgeçin'

03 Eylül 2026 23:53 Bu sayfayı yazdır

Hizbullah’ın Lübnan parlamentosundaki grubu, İsrail’le yapılan çerçeve anlaşmasındaki taviz politikasının başarısız olduğunu savunarak Lübnan yönetimine bu yaklaşımdan vazgeçme çağrısı yaptı.

Hizbullah’tan Lübnan yönetimine çağrı: 'İsrail’e taviz politikasından vazgeçin'
Hizbullah’tan Lübnan yönetimine çağrı: 'İsrail’e taviz politikasından vazgeçin' YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH ― Hizbullah’ın Lübnan parlamentosundaki grubu, Lübnan yönetiminin İsrail’le yapılan ve “gayrimeşru ve anayasaya aykırı” olarak nitelendirdiği çerçeve anlaşmasına ilişkin taviz politikasının başarısız olduğunu savundu.

Perşembe günü yaptığı açıklamada Parti, “Lübnan yönetiminin bahsi düştü ve düşmanla yapılan, gayrimeşru ve anayasaya aykırı olan utanç verici ve uğursuz çerçeve anlaşmasındaki taviz seçeneğinin başarısız olmasının ardından yanılsamaları yıkıldı” dedi.

Parti ayrıca, “düşmanın bunu işgal altındaki bölgelerdeki yaşamla ilgili her şeye karşı soykırım suçunu sürdürmek ve güney köylerine yönelik saldırılarını devam ettirmek için bir kılıf olarak kullandığı açıkça ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Hizbullah, tüm üyelerinin katılımıyla gerçekleştirdiği periyodik toplantının ardından ve bölgedeki gelişmeler ışığında yaptığı açıklamada, Lübnan yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Parti, “Bu otoritenin, Amerikan yönetimini memnun etmek dışında, devlet ve ulus için bu yıkıcı yolda devam etmesinin artık hiçbir bahanesi kalmamıştır ve gerekçelendirme söylemleri artık eskimiştir ve kimseyi ikna etmemektedir” dedi.

Açıklamada, yetkililere “inatçı davranmaya ve gerçeği inkâr etmeye devam etmek yerine, ulusal krizi derinleştiren, işgali ve suç uygulamalarını sürdüren bu yaklaşımdan vazgeçmeleri” çağrısı yapıldı.

Grup, Lübnan’daki siyasi otoritenin İsrail saldırıları ve saldırıların sonuçları karşısında ulusal sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu.

Bu kapsamda açıklamada, “Siyasi otoritenin, Lübnan’a yönelik Siyonist saldırganlıkla ve bunun sonuçlarıyla mücadelede ulusal sorumluluklarını üstlenmemesi, özellikle yerinden edilmiş kişilerin durumu ve etkilenenlerin çektiği acılar açısından, halkına karşı klinik bir ölüm anlamına gelmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Grup, yetkililerin bilinen taahhütlerinden vazgeçmesi nedeniyle elektrik krizinin kötüleştiğini, atamalarda yolsuzluk ve kayırmacılığın yayıldığını ve arttığını, yükselen fiyatlar üzerindeki denetimin ortadan kalktığını belirtti. Açıklamada, bu durumun vatandaşı herhangi bir denetim veya hesap verebilirlik olmadan günlük acılarla baş başa bıraktığı savunuldu.

Hizbullah’ın meclisteki grubu, İsrail’e karşı düşmanlık halinin Lübnan’ın anayasal ve hukuki yapısının bir parçası olduğunu da vurguladı.

Grup, “İsrail’e karşı düşmanlık, Taif Anlaşması’nda ve yasal metinlerde yer alan anayasal bir durumdur ve bu durumun ifadeleri, Siyonist oluşumun kurulmasından ve halkımıza karşı devam eden suçlarının ve topraklarımızın işgalinin günlük olarak sürdürülmesinden bu yana birikmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanının İsrail’e karşı düşmanlık durumuna son verme arzusunu dile getiren tekrarlanan açıklamalarına da değinen grup, bu yaklaşımın Anayasa’ya, yasalara ve halkın çektiği acılara kasten saygısızlık anlamına geldiğini savundu.

Açıklamada, “İsrail’e karşı düşmanlık, düşmanın diğer halkların topraklarını zorla işgal etmeye devam etmesinin ve doğasında var olan ırkçı ve dışlayıcı eğilimlerin zorunlu kıldığı bir durumdur ve hiç kimse, konumu ne olursa olsun, bunu Lübnanlıların anayasasından, yasalarından, kültüründen ve ulusal aidiyetlerinin gerçekliğinden silemez veya ortadan kaldıramaz” ifadelerine yer verildi.

Bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde Parti, Filistin’den Lübnan’a kadar halkların ve direniş hareketlerinin İsrail karşısında kararlılık gösterdiğini savundu.

Grup, “Filistin’den Lübnan’a kadar halkımız ve direniş halkları, düşman karşısında efsanevi direniş yürüyüşlerinde metanet ve sabrın bir örneğini sergiliyor; Tanrı’ya güveniyorlar, davalarına inanıyorlar ve mücadele etmeye kararlılar; sonunda zaferin onların müttefiki olacağına tamamen güveniyorlar” dedi.

Grup ayrıca, bölgedeki gelişmelerin, “milletin ve direnişin İmamı, Sayın İmam Seyyid Musa el-Sadr ve iki arkadaşının vefatının kırk sekizinci yıldönümünü asla gölgeleyemeyeceğini” belirtti. Aksine bu gelişmelerin yıldönümünün önemini daha da artırdığını savundu.

Açıklamada, “saldırganlık ve işgal açısından yaşanan her şeyin, İmam el-Sadr’ın her zaman karşı çıktığı ve direniş çağrısında bulunduğu şeyler” olduğu ifade edildi.

Parti, İmam Musa Sadr’ın ölümünün 48. yıldönümü vesilesiyle yaptığı değerlendirme için periyodik toplantısına ara verdi.

Grup, “zalim Kaddafi ve suçlu rejiminin İmam Seyyid Musa el-Sadr ile iki kardeşi Şeyh Muhammed Yakub ve gazeteci Abbas Bedir el-Din’i ortadan kaybetme suçunu işleyerek halkımıza, vatanımıza ve davamıza yapılan haksızlığı kınadığını ve lanetlediğini” yineledi.

Açıklamada, bu suçun amacının “adaletsizliği reddetme, düşmana direnme ve egemen, özgür, değerli ve korunan bir vatanda, Filistin’i, halkını ve haklı ve meşru kurtuluş davasını savunan onurlu insanların bulunduğu bir bölgede güvenlik, egemenlik ve onur içinde yaşama insan hakkımızı savunan sesi susturmak” olduğu belirtildi.

Parti, İmam Sadr’ın Siyonist düşmana karşı direniş yaklaşımının temellerini ve dayanaklarını oluşturduğunu savundu.

Açıklamada, “Hizbullah, Siyonist düşmana karşı direniş yaklaşımının temellerini ve sütunlarını atan İmam Sadr’a olan bağlılığını yineleyerek, Hizbullah ve Emel Hareketi’ndeki oğullarının vatanı ve halkını savunmak ve topraklarını özgürleştirmek için direniş yaklaşımını sürdürmeye kararlı olduklarını ve bu dava uğruna ne kadar büyük olursa olsun fedakârlık yapmaktan asla çekinmeyeceklerini” belirtti.

Bölgesel gelişmelere ilişkin açıklamasında parti, ABD’nin İran’a yönelik yenilenen saldırganlığını, ekonomik ablukasını ve sivilleri hedef almasını şiddetle kınadı. İran’ın meşru öz savunma hakkını ve saldırganlığa uygun yollarla karşılık verme hakkını teyit etti.

Grup ayrıca İran silahlı kuvvetlerinin “kahramanlığını” ve İran’daki ulusal dayanışmayı selamladı; bu dayanışmanın “kibir ve zorbalık hedeflerini alt ettiğini” savundu.

Açıklamada, ABD’nin “özellikle İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı bombalama ve yıkım yoluyla bölgeye yönelik saldırganlığını tırmandırmaya devam ettiği” ifade edildi.

Grup, İsrail’in de “uluslararası sessizliğin, Amerikan’ın tam suç ortaklığının ve Lübnan’ın ülkeyi ve halkını savunmada en ufak bir sorumluluk üstlenmemesinin ortasında” güney Lübnan’a yönelik saldırılarını hızlandırdığını savundu.

Açıklamada İsrail’in güney Lübnan’daki faaliyetleri “buldozerlerle yol açma, yıkım gerçekleştirme, ağaçları kökünden sökme ve su çalma” ifadeleriyle sıralandı.

Parti, Filistin’deki gelişmelere ilişkin de değerlendirmede bulundu.

Açıklamada, “Filistin’deki, özellikle Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki halkımız barbarca, organize ve kademeli bir saldırıya maruz kalıyor” denildi.

Grup, Batı Şeria’nın “hızla genişleyen yerleşim kampanyasının merkezinde” yer aldığını savunurken, Mescid-i Aksa’nın da “düşman liderlerinin çılgın saldırılarından” nasibini aldığını ifade etti.

İlgili Haberler