MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
15/02/2015 - 19:41 tarihinde eklendi
Erdoğan'ın Filistin’i
Alptekin DURSUNOĞLU
Erdoğan'ın Filistin’i
Hamas’ın Suriye’den çıkarılması ve İran’dan uzaklaştırılması, Hamas’ın değil Suriye’yi yalnızlaştırmaya çalışan Türkiye ve Körfez ülkelerinin çıkarına oldu.

Türkiye’nin Filistin sorununa taraf olan gruplarla geliştirdiği ilişki ile ilan edilmiş resmi Filistin politikası arasında bariz bir çelişki bulunuyor.

Ancak bu çelişki Türkiye’nin İsrail politikasından değil, Filistin sorununa taraf olan grupları, Arap ülkelerine yönelik politikalarında bir araç olarak kullanmaya çalışmasından kaynaklanıyor.

Türkiye, İsrail’in varlığını tanıyan, Tel Aviv’le diplomatik ilişkilerini sürdüren, Filistin sorununun çözümü için İsrail’le müzakereleri adres gösteren bir resmi Filistin politikasına sahip.

Türkiye’nin bu politikasının Filistin’deki temsilcisi el-Fetih grubu, Arap dünyasındaki öncüsü ise Mısır.

Filistin’de el-Fetih’e karşı mesafeli, Arap dünyasında Mısır’la kavgalı olan Ankara, İran ve Suriye gibi İsrail’in varlığını tanımayan ve silahlı direnişi savunan Hamas’la ilişkilerini güçlendiriyor.

Ancak Ankara’nın 2009’dan beri İsrail’le gerginliği de, el-Fetih ve Mısır’la mesafesi de Hamas’la yakınlaşması da Filistin politikasından kaynaklanmıyor.     

Bir başka ifadeyle Türkiye, İsrail’i tanıdıkları için el-Fetih ve Mısır’la mesafeli durmuyor ve İsrail’in varlığını reddedip silahlı direnişi savunduğu için de Hamas’la yakınlaşmıyor.

Hamas’ın Türkiye açısından değeri

İhvan’ın Filistin kolu olan Hamas, Türkiye için Filistin politikası bakımından değil, Mısır ve Suriye politikası bağlamında değer taşıdı.

Türkiye, Hamas’ın İsrail’in varlığını reddeden tutumuna değil, Suriye karşıtı pozisyonuna değer verdi.

Hamas’ı el-Fetih’ten farklı kılan en temel noktalar İsrail’in varlığını tanınmaması ve silahlı mücadeleye yüklediği anlamdı. Halbuki Türkiye Hamas’a İsrail’i tanımasını ve silahlı mücadeleyi bırakmasını telkin etti.

Hamas’ın Suriye’den çıkarılması ve İran’dan uzaklaştırılması, Hamas’ın değil Suriye’yi yalnızlaştırmaya çalışan Türkiye ve Körfez ülkelerinin çıkarına oldu.

Çünkü Hamas, Suriye ve İran’dan uzaklaşarak İsrail’le savaşında daha nitelikli silahlar, daha büyük bir siyasi ve mali destek elde edemedi; ancak Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın tam da istediği gibi Suriye’deki vekalet savaşına mezhebi bir renk verilmiş oldu.  

Hamas’ın son bir kaç aydır İran’a ve Suriye’ye yakınlık mesajları vermesi bu gerçekliği şimdi anladığını gösteriyor.

Direniş Ekseni ve Filistin merkezlilik

İran’ın İsrail karşıtı gruplarla ilişkisini başka ülkelere yönelik politikasına karıştırmaması, Hamas’ın Direniş Eksenine ‘geri dönüş’ konusundaki en büyük şansı.

Çünkü Suriye, ‘ihanete uğradığını’ düşündüğü için Hamas’a kapılarını kapatmış olsa da Direniş Eksenini’nin diğer üyeleri olan İran ve Hizbullah, Suriye tutumundan dolayı Hamas’la siyasi ilişkilerin profilini düşürdü; ama askeri işbirliğini hiç kesmedi.

Hizbullah, Hamas’ın aksine, en başından beri Direniş’in çıkarlarını başkalarının çıkarlarının üstünde tuttu.

Bölge ülkeleriyle ilişkilerini o ülkelerin İsrail karşıtı söylemlerine değil, eylemlerine göre belirledi. Bu yüzden İsrail’le 2005’teki 1.5 milyar dolarlık ticaret hacmini, tüm krizlere rağmen 5.4 milyar dolara yükselten Türkiye[1] ile Hamas’ın kurduğu türden bir ilişki kurmadı.

Hizbullah, 2009’da Golan meselesiyle ilgili olarak İsrail’le Suriye arasındaki dolaylı müzakerelere ev sahipliği yaptığı halde 2011’den sonra Suriye’yi Golan için savaşmamakla suçlayan Türkiye’nin hem Suriye tutumuna hem de İsrail tutumuna şüphe ile baktı.

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Gazze’nin 22 gün boyunca bombalandığı günlerde “Gazze için öleceksek adam gibi ölelim[2] derken, bununla eş zamanlı olarak İskenderun ile Hayfa limanları arasında ticari gemi seferleri başlatması[3] bu şüpheleri daha arttırmıştı.

İsrail’in varlığını reddeden tutumları sebebiyle Hamas ve Hizbullah aynı cephede yer alıyor olmasına rağmen Türkiye’nin Hamas’ı dost, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ifadesiyle Hizbullah’ı “Hizbu’ş- Şeytan”[4] olarak görmesi, ne bu grupların ne de Türkiye’nin İsrail tutumundan değil sadece Suriye tutumlarından kaynaklanıyordu.

Türkiye, Hamas’ı Suriye’ye karşı kullanabildiği için dost, Hizbullah’ı ise Suriye’de karşısında bulduğu için “şeytan” olarak gördü.

Türkiye’nin Suriye’de öngördüğü hedefleri gerçekleştirememesi ve Mısır politikası sebebiyle bölgesinde de yalnızlaşmaya başlaması, Ankara’nın Filistin sorununu araçsallaştırma ihtiyacını arttırıyor.

Hamas’ın çift yönlü kullanımı

Türkiye, Hamas ve Filistin politikasını, sadece Arap dünyasıyla değil, Batı ile ilişkilerinde de bir araç olarak kullanıyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Hamas’ın Türkiye için taşıdığı bu çift yönlü kullanım değerini şöyle ifade ediyor:

"Türkiye Ortadoğu'daki barış için katkı sağlamak istiyor ve katkı sağlayacak herkesle diyalog kuruyor. Herkesi ikna etmeye çalışıyor. Hamas'ın daha önceki ile şimdiki çizgisi arasında ne kadar fark var herkes görüyor. Buna en çok katkı sağlayan ülke Türkiye. Bir çözüm olduğu zaman Hamas'ı bağımsız bir İsrail devletini tanıma noktasına dahi ikna etmiştik. Bizim Hamas ile olan diyaloğumuz aslında barış ve diyalog için önemlidir.”[5]

Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri, Hamas’ı İsrail’i tanımaya ikna ederek yani el-Fetih’e dönüştürmeye çalışarak Türkiye’nin 1949’da ‘İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke’ perspektifini zenginleştirmeyi hedefliyor olabilir.

Ancak Hamas’ı çift yönlü kullanarak, Batı ve İsrail’le ilişkilerinde açılım yapmaya çalışmak, Batı tarafından da, İsrail tarafından da ikna edici bulunmuyor.

Kendisiyle sadece Filistin sorunu bağlamında ilişki kuran eski dostlarına dönmeye çalışması, Hamas’ın da artık çift yönlü kullanım aracı olmaktan rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.

Ankara, Filistin sorununu çift yönlü kullanarak Arap dünyasında kazandığı krediyi, Batı ile ilişkilerinde kullanmayı hedeflemişti; ancak bunun tamamını Suriye’de harcadı.

