Son Dakika
İnşa

Amerikalı analist: ABD, NATO ve İsrail’in savaş kapasitesi en az 10 yıl zayıf kalacak

19 Eylül 2026 22:01 Bu sayfayı yazdır

Schryver, Rusya ve İran’a karşı yürütülen savaşların ardından ABD, NATO ve İsrail’in büyük rakiplerle geniş ölçekli savaş yürütme kapasitesinin en az 10 yıl boyunca ciddi biçimde zayıf kalacağını öne sürdü.

Amerikalı analist: ABD, NATO ve İsrail’in savaş kapasitesi en az 10 yıl zayıf kalacak
Amerikalı analist: ABD, NATO ve İsrail’in savaş kapasitesi en az 10 yıl zayıf kalacak YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH ― Amerikalı bağımsız jeopolitik analist Will Schryver, Rusya ve İran’ın füze teknolojileri ve hava savunma sistemleri alanında ABD ve NATO’nun önüne geçtiğini savunarak, Ukrayna savaşı ve 2026’daki İran-ABD çatışmalarının Washington’ın uzun menzilli saldırı kapasitesindeki zafiyeti ortaya çıkardığını öne sürdü.

Schryver, Rusya’nın füze teknolojisi ve füze kullanımı alanındaki teknik ve bilimsel birikiminin Amerikalıların neredeyse her zaman önünde olduğunu savundu. Rusların özellikle hava savunma füzelerinde çağlarının en ileri teknolojilerine sahip olduğunu ileri süren Schryver, bunun tartışmaya açık olmayan bir gerçek olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Schryver, Sovyet yapımı S-75 hava savunma füzesinin Mayıs 1960’ta ABD’ye ait U-2 casus uçağını Sovyetler Birliği üzerinde düşürmesini bu kapasitenin tarihsel örneklerinden biri olarak gösterdi.

ABD pilotu Francis Gary Powers’ın Sverdlovsk üzerinde yaklaşık 70 bin feet irtifada uçarken S-75 tarafından vurulduğunu hatırlatan Schryver, bu irtifadan dünyanın eğriliğinin çok uzak mesafelere kadar görülebildiğini ve Powers’ın paraşütle yere inmesinin uzun sürdüğünü ifade etti.

Ukrayna’daki savaşın Rus hava savunma sistemlerinin kapasitesini ortaya koyduğunu savunan Schryver, Rusların ATACMS ve Storm Shadow tipi Batı füzelerinin yüzde 90’ından fazlasını düşürebildiğini öne sürdü.

Schryver’a göre ABD ve NATO, Ukrayna’ya sağlanan hassas güdümlü silahların önemli bölümünü tüketmesine rağmen bu mühimmatın sahadaki etkisi beklentilerin altında kaldı.

Ukrayna yanlısı çevrelerin Rusya’nın derinliklerine yönelik İHA saldırılarını öne çıkardığını belirten Schryver, bu saldırılarda küçük motorlar ve harp başlıkları taşıyan alçaktan uçan İHA’lardan büyük sayılarda kullanıldığını savundu.

Schryver, bazı saldırılarda yaklaşık 1.000 araçlık İHA salvoları düzenlendiğini ve bunların yalnızca yaklaşık 20'sinin hedeflerine etkili şekilde ulaşabildiğini öne sürerek, Rus hava savunmasının bu İHA’ların rutin olarak yüzde 98’inden fazlasını önlediğini iddia etti.

Rus İHA'larıyla NATO hava savunması karşılaştırması

Schryver, Rusya’nın Belarus ve Kaliningrad üzerinden Polonya ve Almanya’ya 1.000 adet jet motorlu Geran-4 ve Geran-5 İHA’sı göndermesi durumunda ABD ve NATO hava savunma sistemlerinin bunların yalnızca küçük bir bölümünü önleyebileceğini savundu.

Rusya’nın Geran tipi İHA’larının 90 kilogramdan daha ağır harp başlıkları taşıdığını öne süren Schryver, bu mühimmatın hassas biçimde hedefe ulaştırılması hâlinde ciddi yıkıcı etki yaratabileceğini belirtti.

Schryver ayrıca İskender ve Kinjal füzelerinin yanı sıra Oreshnik sistemlerinin de ABD ve NATO hava savunması açısından ciddi bir tehdit oluşturacağını savundu.

Eski Sovyet hava savunma sistemleri

Schryver, Ukrayna’nın savaş öncesinde sahip olduğu Sovyet döneminden kalma Buk ve S-300 mobil hava savunma sistemlerinin ABD ve NATO tarafından sağlanan sistemlerden daha etkili olduğunu ileri sürdü.

