MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
22/06/2014 - 18:15 tarihinde eklendi
Deja vu: ‘Maliki mezhepçiliğine’ karşı ‘Sünni devrimi’
Alptekin DURSUNOĞLU
Deja vu: ‘Maliki mezhepçiliğine’ karşı ‘Sünni devrimi’
30 Nisan seçimlerinin sonuçlarına rağmen; Sünnilerin, Kürtlerin, Irak İslami Yüksek Konseyi ile Sadr Grubunun oluşturduğu Şii siyasi gruplar ile dini mercilerin ve nihayet Amerika’nın ‘git’ dediği Maliki’yi gitmeye ikna etme rolünün yine İran’a düşeceği gözüküyor.

Irak’ın Sünni kentlerinde yaşanan son gelişmeler, çelişki faktörü farklı olsa da 2005’teki siyasi süreçler sırasında yaşananların bir tekrarı gibi gözüküyor.

2005’te Suudi Arabistan etkisindeki Iraklı Sünni siyasi aktörlerin Irak’taki temel çelişkisi siyasi süreçler üzerineydi.

Bugün ise Suudi Arabistan ve Türkiye etkisindeki Sünni siyasi aktörlerin merkezi hükümetle çelişkisini Sünni federal bölge konusu oluşturuyor.

Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 60-65’ini Şiilerin oluşturduğu Irak’ta yeni siyasal düzenin seçim sandıklarıyla belirlenmesini, bu ülkenin ‘İran’a altın tepsinde sunulması’ olarak değerlendiriyor ve siyasi süreçlere karşı çıkıyordu.

Iraklı siyasi aktörler de yüzde 18’lik nüfusla Sünnilerin seçim sandıklarıyla belirlenecek bir siyasi yapıda dışlanacağını düşündüğü için siyasi süreçlere karşı çıktı.

2005’te Amerika’nın siyasi süreçlerle ilgili yol haritasının ilk durağında anayasa bulunuyordu. Bu yol haritası, sivil yönetici Paul Bremer tarafından seçilecek Iraklılardan oluşan bir kurulun belirlenmesini ve siyasi süreçlerin bu kurulun hazırladığı anayasa çerçevesinde başlatılmasını öngörüyordu.

Ancak Ayetullah Sistani’nin “işgalcilerin hazırlattığı anayasa gayri meşrudur, anayasayı hazırlayacak kurul seçimlerle belirlenmelidir” yönündeki meşhur fetvası ve milyonlarca kişinin Kerbela’ya doğru yürüyüşe geçmesi Amerika’yı da 30 Ocak 2005’teki siyasi süreçlere teslim olmaya zorladı.

Böylece siyasi süreçlere ilişkin yol haritası şöyle değişmiş oldu:

1- 30 Ocak’ta meclis seçimleri yapılması.

2- Meclis aritmetiği doğrultusunda kurulacak geçici hükümetin yönetimi Paul Bremer’den devralması.

3- Anayasanın meclis aritmetiği gözetilerek her kesimden temsilcinin yer alacağı bir kurul tarafından hazırlanması.

4- Anayasa referandumunun ve kalıcı hükümeti ve parlamentoyu belirleyecek 15 Aralık seçimlerinin geçici hükümet tarafından gerçekleştirilmesi.

Sünni siyasi aktörler, “işgal altında seçim gayri meşrudur” argümanıyla 30 Ocak seçimleriyle başlayan siyasi süreci boykot ettiler ve Irak işgali sırasında ABD ordusuna ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın desteğiyle silahlı direniş başlattılar.

Sünni siyasi aktörler, boykot ve silahlı direnişle siyasi süreçleri engelleyemediler. Boykot ettikleri seçimler sonunda çoğunlukta oldukları kentlerde bile hem il meclislerinde hem de parlamentoda tüm sandalyeleri Kürtlere kaptırdıklarını gördükleri için de 15 Aralık’ta siyasi sürece katılma kararı aldılar.

Ancak 2006’da zirveye ulaşan ve kimileri tarafından ‘mezhep savaşı’, kimileri tarafından da ‘Sünni direniş’ diye adlandırılan şiddet olaylarının manevi iklimi, aralarında aydın, akademisyen, din âlimi ve bürokratların yer aldığı38 Suudi görevlisinin “Irak’ın hem halk hem de ülke olarak Haçlılarla Safevî Rafızîlerin komplosuna maruz kaldığını” belirterek dünyadaki tüm Sünnileri Şiilere karşı mücadeleye çağıran meşhur bildirisi ile hazırlanmıştı.[1]

Şiiler 30 Ocak ve 15 Aralık seçimlerine ‘Birleşik Irak İttifakı’ adlı bir koalisyonla, Sünniler de Adnan Duleymi liderliğindeki ‘Irak Uzlaşma Cephesi’ ve Salih Mutlak liderliğindeki ‘Irak Diyalog Cephesi’ ile girmişti.

30 Ocak seçimlerini boykot etmelerine rağmen, anayasayı hazırlayan kurulda Sünni temsilcilere de yer verildi ve 15 Aralık’tan bugüne kadar, çoğunluk hükümetleri değil, meclis aritmetiğini gözeten ulusal uzlaşma hükümetleri kuruldu.

Sünni siyasi aktörlerin 15 Aralık’ta siyasi sürece katılması, Irak’taki siyasi krizleri sona erdirmedi. Seçimlerden sonra hemen yaşanan ilk kriz, Birleşik Irak İttifakı’nın Başbakanı İbrahim Caferi konusunda yaşandı.

Sünniler, Kürtler ve Şiilerden de Irak İslami Yüksek Konseyi şu an Maliki için söz konusu ettikleri gerekçelerle İbrahim Caferi’nin başbakanlığına itiraz ettiler. ABD de henüz başlamakta olan siyasi süreçlerin zarar görmemesi için Caferi’ye çekilmesi çağrısında bulundu.

Dava Partisi üyesi İbrahim Caferi, Birleşik Irak İttifakı içerisinde Sadr grubundan aldığı destekle[2] ABD’nin baskısına rağmen çekilmemekte direndi.[3]

Irak’taki dini merceiyetin çekil çağrısını bile müçtehit-mukallit ilişkisinin farklılığını gerekçe göstererek dinlemeyen Caferi, İran’dan gelen ‘şiddet ve kaosun büyümemesi için çekil’ çağrısına teslim olmak zorunda kaldı.

2014, Irak’ın 2006 ‘deja vus’su      

Neyneva ve Selahaddin kentlerinin 10 Haziran’dan başlayarak 48 saat içerisinde IŞİD liderliğindeki silahlı gruplar[4] tarafından ele geçirilmesiyle ortaya çıkan şartlar, iki değişken ilavesiyle 2006’nın adeta bir tekrarı gibi gözüküyor.

2006’da olmayıp 2014’te etkili olan değişkenden birincisi, başta Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi olmak üzere Türkiye ve Suudi Arabistan etkisindeki bazı Sünni siyasi aktörlerin 2011’de beri dile getirdiği Sünni federal bölge kurma talebi.

İkinci değişken ise Iraklı Kürtler ile Sünnileri Bağdat’a karşı bir denge ve ağırlık unsuru olarak gören ve Türkiye’nin, ‘Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği’ yönündeki politikasını değiştirmiş olması.

IŞİD terörü mü Sünni devrim mi?

Suriye’deki kontrol dışı rolünden dolayı Şam ve Tahran tarafından yönetildiği iddia edilen IŞİD’in Neyneva ve Selahaddin kentlerini ele geçirmesini ‘Sünni halk devrimi’ olarak selamlayan Tarık Haşimi[5] ve Yusuf el-Karadavi[6] gibi siyasi ve dini figürler, Irak’ta yaşanan son gelişmelerin bölgesel kaynaklarına işaret ediyor.

Son yaşanan olaylar sebebiyle Bağdat tarafından suçlanan Suudi yönetimi, yaşananlardan memnuniyetini ve Maliki karşıtlığını gizleme gereği duymuyor.

Ankara ise Musul’da konsolosluk görevlileriyle birlikte Irak politikasını da IŞİD’e rehin bıraktığı için imalı konuşmaya çalışsa da Maliki’ye aba altından sopa göstermeye çalışıyor.

Ankara, “IŞİD mensupları”nın “personelimizi konsolosluk yerleşkesinden” “şehrin başka bir bölgesine naklettiklerini[7] belirttikten sonra personelin güvenliğinden Irak hükümetinin sorumlu olduğunu söylüyor ve “gereği neyse yapılacağının herkes tarafından bilinmesini” istiyor.

13 Haziran tarihli Yeni Şafak gazetesi de “Onlar misafirimiz” sürmanşetli haberiyle Dışişleri Bakanlığının IŞİD’e karşı özenli, Bağdat’a karşı tehditkar açıklamasını adeta şerh ediyor ve IŞİD’in konsolosluk görevlilerimizi misafir ettiğini yazıyor.

‘Maliki’nin mezhepçiliği’nin ilacı ‘Sünni devrim’

Irak’la ilgili olarak konuşan neredeyse herkesin mezhepçilikle suçladığı Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’nin Şiiler, Sünniler ve Kürtler tarafından üçüncü defa başbakan istenmediği biliniyor.

Sadr grubu, 2008’de Mehdi Ordusu’nu silahsızlanmak zorunda bırakan operasyonları sebebiyle yıllardır Maliki’den rahatsızlığını gizlemiyor hatta onu diktatör[8] olarak niteliyor.

2006’da İbrahim Caferi’nin yerine Adil Abdulmehdi’yi başbakan olarak öneren Ammar el-Hekim liderliğindeki Irak İslami Yüksek Konseyi, hiçbir seçimde Maliki ile koalisyon yapmıyor ve Maliki’nin ‘tek adam’ siyaset tarzını eleştiriyor.

Ayetullah Beşir Necefi gibi dini merciler Maliki’yi açıkça ve sert sözlerle eleştiriyor, Ayetullah Sistani ise yaklaşık 2 yıldır Malki’ye randevu vermiyor.

Kürtler, anayasanın Kerkük, bütçe ve enerji anlaşmaları sebebiyle Maliki’ye somut eleştiriler getiriyor.

“Mezhepçi Maliki” korosunun ağzındaki bakla

Ancak 2005’ten beri hep ulusal uzlaşma hükümetlerinin bulunduğu, cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcılıklarına ve meclis başkanlığına sahip olan Sünnilerin “Maliki’nin mezhepçiliğine” dair argümanını hangi somut gerekçeye dayandırdığı son yaşanan ‘Sünni Devrime’ kadar anlaşılamamıştı.

2005’te siyasi süreçler sebebiyle merkezi hükümete başkaldıran Sünnilerin 2014’te Sünni federal bölge için IŞİD liderliğinde ‘devrim’ yaptığı anlaşıldı. Ancak Sünni federal bölge kurulmasını isteyen Türkiye Suudi Arabistan etkisindeki Sünni siyasi aktörlerin yanı sıra el-Enbar aşiret liderlerinden Muhammed el-Cuburi gibi buna karşı çıkan ve bu konuda Suudi Arabistan’ı suçlayan Sünni liderler de bulunuyor.[9]

Türkiye’nin Irak’ta bir Sünni federal bölge kurmak için Sünni liderlerle temas kurduğu yönündeki haberlerden[10] aylar sonra Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi, Sünni federal bölge konusunu görüşmek için Ankara’ya gelmiş,[11] Ankara ile arası en iyi olan Şii Irak İslami Yüksek Konseyi de Türkiye’yi bölücülükle suçlamıştı.[12]

Çünkü Nuceyfi’nin Ankara ziyaretinden yaklaşık bir hafta önce Selahaddin ve el-Enbar il meclisinden idari ve ekonomik bağımsızlık açıklamaları yapılmış, Maliki de bunu yasadışı ilan ederek tepki göstermişti.[13]

Peki Maliki, Erbil’in de destek verdiği Sünni federal bölge konusuna mezhepçiliğinden dolayı mı karşı çıkıyor?

Maliki liderliğindeki Kanun Devleti İttifakı milletvekili Sadık el-Leban, bu konuya şöyle açıklık getiriyor: “Irak anayasası çerçevesinde her ilin federal bölge kurması yasal bir haktır. Ancak federal bölgenin silah zoruyla kurulması, anayasaya ve siyasal süreçlere darbe yapan terörist bir adım olacaktır.”[14]

IŞİD liderliğinde başlatılan ‘Maliki mezhepçiliğine karşı Sünni devrim’in federal bölge kurulmasına karşı çıkan Sünni aşiretlerle merkezi yönetimi bir oldubittiye razı etmek için planlandığı söylenebilir.

Aslında son gelişmeleri Sünni devrim olarak niteleyen ve IŞİD’in rolünü küçümseyen Tarık Haşimi haklı gözüküyor.

Çünkü Sünni aşiretlerin verdiği destekle 2005’te Irak İslam Devleti’ni kuran el-Kaide, Sünnilerin siyasi sürece girmesinden ve aşiretlerin ‘Uyanış Konseyleri’ kurarak namluyu tersine çevirmesinden sonra etkisiz elaman haline getirilmişti.

Şu an çok çeşitli gerekçelerle IŞİD’le ittifak yapan silahlı grupların ve aşiretlerin Sünni federal bölge kurulmasından sonra IŞİD’i yine etkisiz hale getirmesi sürpriz olarak görülmüyor.