Türkiye, Filistin sorununun çözümü konusunda Suriye ile karşıt, Mısır’la ise aynı kampta yer alıyordu.

Ankara, Suriye politikası sebebiyle İsrail’i Türkiye’nin Arap ülkeleriyle transit taşımacılığında alternatif haline getirdi. Kahire ile kavgası ise Türkiye ile Mısır arasındaki taşımacılık anlaşmasının sonu oldu[6] ve İsrail’i tek alternatif yaptı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye’nin bölgesiyle ilişkilerinde İsrail’i tek alternatif haline getiren Filistin politikasının özeti işte bu.

 



[1] Şalom. 4 Şubat 2015. Türkiye-İsrail ticareti tam gaz devam ediyor. http://www.salom.com.tr/haber-93974-turkiyeIsrail_ticareti_tam_gaz_devam_ediyor.html

[2] CNN Türk. 20 Kasım 2012. "Öleceksek adam gibi ölelim" http://www.cnnturk.com/2012/guncel/11/20/oleceksek.adam.gibi.olelim/685371.0/

[3] Vatan. 20 Kasım 2012. Hatay İsrail'e bağlandı!             http://www.gazetevatan.com/hatay-israil-e-baglandi--494122-ekonomi/

[4] Hürriyet. 26 Mayıs 2013. Bozdağ: "Hizbullah adını Hizbuşeytan yapsın". http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23371096.asp

[5] AA. 12 Ocak 2015. Hamas İsrail devletini tanıyacaktı. http://www.aa.com.tr/tr/haberler/448716--dunyada-terorle-mucadelede-kararlilik-yok

[6] El Cezire Türk. 28 Ekim 2014. Mısır'ın anlaşma iptaline Ankara'dan yanıt. http://www.aljazeera.com.tr/haber/misirin-anlasma-iptaline-ankaradan-yanit

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Murat tarafından 16-02-2015 15:29:17 Tarihinde yazıldı.
Hayranız
Hocam yorum ve analizlerinize hayranız. davutoğlu denilen zatın karşısına sizin gibi sözde değil özde dış politika uzmanlarını çıkartmalı
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Yozlaşmış düzenler, lümpen devrimler 09/08/2020 - 19:05 tarihinde eklendi
Suriye hevesleri ve İdlib kaygıları arasında tercih zorunluluğu 10/02/2020 - 03:09 tarihinde eklendi
Direniş’in Zulfikar’ı 10/01/2020 - 08:30 tarihinde eklendi
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
Güncel
23:05 (21.09.2020)
Unews kaynakları: Selahaddin iline bağlı Duceyl bölgesinde lojistik ekipman taşıyan Amerikan askeri konvoyunu hedef alan bir patlama oldu.
14:22 (16.09.2020)
Sputnik Haber Ajansı kaynağı: Rusya, Türkiye'ye İdlib'deki gözlem noktalarının sayısını azaltmayı teklif etti, Türkiye öneriyi reddetti.
23:14 (23.08.2020)
Unews: İsrail rejimi ordusuna ait bir insansız uçak, Gazze'de Rafah kentinin doğusunda düştü.
23:18 (21.08.2020)
Şarku'l Avsat: Suudi Arabistan, Libya'daki ateşkesi olumlu karşıladı.
23:16 (21.08.2020)
Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu'nun Sözcüsü Ahmed Mismari: Libya Ordusu'nun ateşkesi reddettiğine dair haberler doğru değil.
23:46 (18.08.2020)
Unews: Deyr ez-Zor'daki Koniko gaz sahasındaki yasadışı Amerikan üssünün çok sayıda roketle vurulduğuna dair haberler geliyor.
23:19 (18.08.2020)
Amerika'nın Deyr ez-Zor'daki üssüne füze saldırısı yapıldı.
13:40 (17.08.2020)
Rusya el-Youm: Putin, Erdoğan'la yaptığı telefon görüşmesinde Libya'da çatışan taraflar arasında doğrudan müzakere başlatılmasının zaruretini vurguladı.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Yozlaşmış düzenler, lümpen devrimler
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım