İsrail, Yemen'e karşı koalisyon tavsiye ediyor
İsrail istihbaratına göre, Yemen’deki Sanaa hükümetine bağlı güçlerin Babülmendep çevresindeki hızlı ilerleyişi karşısında İsrail şu aşamada doğrudan askerî müdahaleye sıcak bakmıyor.
YDH ― Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir İsrail istihbarat kaynağına göre, İsrail güvenlik teşkilatı Yemen’deki Sanaa hükümetine bağlı güçlere yönelik önleyici bir saldırı düzenlenmesine şu aşamada sıcak bakmıyor.
İsrailli gazeteci Ben Caspit’e göre, İsrail, Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerine karşı kurulan komprador-Suudi cephesinin çöküşünden ve Ensarullah ve Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin sahada sergilediği askerî becerilerden derin bir endişe duyuyor.
Kimliğinin gizli tutulması şartıyla bilgi veren kaynak, gerilimin tırmanması hâlinde İsrail’in bu tavrını değiştirebileceğini vurguladı.
Ancak şu aşamada ordunun tavsiyesi, tüm çabaların Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerine karşı bölgesel bir koalisyon kurmaya odaklanması yönünde.
Hatırlanacağı üzere Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçleri, pazartesi günü Kızıldeniz’deki Büyük ve Küçük Haniş adalarını ele geçirmiş ve böylece İsrail’in güneyindeki Eylat limanına uzanan stratejik su yolundaki nüfuzlarını genişletmişti.
Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin ilerleyişi bununla da sınırlı kalmadı; geçen perşembe Kızıldeniz’in liman kenti Muha'yı, hemen ardından cuma günü ise Meyyun Adası'nı ele geçirerek stratejik Babülmendep Boğazı ve çevresinde tam kontrolü sağladılar.
Üst düzey bir İsrail güvenlik yetkilisi durumu şu sözlerle özetledi:
“Hava kuvvetlerimizden çok ağır darbeler yediler. Keza Amerikalılardan da ciddi hasar aldılar ve yıllarca Suudi hava saldırılarının hedefi oldular. Tüm bunlara rağmen giderek daha da güçleniyorlar.”
Yetkili ayrıca, Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin son saldırılarının, menzilleri içindeki herkesi kaygılandırması gereken ciddi bir kara ve istihbarat kapasitesine işaret ettiğini de sözlerine ekledi.
Üç büyük tehlike
İsrailli istihbarat kaynağına göre, ordunun şu anki tutumunu değiştirebilecek üç kritik senaryo bulunuyor:
Bunlardan ilki; İran ile Amerika arasındaki askerî gerilimin tırmanması ve Tahran'ın, Sanaa hükümetine füze ve İHA'larla İsrail'i vurma talimatı vermesi.
Caspit’e göre, böylesi bir senaryoda İsrail hiç vakit kaybetmeden sert bir misilleme yapacak.
Kaynak, “Şu an için Husilere yönelik askerî harekâta dâhil olma veya onlara yeniden saldırma gibi bir niyetimiz yok,” diyor.
Ancak hemen ardından şu önemli şerhi düşüyor:
“Yine de İsrail, Husi isyancıların İran Devrim Muhafızları'nın bölgedeki uzun kolu olduğu gerçeğini asla aklından çıkarmıyor.”
İstihbarat yetkilisine göre, Babülmendep Boğazı çevresinde Suudilere karşı gerçekleştirilen o başarılı baskın, Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin artık “İran’ın sahadaki en etkili ve en tehlikeli vekili” konumuna yükseldiğini açıkça kanıtlıyor.
İkinci olasılık ise Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin bu stratejik su yolu üzerindeki hâkimiyetlerini iyice perçinlemeleri.
Üst düzey bir İsrailli diplomat, boğazın Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin eline geçmesinin uluslararası deniz taşımacılığında sarsıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunarak, Eylat limanının felç olması durumunda İsrail’in çatışmaya dâhil olmayı masaya yatırmak zorunda kalacağını ifade etti.
Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin bu hızlı ilerleyişinin şüphesiz küresel ekonomiyi derinden sarsacağının altını çizen diplomat, “İsyancılar, boğazdan geçen gemilerden geçiş ücreti toplayarak bu hamleyi kârlı bir fırsata dönüştürmeyi deneyebilir,” değerlendirmesini yaptı.
Aynı diplomata göre masadaki en acil tehdit, Suudi Arabistan'ın petrol sevkiyatlarını hedef alıyor.
Abluka altındaki Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak Babülmendep'ten yapılan bu sevkiyatlar, Husilerin temmuz ayında Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz limanlarına uyguladığı ablukadan beri sayısız kez saldırıya uğramış durumda.
Üçüncü ve son senaryo ise Suudi Arabistan'ın, Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerine karşı yürüttüğü savunma hamlelerine İsrail’i de dâhil etmenin yollarını araması.
Nitekim Kanal 12 televizyonunun Ortadoğulu diplomatik kaynaklara dayandırdığı salı günkü haberinde, İsrail ile Suudi Arabistan'ın, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) çatısı altında Riyad'a istihbarat desteği sağlama konusunu görüştükleri bildirildi.
İsrailli yetkililer bu iddialar karşısında sessiz kalmayı tercih etti.
Ancak akıllardaki o kritik soru geçerliliğini koruyor: Suudi Arabistan veya bir başka bölge ülkesi Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerine karşı yardım isterse, İsrail buna nasıl bir yanıt verirdi?
Ortadoğu'nun sürpriz aktörü
Caspit’e göre, İsrail, Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerini başlarda hiç ciddiye almıyordu. Fakat zaman, durumun hiç de öyle olmadığını acı bir şekilde kanıtladı.
2023'teki Hamas saldırılarından bu yana Sanaa güçleri, maruz kaldıkları çeşitli uzun menzilli İsrail operasyonlarına rağmen şaşırtıcı bir direnç sergilemeyi başardı.
İstihbarat kaynağı bu tabloyu şu sözlerle açıklıyor:
“Şu an itibarıyla hiç kimsenin Husiler üzerinde bir caydırıcılığı yok. Ne Amerikalıların, ne bizim, ne de Suudilerin... Onlar, hiç kimsenin öngöremediği sürpriz bir güç konumundalar.”
Al-Monitor’a isminin saklı tutulması şartıyla konuşan İsrailli siyasi bir yetkili ise tehlikenin boyutunu şöyle özetliyor:
“Husiler artık yerel ve taktiksel bir sorun olmaktan çıkıp, küresel ve stratejik bir krize dönüşüyor. Tüm Ortadoğu denklemini sarsma potansiyeline sahipler. Bu durum, Suudileri ve müttefiklerini İsrail'e daha da yakınlaştırarak bizim istihbaratımıza ve askerî gücümüze bel bağlamalarına neden olabilir. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.”
Aynı kaynak sözlerine şöyle devam ediyor:
“Husiler, Suudi Arabistan'ı ve Körfez'deki diğer ülkeleri İran'ın savaşı kaybetmediğine, bilakis ibrenin onlardan yana döndüğüne ikna edebilir. Bu algı, tüm bu ülkeleri İsrail ile aralarına mesafe koymaya ve İran’la uzlaşma zemini aramaya itebilir.”
Yetkili, gidişatın büyük ölçüde ABD-İsrail'in izleyeceği politikalara bağlı olacağının da altını çiziyor.
Bilindiği üzere İsrail, Yemen'den Ben Gurion Havalimanı'na ve sivil yerleşim yerlerine düzenlenen saldırılara misilleme olarak, Mayıs ve Ekim 2025 tarihleri arasında Sanaa hükümetine Yemen bağlı güçlerinin hedeflerini defalarca vurmuştu.
Vurulan noktalar arasında Hudeyde, Ras İsa ve Salif limanlarının yanı sıra Ras Katib elektrik santrali de bulunuyordu.
Hatta 14 Haziran 2025'te İsrail ordusu, üst düzey Sanaa yöneticilerinin katıldığı bir toplantıyı da hedef almıştı.
Bu hava operasyonunda, Sanaa yönetiminin başbakanı Ahmed Galib Nasır el-Rahavi ve çok sayıda kabine üyesinin de aralarında bulunduğu elli kişi öldürülmüştü.
İsrailli güvenlik yetkilisi bu durumu, “İsrail'in askerî ve siyasi kadrolarını çökertmek dâhil olmak üzere, Husilere en ağır darbeleri indirdiği tartışılmaz bir gerçektir,” şeklinde yorumluyor.
İsrailli bir diplomat ise Suudilerin mevcut tavrını “öncelikle dışarıya bir panik havası yansıtmak” olarak tanımlıyor.
Söz konusu diplomat konuyu şu sözlerle noktaladı:
“Son saldırılarda tanık olduğumuz tablo; Husilerin askerî kapasitesi ve kararlılığı karşısında hem Yemen hükûmetinin hem de Suudi Arabistan'ın sergilediği apaçık bir hezimettir.”
Diplomat ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Babülmendep'teki krize yeniden müdahil olma konusundaki isteksizliğinin, Suudilerin duyduğu endişeleri hafifletmeye yetmediğini de savundu.
İlgili Haberler
Suud Yemenlilerin avucunun içinde: ABD ve Avrupa doğrudan desteğe yana…
16 Eylül 2026 19:16
New York Times: Husiler, İran’a bağımlılığı azaltmak için silah üretim…
16 Eylül 2026 18:05
Yemen güçleri Suudi Arabistan'ın derinliklerindeki Aramco'yu hedef ald…
16 Eylül 2026 17:08
Sanaa hükümeti dışişleri bakanlığı: Asıl Suudiler kutsal mekânları hed…
16 Eylül 2026 16:42
