Son Dakika
İnşa

Yemen ordusu: Suudi rejiminin “ağırlık merkezleri” hedef alındı

02 Kasım 2026 09:50 Bu sayfayı yazdır

Yemenli askerî yetkili, operasyonların havalimanları, petrol üretim ve ihracat tesisleri ile askerî üsleri kapsadığını söyledi.

Yemen ordusu: Suudi rejiminin “ağırlık merkezleri” hedef alındı
Yemen ordusu: Suudi rejiminin “ağırlık merkezleri” hedef alındı YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH- Yemen Silahlı Kuvvetleri Manevi Rehberlik Dairesi Bilgi Merkezi Müdürü Albay Zekariya Şerabi, son dönemde Yemen ordusunun askerî operasyonlarının hızlandığını ve hedef alanının genişlediğini söyledi.

El-Mesire televizyonuna konuşan Şerabi, tırmanışın düşürülmesinden önce haftada bir ya da iki operasyon düzenlendiğini, son 16 günde ise günde ikiden fazla olmak üzere yaklaşık 70 operasyon gerçekleştirildiğini belirtti.

Şerabi’ye göre operasyonların sıklığı, zamanlaması, coğrafi kapsamı ve hedef çeşitliliği Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin hazırlık ve muharebe kapasitesinde ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Bu kapsamda katı ve sıvı yakıtlı balistik füzelerin yanı sıra insansız hava araçlarının da kullanıldığını söyledi.

Suudi rejiminin Yemen’e yönelik tırmanışın, ablukayı sürdürmesinin, yükümlülüklerinden kaçınmasının ve yol haritasını uygulamamasının sonuçlarını yanlış değerlendirdiğini vurgulayan Şerabi, Suudi rejiminin tırmanışla hedeflerine ulaşacağını düşündüğünü belirtti. Ancak Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin buna karşılık verdiğini ve Suudi rejiminin güvenlik ile ekonomik istikrarındaki “ağırlık merkezlerini” hedef aldığını söyledi.

Havalimanları ve enerji tesisleri hedef alındı

Şerabi, Yemen ordusunun hedef aldığı başlıca noktalar arasında Suudi havalimanlarının bulunduğunu söyledi. Havalimanlarının yalnızca yolcu trafiği açısından değil, Suudi rejiminin göstermek istediği güvenlik imajının bir parçası olarak da önem taşıdığını belirtti. Riyad Havalimanı’nın hedef alınarak hizmet dışı bırakılmasının bu imajı zedelediğini ve Arabistan’ın kritik tesislerini koruma kapasitesi hakkında soru işaretleri doğurduğunu savundu.

Toplam 70 operasyonun 27’sinin havalimanlarını hedef aldığını belirten Şerabi, operasyonların bu noktalara yoğunlaşmasını Suudi rejiminin hava sahasını ve havalimanlarını açık tutma ısrarına bağladı. Buna karşılık Yemen havalimanlarının kapalı kaldığını ve Yemenli hastaların tedavi için yurt dışına çıkmalarının engellendiğini söyledi.

Şerabi, kapatılmadan önce Riyad Havalimanı’nda günde 800 ila 900 uçuş gerçekleştirildiğini, havalimanının 50’den fazla uluslararası havayolu aracılığıyla Arabistan’ı dünyadaki yaklaşık 120 noktaya bağladığını belirtti. Uçuşların iptal edilme oranının havalimanı tamamen kapatılmadan önce yaklaşık yüzde 97’ye ulaştığını, hedef alınarak hizmet dışı bırakılmasının ardından ise havalimanının tümüyle faaliyetini durdurduğunu söyledi. Sanaa’dan izin aldığı belirtilen bir Yunan uçağına ilişkin haberleri ise bu durumun dışında tuttu.

Havalimanının kapatılmasının yalnızca uçuşları etkilemediğini söyleyen Şerabi, Riyad’daki etkinlik ve faaliyetlerin de güvenlik ve istikrar kaygıları nedeniyle aksadığını, onlarca etkinliğin iptal edildiğini belirtti. Başkent havalimanının devre dışı kalmasının ardından Suudi vatandaşlarının seyahat etmek için Kasım ya da Bahreyn’e kadar gitmek zorunda kaldığını da ekledi.

Şerabi daha sonra petrol tesislerine değinerek Rabığ, Cizan, Yanbu, Riyad ve Ras Tenura rafinerileri ile Bukayk ve Hureys tesislerinin hedef alındığını söyledi. Şeybe petrol sahasındaki gaz işleme tesislerinin, Ras Tenura’dan Yanbu’ya uzanan Doğu-Batı petrol boru hattının ve bu hatla bağlantılı depolama, işleme ve pompalama istasyonlarının da operasyonların hedefleri arasında bulunduğunu belirtti.

Uydu görüntülerinin boru hattı güzergâhındaki bazı pompalama istasyonlarının, aralarında beşinci, sekizinci ve onuncu istasyonların da bulunduğu noktaların hedef alındığını gösterdiğini ifade eden Şerabi, diğer güzergâhların devre dışı kalmasının ardından Doğu-Batı hattının Arabistan’ın kullanabildiği tek ihracat koridoru olduğunu söyledi.

Enerji tesislerinin gelişigüzel hedef alınmadığını savunan Şerabi, operasyonların üretim, işleme ve ihracat sürecinin temel halkalarına odaklandığını belirtti. Bu tesislerin devre dışı bırakılmasının Arabistan’ın iç piyasanın ihtiyaçlarını karşılama ve dünyanın farklı bölgelerindeki alıcılarla yaptığı ihracat sözleşmelerini yerine getirme kapasitesini etkileyebileceğini söyledi.

Dünyanın en büyük petrol limanı ve petrol ihracatı ile depolamasının başlıca merkezlerinden biri olarak tanımladığı Ras Tenura’nın, üretim tesisleri ve petrol depolarına yakınlığı nedeniyle Arabistan’ın en önemli petrol tesislerinden biri olduğunu belirten Şerabi, operasyonların buraya ulaşmasının Suudi rejiminin bu ölçekte hedef alınmasını beklemediği hassas noktalara yönelindiğini gösterdiğini vurguladı.

Bukayk ve Hureys tesislerinin petrolün işlenmesinde temel rol oynadığını ve günde yaklaşık 7 milyon varil petrol işlediğini söyleyen Şerabi, bu iki tesisin 2019’da hedef alınmasını da hatırlattı. Arabistan’ın o dönemde açıkladığı üretiminin yarısını kaybettiğini belirterek, bu tesislerin devre dışı kalmasının petrol üretimi ve ihracatını doğrudan etkilediğini söyledi. Petrolün depolardan ihracata ulaşmadan önce işleme aşamalarından geçmesi gerektiğini vurguladı.

Ras Tenura, Bukayk, Hureys, Yanbu, rafineriler ve pompalama istasyonlarının hedef alınmasının Arabistan’ın üretim ve ihracata dayalı tesisleri üzerindeki baskıyı artırdığını savunan Şerabi, operasyonların sürmesi halinde hedef listesinin daha önce kapsamda bulunmayan tesisleri de içerecek biçimde genişleyebileceğini söyledi.

Askerî üsler ve dış destek

Askerî alanda Suudi hava üslerinin hedef alınmasının, Suudi rejiminin Yemen’e yönelik saldırılarını sürdürme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirten Şerabi, Hamis Muşayt ve Taif üslerine yönelik saldırılara değindi. Arabistan’ın sivil ve askerî kullanıma açık bir havalimanından askerî üsse dönüştürdüğünü söylediği Necran Havalimanı’nın da hedef alındığını; burada insansız hava aracı birlikleri kurulduğunu, pist ve hangarların askerî operasyonlar için kullanıldığını kaydetti.

Suudi asker ve askerî yığınakların da çeşitli bölgelerde hedef alındığını belirten Şerabi, operasyonların yalnızca ön cephedeki mevzilerle sınırlı kalmadığını söyledi. Suudi subay ve askerlerin arka hatlarda da “Recum” tipi İHA’larla hedef alındığını belirtti.

Bu hedeflere ve yığınaklara yönelik operasyonların Suudi rejimine ağır kayıplar verdirdiğini ve rejimin ağırlık merkezleri üzerindeki baskıyı artırdığını vurgulayan Şerabi, çatışmanın maliyetinin Arabistan’ın içine taşındığını söyledi. Kraliyet Divanı’na yakın Suudi bir gazetecinin, krallığın kuruluşundan bu yana benzer saldırılara maruz kalmadığını doğruladığı açıklamasına da atıfta bulundu.

Şerabi, Suudi rejimine sağlanan dış askerî desteğe de değinerek Amerikan sistemlerinin yanı sıra İngiliz, İtalyan, Yunan, Güney Koreli ve Çinli güçlerin ve hava savunma sistemlerinin ülkede bulunduğunu söyledi. Suudi üslerindeki İtalyan uçaklarının hedef alındığına ilişkin haberleri, Fransa’nın Yanbu’da bir savunma sistemi kurmaya yönelik girişimlerini ve İtalya, Yunanistan ile İngiltere’nin yakıt ikmal uçakları dahil farklı destek türleri sunacaklarını açıklamalarını gündeme getirdi.

Üslerin ve tesislerin hedef alınmasının, Suudi rejiminin farklı ülkelerden temin ettiği koruma sistemlerinin etkisinin sınırlı olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Şerabi, bölgedeki Batılı askerî üslerin yalnızca müttefik yönetimleri korumakla sınırlı olmayan görevleri bulunduğunu söyledi. Bu üslerin varlığının, İsrail’in, enerji tesislerinin ve enerji tedarikinin korunmasıyla da bağlantılı olduğunu belirtti.

ABD stratejilerinde enerji tesisleri ile enerji tedarikinin korunmasının tekrar tekrar yer aldığını söyleyen Şerabi, Suudi rejiminin bölgede bu çıkarları koruyan bir vekil görevi gördüğünü savundu. Yemen saldırılarının, koruma sistemlerinin kritik tesislerin hedef alınmasını önleme kapasitesinin gerilediğini gösterdiğini vurguladı.

Şerabi, Ras Tenura, Bukayk ve Hureys başta olmak üzere hassas petrol tesislerinin hedef alınmasının, abluka ve saldırıların sürmesi halinde hedef listesinin genişletileceği mesajını taşıdığını söyledi. Sınırlı hedeflere yönelik başlayan operasyonların, kritik tesisleri ve ekonomik ve askerî ağırlık merkezlerini kapsayan daha geniş saldırılara dönüşebileceğini belirtti.

İlgili Haberler