Yemenli analist: Gazze'deki soykırım sırasında Kızıldeniz'i İsrail'e kapattığımızda Suudiler bizi engelledi
Yemenli yorumcu Hüseyin el-Buhayti, Suudilerin Yemen’deki saldırılarını, Suudi destekli güçlerin El-Kaide ve IŞİD unsurlarından oluşturulduğunu ve Suudi rejiminin yabancı savaşçıları ülkeye getirme planını anlattı.
YDH ― Yemenli yorumcu Hüseyin el-Buhayti, The Modern Elephant kanalının konuğu olarak Yemen’deki savaşın insani boyutuna ve sivil kayıplara ilişkin görüntüleri değerlendirdi.
Buhayti, Arabistan sınırına çok yakın olan Saada vilayetinin Sahar bölgesinde bir evin tam öğle yemeği vaktinde hedef alındığını belirterek ev sahibinin başka bölgelerde evli olan oğullarını ve kızlarını yemeğe davet ettiği sırada düzenlenen saldırıda 25’ten fazla sivilin öldüğünü ve yaralandığını kaydetti; geniş aileden çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 17 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Saldırıda kullanılan mühimmatın parçalarını sosyal medyada paylaştığını hatırlatan Buhayti şu ifadeleri kullandı:
Bu saldırıda kullanılan bomba, ABD yapımı bir MK-82 bombasıdır. Bu bomba aslında Yemen genelinde defalarca kullanıldı; tıpkı soykırım sırasında Gazze’deki Filistinlilere karşı kullanıldığını gördüğümüz gibi. Bu, Siyonist İsrail devleti ve aynı zamanda Yemen’e karşı Suudi rejimi tarafından en çok kullanılan bombadır.
Buhayti, aynı bombanın parçalarının çoğu kadın ve çocuk düzinelerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açan Taiz gibi diğer bölgelerde de bulunduğunu ekledi.
Evin vurulduğu Sahar bölgesinin Arabistan sınırına yakınlığına dikkat çeken Buhayti, sınır hattında önemli bir toplantı yapılmasının ya da askeri tesis, alan veya depo bulundurulmasının imkansız olduğunu vurguladı.
Buhayti şu değerlendirmede bulundu:
Düşünün, Suudiler bunu açıkça görebiliyor. Evin hedef alındığı Sahar bölgesi Suudi sınırına çok yakın. Dolayısıyla orada komutanların toplandığını ya da bir füze veya İHA fabrikasına izin verildiğini düşünmek –ya da Suudilerin o evi hedef almak için bahanesi her neyse– aptalca olur.
Bu saldırının, Suudilerin 2022’deki ateşkesten bu yana, ateşkes yürürlükteyken bile sınır boyunca tüm bölgeleri her gün top mermileri ve makineli tüfeklerle bombaladığını gösterdiğini belirtti.
“Suudi takviyesi gelirse Yemen ordusu o noktalara da ilerleyecek”
Cephedeki son duruma ilişkin bilgi veren Buhayti, Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin Taiz vilayetinin tamamına yakınını kurtardığını, yalnızca vilayetin yüzde 3 ila 4’üne tekabül eden Taiz şehir merkezinin yüzde 40 veya 50'lik kısmının dışarıda kaldığını ve birliklerin şu anda güneye doğru ilerlediğini aktardı.
Yemen güçlerinin başlangıçta Babulmendeb Muha Limanı ve Kızıldeniz'deki batı kıyısını kurtardığında, 1990 öncesinde iki ayrı ülke olan Kuzey ve Güney Yemen arasındaki sınırda durduğunu hatırlatan Buhayti, o dönemde Aden veya Suudi destekli güçlerin kontrolündeki diğer güney bölgelerinden bir tehdit gelmediğini ifade etti.
Sanaa güçlerinin her zaman Yemenlilerle savaşmaktan ve Yemenlileri öldürmekten kaçındığını belirten Buhayti, ordunun başından beri “Yalnızca Suudi askeri yığınağının, Suudi takviyesinin olduğu ve bize karşı saldırı düzenlenen bölgelere saldıracağız” ilkesiyle hareket ettiğini söyledi.
Buhayti, Yemen ordusu sınırda durduğunda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Aden ile Babulmendeb arasındaki küçük bir balıkçı limanı olan Ras el-Are Limanı’na takviye yaparak “Amalika Tugayı”nı devreye soktuğunu anlattı.
Bu yapının niteliğine ilişkin konuşan Buhayti şöyle dedi:
Bu Amalika Tugayları, Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından oluşturuldu; Yemen'de yeni bir tür güç gibi. El-Kaide, Selefiler ve IŞİD üyelerini topladılar. BAE ve Suudiler tüm bu aşırılıkçıları alıp onlara meşru bir güç görüntüsü vermeye çalıştılar ve bu Amalika Tugayı'nı kurdular.
Bu iddiasının herkes tarafından teyit edilebileceğini vurgulayan Buhayti, Associated Press’in 2018 yılında BAE ve Suudilerin Yemenlilerle savaşmak için El-Kaide ve IŞİD savaşçılarını saflarına kattığına dair yayınladığı raporu ve BBC’nin 2018 veya 2019’da Taiz yakınlarında çektiği görüntüleri örnek gösterdi.
Buhayti, BBC muhabirinin Suudi destekli güçlerin kontrolündeki bölgede görüntülediği savaşçıların kim olduğunu sorması üzerine, oradaki bir unsurun televizyonda açıkça şu cevabı verdiğini hatırlattı:
“Onlar el-Kaide. Askeri üsleri hemen yanımızda ve hepimiz Husilere karşı savaşıyoruz. Onları Suudiler topladı, onlara bir askeri üs kurdular ve omuz omuza savaşıyorlar.”
Amalika Tugayı’nın 2015’ten beri süren bu savaşçı devşirme faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu ifade eden Buhayti, Suudilerin güneyli kabul edilen bu grubu özellikle kullandığını, zira güney Yemen halkının kendileriyle de savaşan Suudilerden memnun olmadığını ve Sanaa güçleriyle savaşmak istemediğini kaydetti.
Ancak Amalika Tugayı’nın Babulmendeb'de savaş esirlerini zırhlı araçlarla ezerek öldürdüğü görüntülerin ortaya çıkması ve bölgeye saldırması üzerine Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin güneye girmeye karar verdiğini belirtti.
İlerleyişin amacını açıklayan Buhayti şöyle konuştu:
Bu bölge Aden ile Babulmendeb arasındadır. Hedef Aden değil, hedef bu bölgedir. Babulmendeb'i ve oradaki gemileri korumak için burayı kontrol etmek istiyorlar. Çünkü bu grup –el-Kaide,IŞİD savaşçıları, aşırılıkçılar ve Selefiler– Babulmendeb'in yakınına gelir gelmez veya orayı ele geçirir geçirmez, suçu Sanaa'ya atmak için gemilere saldırılar düzenleyebilirler.
Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin şu anda Aden Körfezi kıyısına sadece 15 ila 20 kilometre mesafede olduğunu ve önümüzdeki saatlerde veya günlerde bölgeyi ele geçirebileceklerine inandığını belirten Buhayti, Babulmendeb yakınlarına Suudi takviyesi gelmesi halinde ordunun o noktalara da ilerleyeceğini bildirdi.
Babulmendeb'den uzakta bulunan askeri üslere yönelik politikayı da netleştiren Buhayti, takviye almayan ve sadece mevcut askerlerini koruyan üslerin güvende olduğunu, ancak Suudi ekipmanı ve yığınağı alan her üssün Yemen'in füzeleri ve İHA'ları için meşru hedef sayıldığını vurguladı.
Buhayti, geçtiğimiz haftalarda Aden, Şabva, Abyan'daki üslere ve Aden Havalimanı'na düzenlenen saldırıların, buraların Suudilerden silah ve birlik getirmek için kullanılması nedeniyle yapıldığını kaydetti.
“Yemen ateşkesi bozmadı, Suudilerin saldırısını bekledi”
Amalika (Devler) Tugayı bünyesindeki mevcut el-Kaide ve IŞİD üyelerinin daha önce Irak, Suriye ve Afganistan'da savaşmış olsalar da Yemen vatandaşı olduklarını belirten Buhayti, Suudilerin asıl planının bu yılın sonunda Suriye'den ve başka ülkelerden yabancı savaşçılar getirerek yeni bir savaş başlatmak olduğunu söyledi.
