Son Dakika
İnşa

Netanyahu, İsrail'in yeni güvenlik doktrinini açıkladı

19 Ekim 2026 13:17 Bu sayfayı yazdır

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, bölgesel tehdit değerlendirmelerini, yeni ittifak arayışlarını, önleyici saldırı stratejisini ve askerî bağımsızlık hedefini kapsayan yeni güvenlik doktrinini açıkladı.

Netanyahu, İsrail'in yeni güvenlik doktrinini açıkladı
Netanyahu, İsrail'in yeni güvenlik doktrinini açıkladı YDH
Yazı boyutu
100%
8 dk okuma

YDH ― İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, parlamento seçimlerine günler kala ülkenin savunma paradigmasında köklü bir değişmeye işaret eden yeni güvenlik doktrinini kamuoyuna duyurdu. 

Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Şmuel Ben Ezra’nın desteğiyle hazırlanan ve 7 Ekim sonrasında şekillenen vizyon metni, İsrail ordusunun ihtiyaç duyduğu bağımsızlığı sağlamayı hedefliyor.

Netanyahu, olası bir ABD desteği kaybına ve dış müdahalelere karşı önümüzdeki on yıl için savunma bütçesine yaklaşık 450 milyar şekellik ek kaynak ayrılacağını açıkladı.

İsrail’in düşmanlarını yalnızca sınırlandırmaya veya tehditleri kontrol altında tutmaya çalışan savunmacı geleneğini tamamen terk ettiklerini belirten Netanyahu, artık inisiyatif alan, proaktif, caydırıcı ve sürpriz önleyici ilk darbe saldırılarına dayanan bir doktrine geçtiklerini resmileştirdi.

Netanyahu bu yeni dönemi, uluslararası ortakların İsrail’e bağımlı kılındığı ve ülkenin varlığını hiçbir müttefikin onayına bağlamadığı bir süreç olarak tarif etti.

İsrail’i kendisinden katbekat büyük güçlerle mücadele edebilen bir bal porsuğuna benzeten Netanyahu, uzun yıllar boyunca kılıçla yaşamak zorunda kalacaklarını ve bu kılıcın mutlak surette keskin olması gerektiğini vurguladı.

Belirsizlikler, kötü senaryolar ve kırılma noktaları

Netanyahu’nun savunma bütçesinde talep ettiği 450 milyar şekellik devasa kaynak artışı, hükümetin daha önce kabul ettiği yaklaşık 350 milyar şekellik ekleme ve bakanlıklarda yapılan 2,6 milyar şekellik yatay kesintilerin ardından gündeme geldi.

Bu fonun temel amacı, mühimmat üretiminde dışa bağımlılığı kırmak ve yer altında kurulacak endüstriyel-teknolojik tesislerde yerli silah sanayisini güvence altına almak şeklinde belirlendi.

Askeri harcamaların ve ordunun, yapay zekanın sunduğu optimizasyona rağmen mutlaka büyümesi gerektiğini söyleyen Netanyahu, bu bütçeyi ülkenin dişleri ve yetenekleri olması için tahsis ettiğini aktardı.

Bütçenin ardındaki en kritik stratejik değişiklik ise Washington ile ilişkilerdeki belirsizlikten kaynaklanıyor.

Ekran Resmi 2026-10-19 12.43.34

Önlerinde iki yıllık bir fırsat penceresi bulunduğunu belirten Netanyahu, bu sürenin ardından ABD’de İsrail’e çok düşmanca yaklaşabilecek bir kadın ya da erkek başkanın göreve gelme ihtimali doğduğunu, yeni yönetimin askeri yardımları kesip yaptırımlara dahi katılabileceğini açıkça ifade etti.

Dostu olarak tanımladığı Donald Trump’ın görev süresi bitmeden önce cephelerdeki görevleri tamamlamak istediklerini belirten Netanyahu, hem iyi hem de kötü senaryolara hazırlık yaptıklarını kaydetti. 

ABD’deki olası yönetim değişikliğine ve Batı’daki meşruiyetsizleştirme çabalarına karşı yeni ittifaklar arayışında olduklarını bildiren Netanyahu, Hindistan, Latin Amerika ve seçim sürecindeki Brezilya gibi ülkelerle ilişkileri geliştirmenin hayati olduğunu savundu.

Avrupa ülkelerinin ve Birleşmiş Milletler kürsüsünden İsrail’i kınayan aktörlerin kapalı kapılar ardında Arrow hava savunma füzeleri istemesini ise küstahlık olarak nitelendirdi. 

Yedi temel tehdit

Netanyahu’nun kamuoyuna sunduğu doktrin, ülkenin bekasını tehdit eden yedi temel unsuru ve bu unsurlarla mücadele prensiplerini de içeriyor.

  • Birinci tehdit: Nükleer kapasite geliştirmeye çalışan İran.
  • İkinci tehdit: Sınır ötesinden, Ramallah’tan veya Netanyahu’nun Kudüs’teki konutunun bulunduğu mahalleden dahi yönlendirilebilen standart, fiber optik kablolu ve SIM kartlı insansız hava araçları (İHA). Netanyahu, bu tehdidin hassas güdümlü füzeleri bile geride bırakan küresel ölçekte büyük bir meydan okuma olduğunu belirterek bu alanda özel bir görev gücü kurduklarını açıkladı.
  • Üçüncü tehdit: Üretim altyapısının büyük kısmının yok edildiği öne sürülen, ancak bin kilogramlık harp başlığı taşıyabilen hassas balistik füzeler.
  • Dördüncü tehdit: Siber saldırılar, yapay zekâ ve kuantum teknolojileri. Netanyahu, İsrail’in hayatta kalabilmesi için siber alanda ABD ve Çin’in ardından dünyada üçüncü sırada yer alması gerektiğini söyledi.
  • Beşinci tehdit: Batı Şeria’da ve İsrail içinde bulunan yasa dışı silahların İsrail’e karşı kullanılma riski.
  • Altıncı tehdit: Amerikalı girişimci Palmer Luckey ile bizzat istişare edilen deniz altı ve yer altı otonom araçlar.
  • Yedinci tehdit: Silah teknolojilerinin baş döndürücü bir hızla değişmesi.

On temel ilke

Doktrinin on temel ilkesi, yeni güvenlik mimarisinin iskeletini oluşturdu.

  • Nükleer silahlanmanın engellenmesi: Gerektiğinde tek başına doğrudan askerî saldırı düzenlenmesi.
  • Caydırıcılık: Düşmanın askerî ve sivil altyapısını çökertecek yoğun ve isabetli ateş gücüne dayanılması.
  • İstihbarat ve erken uyarı: Sürpriz baskınları önlemek için kesintisiz istihbarat ve erken uyarı sistemlerinin işletilmesi.
  • İnisiyatif: Askerî ve stratejik süreçlerde inisiyatifin elde tutulması.
  • Stratejik aldatmaca: Düşmanı yanıltmaya yönelik stratejilerin uygulanması.
  • Eleştirel düşünce: Güvenlik ve askerî karar alma süreçlerinde eleştirel düşüncenin benimsenmesi.
  • Çok katmanlı savunma: Sınır ötesinde tampon bölgeler kurulması ve mülteci kamplarına taarruz edilmesi.
  • Bölgesel ve küresel ittifaklar: İsrail’in güvenliğini destekleyecek bölgesel ve küresel ortaklıkların kurulması.
  • Teknolojik bağımsızlık: Ar-Ge, kuantum teknolojileri, yapay zekâ ve uzay yatırımlarıyla dışa bağımlılığın azaltılması.
  • Bilişsel algı mücadelesi: Anti-Siyonizm ve küresel boykotlara karşı yapay zekâ destekli mücadele yürütülmesi.
  • Kesin zafer: Düşmanın savaşma iradesini kırmaya odaklanılması.
  • Halkın ruhu: Yerleşimlerin genişletilmesi, Yahudi mirasının korunması, Diaspora ile bağların güçlendirilmesi ve göçün ulusal güvenliğin parçası sayılması.

Hedefler, riskler ve gerilim noktaları

Bölgesel cephelerde ise İran liderliğindeki Şii ekseni ile Türkiye liderliğindeki Müslüman Kardeşler merkezli Sünni eksenin birleşme ihtimalini en büyük kaygı kaynağı olarak tarif eden Netanyahu, belgede “Mısır Tuzağı” olarak anılan riskler dahil olmak üzere bölge ülkelerinin de bu tablodan derin rahatsızlık duyduğunu iddia etti.

İran rejiminin devrilmesini nihai hedef olarak belirlediğini ve bu amaçla tüm güvenlik birimlerine talimat verdiğini açıklayan Netanyahu, geçmişte İran tehlikesine dikkat çektiğinde bunun güvenlik teşkilatınca küçümsendiğini ve engellenmeye çalışıldığını öne sürdü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimi altında ikili ilişkilerin eski sıcak günlerine dönmesini beklemediğini de dile getirdi.

Türkiye’nin Tel Aviv ve İsrail’in varlığına yönelik söylemlerini son derece düşmanca bulduğunu söyleyen Netanyahu, Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığını bir hava üssüne doğru genişletme girişiminin İsrail tarafından engellendiğini savundu.

Ankara ile doğrudan bir çatışmayı önlemeye çalıştıklarını ifade etti.

Netanyahu ayrıca Türkiye meselesinin, ABD Başkanı Trump ile tam mutabakat sağlayamadıkları ender başlıklardan biri olduğunu itiraf etti.

Rusya ile temasların sürdüğünü belirten Netanyahu, Moskova’nın İran ile Ukrayna zeminindeki işbirliklerinin ve İsrail karşıtı dezenformasyon faaliyetlerinin iki ülkenin çıkarlarını çatıştırdığını ekledi.

Buna karşın Rusya’nın kendi Müslüman nüfusu nedeniyle radikal ve nükleer bir Tahran’dan endişe duyduğunu sözlerine ekledi.

Gazze, Lübnan ve Batı Şeria sahasındaki gelişmeleri de aktaran Netanyahu, Gazze’de tünellerin yüzde 95’inin imha edildiğini öne sürdü.

Yabancı bir ordunun bölgeye girmesine izin verilmeyeceğini vurguladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteğiyle batı sınırında yürütülen sınırlı altyapı projesi haricinde, Hamas silahsızlandırılmadan yeniden inşaya müsaade edilmeyeceğini söyledi.

Lübnan ordusuna operasyonel kabiliyetlerini kanıtlaması için iki pilot bölge tahsis edildiğini ancak ordunun henüz bunu kanıtlayamadığını dile getirdi.

Doğu sınırına aşılmaz bir terör engeli kurarak ülkeyi tam anlamıyla bir kaleye dönüştüreceklerini ve bir Filistin devletinin kurulmasına asla geçit vermeyeceklerini açıkça ifade etti.

Koalisyon hesapları

İç politikaya da değinen Netanyahu, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit partisi ile koalisyon ortaklığını sürdüreceğini bildirdi.

Savunma ve Ulusal Güvenlik bakanlıklarını kendi partisi Likud bünyesinde tutmak istediğini belirtti. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile ekonomiyi başarıyla yönettiklerini savunan Başbakan, orduya katılım tartışmalarına da değindi.

Haredi nüfusun askere alınmasını öngören, dini eğitim almayanların orduya katılmasını, aksi takdirde hapis cezasıyla karşılaşmasını içeren yasa tasarısını bu dönem meclisten geçireceklerini kaydetti. 

BONUS: ‘Dost’a utanç, düşmana keyif veren haritayı okumak

Netanyahu, İsrail’in ulusal güvenliğe ilişkin yeni doktrinini açıkladığı kabine toplantısında Ortadoğu’daki güç dengelerini ve bölgesel ittifakları gösteren bir harita sundu.

Ekran Resmi 2026-10-19 13.00.59

Haritada bölge, İsrail-BAE ittifakı, Suudi Arabistan-Türkiye-Mısır-Pakistan ekseni ve İran liderliğindeki Direniş Ekseni olmak üzere üç ana blok üzerinden tasvir edildi.

İsrail-BAE ittifakı ve dost ülkeler

Haritadaki ilk ekseni İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ittifak oluşturuyor.

Bu blokla ilişkilendirilen ülkeler arasında Etiyopya, Yunanistan, Hindistan ve Azerbaycan da bulunuyor. Harita, bu ülkeleri İsrail ve BAE’nin dostları olarak sınıflandırıyor. 

Ekran Resmi 2026-10-19 13.25.32

Haritanın lejantında İsrail-BAE ittifakı ayrı bir kategori olarak gösterilirken İsrail ve BAE’nin dostu olarak görülen ülkeler de başka bir grupta sıralanıyor.

Bu grupta Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Sudan, Etiyopya ve Hindistan’ın bayrakları yer alıyor. 

Haritada ikinci blok, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan’ı bir araya getiriyor. Sünni dörtgen ittifakı (Sunni Diamond) olarak tanımlanan bu grup, İsrail-BAE ekseninden ayrı bir bölgesel blok şeklinde ele alınıyor.

Haritada Libya, Suriye, Ürdün ve Yemen de Sünni dörtgen ittifakının dostları olarak sınıflandırılıyor.

Unknown

Böylece bu dört ülke, söz konusu ittifakın çevresindeki dost ülkeler kategorisinde gösteriliyor. 

Üçüncü blok ise İran liderliğindeki Direniş Ekseni’nden oluşuyor. Bu eksende Yemen’de Ensarullah, Lübnan’da Hizbullah, Iraklı gruplar ve Hamas yer alıyor.

Harita, İran’ı ve Direniş Ekseni’ni diğer iki bloktan ayrı bir kategoriye yerleştiriyor. 

Haritanın dikkat çeken unsurlarından biri, Suudi Arabistan ile İsrail’in farklı eksenlerde gösterilmesi.

Bu sınıflandırma, iki ülkenin ABD ile ilişkilerine ve Yemen’e karşı yürüttükleri mevcut ittifaka rağmen Suudi Arabistan’ı İsrail-BAE ekseninin dışında konumlandırıyor. Haritanın genel çerçevesi, Ortadoğu’daki rekabeti yalnızca İsrail ile İran arasındaki bir karşılaşma olarak ele almıyor.

Bunun yerine bölgeyi, farklı ortaklıkların ve ittifak ilişkilerinin şekillendirdiği üç ana blok üzerinden tasvir ediyor. 

Netanyahu’nun yayımladığı haritanın lejantında NATO ve ABD’nin NATO dışındaki başlıca müttefikleri için de ayrı bir kategori bulunuyor.

Ayrıca Suudi Arabistan ve Azerbaycan, ABD’nin dostu olarak sınıflandırılan ülkeler arasında gösteriliyor.

İlgili Haberler