ABD’nin IŞİD’e karşı yardım için Maliki’nin çekilmesini şart koşması[15], ‘Sünni devrimin’ federal bölge hedefine değilse bile Maliki’nin üçüncü dönem başbakanlığını önleme hedefine yakın olduğunu düşündürüyor.

30 Nisan seçimlerinin sonuçlarına rağmen; Sünnilerin, Kürtlerin, Irak İslami Yüksek Konseyi ile Sadr Grubunun oluşturduğu Şii siyasi gruplar ile dini mercilerin ve nihayet Amerika’nın ‘git’ dediği Maliki’yi gitmeye ikna etme rolünün yine İran’a düşeceği gözüküyor.

 



[1]YDH. 13 Aralık 2006. Suudi alimlerden mezhep savaşı bildirisi http://www.ydh.com.tr/HD1914_suudi-alimlerden-mezhep-savasi-bildirisi.html

[2]YDH. 3 Nisan 2006. Mukteda Sadr: Caferi çekilirse biz de çekiliriz. http://www.ydh.com.tr/HD123_mukteda-sadr--cafer-cekilirse-biz-de-cekiliriz.html

[3]YDH. 1 Nisan 2006. İbrahim Caferi: Bush’un mektubunu önemsemiyorum. http://www.ydh.com.tr/HD106_ibrahim-caferi--bushun-mektubunu-onemsemiyorum.html

[4]YDH. 19 Haziran 2014. 13 örgüt saldırı öncesi IŞİD’le ittifak yaptı. http://www.ydh.com.tr/HD12925_13-orgut-saldiri-oncesi-isidle-ittifak-yapti.html

[5]Posta. 22 Haziran 2014. Tarık Haşimi’den Musulve IŞİD açıklaması. http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Tarik-Hasimi-den-Musul-ve-ISID-aciklamasi.htm?ArticleID=232298

[6]T24. 14 Haziran 2014. Yusuf Kardavi: Irak’ta yaşananlar Sünni devrimi. http://t24.com.tr/haber/yusuf-kardavi-irakta-yasananlar-sunni-devrimi,261235

[7]Dışişleri Bakanlığı resmi web sitesi. 11 Haziran 2014. No: 196, 11 Haziran 2014, Musul’daki Başkonsolosluğumuz Yerleşkesine Gerçekleştirilen Baskın Hk. http://www.mfa.gov.tr/no_-196_-11-haziran-2014_-musul_daki-baskonsoloslugumuz-yerleskesine-gerceklestirilen-baskin-hk_.tr.mfa

[8]El Cezire Türk. 18 Şubat 2014. Sadr: Maliki diktatör. http://www.aljazeera.com.tr/haber/sadr-maliki-diktator

[9]YDH 14 Haziran 2014. “Suudiler Irak ordusuyla savaşmaları için aşiretlere rüşvet veriyor” http://www.ydh.com.tr/HD12912_suudiler-irak-ordusuyla-savasmalari-icin-asiretlere-rusvet-veriyor.html

[10]YDH. 4 Aralık 2010. “Türkiye, Iraklı Sünnilere federal bölge kurmak istiyor” http://www.ydh.com.tr/HD8480_turkiye-irakli-sunnilere-federal-bolge-kurmak-istiyor.html

[11]YDH. 15 Kasım 2014 Nuceyfi federal bölge görüşmeleri için mi Ankara’da. http://www.ydh.com.tr/HD9493_nuceyfi-federal-bolge-gorusmeleri-icin-mi-ankarada.html

[12]YDH. 15 Kasım 2011. Iraklı parlamenterden Türkiye’ye bölücülük suçlaması. http://ydh.com.tr/HD9489_irakli-parlamenterlerden-turkiyeye-boluculuk-suclamasi.html

[13]YDH. 2 Kasım 2011. Irak merkezi yönetiminden Sünni ayrılıkçılara tepki http://www.ydh.com.tr/HD9450_irak-merkezi-yonetiminden-sunni-ayrilikcilara-tepki.html

[14]YDH. 18 Haziran 2014. Barzani’nin Sünni federal bölge açıklamasına tepki http://www.ydh.com.tr/HD12923_barzaninin-sunni-federal-bolge-aciklamasina-tepki.html

[15]El Cezire Türk. 19 Haziran 2014. Obama'dan Maliki'ye 'çekil' imâsı. http://www.aljazeera.com.tr/haber/obamadan-malikiye-cekil-imasi

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım