Son Dakika
İnşa

Rızai: Yeni bir savaş durumunda nükleer doktrinimizi gözden geçirebiliriz

31 Ekim 2026 22:30 Bu sayfayı yazdır

İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, nükleer tesislere yönelik saldırıların İran kamuoyunda ülkenin nükleer doktrininin yeniden gözden geçirilmesi taleplerini artırdığını, ancak devlet yönetiminin henüz doktrin değişikliğine ilişkin resmî bir karar almadığını söyledi.

Rızai: Yeni bir savaş durumunda nükleer doktrinimizi gözden geçirebiliriz
Rızai: Yeni bir savaş durumunda nükleer doktrinimizi gözden geçirebiliriz YDH
Yazı boyutu
100%
11 dk okuma

YDH — İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ABD ile yürütülen dolaylı müzakereler, İran'ın nükleer doktrini, Hürmüz Boğazı'nın geleceği ve bölgesel güvenlik düzenlemelerine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. 

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in gönderdiği mektuba ilişkin konuşan Rızai, mektubu incelediğini ancak henüz herhangi bir yanıt vermediğini söyledi.

Karşı tarafın söyleminde ve yaklaşımında belirgin bir değişiklik yaşandığına dikkat çeken Rızai, bunu İran'ın savaş sürecinde elde ettiği kazanımlarla ilişkilendirdi.

Rızai, “Vance'in mektubunu okudum ancak henüz yanıt vermedim. Karşı taraf üslubunu tamamen değiştirmiş. Bu, İran halkının zaferini ve gücünü pekiştirdiğini gösteren olumlu bir işaret.” dedi.

ABD tarafının mektubun içeriği hakkında kamuoyuyla herhangi bir ayrıntı paylaşmadığını hatırlatan Rızai, kendisinin de bu aşamada mektubun içeriğine ilişkin konuşmayacağını belirterek, “Onlar mektup hakkında herhangi bir şey söylemediği için ben de şimdilik bir şey söylemeyeceğim,” ifadelerini kullandı.

Tahran'dan yeni bölgesel güvenlik düzeni arayışı

Rızai, İran, Suudiler, Pakistan ve Türkiye temsilcilerinin katılımıyla Tahran'da gerçekleştirilen dörtlü görüşmelerin sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, son bir iki yılda yaşanan gelişmelerin bölgenin geleceğine ilişkin önemli bir gerçeği ortaya çıkardığını söyledi.

General Rızai "İran İslam Cumhuriyeti'nin konumu ve katılımı dikkate alınmadan bölgeye yönelik herhangi bir güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi mümkün değil" dedi.

Bu süreçte bazı bölge ülkelerinin yetkililerinin, gelecekte kurulması öngörülen güvenlik düzenlemelerini görüşmek üzere Tahran'a geldiklerini ve İranlı yetkililerle doğrudan temas kurma taleplerini bizzat ilettiklerini belirten Rızai, gerçekleştirilen istişarelerin yalnızca ikili güvenlik meseleleriyle sınırlı kalmadığını anlattı.

Görüşmelerde Mekke Paktı, Yemen meselesi ve bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceği gibi başlıkların ele alındığını aktaran General Rızai, özellikle bölgesel güvenliğin hangi ilkeler üzerine inşa edileceğinin toplantıların temel gündemlerinden birini oluşturduğunu kaydetti.

“ABD güvenlik sağlayan aktör olmaktan çıktı”

Bölgedeki güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmesinde ABD'nin rolünü eleştiren Rızai, birçok ülkenin artık Washington'u güvenlik sağlayan bir güç olarak görmediğini söyledi.

Genral Rızai, “Bölgedeki birçok ülke artık ABD'nin güvenlik sağlayan bir aktör olmadığını, aksine güvensizliğin merkezine dönüştüğünü gördü,” dedi.

İran halkının direnişinin ve ABD'nin uğradığı yenilginin bölge ülkelerinin güvenlik yaklaşımlarında değişime yol açtığını belirten Rızai, bu gelişmelerin bölgesel ölçekte yeni bir güvenlik yapısının oluşturulmasına yönelik arayışları hızlandırdığını ifade etti.

Söz konusu yapının temelinde, bölge ülkelerinin güvenliklerini dış güçlerin müdahalesine ihtiyaç duymadan, kendi katılımları ve imkânlarıyla sağlaması gerektiğini söyledi.

Son bir iki yıllık deneyimin bu ihtiyacı açık biçimde ortaya koyduğunu kaydeden Rızai, İran halkının taleplerini ve ülkenin bölgesel konumunu dikkate almayan hiçbir anlaşmanın kurulamayacağını, bu temelden yoksun ittifakların da başarıya ulaşamayacağını dile getirdi.

“Yeni bölgesel düzenin ilkeleri şekilleniyor”

Tahran'daki dörtlü görüşmelerin, bölge ülkeleri arasında ortak bir güvenlik anlayışının geliştirilmesi bakımından önemli bir aşama oluşturduğunu belirten Rızai, toplantıda ortak öncelikler üzerinde uzlaşı sağladıklarını söyledi.

General Rızai, “Yeni bir bölgesel düzenin oluşması için gerekli zeminin ortaya çıktığından söz edebiliriz. Bu düzen, bölge ülkelerinin bölge dışındaki güçlerin müdahalesi olmadan kendi güvenliklerini sağlamalarına dayanıyor. Böyle bir düzen, kendine özgü kurallara ve ilkelere sahip olabilir ve kalıcı güvenliğin tesis edilmesine zemin hazırlayabilir,” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin temel gündemlerinden birinin Müslümanların İsrail rejiminin saldırganlığına karşı korunması ve bu rejimin işgal politikalarının sona erdirilmesi olduğunu belirten Rızai, İsrail'in Lübnan'ın güneyinden ve Suriye'nin güneyinden çekilmesinin de ele alındığını söyledi.

Gazze ve Batı Şeria'daki gelişmeler de tarafların ortak gündeminde yer aldı.

Suudi Bakan'dan İsrail'in sonraki hedeflerine ilişkin uyarı

Rızai, bölge ülkelerinin yetkilileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde İsrail rejiminin tehditlerine yönelik kaygıların öne çıktığını belirterek, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman'ın kendisiyle paylaştığı değerlendirmeye dikkat çekti.

General Rızai, “Bu görüşmelerde dikkat çeken noktalardan biri, katılımcı yetkililerin İsrail rejimine karşı açık tutumlarıydı. Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman bana, İsrail'in İran'dan sonra Türkiye'nin üzerine gideceğini, ardından da Suudi Arabistan'ı hedef alacağını söyledi,” dedi.

Türkiye İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın'ın da İsrail rejiminin tehditlerine ilişkin kaygılarını dile getirdiğini aktaran Rızai, Kalın'ın özellikle Müslüman ülkelerle Pakistan'ı hedef alan bağlantıların kurulmasına yönelik gelişmelerden endişe duyduğunu belirtti.

Toplantıda ortaya konan bu değerlendirmelerin bölge ülkelerinin geleceğe ilişkin ciddi güvenlik kaygıları taşıdığını gösterdiğini söyleyen Rızai, İsrail rejiminin eylemlerinden kaynaklanan tehditlerin bölgesel iş birliğine duyulan ihtiyacı artırdığını vurguladı.

“İran'ın askerî direnişi bölgesel iş birliğinin kapasitesini artırdı”

Dörtlü toplantıda ABD'nin hedefleri ve planlarıyla İran'ın bu planlara karşı geliştirdiği tutumu da ele aldıklarını anlatan General Rızai, İran'ın savaş sürecinde karşılaştığı askerî ve siyasi gelişmelere ilişkin ayrıntıları diğer ülke temsilcileriyle paylaştığını söyledi.

Toplantıya katılan yetkililerin gelişmelerin genel çerçevesi hakkında bilgi sahibi olduklarını, ancak İran'ın aktardığı ayrıntıların olayların farklı boyutlarını daha açık biçimde görmelerini sağladığını ifade etti.

General Rızai, “İran gibi bir ülke ABD ve İsrail rejiminin askerî gücüne karşı koyabiliyorsa, bölgedeki dört ülkenin iş birliği kalıcı güvenliğin sağlanması için çok daha büyük bir kapasite ortaya çıkarabilir,” dedi.

Bu görüşmelerin İran'ın bölgenin geleceğindeki konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten General Rızai, kalıcı güvenliğin İran'ın katılımı olmadan sağlanamayacağını söyledi.

Bu nedenle İran'ın gelecekte oluşturulacak her türlü bölgesel güvenlik düzenlemesinde etkin biçimde yer alması gerektiğini vurguladı.

“ABD'nin İran'a saldırısı küresel ekonomiyi etkiledi”

General Rızai, savaşın ekonomik sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde ABD'nin İran'a yönelik saldırısının yalnızca askerî ve siyasi dengeleri değil, ülkelerin ekonomilerini ve sıradan insanların günlük yaşamlarını da etkilediğini söyledi.

ABD halkının yaşam koşullarına dikkat çeken General Rızai, savaşın hane halkı harcamaları üzerindeki etkisinin giderek daha görünür hâle geldiğini belirtti.

Ekonomik açıdan daha iyi durumda bulunan kesimlerin bile gelir kaybı ve artan giderler nedeniyle savaşın sonuçlarından etkilendiğini ifade etti.

General Rızai, “ABD halkının yaşam koşullarını incelersek bu savaşın sonuçlarından etkilenmemiş bir aile bulmak neredeyse imkânsız. Zenginler bile gelir kaybıyla karşı karşıya kaldı. Yakıt, benzin ve ısınma giderlerindeki artışın yaşamlarını etkilediği sıradan insanlardan söz etmeye bile gerek yok,” dedi.

Enerji ve yakıt maliyetlerindeki artışın insanların yaşam giderlerini yükselttiğini belirten General Rızai, savaşın ekonomik etkilerinin ABD ve Ortadoğu'yla sınırlı kalmadığını, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların yaşam koşullarına da yansıdığını söyledi.

Savaşın sonuçlarını ABD'nin geçmişteki askerî müdahaleleriyle karşılaştıran General Rızai, özellikle Vietnam Savaşı'na işaret etti.

Vietnam Savaşı'nın ABD açısından ağır can kayıplarına yol açtığını hatırlatan General Rızai, İran'a yönelik saldırının dünya genelinde ortaya çıkardığı ekonomik ve toplumsal etkilerin çok daha geniş bir alana yayıldığını savundu.

General Rızai, “Vietnam Savaşı'nda da çok sayıda Amerikan askeri öldürüldü, ancak o savaş dünya genelinde bu denli geniş kapsamlı sonuçlar doğurmadı,” ifadelerini kullandı.

Trump'a yönelik eleştiriler savaşın ekonomik sonuçlarıyla büyüyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın savaş politikalarına da değinen General Rızai, çatışmaların yol açtığı ekonomik sorunların Trump'a yönelik memnuniyetsizliği artırdığını söyledi.

Savaşın ABD'deki yaşam koşulları üzerindeki etkilerinin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde de Trump'a yönelik eleştirilere yol açtığını belirten General Rızai, ABD rejiminin karşı karşıya kaldığı tepkilerin savaşın sonuçlarıyla birlikte genişlediğini ifade etti.

General Rızai, savaşın İran halkının geçmişte daha az görünür olan birçok özelliğini de ortaya çıkardığını ve halkın gücünü önceki dönemlere kıyasla daha belirgin hâle getirdiğini söyledi.

Avrupalı liderlerin savaşın sonuçlarına ilişkin kaygıları arttı

General Rızai, Avrupa ülkelerinin İran'a yönelik savaşın başlangıcındaki tutumlarıyla bugünkü yaklaşımları arasında belirgin bir farklılık oluştuğunu dile getirdi.

Fransa Cumhurbaşkanı ve Almanya Şansölyesi'nin savaşın ilk günlerinde ABD'nin İran'a yönelik saldırısına büyük bir heyecanla yaklaştığını söyleyen General Rızai, ancak ekonomik sonuçların ağırlaşmasıyla birlikte Avrupalı liderlerin kaygılarının arttığını belirtti.

General Rızai, "Fransa Cumhurbaşkanı ve Almanya Şansölyesi, ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaşın ilk günlerinde büyük bir heyecan içindeydi. Ancak şimdi ekonomik meseleler ve savaşın sonuçları konusunda endişelerini dile getiriyorlar." dedi.

Bu tutum değişikliğinin savaşın etkilerinin askerî alanı çoktan aştığını gösterdiğini ifade eden General Rızai, çatışmaların farklı ülkelerin ekonomilerini ve halkların gündelik yaşamlarını doğrudan etkilediğini vurguladı.

Direnişin kazanımları ödenen bedellerden daha büyük

İran halkının savaş sürecinde karşılaştığı ekonomik zorlukları ve ödediği bedelleri değerlendiren General Rızai, elde edilen kazanımların bu sıkıntılarla kıyaslanamayacağını söyledi.

General Rızai, "Halkımız zorluklara katlandı ve bedeller ödedi. Ancak bugün elde ettiğimiz ve gelecekte elde edeceğimiz büyük kazanımlar, bu zorluklarla kıyaslanamaz." dedi.

Halkın direnişinin yalnızca mevcut dönemin askerî ve siyasi sonuçları açısından değil, gelecek nesillerin yaşam koşulları ve bölgedeki konumları bakımından da önem taşıdığını belirten Rızai, bu mücadelenin gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam ve daha onurlu bir bölgesel konum bırakacağını ifade etti.

General Rızai, gelecek nesillerin bu tarihî döneme gururla bakacağını söyledi.

General Rızai'den yeni saldırı ihtimaline karşı sert uyarı

İran'a yönelik düşmanca eylemlerin yeniden gündeme gelmesi ihtimalini de değerlendiren General Rızai, ülkesinin olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu söyledi.

İran'ın savunma iradesi konusunda herhangi bir tereddüt bulunmaması gerektiğini belirten General Rızai, "Soruları ve tereddütleri olanlara, gelecekte son derece onurlu bir savunmaya tanık olmayı beklemelerini söylüyorum." dedi.

Düşmanın yeni bir hata yapması hâlinde ağır bir karşılık göreceğini vurgulayan General Rızai, "Düşman bir hata daha yaparsa korkunç darbelerle ve onurlu bir savunmayla karşılaşacaktır. Allah'ın izniyle İran halkı bu tarihî dönemi başı dik şekilde tamamlayacaktır." ifadelerini kullandı.

General Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin ulusal güvenliğini koruma ve direniş sürecinde elde edilen kazanımları muhafaza etme kararlılığını yineledi.

Nükleer doktrinin değiştirilmesi henüz resmî gündeme alınmadı

General Rızai'nin açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de İran'ın nükleer doktrininin geleceği oldu.

İran'ın nükleer politikasını değiştirme ihtimaline ilişkin soruyu yanıtlayan General Rızai, devlet yönetimi düzeyinde şu ana kadar bu yönde yeni bir karar alınmadığını söyledi.

Bununla birlikte savaşın yeniden başlaması durumunda mevcut nükleer doktrinin sürdürülüp sürdürülmeyeceğinin veya farklı bir yaklaşımın benimsenip benimsenmeyeceğinin tartışılacağını belirtti.

General Rızai, "İran halkı ülkenin asıl sahibidir ve doğal olarak taleplerini ve beklentilerini yetkililere iletir. Ancak şu ana kadar hükümette ve devlet yönetiminde nükleer doktrinin değiştirilmesine ilişkin yeni bir karar alınmadı." dedi.

Savaşın yeniden başlaması ihtimaline ilişkin değerlendirmesinde ise, "Eski nükleer doktrini sürdürmemiz mi yoksa farklı bir yaklaşım mı benimsememiz gerektiği tartışılıyor. Ancak şu ana kadar bu konuda resmî ve devlet düzeyinde herhangi bir karar alınmadı." ifadelerini kullandı.

Nükleer tesislere yönelik saldırılar kamuoyunda sorgulamaları artırdı

Rızai, İran toplumunun bir kesiminde nükleer politikanın yeniden değerlendirilmesine yönelik taleplerin ortaya çıkmasını, ülkenin nükleer tesislerine yönelik saldırılarla ilişkilendirdi.

İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerini kabul ettiğini ve denetimlerin yürütülmesi için gerekli iş birliğini sağladığını hatırlatan Rızai, buna rağmen ülkenin nükleer tesislerinin saldırıya uğramasının kamuoyunda mevcut politikanın sorgulanmasına yol açtığını söyledi.

Rızai, "Halk bu meselenin mantığını sorguluyor. Düşmanın ülkenin nükleer tesislerine saldırdığını görüyorlar. Oysa İran İslam Cumhuriyeti, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının denetimlerini kabul etmiş ve denetimlerin gerçekleştirilmesi için iş birliği yapmıştı." dedi.

İran'ın nükleer tesislerinde gözetim kameralarının bulunduğunu ve bu tesislerde yürütülen faaliyetlere ilişkin bilgilerin çevrim içi olarak UAEA'nın merkezine aktarıldığını belirten Rızai, bütün bu koşullara rağmen tesislerin hedef alınmasının halkın mevcut nükleer yaklaşımı yeniden değerlendirmesini beraberinde getirdiğini ifade etti.

Rızai, "Halk, düşmanın ülkenin nükleer tesislerine saldırdığını gördüğünde doğal olarak şu soruyu soruyor: Önceki süreci neden sürdürelim? Ülkenin nükleer doktrinini yeniden gözden geçirmek gerekmiyor mu?" diye konuştu.

Nükleer doktrinin değiştirilmesine ilişkin henüz devlet düzeyinde bir karar alınmadığını yineleyen Rızai, Meclis'teki bazı isimlerin konuya ilişkin ön hazırlık çalışmalarına başladığının anlaşıldığını, ancak bu çalışmaların henüz resmî bir karara dönüşmediğini söyledi.

Hürmüz Boğazı için İran'ın şartları belirleyici olacak

ABD ile yürütülen dolaylı müzakere sürecine de değinen General Rızai, İran'ın şu aşamada Washington'un son yanıtını beklediğini açıkladı. ABD tarafının yanıtını ertesi gün iletebileceğini belirten Rızai, müzakere sürecinin mevcut aşamasına ilişkin başka bir ayrıntı paylaşmadı.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusuna ilişkin değerlendirmesinde General Rızai, mevcut durumun İran'ın öne sürdüğü şartlar eksiksiz biçimde yerine getirilmeden değişmeyeceğini söyledi.

Boğazın yeniden açılmasının doğrudan İran İslam Cumhuriyeti'nin şartlarının karşılanmasına bağlı olduğunu vurgulayan Rızai, bu koşullar uygulanana kadar mevcut durumun korunacağını ifade etti.

Müzakerelerde İran halkının ulusal haklarının ve ülkenin çıkarlarının güvence altına alınması gerektiğini belirten Rızai, Tahran'ın bu konularda taviz vermeyeceğini söyledi.

Rızai, "İran İslam Cumhuriyeti, ulusal hakları ve çıkarlarıyla ilgili konularda geri adım atmayacaktır. Savaş, gelecekte hiçbir ülkenin ülkemize saldırmaya cesaret edemeyeceği şekilde sona ermelidir." dedi.

Rızai'den UAEA Başkanı Grossi'ye eleştiri

Rızai, konuşmasının bir bölümünde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi'nin tutum ve faaliyetlerini de eleştirdi. İran'ın nükleer dosyasında yaşanan sorunların Grossi'nin göreve gelmesinden sonra başladığını öne süren Rızai, UAEA Başkanı'nın yaklaşımını hedef aldı.

Konuşmasının sonunda İran'ın savaş, diplomasi ve ekonomik baskılar karşısındaki tutumuna değinen General Rızai, ülkenin farklı alanlardaki faaliyetlerinin eş güdüm içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

General Rızai, "Bugün savaş, diplomasi ve ekonomik kuşatmanın kırılması alanlarında hepimiz aynı sesle hareket ediyoruz." ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler