Colani rejiminin “Körfez güvenliği” çıkışı yeni soruları beraberinde getirdi
Colani rejiminin Dışişleri Bakanı Şeybani, Körfez ülkelerini füze ve İHA saldırılarına karşı destekleyeceklerini söyledi; ancak ortak savunma düzenlemesinin İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını kapsayıp kapsamayacağı belirsizliğini koruyor.
YDH- El-Ahbar, Colani rejiminin, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin açıklamalarıyla Körfez’deki hassas dosyalara ilişkin tutumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Şeybani, “Körfez güvenliğini” Suriye’nin güvenliğinin garantisi olarak gördüklerini belirterek, Suudi rejimi, Türkiye ve Pakistan ittifakından oluşan “Mekke İttifakı”na katılma ihtimalini değerlendirdiklerini açıkladı.
Açıklama, Suudi rejiminin Yemen’deki savaşta Suriye güçlerinden yararlanma girişimleri ve ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı nedeniyle bölgesel gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi.
Şeybani bu açıklamaları, Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen 22. Manama Diyaloğu kapsamındaki “Bölgesel Güvenliğin Temelleri” başlıklı oturumda yaptı. Suriye’nin “çatışma siperlerinden ayrılarak bölgesel güvenliğin şekillendirildiği masada yerini aldığını” söyleyen Şeybani, gerçek güvenliğin halklarını koruyabilen devletlere, birbirlerinin egemenliğine saygı duyan komşulara ve sınamalara dayanıklı anlaşmalara bağlı olduğunu savundu.
Suriye’nin sınırlarını ve ülkenin yüksek çıkarlarını koruyacak ulusal bir ordu kurmak için çalıştıklarını söyleyen Şeybani, Colani rejimini bölgesel güvenlik ve istikrar arayışında “güvenilir bir ortak” olarak sundu. Şam’ın “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na ya da aynı amacı taşıyan başka bir güvenlik sistemine katılma ihtimalini değerlendirdiğini belirten Şeybani, Körfez’in güvenlik ve istikrarının Suriye güvenliğinin bir parçası haline geldiğini söyledi.
Şeybani, “Körfez ülkeleri saldırıya uğrarsa Şam seyirci kalmayacak” dedi. Suriye’nin Körfez ülkeleriyle siyasi, ekonomik, güvenlik ve askerî alanları kapsayan üst düzey görüşmeler yürüttüğünü belirten Şeybani, Ürdün’le birlikte bu ülkelerin “füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı, mevcut imkânların ve uluslararası hukukun izin verdiği ölçüde” yanında olacaklarını söyledi.
Şam’ın Mekke İttifakı hesabı
Şeybani’nin açıklamaları, yeni yönetim döneminde Şam’ın kurduğu ilişkiler ağıyla örtüşüyor. Suriye, Mekke İttifakı’nı oluşturan üç ülkeden ikisiyle yakın ilişkilere sahip: Suudi Arabistan, Şam’a siyasi ve ekonomik destek sağlarken Türkiye, Suriye’de en belirgin güvenlik ve askerî müttefik konumunda. Şam ayrıca askerî deneyimi, savunma sanayisi ve gelişmiş caydırıcılık kapasitesi bulunan Pakistan’la ilişkilerinden yararlanmayı amaçlıyor.
Bu yönelimin arkasında Colani rejiminin yapısı ve dış politikası da bulunuyor. Bunların başında İran’la açık düşmanlık geliyor. Şam’ın hesaplarında ekonomik etkenler de belirleyici: Özellikle Suudi rejimi ve genel olarak Körfez ülkeleri yeni yönetimin dayandığı temel kaynaklardan. Bu destek, rejimin tanıttığı ekonomik projelerin aksaması ve yaşam koşullarının giderek kötüleşmesi karşısında önem kazanıyor.
Bu etkenlerin bir araya gelmesi, yeni yönetim üzerinde birikmiş baskı oluşturuyor ve Şam’ı Körfez’in hassas dosyalarına daha fazla dahil olmaya itebilir. Bunların başında Yemen savaşı geliyor. Bu savaş, Colani rejimi açısından çifte fırsat sunabilir: Suudi Arabistan’dan maddi destek sağlamak ve yeni kurulan Savunma Bakanlığı’na bağlı birliklerle bütünleştirilmesinde engeller yaşanan silahlı grupların yükünden kurtulmak.
Ortak savunmanın sınırları belirsiz
Şeybani’nin açıklamaları siyasi ve ekonomik boyutlarıyla açık görünse de güvenlik ve askerî yönleri bir dizi soru doğuruyor. Ortak savunma düzenlemesinin, Suriye’nin İsrail saldırılarına uğraması halinde Suriye’yi kapsayıp kapsamayacağı bilinmiyor. Suriye’ye yönelik mevcut saldırıların ve İsrail’in Suriye topraklarındaki varlığının anlaşmayı devreye sokacak bir durum sayılıp sayılmayacağı da belirsiz.
Şeybani’nin konuşmasında Ürdün’ün Deraa ve Süveyda kırsalına yönelik son hava saldırıları da gündeme geldi. Şeybani, Şam ile Amman arasında “çatışmalar” yaşandığını reddederek sınır güvenliğini sağlamak için geniş kapsamlı güvenlik ve askerî işbirliği yürütüldüğünü söyledi. Ürdün yönetiminin anlaşmazlığı çözme ve konuyu kapatma konusunda anlayış gösterdiğini, bunun Suriyelilerin haklarının güvence altına alınması ve yaşananların tekrarlanmaması koşuluna bağlı olduğunu belirtti.
Şeybani, konferansın marjında İngiltere Dışişleri Bakanı’nın Ortadoğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty, Almanya Başbakan Yardımcısı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Alexander Eberl ve Almanya Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika Dairesi Direktörü Clemens Haach ile görüştü. Airbus’ın bölgesel iş geliştirmeden sorumlu başkan yardımcısı Thierry Cloutot başkanlığındaki heyetle de bir araya geldi. Şam, görüşmelerde ele alınan başlıklar ya da sonuçlar hakkında açıklama yapmadı.
Şeybani’nin açıklamaları, Colani rejiminin iktidara geldiğinden bu yana izlediği politikada yeni bir döneme işaret ediyor. Şam, bugüne kadar bölgesel çatışmalara dahil olmayacağını; önceliğinin istikrar, ekonomik kalkınma ve farklı taraflarla ilişkileri geliştirmek olduğunu söylüyordu. Ancak şimdi yeni ortaya çıkan askerî ve güvenlik ittifaklarında yer edinmeye çalışıyor. Bu yönelimin maliyeti, ittifakı kuran ülkelerin Suriye’yi kabul edip etmeyeceği ve Şam’ın bu ittifaklarda karar bağımsızlığını ne ölçüde koruyabileceği konusunda henüz net yanıtlar bulunmuyor. Türkiye’den başlayıp ABD’ye kadar uzanan çok sayıda nüfuz sahibi gücün çıkarları Suriye dosyasında iç içe geçiyor.
İlgili Haberler
Şeybani: Mekke İttifakı’na katılmayı değerlendiriyoruz
31 Ekim 2026 16:08
Suriye’deki güvenlik karmaşası Lübnan’ı da tehdit ediyor
28 Ekim 2026 11:11
Ürdün ve Suriye'den Dera saldırıları için ortak soruşturma kararı
28 Ekim 2026 02:43
Suudi basını: İsrail ile Suriye geçen hafta savaşın eşiğine geldi
27 Ekim 2026 21:48