Ancak Suudi Arabistan'ın 13 Temmuz'da Sanaa Havalimanı'nı vurarak büyük bir hata yaptığını ve bu planın çöktüğünü anlatan Buhayti, Sanaa'daki liderliğin dini ve siyasi ilkeleri gereği asla ateşkesi bozan taraf olmadığını şu sözlerle açıkladı:
Yemen bekliyordu; çünkü buradaki liderliğimiz asla ama asla bir ateşkesi bozmaz. Biliyorlar ki bir ateşkesi veya anlaşmayı bozarsanız saldırgan taraf olarak kabul edilirsiniz ve Allah size yardım etmez, sizi başarılı kılmaz. Ve yalancı durumuna düşersiniz, savaşınızda başarılı olamazsınız.
Trump'ın ve Suudilerin dışarıdan savaşçı getirme hazırlığını bildikleri halde beklediklerini belirten Buhayti, 13 Temmuz'daki Sana Havalimanı saldırısının “bardağı taşıran son damla” olduğunu, Yemen'in misilleme yaparak Suudileri vurması ve sahada ilerlemesiyle üstünlüğün tamamen Yemen'in eline geçtiğini ifade etti.
Bu nedenle Riyad'ın artık Suriye'den savaşçı getirmeden önce yüzlerce kez düşüneceğini savunan Buhayti, aksi bir durumda atılacak adımı şu sözlerle duyurdu:
Yemenli olan El-Kaide ve IŞİD üyeleriyle savaşmamızı anlarım, en azından onlar Yemenli, bunu kabul ederiz. Ama dışarıdan savaşçı getirmelerine, Suudilerin Yemen'i her saniye her yerde bombaların patladığı, katliamların ve ölümlerin olduğu Suriye veya Irak gibi yapmasına izin vermeyeceğiz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Eğer Sana'da, Suudilerin bir noktada Yemen dışındaki başka bir ülkeden yabancı IŞİD ve El-Kaide savaşçıları getirdiği görülür ve hissedilirse, Yemen bunu Suudi Arabistan'a karşı topyekûn bir savaş başlatmak için sebep sayacaktır.
Buhayti, yabancı savaşçıların gelmesinin güvenli bölgelerde ve işgal altındaki alanlarda camilere yönelik El-Kaide ve intihar saldırılarına yol açacağını belirterek, topyekûn savaşın Suudi petrol ve gaz altyapısının tamamen imha edilmesi anlamına geleceğini vurguladı.
Şu anki Aramco saldırılarının tesisi yok etmeyi değil, deniz ambargosu kapsamında petrol ihracatını engellemeyi amaçladığını, gemilerin vurulmadan önce uyarıldığını ve Hürmüz Boğazı kapalı olduğu için Fars Körfezi'nden Kızıldeniz'e uzanan boru hattı ile Yanbu'daki istasyonların hedef alındığını hatırlatan Buhayti şu uyarıda bulundu:
Suudi Arabistan'a karşı savaşın bir sonraki aşaması, söyledikleri gibi, Suudi petrol altyapısını halı bombardımanına tutmak, yani Saudi Aramco'yu tamamen yok etmek olacaktır. Bu da Suudilerin kaybettiklerini yeniden inşa etmesinin belki 10 yıl veya daha fazla süreceği anlamına gelir. Bu yüzden eğer Yemen bunu yaparsa, Suudilerin 2034'te Dünya Kupası'nı düzenleyebileceğini sanmıyorum; çünkü o Dünya Kupası'na harcayacak tek bir kuruşları bile olmayacak.
“Basın bültenleriyle ve WhatsApp mesajlarıyla Yemen yönetilmez”
Suudi destekli güçlerin yapısı hakkında değerlendirmelerde bulunan Buhayti, Marib dahil pek çok bölgede devşirilmiş El-Kaide ve IŞİD unsurlarının yanı sıra Ensarullah karşıtı kesimlerin de bulunduğunu, ancak bu kişilerin çoğunun Suudi parası için savaştığını söyledi.
Buhayti şu ifadeleri kullandı:
Paralı asker kendi amacı için değil, kendisine ödeme yapanın amacı için savaşır.Kendisine ödeme yapan kişi 'Şu tarafla savaş' veya 'Bu tarafla savaş' dediğinde savaşır. Eğer Suudiler onlara bizimle birlikte savaşmaları, gelip bize katılmaları için para ödese, bunu da yaparlar. Bu yüzden onlara paralı asker diyoruz.
