İsrail ordusunda seküler tekel kırılıyor, intikam söylemi yayılıyor
İngiliz Financial Times gazetesi, aşırı sağcı ve dini Siyonist hareketin İsrail ordusundaki etkisini komuta kademesine kadar genişlettiğini aktardı.
YDH - İngiliz Financial Times gazetesi, İsrail ordusunun kurumsal yapısında köklü bir ideolojik kırılma yaşandığını aktardı.
Yayımlanan incelemeye göre, dini Siyonist hareket ile intikam ve yerleşimci söylemi ordunun çevre unsurlarından merkezine doğru kayıyor.
Yaklaşık 20 yıldır görev yapan bir yedek subay, Gazze savaşında asker ve üst düzey komutanların çatışmaları "Tanrı adına yürütülen dini bir savaş" olarak nitelendirdiğini defalarca duyduğunu aktardı.
Subay, yirmi yıl önce ordu hiyerarşisinde kesin bir tabu sayılan bu üslubun günümüzde komuta kademelerinde dahi açıkça dile getirildiğine dikkat çekti.
Habere göre ordu içindeki yönlendirme yetkisi de biçim değiştiriyor; cepheye gidecek askerlere moral ve motivasyon konuşmalarını artık yalnızca subaylar değil, hahamlar da yapıyor.
Sivil-asker ilişkileri uzmanı Yagil Levy, dini Siyonizmin yükselişinin tesadüfi gelişmediğini vurguladı.
Levy'nin analizine göre, hareketin en katı kanadını simgeleyen Hardal akımı, İsrail'in 2005 yılında Gazze'deki yerleşim birimlerinden çekilmesinin hemen ardından askeri kurumdaki etkisini artırmak üzere planlı adımlar attı.
Bu stratejinin omurgasını, zorunlu askerlik öncesi eğitim veren hazırlık akademileri ağı oluşturdu. Söz konusu kurumlar, gençlere milliyetçi dini bir vizyon aşılamak, onların muharip birliklere ve subaylık programlarına katılımını teşvik etmek amacıyla devreye sokuldu. Milliyetçi dini çevreler daha sonra bu kadroların terfilerini ordu içinde örgütlü biçimde destekledi.
Bu dönüşüm sıradan erlerin sayısıyla sınırlı kalmayıp stratejik komuta noktalarına da uzandı. Batı Şeria'daki İsrail askeri harekatlarının komutanı Avi Blot ile ordunun İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Dado Bar Halifa, milliyetçi dini kesimden yetişen en dikkat çekici figürler arasında yer alıyor.
Eski askerlerin kurduğu "Sessizliği Bozmak" (Breaking the Silence) adlı sivil toplum örgütünün başkanı, Gazze savaşının yedek askerlerin doğrudan siyasi birer eylemci kimliğiyle cepheye girdiği ilk çatışma niteliği taşıdığını dile getirdi.
Bölgeye gelen yerleşimci yedek askerlerin yanlarında 2005'te tahliye edilen Gazze yerleşimlerini simgeleyen turuncu bayraklar taşıdığı ve duvarlara siyasi veya ırkçı sloganlar yazmak üzere sprey boyalar soktuğu görüldü.
Gözlemciler bu eğilimin nihai amacını, Hamas'ı yenilgiye uğratmanın ötesine geçerek Gazze'de yeniden yerleşim birimleri kurmayı savaşın hedefleri arasına sokmak şeklinde tanımlıyor.
Askeri dozer operatörü olarak görev yapan yedek asker ve haham Avraham Zerbib'in tutumu bu yaklaşımı somutlaştırıyor.
Zerbib, Gazze harabeleri arasından kaydettiği görüntülerde, "Sonuna kadar, zafere kadar, yerleşime kadar" ifadelerini kullanmıştı.
Görev süresi boyunca haftada yaklaşık 50 binayı yıktığını öne süren Zerbib, bir süre sonra aşırı sağ kesim nezdinde kültürel bir fenomene dönüştü; destekçileri onun adını "yerle bir etmek" fiiliyle eş anlamlı biçimde dolaşıma soktu.
Muhalefetin itirazlarına rağmen sağ koalisyon hükümeti, Zerbib'i 2026 yılındaki resmi Bağımsızlık Günü töreninde onurlandırdı. Bu adım, yıkımı yerleşimcilik ve dini söylemle harmanlayan asker profilinin marjinal alandan devlet protokolünün merkezine taşındığını gösterdi.
Milliyetçi dindarlar, İsrailli Yahudi nüfusun yaklaşık yüzde 15'ini teşkil ediyor. Buna karşılık 2021 yılında yayımlanan bir araştırmaya göre, piyade subay adayları arasındaki payları 1990'da yüzde 2,5 seviyesindeyken 2018'de yüzde 34,8'e tırmandı. Bu veri, grubun piyade komuta zincirindeki ağırlığının nüfus oranının iki katını aştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu dengesizlik 2025 yılı yedek kuvvet dağılımında belirginleşti. Toplumun yüzde 41'ini oluşturan sekülerlerin yedek askerler içindeki temsili yüzde 33 seviyesine gerilerken, milliyetçi dindarlar nüfuslarının iki katını aşarak yedek gücün yüzde 31'ini kapsadı. Sekülerlerin yedek askeri hizmetteki gerileyişi, zamanla kışla kültürünü ve terfiye aday personel havuzunu dönüştürüyor.
Dini Siyonizm, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ni de içine alan "İsrail Diyarı" topraklarına yerleşmenin dini bir zorunluluk olduğu inancına dayanıyor. Bu anlayışın orduya girmesi, toprağı denetleme ve yerleşme fikrini hükümet kararlarının ötesinde, çatışmanın teolojik bir parçasına dönüştürüyor.
Levy, ordu içindeki dönüşümün bir diğer sonucunu "intikam ahlakının" kurumsallaşması olarak açıklıyor.
Askeri hahamların konuşmalarına ve askerlerin Gazze'deki evleri yerle bir ederken sevinç gösterileri sergilediği videolara işaret eden Levy, bölge halkının Tevrat'ta adı geçen ve kadın, erkek, çocuk ayrımı yapılmaksızın öldürülmesi emredilen tarihi düşman "Amalek" ile özdeşleştirilmesini en tehlikeli aşama sayıyor. Uzman isim, bu benzetmenin "Gazze'de masum sivil yoktur" tezini meşrulaştırdığını savunuyor.
Mevcut tablo, İsrail ordusunun bütünüyle dini bir kimliğe bürünmesinden ziyade, geçmişte seküler elitlerin elinde tuttuğu tekelin kırıldığını belgeliyor.
Milliyetçi dini akım muharip birliklerde, yedek kuvvetlerde ve komuta kademesinde giderek büyüyen örgütsel bir yapı inşa ediyor. Bu dinamik, dini Siyonizmin yalnızca hükümet kararlarını etkilemekle kalmadığını, sahada bu kararları uygulayan askeri gücü de dönüştürdüğünü gösteriyor.
İlgili Haberler
Almanya'nın fonladığı su projesi İsrail yerleşimlerine hizmet etmiş
06 Eylül 2026 15:34
Afrika'da İsrail'in stratejik ağı: "İsrail Kuşağı"
06 Eylül 2026 13:20
İsrail'in Balkanlar'daki yeni müttefiki: Ayrılıkçı Sırp Cumhuriyeti
06 Eylül 2026 10:35
İsrail'de askerle polis arasında çatışma çıktı
06 Eylül 2026 05:00
