MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
31/08/2014 - 19:47 tarihinde eklendi
‘İslam Devleti’, Tahran-Riyad diyalogu ve Suriye’de siyasi çözüm imkanı
Alptekin DURSUNOĞLU
‘İslam Devleti’, Tahran-Riyad diyalogu ve Suriye’de siyasi çözüm imkanı
Uluslar arası ve bölgesel aktörlerin 2003’ten beri Irak, 2011’den sonra da Suriye konusunda izlediği politikalar ile ‘el-Kaide’nin Irak kolu’ olmaktan ‘İslam Devleti’ne giden süreç arasında bir etkileşimli ilişki olduğu görülüyor.

IŞİD’in Irak’ta elde ettiği kazanımlar sayesinde bir örgüt olmaktan çıkıp ‘İslam Devleti’ adı altında tüm bölgeyi tehdit eden bir ‘devlete’ dönüşmesi, bölge ülkelerinin davranışlarında ciddi değişimlere neden oluyor.

Bölge ülkelerinin IŞİD’e yönelik davranışlarındaki değişim aslında 2013 yılının eylül ayından itibaren başlamış; ancak sadece güvenlik düzeyiyle sınırlı kalmıştı.

Arap Birliği’nin Mısır liderliğinde Suriye sorununun çözümü için yeni bir girişim başlatması,[1] artık siyasi düzeyde de ciddi bir değişim ihtiyacı hissedildiğini gösteriyor.

IŞİD’in tüm bölgeyi tehdit edebilecek bir güce nasıl ulaştığı ve hangi ülkeler tarafından desteklendiği sorusu, değişimin sebebinin anlaşılabilmesi ve muhtemel sonuçlarının öngörülebilmesi bakımından son derece önemli.

Bu soruya, genelde rakip olarak görülen tarafı suçlamaya yönelik propaganda düzeyinde cevaplar veriliyor.

Örneğin Suriyeli muhalifler, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve son olarak Avrupa Birliği “IŞİD’in ortaya çıkışından Suriye yönetimini sorumlu tutuyor.”[2] Irak’taki mevcut durumdan dolayı da IŞİD’den çok Irak yönetimini suçluyor.[3]

Buna karşı Suriye ve Irak yönetimleri ise başta IŞİD olmak üzere bölgeyi tehdit eden aşırılık düşüncesinin ve silahlı grupların Suudi Arabistan, Türkiye, Katar ve Batılı ülkeler tarafından desteklendiğini söylüyor.

IŞİD kimin eseri  

Aslında bu soruya propaganda argümanlarından ve söylemlerinden uzak durarak güncel gerçekliğin tanıklığıyla bilimsel bir cevap vermek imkansız değil.

Bölgedeki gelişmelere taraf olan aktörlerin Irak ve Suriye politikaları ile 5 Temmuz’da ‘İslam Devleti’ne dönüşen örgütün geçirdiği aşamalar arasındaki etkileşimli ilişki, aslında bu sorunun cevabını çok net bir şekilde veriyor.

5 Temmuz’da ‘İslam Devleti’ adını alan örgütün 11 yıllık tarihi geçmişi özetle şöyle:

1- El-Kaide’nin Irak kolu: Ürdün kökenli Ebu Musab el-Zerkavi tarafından 2003’te ABD tarafından işgal edilen Irak’ta kuruldu.

2- Irak İslam Devleti (IİD): Irak el-Kaide’si, 30 Ocak 2005’teki siyasi süreçleri boykot eden Sünni Arapların desteğini alarak el-Enbar, Selahaddin ve Neyneva kentlerinde etkinlik kazandı ve Irak İslam Devleti’ni ilan etti. Ancak Sünnilerin siyasi sürece katılması ve Sünni aşiretlerin ‘Uyanış Konseyleri’ adı altında hükümet safına geçmesi sebebiyle zayıflayan IİD, 2010’da tehdit olmaktan çıktı.

3-Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD): Örgütün lideri Ebu Bekir Bağdadi, Suriye kökenli komutanı Ebu Muhammed el-Colani’yi 2011’de krizin başladığı Suriye’ye gönderdi ve örgütün Suriye kolu olan Nusra Cephesi’nin kurulmasını sağladı.[4] ‘Suriye’nin Dostları’ adını kullanan ülkelerin muhaliflere sağladığı silah, para ve militan desteğinden yararlanan örgüt 7 Nisan 2013’te Nusra ile birleştiklerini ve Irak-Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) kurduğunu açıkladı. Ancak bu birleşme açıklaması Nusra ile IŞİD’i birbiriyle savaşacak ölçüde düşman haline getirdi.

4- İslam Devleti (İD): 2013 yılının ağustos ayında kimyasal silah gerekçesiyle Suriye’ye müdahale kararı alan ABD, eylülde müdahaleden vazgeçti. Bu durum yönetimi devirmekten umudunu kesen silahlı grupları ‘devrim’ sonrasına erteledikleri iç hesaplaşmaya sürükledi.

2014 yılına kadar Suriye’deki silahlı gruplara karşı ciddi bir üstünlük elde eden IŞİD, Irak’taki Sünni grupların desteği ile haziranda Neyneva ve Selahaddin kentlerini ele geçirdikten sonra 5 Temmuz’da İslam Devleti ilan etti.

Uluslar arası aktörlerin politikalarıyla ‘İslam Devleti’ sürecinin etkileşimli ilişkisi

Uluslar arası ve bölgesel aktörlerin 2003’ten beri Irak, 2011’den sonra da Suriye konusunda izlediği politikalar ile ‘el-Kaide’nin Irak kolu’ olmaktan ‘İslam Devleti’ne giden süreç arasında son derece açık bir etkileşimli ilişki olduğu görülüyor.

ABD:

Amerika, 2003’te işgal ettiği Irak’ta yeni bir model devlet yaratma adına, başta ordu olmak üzere tüm devlet kurumlarını tasfiye etmesi, el-Kaide’nin güçlenmesi için eşsiz bir zemin yarattı. 2006’da ‘Uyanış Konseyleri’ ile örgütü ciddi oranda zayıflatmayı başarsa da müttefikleri ile birlikte izlediği Suriye politikası sebebiyle Irak’ta komaya soktuğu örgütü, Suriye’de ihya etti.

Suudi Arabistan: Riyad’ın el-Kaide ile ilişkisi sadece ideolojik paralellikle sınırlı değil. Suudi Arabistan’ın ABD ile birlikte ‘Afgan cihadı’na kadar uzanan bir ilişki geçmişi var. Ancak Irak’ta 2005 sonrası şekillenen siyasi süreçler bu üçlü arasındaki ilişkiyi farklılaştırdı.

2003’teki harekat sırasında ABD ordusuna ev sahipliği yapan Suudi Arabistan, ‘İran’ın adamlarını Irak’ta iktidar yaptığı’ gerekçesiyle siyasi sürece el-Kaide’yi destekleyerek karşı çıktı ve ABD ordusundan “işgal güçleri” diye söz ederek de karşıtlığını Washington’dan da gizlemedi.

Suudi Arabistan, Suriye konusunda ‘Dostlar Grubu’ ile ortak hareket etse de, İstihbarat Şefi Bender bin Sultan, Suriye’deki silahlı grupları hiçbir ayrım göstermeden destekleyerek IŞİD ve Nusra’nın güçlenmesine sebep olmakla suçlandı.

Suriye’de 2013 yılı sonlarında silahlı gruplar arasında başlayan iç savaş, Suudi yönetimini kontrolden çıkmaya başlayan vekalet savaşına karşı tedbirler almaya sevk etti. 2014 martında Suriye’deki el-Kaide bağlantılı grupları terör örgütleri listesine aldı,[5] nisanda da Bender bin Sultanın görevine son verdi.

Bununla birlikte Suriye’de terörist olarak gördüğü örgütü, Irak’ta Maliki yönetimine karşı desteklemeyi sürdürdü.

Irak’ta hükümeti kurma görevi Haydar el-İbadi’ye verilinceye kadar, Suudi yetkililerin Bağdat’ı suçlaması, Suudi basının da Musul ve Tıkrit’i ele geçirenleri “Maliki güçlerine karşı savaşan devrimciler” diye nitelemesi, Riyad’ın Irak politikasında IŞİD’e biçtiği rolü ifade ediyordu.

Ancak IŞİD’in 5 Temmuz’da İslam Devleti’ne dönüşmesi, Ürdün’ü ve Körfez’i tehdit etmesi, hac için gelen militanları aracılığıyla kurban bayramında Mekke ve Medine’de isyan başlatmayı planlaması, Riyad’ı güvenlik tedbirlerini destekleyici siyasi tedbirler almaya yöneltti.

Riyad ziyareti sonrası Moskova’ya giden Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin Arap Birliği çerçevesinde Suriye krizinin çözümü için başlattığı girişimin zemini, esasen Suud el-Faysal’la Rus meslektaşı Sergey Lavrov arasında 21 Haziran’da yapılan görüşmede hazırlanmıştı.[6]   

Beş Arap ülkesi dışişleri bakanının “Suriye’de terörle mücadele ve aşırılık düşüncesine karşı ortak tavır”[7] kararına vardığı 24 Ağustos’taki Cidde toplantısı da Mısır’ın çözüm girişiminin dayandığı ortak iradeyi yansıttı.

Türkiye ve Katar: 2011’den bu yana tüm bölgesel meselelerde ortak hareket eden bu iki ülke, Mısır ve İhvan politikaları sebebiyle Suudilerle ters düşse de Suriye ve Irak konusunda Riyad’la uyumlu hareket etti.

IŞİD’i Suriye ve Irak’ta ‘İslam Devleti’ haline getiren bu uyumun Suudilerin hazırladığı zemin ve Mısır’ın başlattığı girişimle ‘İslam Devleti’ne yönelik tedbirler konusunda da sürüp sürmeyeceği şimdilik belirsiz.

Çünkü 30 Ağustos’ta yapılan Körfez İşbirliği Örgütü toplantısında Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi’nin ifadesiyle Katar’la Körfez arasındaki tüm sorunlar çözülmüş olsa da Musul’daki konsolosluk görevlileriyle birlikte Türkiye’nin bölge politikası hala ‘İslam Devleti’nin elinde rehin.

Sürekli olarak IŞİD’i desteklemekle suçlanmasına rağmen, Türkiye’nin bu desteği Dostlar Grubu’nun ortak kararları ve rol paylaşımı çerçevesinde verdiğini söyleyerek kendini savunamaması da bu ‘rehin durumu’yla doğrudan ilgili.      

Gazze’deki son ateşkeste de görüldüğü üzere 2013 yılının mayıs ayındaki emir değişikliği ile bölgesel rolü elinden alınan Katar ve bölgesel nüfuzunu Doha ve İhvan ile ilişkilerine borçlu olan Ankara, bölgede sadece birer izleyiciden ibaret.

Muhtemel normalleşmenin reel aktörleri

IŞİD benzeri örgütler, gücünü bölge devletlerinin güçsüzlüğünden alıyor; bölgenin normalleşmesi ise bu devletlerin yeniden güçlendirilmesine bağlı gözüküyor.

Mısır liderliğindeki Arap Birliği girişimi, Suriye’de gerçek anlamda bir siyasi çözümün önünü açabilecek potansiyeller taşıyor.

‘İslam Devleti’ tehdidi, Suudilerin güvenlik kaygısı, Mısır’ın bölgesel liderlik rolüne kavuşma hevesi, İran’ın müttefikleri olan Irak ve Suriye’yi kurtarma arzusu ve Amerika’nın istikrar önceliği; müttefikleri düşman, düşmanları müttefik hale getiren bir konjonktür yarattı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Emir Hüseyin Abdullahiyan’ın 25 Ağustos’taki Riyad ziyaretinde bölgesel terör konusunun görüşülmesi ve ziyaretin verimli geçtiğinin açıklanması,[8] Mısır liderliğindeki muhtemel Arap Birliği girişiminin başarı şansını arttırıyor.

Elbette henüz düşünce ve planlama aşamasında olan bu girişim somut bir plana dönüşmüş ve uluslar arası topluma ve taraflara sunulmuş değil.

Öte yandan Irak’ta ‘İslam Devleti’ne karşı operasyon yapan Amerika, Başkan Obama’nın 28 Ağustos’ta yaptığı konuşmasından anlaşıldığı kadarıyla Suriye’de hala bir ‘ılımlı muhalefet’ yaratılabileceği umudunu kaybetmiş değil.

Tüm bunlara rağmen Amerika’nın Suriye’de gerçekten siyasi çözüme yönelmesi durumunda, Suudi Arabistan-İran diyalogu, Lübnan’a cumhurbaşkanlığı seçim krizinin sona ermesini, Suriye’ye siyasi çözümü ve Irak’a güvenlik ve istikrarı armağan edecek bir sürecin başlaması için zemin yaratabilir.

 


[1] YDH. 27 Ağustos 2014. Suriye krizinin çözümü yönünde büyük adım http://www.ydh.com.tr/HD13169_suriye-krizinin-cozumu-yonunde-buyuk-adim.html

[3] NTVMSNBC 7 Ağustos 2014. Davutoğlu: Bunu söyleyenler haindir. http://www.ntvmsnbc.com/id/25530199/

[4] Hasan Sivri. YDH. 8 Temmuz 2014. IŞİD ve Nusra’nın ortak geçmişi. http://www.ydh.com.tr/HD12984_isid-ve-nusranin-ortak-gecmisi.html

[5] YDH. 9 Mart 2014. Suudi terörist örgütler listesinin mesajları. http://www.ydh.com.tr/YD404_suudi-terorist-orgutler-listesinin-mesajlari.html

[6] YDH. 20 Ağustos 2014. Suudi Arabistan, Suriye politikasını değiştiriyor mu? http://www.ydh.com.tr/HD13147_suudi-arabistan-suriye-politikasini-degistiriyor-mu-.html

[7] El Alem. 24 Ağustos 2014. توافق دولتهای عربی برای مقابله با دست پروردگان خود!  http://fa.alalam.ir/news/1626039

[8] Ettelaat. 27 Ağustos 2014 امیرعبداللهیان: دیدار با سعودالفیصل سازنده بود http://www.ettelaat.com/etint/?p=19216

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım