Epstein davasında yeni gelişme

img
Epstein davasında yeni gelişme YDH

ABD Adalet Bakanlığının Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında paylaştığı yeni cezaevi görüntüleri, pedofil İsrail casusu milyarderin 2019'daki ölümüyle ilgili resmi anlatıyı daha da karmaşık hale getirdi.


Yazar: Admin


YDH - New York'taki Metropolitan Ceza Merkezinden (MCC) kısa süre önce paylaşılan bir dizi güvenlik kamerası görüntüsü, 2019 yılında hücresinde ölü bulunan pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi ve İsrail casusu Jeffrey Epstein vakasındaki soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi.

23 Aralık'ta Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan bu belgeler, şeffaflık yasası uyarınca kamuoyuyla paylaşıldı.

CBS News'in aktardığına göre görüntüler olayları netleştirmek yerine, cezaevindeki gözetleme sistemine dair daha önceki beyanlarla çelişerek durumu daha da karmaşık bir hale soktu.

Fuhuş suçlamasıyla yargılanmayı beklerken 10 Ağustos 2019 sabahı ölü bulunan Epstein'ın ölümü, adli tıp kurumu tarafından intihar olarak kaydedilmişti.

O dönem Adalet Bakanı olan Bill Barr, görüntüleri bizzat incelediğini ve Epstein'ın hücresine kimsenin girmediğini teyit ettiğini açıklamıştı. Ancak yeni veriler, bu kesin yargıyı sarsacak nitelikte.

Görüntüler resmi raporlarla çelişiyor

Adalet Bakanlığı Müfettişliğinin 2023 tarihli raporunda, Özel Konaklama Birimindeki (SHU) 11 kameradan 10'unun arızalı sabit diskler nedeniyle kayıt yapmadığı belirtilmişti.

Kayıt yapan tek kameranın ise Epstein'ın bulunduğu kata çıkan merdivenlerin sadece çok küçük bir kısmını gördüğü iddia edilmişti.

Ancak yeni paylaşılan dosyalar arasında, daha önce "kayıt yapmadığı" söylenen ve merdivenleri engel olmaksızın gören bir kameradan alınmış saatlerce görüntü bulunuyor.

12 Ağustos 2019 tarihli bu görüntüler, Epstein'ın ölümünden iki gün sonrasına ait olsa da, sistemin arızalı olduğu söylenen dönemde nasıl kayıt yapabildiği sorusunu akıllara getiriyor.

Dijital adli tıp uzmanları, bu durumun ancak bir kablolama değişikliğiyle açıklanabileceğini, fakat yine de "tuhaf" olduğunu belirtiyor.

Kayıp kayıtlar ve veri saklama gizemi

Paylaşılan görüntülerle ilgili bir diğer dikkat çekici nokta ise tarih aralıkları. Cezaevi sisteminin sadece 30 günlük veri saklayacak şekilde yapılandırıldığı belirtilmesine rağmen, Epstein'ın ölümünden bir ay öncesine, 5 Temmuz 2019'a ait videoların mevcut olması uzmanlar tarafından şaşırtıcı bulunuyor.

Uzmanlar, sistemin dolmadığı sürece eski verilerin üzerine yazmamış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Epstein'ın ölümünden üç hafta önce hücresinde baygın bulunduğu 23 Temmuz gecesine ait görüntüler ise hala kayıp. Adalet Bakanlığı bu kayıtların bozuk bir sabit diskte olabileceğini ve veri kurtarma çalışmalarının sonuç vermediğini iddia ediyor.

Daha fazla görüntü yayınlanacak mı?

Elde edilen belgeler, Adalet Bakanlığının elinde 147 farklı kameradan alınmış 8 terabayttan fazla veri olduğunu gösteriyor.

Mevcut yasalar Epstein'ın ölümüyle ilgili sınıflandırılmamış tüm belgelerin ve iletişimlerin açıklanmasını zorunlu kılıyor. Paylaşılan bu son videoların, bakanlığın elindeki toplam arşivin sadece küçük bir kısmı olduğu düşünülüyor.

Adalet Bakanlığı, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak yasal yükümlülükler çerçevesinde yeni görüntülerin yayınlanmaması, şeffaflık yasasının ihlali olarak değerlendirilebilir.