Son Dakika
İnşa

Pakistan'ın kurgu savaşı

01 Ekim 2026 00:29 Bu sayfayı yazdır

❝Savaşın kurgulanması aşamasında görev başarıyla tamamlandı. Artık sahne hazır; Pakistan, elinde mali yardım talebiyle çok yakında ABD'nin kapısını çalacaktır.❞

Pakistan'ın kurgu savaşı
Pakistan'ın kurgu savaşı YDH
Yazar GenXGirl1994
Yazı boyutu
100%
7 dk okuma

YDH ― GenXGirl1994 isimli kullanıcı, bloğunda yer alan 27 Şubat 2026 tarihli analizinde, Pakistan'ın Afganistan'la yalnızca Afganistan'a karşı mücadele için savaşmadığını, savaş üzerinden ABD'ye yeniden ihtiyaç duyulan bir bölgesel ortak olduğunu kanıtlamaya ve bunun karşılığında ekonomik, askeri ve stratejik kaynak elde etmeye çalıştığını iddia ediyor. 

✱✱✱


Yaşanan olayların seyri ve Pakistan’ın boğuştuğu kronik ekonomik buhran dikkate alındığında, Afganistan’a ilan edilen bu savaşın tek bir amacı var gibi görünüyor: 1980'lerde ve 2000'lerin başında o devasa boyutlara ulaşan ABD yardımlarının musluğunu yeniden açmak.

Gelin, tabloya biraz daha yakından bakalım. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.36.41

Pakistan, kabaca 2020 yılından bu yana ağır bir ekonomik krizin pençesinde. Bu ekonomik daralma, ABD'nin 2021'de Afganistan'dan çekilmesi ve hemen ardından Pakistan'a akan Amerikan fonlarının bıçak gibi kesilmesiyle tam olarak aynı döneme denk geliyor.

2001'den 2021'e kadar, tam yirmi yıl boyunca Pakistan, ABD öncülüğünde Afganistan'da yürütülen askeri operasyonlar için kritik bir toplanma alanı ve lojistik üs görevi gördü. Bunun karşılığında ise Washington'dan, hem ekonomisini hem de stratejik konumunu tahkim edecek devasa boyutta askeri ve ekonomik destek aldı.

Ne var ki ABD'nin bölgedeki bu geniş çaplı askeri varlığını sonlandırması, söz konusu finansal can damarını da büyük ölçüde kesti. Bu durum Pakistan'ın ödemeler dengesi, döviz rezervleri ve genel istikrarı üzerindeki baskıyı günden güne artırdı.

Aslında ortaya çıkan bu tablo, Pakistan'ın 1980'lerde Afganistan'daki Sovyet işgaline karşı yürütülen ABD destekli vekalet savaşında üstlendiği kilit rolü ve o dönemki tecrübelerini fazlasıyla andırıyor. O yıllardaki çatışma ortamında Pakistan bir yandan milyonlarca mülteciye kapılarını açmış, diğer yandan Amerikan ve Suudi yardımlarını sevk ve idare ederek Afgan mücahitlere güvenli bölgeler, askeri eğitim ve lojistik destek sağlamıştı.

Sürece bu denli müdahil olması o dönem ABD'den ülkeye devasa yardımlar akmasını sağlasa da, 1989'da Sovyet birliklerinin çekilmesiyle tüm bu kazanımların geçici olduğu gün yüzüne çıktı. Pakistan, kalıcı bir dış destekten mahrum kalarak krizin uzun vadeli enkazıyla bir başına bırakıldı. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.37.19

Her iki dönemde de Pakistan'ın Afganistan'da ABD hedefleriyle stratejik bir hizalanma içine girmesi, ülkeye akan yardımlar sayesinde kısa vadeli rahatlamalar getirdi. Ancak günün sonunda Amerikan varlığının bölgeden çekilmesi, ülkenin temellerindeki ekonomik çürümüşlüğü ve kırılganlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Şüphesiz bu yapısal sorunlar; yıllardır süregelen kötü ekonomik yönetim, hatalı politikalar, yarıda kalan reformlar ve istikrarsız kararlar zincirinden besleniyor.

Sübvansiyonların kaldırılması, paranın değer kaybetmesi, enerji fiyatlarına ve vergilere yapılan zamlar gibi sözde IMF "istikrar" tedbirleri, enflasyonist baskıyı daha da körükledi. Öyle ki bu baskı, gelir artışını çoktan gölgede bırakarak halkın satın alma gücünü adeta eritti.

Tüm bunlara rağmen, tıpkı madde bağımlısı bir hasta gibi hareket eden Pakistan, iç sorunlarıyla kendi başına yüzleşmektense, yeniden patlak veren savaşlar üzerinden ABD yardımlarını ülkeye çekmenin yollarını arıyor. Nitekim ülkenin eski başbakanı ne zaman ki yapısal reformlar yapmaya yeltendi, bir meclis oylamasıyla derhal görevden alındı ve hapse mahkûm edildi.

Arka plandaki oyun

Pakistan'ın 2025 yılında, Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası kapsamında ABD Adalet Bakanlığına sunduğu bir lobi belgesi aslında niyetini açıkça ortaya koyuyor. 

Belgede İslamabad, ABD'nin çekilirken Afganistan'da geride bıraktığı silahların toplanması veya etkisiz hâle getirilmesi konusunda Amerikalı yetkilileri işbirliğine çağırıyor. 

Başvuruda kullanılan dil ise oldukça manidar. 

Bir yandan Afganistan'ın savaşın ağır insani ve siyasi faturasını ödediği hatırlatılıyor; diğer yandan da 2001 sonrası ABD öncülüğündeki terörle mücadele sürecinde Pakistan'ın milyarlarca dolarlık askeri ve mali yardım aldığı o "kilit müttefik" konumuna atıf yapılıyor. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.38.01

İslamabad yönetimi, geride kalan bu silahları acil bir terör tehdidi olarak sunarak Washington ile arasındaki güvenlik işbirliğini yeniden canlandırmanın peşinde. 

Bu hamle; istihbarat paylaşımını, askeri angajmanı ve siyasi nüfuzu kapsayan taptaze mali ve stratejik kazanımları hedefliyor. 

Kısacası İslamabad, kendi içindeki militanlık sorunuyla dürüstçe yüzleşmek yerine, iç güvenlik krizini Afganistan kaynaklı ve dolayısıyla ABD’nin de "ortak sorunuymuş" gibi pazarlamaya çabalıyor.

Afganistan’ın İran ve Çin ile derinleşen bağları: Pakistan için yeni bir fırsat

Afganistan'ın son dönemde İran ve Çin ile giderek derinleşen ilişkileri, Pakistan’a stratejik bir fırsat kapısı aralıyor. 

İslamabad, özellikle olası bir ABD-İran çatışmasında ve ABD'nin Çin ile yürüttüğü o uzun vadeli, geniş çaplı stratejik rekabette kendini Washington’ın "hayati ortağı" olarak yeniden konumlandırmak istiyor.

Nitekim Taliban'dan gelen son açıklamalar, tırmanan ABD-İran geriliminde Afganistan'ın Tahran'la aynı safta yer aldığına işaret ediyor. 

Örneğin 16 Şubat 2026'da Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahit, İran'ın Peştuca yayın yapan bir radyosuna verdiği röportajda oldukça net konuştu: ABD'nin olası bir saldırısı durumunda Afgan halkının İran'a ve İran halkına işbirliği, sempati ve insani destek sunmaya hazır olduğunu vurguladı.

Sözcü, Taliban'ın barıştan yana olduğunu ve ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı görüşmelerin başarısını desteklediklerini belirtse de, olası bir krizde sunacakları yardımı çerçevelendirmeyi de ihmal etmedi. Bu desteğin doğrudan askeri bir katılımdan ziyade, muhtemelen insani ve destekleyici nitelikte, sınırlı bir boyutta olacağının altını çizdi. 

Ayrıca İran'ın direniş gücüne atıfta bulunan Mücahit, Tahran'ın geçmişteki kısa süreli bir çatışmada elde ettiği "zafer algısına" ve yeniden galip gelme kapasitesine dikkat çekti. 

Her ne kadar bu söylem kesin bir taahhüt altına girmemek adına ihtiyatlı kelimelerle kurgulanmış olsa da, mesaj açık: Afganistan, ABD'nin olası bir saldırganlığı karşısında İran'la dayanışma içinde olma niyetini şimdiden belli ediyor. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.38.46

Afganistan ve Çin işbirliği

Eş zamanlı olarak Afganistan, bilhassa zengin yeraltı kaynakları sayesinde Çin için giderek daha cazip bir partnere dönüşüyor. Hatırlanacağı üzere, ABD'nin Afganistan'daki varlığı döneminde ülkeyi istikrara kavuşturup maden çıkarımını başlatma çabaları büyük bir hezimetle sonuçlanmıştı. Bugün ise, 2021'den beri ülkeye hâkim olan Taliban yönetimi altında Çin, oyuna son derece agresif bir biçimde dâhil olmuş durumda.

Pekin yönetimi Afgan ihracatının %98'ine gümrüksüz erişim imkânı sunuyor; lityum, bakır, demir ve diğer kritik minerallerin peşinde dev yatırımlar kovalıyor ve Afganistan'ı Kuşak ve Yol Girişimi'ne (BRI) entegre etmek için uğraşıyor. 

2025 yılındakiler de dâhil olmak üzere son dönemde yapılan üst düzey görüşmelerin odak noktası hep aynı: Mevcut güvenlik risklerine rağmen ticareti, altyapıyı, insani yardımları ve sahadaki fiili madencilik faaliyetlerini genişletmek. 

Tüm bu gelişmeler doğal olarak Afganistan'ı, Çin'in hem kaynak güvenliği stratejisinde hem de küresel bağlantı hedeflerinde kilit bir kavşak noktası hâline getiriyor. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.39.32

İşte bu bölgesel dinamikler, Pakistan'ın Washington'a karşı elini güçlendiriyor. İslamabad yönetimi bu sayede, bölgedeki tehditleri bertaraf etme konusunda hâlâ ne kadar "vazgeçilmez" olduğunu inandırıcı bir şekilde pazarlayabiliyor. 

Olası bir ABD-İran savaşını hayal edelim; Pakistan'ın Afganistan'da üstleneceği "terörle mücadele" misyonu —ki buna ABD operasyonlarını sekteye uğratabilecek cihatçı unsurların veya çatışmanın yayılmasının engellenmesi de dâhil— İran'ın dolaylı yoldan izole edilmesine ve baskı altına alınmasına yarayacaktır.

Bu durum, fiilen Amerikan çıkarlarına doğrudan hizmet etmek demektir. Benzer bir durum, ABD'nin Çin ile yürüttüğü uzun soluklu stratejik rekabet için de geçerli. Pakistan'ın mevcut konumu, madencilik anlaşmalarından Kuşak ve Yol entegrasyonuna kadar Pekin'in Afganistan'da giderek büyüyen ayak izini yakından takip etme ve potansiyel olarak bunu sekteye uğratma imkânını barındırıyor.

Aslında bu stratejik konumlanma bize oldukça tanıdık bir şablonu hatırlatıyor. Tıpkı Ortadoğu'daki İsrail gibi, Pakistan da kendi güvenlik argümanlarını ve katkılarını, ortak düşmanlara karşı ABD'nin öncelikleriyle kusursuz biçimde hizalayarak sunmayı başarıyor. 

Bugün yüzünü açıkça İran ve Çin'e dönen bir Afganistan var ve Pakistan, bu eksenin yaratacağı istikrarsızlığa karşı kendini "ön cephedeki güç" olarak konumlandırıyor. Böylelikle ABD ile yeni bir stratejik ortaklık, mali yardım ve işbirliği argümanının altını kalın çizgilerle çiziyor.

Savaşı kurgulamak

Takvimler 22 Şubat'ı gösterdiğinde Pakistan, "terörle mücadele" iddiasıyla Afganistan'ın doğusuna hava saldırıları düzenledi. Afgan kaynaklardan gelen haberler ise oldukça ağırdı; sivil ölümlerine yol açan bu bombardımanda, Nangarhar eyaletinde yaşayan 18 kişilik bir aileden geriye sadece birkaç kişi sağ kalabilmişti. 

Ekran Resmi 2026-10-01 00.40.32

Çok geçmeden, 27 Şubat'ta Afganistan bir karşı taarruza geçti ve sınır hattı boyunca dokuz Pakistan askeri karakolunu ele geçirdiğini duyurdu. Pakistan ordusu, kendi askerlerinin bu düşen üslerde bulunması sebebiyle mevzilere doğrudan hava harekâtı düzenleyemedi. 

Bunun üzerine rotayı değiştiren Pakistan; Kabil ve diğer bölgelerdeki hedefleri havadan vurarak misilleme yaptı. Tüm bu yaşananlar, en nihayetinde Pakistan savunma bakanının Afganistan'a karşı açıkça savaş ilan etmesini tetikledi.

Savaşın kurgulanması aşamasında görev başarıyla tamamlandı. Artık sahne hazır; Pakistan, elinde mali yardım talebiyle çok yakında ABD'nin kapısını çalacaktır.


Çeviri: YDH

İlgili Haberler