Uluslararası toplumun 2015'ten bu yana Riyad otellerinde kalan yapıyı "uluslararası alanda tanınan hükümet" olarak adlandırmasını eleştiren Buhayti, bu durumu "Riyad sendromu" olarak tanımladı:
Ben buna 'Riyad sendromu' diyorum.Bence artık bu yeni hastalığa, Riyad sendromuna yakalandılar. Hiçbir fikirleri yok, Yemen'de olup bitenlerden kopuklar.Yaptıkları her şeyin açıklamalar, basın bültenleri, WhatsApp grupları ve resepsiyonlardaki notlardan ibaret olduğunu sanıyorlar. Umursadıkları tek şey Suudilerden gelen para ve bu savaşın devam etmesini istiyorlar. Kaç sivilin öldürüleceği veya yıkım umurlarında değil; tek dertleri Suudilerden aldıkları para.
Batı'nın "tanınan hükümet" söylemini Güney Afrika'daki Apartheid rejimine ve İsrail'e verdiği destekle kıyaslayan Buhayti, Batılı ülkelerin Apartheid rejimini destekledikleri halde Nelson Mandela 27 yıl sonra hapisten çıktığında onu kahraman gibi karşıladıklarını hatırlattı.
Filistin'de de aynı ikiyüzlülüğün yaşandığını belirten Buhayti şöyle dedi:
Biliyorum ki bir noktada Filistinliler kazanır ve Filistin'i özgürleştirirse, tüm Batı bu insanları kahraman olarak karşılayacaktır. Her zaman neler olacağını görmek için beklerler. Saldırganı desteklemek ve her türlü yardımı yapmak için tüm çabalarını gösterirler; eğer kazanırsa onun için iyidir ama kaybederse elbette tüm duruşlarını değiştirebilirler.
“Suudilerin öldürdüğü her sivilin aşireti intikam için cepheye katıldı”
Yemen'e karşı 26 Mart 2015'te başlayan savaşta Suudiler, Katar, Bahreyn, BAE ve Kuveyt gibi zengin Körfez ülkeleri ile ABD ve İngiltere'nin yer aldığını hatırlatan Buhayti, ülkeye 200 bin ila 300 binden fazla hava saldırısı düzenlendiğini ve doğrudan bombardımanlarda çoğu kadın ve çocuk 20 bin sivilin öldüğünü açıkladı.
Elektrik santralleri, su istasyonları, köprüler, hastaneler ve okullar dahil tüm altyapının tamamen yok edilmesi, Sana Havalimanı'nın kapatılıp yıkılması ve Hudeyde Limanı'na yönelik saldırılar nedeniyle yaşanan ablukanın bilançosuna değinen Buhayti, Birleşmiş Milletler verilerine göre 400 bin ila 500 binden fazla sivilin önlenebilir hastalıklardan öldüğünü kaydetti.
Buhayti şöyle konuştu:
Ben 43 yaşındayım; sıtma veya koleranın bir salgın olduğunu ya da yüz binlerce ölüme yol açtığını daha önce hiç duymamıştım. Sıtma ve kolera gibi önlenebilir hastalıklardan, gıda eksikliğinden, su eksikliğinden ve şiddetli yetersiz beslenmeden... Bu sivillerin on binlercesi açlıktan ölen çocuklardı. Çünkü Suudiler bir bölgeye saldırmaya çalıştıklarında her zaman sivillerin bağımlı olduğu her şeyi bombalamaya çalışırlar.
Suudi güçlerinin pazar yerlerini, okulları, düğün salonlarını ve cenaze törenlerini bombalarken ABD yapımı iki adet MK-82 bombasıyla 5 ila 7 dakika arayla "çifte vuruş" taktiği uyguladığını belirten Buhayti, bunun kurtarma çalışmalarına gelen sivilleri de öldürmek amacıyla yapıldığını vurguladı.
2016 yılında Sana'daki Büyük Cenaze Salonu'na yapılan ve Uluslararası Af Örgütü tarafından da belgelenen çifte saldırıda çocuklar dahil binden fazla sivilin öldüğünü ve yaralandığını hatırlatan Buhayti, Suudilerin önce "Biz değildik, o saatte savaş uçağı yoktu, Husilerin başarısız füze girişimiydi" diyerek saldırıyı inkar ettiğini, ancak kendisinin Twitter'da bomba parçalarının fotoğraflarını paylaşması ve videoların çıkması üzerine birkaç gün sonra saldırıyı kabul etmek zorunda kaldıklarını anlattı.
Uluslararası medyanın savaşı sadece üç ay önce başlamış gibi sunmasına tepki gösteren Buhayti, Suudilerin üç ay önce ateşkesi bozduğunu ve yalnızca son 100 gün içinde 97'si çocuk, 40 ila 45'i kadın olmak üzere 250 Yemenli sivili öldürdüğünü, çoğu kadın ve çocuk 500'den fazla kişiyi de yaraladığını açıkladı.
Sivilleri hedef almanın hem askeri hem de siyasi açıdan Suudilerin aleyhine işlediğini belirten Buhayti, bir savaş uçağı kaldırmanın ve 100-200 bin dolarlık bombalarla cepheden uzak bir evi vurmanın yaklaşık bir milyon dolara mal olduğunu, oysa cephede ilerleyen savaşçıları hedef almanın daha mantıklı olacağını ifade etti.
Buhayti, Suudilerin sivilleri vurarak halkı yönetime karşı ayaklandıracağını sandığını ancak ölen her sivilin aşiretinin intikam için cepheye katıldığını ve bu saldırıların Sana yönetimine daha fazla destek kazandırdığını vurguladı.
“Riyad Havalimanı saldırısından günler önce uyarıda bulunduk; Suudiler sivilleri canlı kalkan olarak kullandı”
Suudi rejiminin Yemen'e uyguladığı deniz ve hava ablukasına karşılık Riyad Havalimanı'nı hedef aldıklarını belirten Buhayti şöyle dedi:
Şimdi Riyad Havalimanı için ağladıklarını görüyoruz. Suudiler Sana Havalimanı'nı 159 kez bombaladı.Biz Riyad Havalimanı'nı sadece dokuz kez hedef aldık. Her zaman söylediğim gibi basit bir matematik: 159 eksi 9; Suudilerin bize Riyad Havalimanı'nı hedef almamız için hala 150 borcu var.
Şu anki saldırıların havalimanını devre dışı bırakmayı amaçladığını, ancak Suudilerin Sana Havalimanı'ndaki her şeyi vurduğu gibi Yemen'in de bir noktada bu havalimanlarını tamamen yok etmek için vurabileceğini ekledi.
Riyad Havalimanı'nda hayatını kaybeden siviller nedeniyle üzüntü duyduklarını ancak saldırıdan günler önce hem Suudi rejimini hem de uluslararası havayollarını havalimanını kapatmaları ve kullanmamaları konusunda uyardıklarını hatırlatan Buhayti, Suudi rejimine ve Air France gibi Avrupalı şirketlere sert tepki gösterdi:
Suudilere soruyorum: Sivillerinizi koruyamıyorsanız, havalimanınızı koruyamıyorsanız, hava sahanızı koruyamıyorsanız, füzelerimizi ve İHA'larımızı düşüremiyorsanız, neden sivillerin bu havalimanını kullanmasına izin veriyorsunuz? Ve Fransa'dan Air France gibi Avrupa'dan gelen uluslararası havayolu şirketlerinin Suudi Arabistan'a uçuşlarını ancak bu saldırıdan ve o siviller öldükten sonra durdurması gerçekten tuz biber ekti. Fransa'da bir havalimanının üzerinde küçük bir drone uçsa tüm havalimanını kapatırlar. Ama bir ülke bu havalimanına füze fırlatırken siz siviller ölene kadar beklediniz. Bence bu bir nevi sivilleri olaya dahil etme çabasıydı. Nasıl? Suçu bize atıp 'Bakın sivilleri öldürdünüz' diyebilmek için onları ölebilecekleri bir alana koyarak. Sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyorlar.Sivilleri canlı kalkan olarak kullanmanın tanımı tam olarak budur.
Uluslararası toplumun Yemen'de doğrudan saldırılar ve hastalıklar nedeniyle ölen veya yaralanan bir milyondan fazla sivili ve yerinden edilen milyonlarca insanı unuttuğunu söyleyen Buhayti, Batı'nın asıl kaygısının Suudi siviller veya Yemen'in asla hedef almayacağı Mekke ve Medine gibi kutsal mekanlar değil, "petrolün Mekke'si olan Aramco" olduğunu belirtti.
Buhayti, gazetecilerin kendisine yönelttiği ekonomik kaygılara şu yanıtı verdi:
Medyada pek çok kişi bana hep şunu soruyor: 'Saldırılarınızın uluslararası ekonomiyi etkilediğini ve Fransa'da, ABD'de,İngiltere'de ve diğer yerlerde fiyatların arttığını biliyor musunuz?' Umurumda değil. Uluslararası ekonomi cehenneme kadar yol var. Bir galon benzinin fiyatı 1 veya 2 dolar arttı diye feryat edeceksiniz; Yemen'de fiyatlar yüzde 700 arttı. On binlerce sivil ölüyor, tüm ekonomimiz yok edildi. Benim umurumda olan budur ve Yemen'in yapacağı şey de budur:Suudi ekonomisinin tamamen yok edilmesi pahasına bile olsa bunu durdurmak için ne gerekiyorsa yapmak.
“Suudiler izin verseydi İsrail'i tek başımıza bitirirdik”
Programda İran'ın yapay bir devlet olduğuna dair iddiaların yer aldığı bir videoya "Bölgedeki tek demokrasiymiş!" sözleriyle alaycı bir tepki gösteren Buhayti, Yahudi soykırımının Almanya'da yaşandığını, dolayısıyla İsrail devletinin Almanya'da veya Bavyera'da kurulmasının mantıklı olacağını ifade etti.
İngiltere'de Filistin destekçilerinin tutuklanıp soykırım destekçilerine polis tarafından müdahale edilmemesini de değerlendiren Buhayti, Batılı hükümetlerin Siyonistleri desteklemesi nedeniyle polisin de bu politikayı temsil ettiğini söyledi.
Buhayti şu değerlendirmeyi yaptı:
Hamas ve direniş sadece İsraillilerle veya işgal ordusu ile savaşmıyordu; İsraillilerle, ABD'yle, İngiltere'yle,Almanya'yla, tüm bu ülkelerle savaşıyordu. Eğer destek olmasaydı, ABD ve Batı bir noktada Siyonist İsrail devletine tek bir kuruş veya bomba vermemeye karar verseydi, bir gün uyanıp 'Tamam, onlara hiçbir şey vermeyeceğiz' deselerdi,Siyonist İsrail devletini yıkmak sadece birkaç ay sürerdi.
Zamar vilayeti valisi olan kardeşi Muhammed el-Buhayti'nin "Suudiler izin verseydi Siyonist varlığı tek başımıza bitirirdik" yönündeki sözlerini de doğrulayan Buhayti, Gazze'deki soykırım sırasında Kızıldeniz'i İsrail'e kapattıklarında Suudilerin kendilerini engellediğini anlattı.
Suud’un o dönemde Yemen'i "terör ve korsanlıkla" suçladığını, bugün ise sadece Suudi gemileri vurulunca "Neden ABD ve İsrail gemilerini hedef almıyorsunuz?" diye feryat ettiğini belirtti.
Yemen'in o süreçte Riyad'a "Hava sahanızı kullanmıyoruz, Kızıldeniz'de sadece İsrail gemilerini hedef alan İHA ve seyir füzeleri fırlatıyoruz, bunları düşürmeyi bırakın" çağrısı yaptığını ancak Suudi savaş uçakları ve hava savunma sistemlerinin bu füzelerin çoğunu düşürerek İsrail'e yardım ettiğini kaydeden Buhayti, İsrail Ulaştırma Bakanı'nın Hindistan'daki bir limandan yayınladığı videoyu hatırlattı.
Buhayti, İsrailli bakanın "Denizdeki Husi ablukasını aşmak için gemilerimizi Hindistan'dan veya Asya'daki diğer bölgelerden Birleşik Arap Emirlikleri limanlarına getiriyoruz ve ardından İsraillilerin ihtiyaç duyduğu tüm mallar kamyonlara yüklenerek BAE, Suudiler ve Ürdün üzerinden İsrail'e gidiyor" sözlerini aktararak, Suudilerin ablukayı delmek için İsrail'e kara köprüsü kurduğunu vurguladı.
Trump'ın da geçmişte Suudilerin İsrail'in varlık nedeni olduğuna dair benzer bir doğru tespitte bulunduğunu ekledi.
Tarihsel süreçte İngiltere'nin Siyonist rejimden önce onu koruması amacıyla Suudi rejimini ve Vahhabiliği icat ettiğini savunan Buhayti, petrol parasının El-Kaide ve IŞİD zihniyetini yaymak için kullanıldığını, Arabistan'da okutulan kitapların bu örgütlerle aynı olduğunu söyledi.
Buhayti şu ifadeleri kullandı.
Bu Vahhabilerin, teröristlerin ve aşırılıkçıların kimi hedef aldığına bakarsanız, sadece Müslüman ulusları, özellikle de İsrail devletine karşı olan Müslüman ulusları hedef alıyorlar.El-Kaide veya IŞİD'in İsrail'e saldırı düzenlediğini hiç duydunuz mu? Hayır. Suudi Arabistan'da, Mekke'de her zaman 'Allah'ım İran'ı yok et, Husileri yok et, Suriye'yi yok et' diye dua ederler. 'Allah'ım İsrail'i yok et' diye dua ederler mi? Hayır.
Suudiler izin verse yüz binlerce Yemenlinin Siyonistlerle savaşmaya gideceğini belirten Buhayti şöyle dedi:
Bu nedenle bence Filistin'i özgürleştirmeden önce Suudi rejiminin var olmaması gerekiyor. Başlangıçta Suudi rejimi veya Suudi kraliyet ailesi devre dışı bırakılmadan Filistin'in özgürleştirilebileceğini sanmıyorum.
Suudilerin petrol ve ekonomisi yok edildiğinde geriye hiçbir şeyinin kalmayacağını, tarihleri boyunca tek başlarına savaş yürütemeyip hep koalisyonlara sığındıklarını belirten Buhayti, Suudilerin 2017'de haritada zor görünen Katar'a karşı bile koalisyon kurmaya çalıştığını ancak sonunda Katar'a yenildiklerini hatırlattı.
“İran'a saldırırlarsa Yemen bütün gücünü kullanacak”
Programın sonunda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a karşı nükleer silah kullanmaya ikna etmeye çalıştığına yönelik iddiaları değerlendiren Buhayti, ABD Anayasası'na göre başkanın savaş başlatmak için Kongre ve Senato'dan onay alması gerektiğini, ancak Trump'ın bu onayı almadan İran'a karşı topyekûn bir savaş başlattığını hatırlattı.
Bu durumun ABD rejimini durduracak hiçbir mekanizma olmadığını gösterdiğini belirten Buhayti, Washington'ın şehir merkezleri yerine dağlık bir alanda "taktik nükleer bomba" kullanma seçeneği üzerinde çalışabileceğini söyledi.
ABD'nin önce İran'ı korkutup kendi şartlarında bir anlaşmaya zorlamak için bu nükleer tehdidi medyada yayabileceğini, İran boyun eğmezse ikinci aşamada küçük bir taktik nükleer bomba kullanabileceğini öngören Buhayti, böyle bir adımın sonuçlarına ilişkin şu uyarıda bulundu:
Ancak şunu açıkça belirteyim; eğer bu olursa, bu İran'ı yok etmeyecektir, sadece oradaki bölgeyi etkileyecektir. Elbette tamamen farklı bir şey ama bunu şununla kıyaslayabilirim: Suudiler Sana Havalimanı'nı hedef aldığında yaptıkları en büyük hataydı, ateşkesi bozdular. Eğer İran'a bunu yaparlarsa, bence bu tüm bölgeyi ateşe verir ve bu ateş ABD'nin,Siyonistlerin, bölgedeki varlıklarının ve Suudi Arabistan gibi tüm işbirlikçilerin ve diktatörlüklerin başına yıkılır. Çünkü İran'a karşı böyle bir saldırı olursa, Yemen'in tüm bölgeyi ateşe vermek için bütün gücünü kullanmakta tereddüt etmeyeceğini düşünüyorum.
İlgili Haberler
Emekli ABD'li albay, bir 'Husi'ye sordu: 'Neler oluyor, siz kimsiniz?'
21 Eylül 2026 17:33
Yemenli yorumcu: Suudilere tek bir damla petrol bile ihraç ettirmeyece…
06 Ekim 2026 12:10
“Gazze'ye karşı savaşan kötülükle Yemen'e karşı savaşan kötülük aynı”
01 Kasım 2026 15:00
Yemenli yorumcu: İran, Yemen'i örnek almaya başladı
01 Kasım 2026 20:55
