HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
27-08-2018 tarihinde, 19:35 saatinde eklendi
Niçin savaş olmayacak?
Niçin savaş olmayacak?
Abdullah GENCİ

Amerikan güçlerinin ulaşılabilir menziller içinde bulunması, bölgede bir savaşın başlaması konusunda kaygı yaratan ve bu savaşı önleyen bir etkendir.

YDH-İran’da yayımlanan Cevan gazetesi yazarı Abdullah Genci, Amerika’nın İran’a karşı savaş açmasını engelleyen sebepleri yazdı.

“Savaş olmayacak” ve “müzakere etmiyoruz” şeklindeki iki açıklama, yaklaşımların ve kararların yerli yerine oturmasını sağladı. Birinci ifade tanımaya dayalı bir öngörü, ikincisi ise devletin kararıdır.

İran İslam Devrimi Lideri’nin “savaş olmayacak” şeklindeki ifadesinin mantığı nedir? O, nasıl bir kanıta sahip ki bunu “muhtemelen savaş olmayacak” şeklinde bile ifade etmiyor.

1- Amerikan stratejisi, şu temellere dayanıyor. “Ekonomik ve psikolojik baskı yapmak”, bununla “toplumsal ve ekonomik rahatsızlık” oluşturmak amaçlanıyor ve “siyasi açıdan ve güvenlik açısından istikrarsızlaştırmak” hedefleniyor. Bunlara ilaveten “İran halkının geçim sıkıntıları”, “yönetim içindeki yolsuzluklar” ve “İran’ın bölgedeki devasa harcamaları” şeklindeki üç ifadeyi de yönetimi devirme aracı olarak kullanıyorlar. Dolayısıyla onların hedefi askeri değil; ancak savaş seçeneğini de kendilerince bizim zihinlerimizi müzakereyi muteber görmeye ve müzakereye teslim olmaya hazır hale getirmek için gündemde tutmaya çalışıyorlar.   

2- Amerikan Başkanı, yatırımcı ve ekonomik faydacı biridir ve Amerika’nın bölgedeki 7 trilyonluk harcamalarından da oldukça rahatsızdır. Bu yüzden Arapların İran’a karşı güvenliklerini sağladığını belirterek Araplardan bunun masraflarını ödemelerini istiyor. Nitekim Suriye’nin Kürt bölgelerinde kalmanın masraflarını Suudilerden aldılar. Dolayısıyla o, para harcayacak biri değil ve savaş için para harcamayacak.

3- İran’ın caydırıcı gücü savaşı önleyen en önemli etkendir. Amerikalılar İran’ın bu gücünün farkındalar ve “vurup kaçma” döneminin artık bittiğini, süper güç olma prestijinin ciddi bir hasar görebileceğini çok iyi biliyorlar.

4- Amerika ve müttefiklerinin bölgede aldığı art arda yenilgiler de onların hesap sistemlerini kuruntulardan çıkardı. Onlar, Arapların ve Batılıların tüm silahlarının, planlarının ve paralarının yalın ayaklı Yemenlilerin bile hakkından gelemediğini görüyorlar ve İran ile savaşın çok korkunç bir kabus olacağını çok iyi biliyorlar. Amerikalılar; Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Yemen’de ve Afganistan’da planlarını uygulamakta başarısız oldular ve bundan da İran’ı sorumlu tutuyorlar.

5- Siyonistlerin güvenlik kaygıları diğer bir önemli etkendir. Onlar, olaylar başladığı gün uzaktan ve yakından Siyonistlerin başına neler gelebileceğini tahmin edemiyorlar. Hizbullah’ın ve Hamas’ın binlerce füzesinin ve Suriye’de konuşlu bulunan on binlerce çok uluslu gücün neler yapabileceğini öngöremiyorlar. Dolayısıyla Siyonistler için güvenlik riski oluşturmayacaklar.

6- Amerikan Başkanının salt ekonomiye odaklı düşüncesi, savaşın ertesi gününde enerjinin durumu ve enerji fiyatları konusunda kaygı duyuyor. Savaşın ertesi gününde Fars Körfezi bölgesindeki Amerikan müttefiklerinin petrol tesislerinin ne olacağı belli değil. Petrol fiyatları hem Amerikan ekonomisini zora sokar hem de kayıplarını bir gösteriye dönüştürür.

7- Amerikan güçlerinin ulaşılabilir menziller içinde bulunması, bölgede bir savaşın başlaması konusunda kaygı yaratan ve bu savaşı önleyen bir etkendir. Amerikalılar, İran’ın bölgesel nüfuzunu ve onun devletlerden çok milletlerle olan irtibatını çok iyi biliyorlar. Amerika’nın Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve Fars Körfez’i çevresindeki ülkelerde bulunan on binlerce askeri İran’ın dişleri arasındaki et gibidir. Onlar, 2003’ten 2014’e kadar Irak’ta 4300 Amerikan askerinin öldürüldüğünü sürekli olarak hatıralarında canlı tutuyorlar. Ayrıca şunu biliyorlar ki İran’la savaş yalnızca denizde ve havada olmayacak; İran’ın onların akıllarına bile gelmeyecek kadar kendilerine yakın noktalarda varlığı bulunmaktadır.    

8- Bölgedeki Amerikan müttefiklerinin petro dolarlar sayesinde sahip olduğu gösterişten ibaret modernliğin kırılganlığı da bir diğer caydırıcı etkendir. Fars Körfezi bölgesindeki petrol zengini emirlerin hayatı, cam fanus içindeki bir hayat gibidir ve herhangi bir sert cismin çarpmasıyla yerle bir olacaktır.  İran İslam Cumhuriyeti’nin ilan edilmiş daimi stratejisi şudur: Bize hangi noktadan saldırı olursa biz de o noktaya saldırırız. Amerikalılara karada ya da denizde yer vermek isteyen herkes de bu stratejiden haberdardır.

9- İran, miladi 18. asırdan (Efşarilerin sonu) bugüne kadar, hiçbir ülkeye saldırmadı. Bu strateji hala geçerlidir ve İran İslam Cumhuriyeti doktrini tamamen savunmaya dayalıdır. Dolayısıyla İran hiçbir zaman bir savaşın başlatıcısı olmayacaktır. Bu bakımdan “savaş olmayacak” seçeneği, hem İran halkı için hem de İran’ın düşmanları için muteber bir seçenektir.  

Bir taraftan İran halkının huzuru ve savaş seçeneği ile oyun oynaması, diğer taraftan ise düşmanı savaştan sakındıran caydırıcı gücü bu durumun göstergesidir.

Yönetimin açılımcı kararları, kaynaklardaki öncelik sıralaması, halkı bilgilendirmede dürüstlük, birlik ve beraberlik ve doğu ile ilişkiler, İran’ı savaşsız ve müzakeresiz farklı yarınlara taşıyabilir. 

Çeviri: YDH

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
İl-20’nin ardından İsrail-Rusya arasında Moskova görüşmeleri: İsrail’in iddiaları ve Moskova’nın tepkisi 22-09-2018 tarihinde eklendi
İsrail Rus uçağını düşürerek Putin’i aşağıladı 20-09-2018 tarihinde eklendi
İl-20 ve gelişmeler; Günün trafiği ve Rusya’dan görüşler 19-09-2018 tarihinde eklendi
Amerika’nın Irak’taki nüfuzunun azaldığının ilk belirtileri 17-09-2018 tarihinde eklendi
İsrail’in umutsuz kışkırtması 17-09-2018 tarihinde eklendi
Irak meclisinde çoğunluk grubu oluşturma keşmekeşi 10-09-2018 tarihinde eklendi
Bağdat'ta ABD'ye uyanma çağrısı: Haydar İbadi Irak’ın Mursisi mi olacak? 10-09-2018 tarihinde eklendi
İdlib, Doğu Halep’in tekrarı; ama İdlib’den başka İdlib yok 03-09-2018 tarihinde eklendi
Kazanarak Kaybetmek: ABD’nin Afganistan, Irak ve Suriye’deki savaşları 01-09-2018 tarihinde eklendi
Iraklı Kürt partiler, Bağdat’ta kimle ittifak yapacak? 29-08-2018 tarihinde eklendi
Güncel
23:06 (17.09.2018)
Suriye Savunma Bakanlığı: Hava savunma sistemleri, deniz yönünden Lazkiye'ye gelen düşman füzelerine karşılık verdi. Füzelerden bazıları hedeflerine ulaşamadan imha edildi.
22:54 (17.09.2018)
El Ahd: Banyas rafinerisinin vurulduğu yönündeki haberler doğru değil.
22:46 (17.09.2018)
İlam el-Harbi: Suriyeli askeri kaynak: Hava savunma sistemleri, Lazkiye'ye deniz tarafından gelen füzelere karşılık veriyor. Füzelerden bazıları hedefe ulaşamadan düşürüldü.
22:45 (17.09.2018)
El Ahd: Suriye hava savunması, Lazkiye'deki Teknik Sanayi Kurumunu hedef alan füzelerden bazılarını düşürdü.
22:45 (17.09.2018)
SANA: Suriye'nin kuzeybatısındaki Lazkiye'ye henüz kaynağı belirsiz saldırı oldu.
22:13 (15.09.2018)
Suriye Savunma Bakanlığı: Hava savunmamız, İsrail'in Şam uluslararası havaalanına yönelik füze saldırısına karşılık verdi ve füzelerden bazıları düşürüldü.
01:47 (30.05.2018)
El-Kuds: İşgal güçleri Beytu'l Lahm'in doğu girişine saldırıyor.
01:34 (30.05.2018)
El Kuds: İşgal altındaki Kudüs'ün kuzeydoğusundaki Hazma beldesinde Filistinli gençlerle işgal güleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım