Son Dakika
İnşa

İsrail'den istihbarat desteği alan Suudiler, Yemen’in istihbarat ağından korkuyor

25 Ekim 2026 19:00 Bu sayfayı yazdır

❝Bir cephedeki aktörler, rakibin askeri başarılarını kendi saflarındaki olası istihbarat sızıntılarıyla açıklıyorsa sorun, tek bir operasyonun başarısızlığını aşıyor.❞

İsrail'den istihbarat desteği alan Suudiler, Yemen’in istihbarat ağından korkuyor
İsrail'den istihbarat desteği alan Suudiler, Yemen’in istihbarat ağından korkuyor YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH ― Uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmed Hacı Sadıkiyan, Yemen'in egemenliğine karşı sürdürülen ABD-İsrail öncülüğündeki savaşın yeni aşamasında Ensarullah ile Suudiler arasında değişen istihbarat ve güvenlik dengesini mercek altına aldı. 

▪️▪️▪️


Ensarullah ile Suudiler arasındaki çatışmaların yeni aşaması, Yemen savaşının önceki safhalarından önemli ölçüde ayrılıyor. Ensarullah’ın Suudi mevzilerine yönelik ateş gücünü artırması, kara harekâtlarını daha etkili yönetmesi ve operasyonlarının kapsamını genişletmesi bu farkların başında geliyor. Ancak en önemli gelişme, iki taraf arasındaki istihbarat ve güvenlik dengesinin değişmesi.

Ensarullah, karşı tarafın askeri hareketliliğini gözetim altına almayı başarırken Suudi destekli güçler güvenlik açıkları, istihbarat sızıntıları, komuta ve lojistik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Bu gelişme, yalnızca hedefleri tespit etme ve nokta atışı saldırılar düzenleme kabiliyetiyle sınırlı kalmıyor. Suudi güçlerinin toplanma alanları ve mühimmat depoları hedef alınıyor. 

İstifa eden hükümete bağlı güçler ise istihbarat sızıntılarına ve cephelerin teçhizatsız bırakılmasına itiraz ediyor. Bütün bunlar, daha derin bir krize işaret ediyor.

Bir tarafta, düşman hareketliliğine ilişkin istihbaratı askeri güce dönüştüren Ensarullah bulunuyor. Diğer tarafta ise Suudilerin mali, askeri ve istihbari desteğine rağmen kendi güvenliğini sağlamakta ve askeri bilgilerini korumakta zorlanan güçler yer alıyor.

İstihbarat krizinin işaretleri

Son günlerde bu durumun işaretleri, Yemen’deki istifa eden hükümete bağlı isimlerin açıklamalarına ve itirazlarına da yansıdı. 

Örneğin Cemal el-Avadi, Suudi Arabistan destekli güçlerin yapısındaki istihbarat sızıntısına ilişkin açıklamasında, bu güçlerin farklı cephelerdeki askeri hareketliliğinin Ensarullah’ın operasyon başlamadan önce tüm ayrıntıları bildiği izlenimini uyandırdığını açıkça dile getirdi. 

Hatta bazı durumlarda Ensarullah, bu bilgilere ilgili komutan ve yetkililerden bile önce ulaşıyor.

Bu açıklamalar önem taşıyor. Çünkü istihbarat sızıntısı meselesi artık yalnızca Ensarullah’ın veya ona yakın medya organlarının gündeme getirdiği bir konu olmaktan çıktı; hareketin karşıtları da kendi saflarındaki bu sorunu tartışıyor.

İstifa eden hükümete bağlı güçlerin yapısının gözden geçirilmesi yönündeki talepler de bu açıdan dikkat çekiyor. Bir cephedeki aktörler, rakibin askeri başarılarını kendi saflarındaki olası istihbarat sızıntılarıyla açıklıyorsa sorun, tek bir operasyonun başarısızlığını aşıyor. 

Doğrudan komuta mekanizmasının güvenilirliği, istihbaratın korunması ve kuvvetler arasındaki koordinasyon sorgulanıyor.

Bu kaygılar, sahadaki gelişmelerle de yakından bağlantılı. Savaşın yeni aşamasında Ensarullah, yalnızca ön cephedeki güçlerle çatışmakla yetinmedi; askeri toplanma alanlarını, komuta merkezlerini, lojistik destek noktalarını ve teçhizat sevkiyat güzergâhlarını da hedef aldı. 

Bu yöntem, Ensarullah’a karşı geniş çaplı operasyonlar düzenlemeyi ve bu operasyonları planlamayı daha da zorlaştırıyor. Çünkü her kuvvet veya teçhizat sevkiyatı, daha harekât başlamadan karşı taraf için bir saldırı fırsatına dönüşebiliyor.

Yemen’in istihbarat hakimiyeti

Ensarullah’ın istihbarat üstünlüğünün bir diğer önemli boyutunu, Suudilerin hava hareketliliğine ilişkin ayrıntılı bilgilere sahip olması oluşturuyor. 

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, yayımladığı çok sayıda açıklamada Suudi hava saldırılarının ayrıntılarını, savaş uçaklarının türlerini ve kalkış yaptıkları üsleri açıkladı.

Bu bilgilerin önemi, içerdiği ayrıntılarda gizli. Savaş uçaklarının türü, kalkış üsleri ve saldırıların tekrarlanma sıklığı, Suudi hava operasyonlarının Ensarullah açısından dağınık ve takip edilemez saldırılardan ibaret olmadığını gösteriyor. 

Aksine Ensarullah, bu süreci ayrıntılarıyla ve kesintisiz biçimde izliyor.

Bu sayede Suudi Hava Kuvvetlerinin faaliyet düzenini çözebiliyor ve operasyonlarını kayıt altına alabiliyor. Füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesinin yanı sıra bu takip kabiliyeti de Ensarullah’ın askeri gücünün önemli bir parçasını oluşturuyor.

Buna karşılık Suudi Arabistan ve müttefik güçleri, çatışmaların yeni aşamasında Ensarullah’ın komuta yapısına sızma ve hareketin ikmal hatlarını aksatma konusunda benzer bir başarı gösteremedi. 

Savaşın önceki aşamalarında Ensarullah’ın askeri ve güvenlik kadrolarına yönelik suikastlar ve saldırılar öne çıkarken, yeni dönemde aynı yöntemin benzer ölçekte sürdüğünü gösteren açık işaretler bulunmuyor.

Ensarullah ise Suudi hedeflerine ve Suud'a bağlı güçlere yönelik saldırılarını sürdürerek bu unsurların farklı bölgelerdeki toplanma alanlarını ve lojistik merkezlerini hedef almaya devam etti.

Ateşkes ve güvenlik dengesinin değişimi

Çatışmaların azaldığı dönem ve Aksa Tufanı Savaşı’ndan çıkarılan dersler, Ensarullah’ın kendi iç yapısını korumaya ve güvenlik ile istihbarat kapasitesini geliştirmeye daha fazla önem vermesini sağlamış görünüyor.

Hareket, savaş yılları boyunca sızma girişimleri, suikastlar, hava saldırıları ve ikmal hatlarını kesme çabaları gibi birçok tehditle karşı karşıya kaldı. 

Bu koşullarda komuta yapısını korumak, güvenlik mekanizmalarını sürekli gözden geçirmeyi ve düşman hareketliliğini tespit etme kabiliyetini geliştirmeyi gerektiriyor.

Bu kapasitenin füze ve İHA gücüyle birleşmesi, Ensarullah’ın askeri baskıyı aynı anda birkaç alanda artırmasını sağlıyor. 

Hareket, cephelerdeki güçleri hedef alabiliyor, komuta merkezlerine ve mühimmat depolarına saldırılar düzenleyebiliyor, ikmal hatlarını aksatabiliyor ve Arabistan’ın iç kesimlerindeki askeri hedefleri tehdit edebiliyor. 

Kara harekâtlarını yönetme kabiliyetiyle birlikte bu unsurlar, savaşın yeni aşamasının en önemli özellikleri arasında yer alıyor.

Bu çerçevede Suudi Arabistan’ın istihbarat açığını kapatmak için Birleşik Arap Emirlikleri veya İsrail ile iş birliğini genişletme çabalarını da değerlendirmek gerekiyor.

Bilgi güvenliği, komuta ve lojistik alanlarındaki yapısal sorunlar çözülmeden dış desteği artırmak, Ensarullah’ın saldırılarını tekrarlamasını tek başına engelleyemez. 

Temel sorun yalnızca teçhizat veya asker sayısı değil. Asıl mesele, operasyonların gizliliğini korumak, birlikler arasında koordinasyonu sağlamak ve askeri hareketliliğin düşman tarafından tespit edilmesini önlemek.

Bu nedenle Ensarullah’ın istihbarat üstünlüğü, Yemen savaşındaki yeni güç dengesini şekillendiren başlıca unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

İstihbarat sızıntılarına yönelik iç itirazlar, el-Vedia’daki toplanma alanlarına ve mühimmat depolarına düzenlenen saldırılar, ikmal sürecindeki aksamalar ve Suudi savaş uçaklarının kalkış üslerine ilişkin ayrıntılı bilgiler, Suudi cephesindeki güvenlik açıklarını bir bütün olarak gözler önüne seriyor. Ensarullah ise elde ettiği istihbaratı füze, İHA ve kara operasyonlarında kullanmayı başarıyor.

Bu yüzden savaşın yeni aşamasında Suudi Arabistan’ın Aşil tendonunu yalnızca cephedeki askeri gelişmelerde değil, istihbaratı koruma, komuta bütünlüğünü sağlama ve ikmal hatlarının güvenliğini sürdürme konusundaki zaaflarında aramak gerekiyor. 


Çeviri: YDH

İlgili Haberler