Rusya’nın bu sistemlerden çekindiğini ve bunların izlenerek etkisiz hâle getirilmesinin birkaç yıl sürdüğünü savunan Schryver, Ukrayna’nın bugün savaş öncesindeki Sovyet hava savunma kapasitesine yeniden sahip olabilmek için büyük bedeller ödemeye hazır olacağını öne sürdü.

Schryver, ciddi saldırı füzeleri bakımından ABD ve Rusya’nın cephaneliklerinin doğrudan karşılaştırılmasının da mümkün olmadığını savundu.

İran'ın füze kapasitesi

Schryver, ABD’nin mevcut durumda kayda değer bir Mach 3 saldırı kapasitesine sahip olmadığını, Rusya ve İran’ın ise Mach 5 ve üzerindeki sistemleri kullanabildiğini ileri sürdü.

Bu değerlendirmesini İran’a da genişleten Schryver, son aylarda yaşanan çatışmaların Amerikan ve İran füze cephanelikleri arasında anlamlı bir karşılaştırma yapılamayacağını ortaya koyduğunu savundu.

İran’ın ileri teknoloji füze sistemleri konusunda yetenekli mühendis ve teknisyenlere sahip olduğunu belirten Schryver, Tahran’ın aynı zamanda bu sistemleri etkileyici ölçekte seri üretebildiğini öne sürdü.

ABD füzelerinin İran'daki etkisi

Schryver, Amerikan seyir füzelerinin sabit ve yer üstündeki hassas hedeflere karşı uzun süredir etkili olduğunu belirtti. Ancak İran gibi geniş bir ülke üzerinde anlamlı sonuç elde edilebilmesi için yüzlerce, hatta binlerce füzenin kullanılması gerektiğini savundu.

Amerikan uzun menzilli saldırı silahlarının mevcut stoklarının geniş ve tahkim edilmiş yeraltı tesislerini etkisiz hâle getirme kapasitesinden yoksun olduğunu öne süren Schryver, taktik nükleer silahların dahi bu tesisleri etkisiz hâle getiremeyeceğini savundu.

Schryver, Amerikan uzun menzilli mühimmat stoklarının artık ciddi ölçüde tükendiğini iddia ederek, geriye kalan kapasitenin birkaç paletlik mühimmata indirgenmiş durumda olduğunu ileri sürdü.

İran'ın ABD üslerine yönelik saldırıları

Schryver, İran’ın 2020’de Ayn el-Esad’daki ABD üssüne yönelik saldırısını, ardından 2024 ve 2025’te İsrail ve ABD’ye karşı gerçekleştirdiği saldırıları füze kapasitesinin göstergeleri olarak değerlendirdi.

İran’ın 2026’da Amerikan askeri prestijine “sarsıcı bir darbe” indirdiğini savunan Schryver, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alarak bu üslerin savunulabilirliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu ileri sürdü.

Schryver, bu gelişmenin 2026’nın başında çok az kişinin mümkün görebileceği bir tablo olduğunu belirtti.

Yemen ve Babülmendeb

Schryver, Yemen’deki gelişmelerin de ABD ve İsrail açısından stratejik baskıyı artırdığını savundu.

Yemenlilerin Suudi Arabistan’ın petrol sektörünü hedef aldığını ve Babülmendeb üzerindeki kontrolünü pekiştirdiğini öne süren Schryver, bunun Süveyş Kanalı üzerindeki etkilerin de artmasına yol açacağını savundu.

Schryver, ABD ve İsrail’in bu gelişmeler karşısında etkili bir karşılık verme kapasitesinin sınırlı olduğunu ileri sürdü.

ABD'nin füze stokları

Schryver, Pentagon’un İran’daki hedeflere yönelik günde 100 füzelik saldırı temposunu ancak bir hafta veya 10 gün sürdürebileceğini tahmin ettiğini belirtti.

ABD’nin mühimmat stoklarının ciddi ölçüde tükenmesini ABD askeri tarihinde benzeri görülmemiş bir “görev ihmali” olarak nitelendiren Schryver, mevcut stokların yüzde 20’sinin yarısının daha tüketilmesinin Washington açısından büyük bir sorun olmayacağını savundu.

Schryver, Rusya ve İran’a karşı yürütülen savaşların sonucunda ABD, NATO ve İsrail’in büyük rakipleriyle geniş ölçekli savaş yürütme kapasitesinin ciddi biçimde zayıfladığını ve bu durumun en az on yıl boyunca devam edeceğini öne sürdü.

İlgili Haberler