Kabalan’dan Aun’a açık mektup: 'Lübnan varoluşsal bir çıkmazla karşı karşıya'
Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Cumhurbaşkanı Jozef Aun’a gönderdiği açık mektupta, Şii toplumunun ülkenin egemenliği ve ulusal ortaklığının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak dış baskılara karşı ulusal birlik ve bağımsız siyasi irade çağrısı yaptı.
YDH — Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Cumhurbaşkanı Jozef Aun’a hitaben yayımladığı açık mektupta,ülkenin “varoluşsal bir çıkmaz” ve “birikmiş bir felaketle” karşı karşıya olduğunu belirtti.
İçinde bulunulan zamanın siyasi parçalanmayı önlemek ve dış fitne kapısını kapatmak için “ulusal bir çığlık atma anı” olduğunu belirten Şeyh Kabalan, gerçekçi ve egemen her yaklaşımın kalbinde Şii toplumunun yer alacağını, ancak ülkenin egemen gerçekliğinden uzak hiçbir yaklaşıma razı olmayacaklarını vurguladı.
Lübnan’ı kurtarmak; tarihine, ortak yaşamına ve ulusal ortaklığına gerekenleri yeniden kazandırmak için yeni bir mantığa ve egemen bir siyasi iradeye ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Şeyh Kabalan, mektubunda şu ifadelere yer verdi:
İçinde bulunduğumuz an, siyasi yönetime ilişkin benimsenen politikaların gürültülü başarısızlığını sembolik olarak düzeltme vaktidir. Bu hatalı politikalar arasında yer alan çerçeve anlaşması; Siyonistlere işgal ettikleri güney bölgesini, doğrudan Şii toplumunu, beldelerini ve şehirlerini hedef alan sistematik bir yıkım ve soykırım alanına dönüştürme yetkisi vermiştir. Asıl çıkmaz tam olarak bu noktada yatmaktadır. İktidar politikaları bu düğümü yaşıyor ve artık bundan çıkılması gerekiyor.
Meseleyi “dar sokak oyunlarından, fitnelerden ve kiralık borazanlardan uzak tutarak, kendi benliği ve halkıyla onurlu kalmak isteyen bir ülkenin davası” olarak tanımlayan Kabalan, arkasında Tel Aviv’in durduğu ve Washington’un yürüttüğü birikmiş baskı dalgalarının Lübnan’ın birliğini, yapısını ve tarihini vurmayı amaçladığını dile getirdi.
Kör baskı denkleminin hiçbir fayda sağlamadığını ve siyasi tıkanıklığın bütün ülkeyi kilitlediğini kaydeden Başmüftü, tek isteklerinin Lübnan’ın egemen ulusal yapısını korumak olduğunu belirterek, iktidarın Washington, Tel Aviv ve Washington kulislerine dalan diğer aktörlerden yalnızca bu “acı gerçeği” bekleyebileceğine işaret etti.
“Modern bir stratejik akla ihtiyaç var”
Ulusal ve egemen dosyaların yönetiminin bugün bencillik kompleksinden, dış koridorlardan, yerel parçalanmışlıktan,mezhepçi baskıdan ve iç kemirmeden şiddetle muzdarip olduğuna dikkat çeken Müftü Kabalan, çözüm yolunu şu sözlerle aktardı:
Lübnanlıları bir araya toplayabilecek, ülke meselelerini ayağa kaldırmak için uzlaşı ve ulusal ortaklık formülünü uygulayabilecek, mezhepçi eğilimleri ve dış oyunları engelleyebilecek güçte bir yürütme yönetimi için modern bir stratejik akla ihtiyaç var. Bu adım, ülkenin varlığı ve yeniden ayağa kalkması için bir zorunluluktur. Dünya bugün zayıfı yiyen, devletleri yağmalayan, istikrar ve egemenliklerinin kalbini vuran korsanlık saplantılı uluslararası ve bölgesel bir ormanda yaşıyor. Küresel kaos bugün kendi kendini yutuyor ve felaketlerle kaynayan bir bölge sahasının ortasında tüm meydanları ateşe veriyor. Tüm bunlarla birlikte Ortadoğu gerçeği hızla değişiyor; tarihi fırsat da tam burada yatmaktadır.
Siyasi adacıklardan, mezhepçi eğilimlerden ve dış projelerden uzak durarak Lübnan’ın direncini ve tarihi bekasını güçlendirmek için ulusal birlik ve karşılıklı anlayış dışında hiçbir kapı bulunmadığını ifade eden Kabalan; ülkenin felç olduğunu, dikey bir başarısızlığa, korkunç bir tükenişe ve süregelen bir yoksulluğa açık hale geldiğini bildirdi.
Kabalan ayrıca Lübnan’ın beka yapısını vurmaya takıntılı kartellerin yanı sıra "sosyal boşluk tsunamisinin", fitne borazanlarının ve ülkeyi içeriden parçalama projeleri pişiren odakların devrede olduğu uyarısında bulundu.
“Şii toplumu kimsenin boğamayacağı kadar büyüktür”
Tüm bu tablonun Şii toplumunu, yapısını ve varlığını hedef alan çılgın politikaların ortasında yaşandığına dikkat çeken Kabalan, bu durumun kendi gerçekliklerinde hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini, yalnızca Lübnan’ın sağlam yapısına zarar vereceğini vurguladı.
Kabalan, Şii toplumunun konumuna ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
Şii toplumu, hiç kimsenin boğamayacağı veya zayıf düşüremeyeceği kadar büyüktür. Bu toplumun İslam-Hristiyan formülü, misak ortaklığı ve ulusal egemenliğiyle var olan bir Lübnan dışında hiçbir derdi yoktur. Sahip olduğumuz tüm ulusal güçle Lübnan’ı, egemenliğini ve ortak yaşamını savunacağız. Bu toplumun ülkeye sunduklarını dünyada hiçbir kesim kendi ülkesine sunmamıştır; hayatta kalma ve etkinlik kapasitemiz de dünyadaki herkesin tasavvur ettiğinden daha büyüktür.
Şii toplumunun kendi ayakları üzerinde duran, ulusal ve direnişçi bir toplum olduğunu hatırlatan Şeyh Kabalan, Siyonist rejimin kurulduğu ilk günden bu yana Lübnan’ın fedakarlıklarını omuzladıklarını ve ülke için en tehlikeli varoluşsal bedelleri ödemeye devam ettiklerini belirtti. Lübnan’ın bekasını korumak için bedel ödeyecek birilerine ihtiyaç duyulduğu sürece bu konumda kalacaklarını kaydeden Kabalan, “Bu toplum ordunun, direnişin, devlet projesinin ve ortak yaşamın kucaklayıcı anasıdır; Lübnan’ın egemenliği ve ulusal çıkarları buna ihtiyaç duyduğu müddetçe de öyle kalacaktır.” dedi.
Kabalan, Aun'a hitaben yazdığı mektubu şu ifadelerle tamamladı:
Ulusal lider; inisiyatif alan, birleştiren, ayrımcılığı ve teslimiyeti reddeden, ülkesinin parçalanmasını kabul etmeyen, aksine vatanı Lübnan’ın egemenliği ve tüm halkının onuru için bütün dünyayla savaşan liderdir.
İlgili Haberler
Hizbullah: Lübnan egemenliğinden tek harf dahi taviz vermeyeceğiz
08 Kasım 2026 21:22
Güney Lübnan’da İsrail’in silahlı baskınları sürüyor
07 Kasım 2026 13:13
Lübnan’da siyasi tıkanma, UNIFIL sonrası güvenlik belirsizliği
07 Kasım 2026 11:08
Beyrut’ta yanıtsız soru: İsrail saldırırsa ne olacak?
07 Kasım 2026 10:56
