Venezuelalılar nelerle karşı karşıya?

img
Venezuelalılar nelerle karşı karşıya? YDH

''Venezuelalılar, özellikle petrol ve maden kaynakları olmak üzere ulusal kaynakların kontrolünün, muhtemelen yurt dışından dayatılacak bir geçiş döneminde kimde olacağı konusunda yaygın bir endişe içindeler.''


Yazar: Julie Arab


YDH- El-Ahbar yazarlarından Julie Arab, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği askeri müdahalenin ülkenin anayasal düzenini ve egemenliğini ciddi şekilde zedelediğini tartıştığı yazısında,  geçiş sürecinin iç uzlaşı ve hukuka uygunluk olmadan kırılgan kalacağını vurguluyor.

Venezuelalılar bugün, ABD yetkililerinin Venezuela toprakları içinde geniş çaplı askeri saldırılar düzenlediklerini ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp ülke dışına uçakla çıkardıklarını açıklamalarının ardından, ülke tarihinde eşi benzeri görülmemiş gelişmelerle uyandılar.

Başkanın ani yokluğu, gelecekteki liderlik konusunda yaygın soruları gündeme getiren siyasi bir boşluk yarattı. Venezuela anayasası, boşlukların nasıl ele alınacağına dair açık mekanizmalar öngörmesine rağmen, ABD öncülüğündeki müdahale ve iç hukuk çerçevelerinin ihlali, halefiyet sorununu çözümsüz bıraktı.

Hem halk arasında hem de resmi açıklamalarda, doğrudan bir çatışmaya dönüşmeden yeniden ortaya çıkan uzun süredir var olan siyasi ve sosyal bölünmeyi yansıtıyor. Yaşananları, manzarayı yeniden şekillendirme fırsatı olarak görenlerle, ulusal egemenliğe bir ihlal olarak değerlendirenler arasında Venezuelıların çoğu bekleyip görmeyi tercih ediyor.

Adının açıklanmasını istemeyen bir Venezuelalı güvenlik yetkilisi, el-Ahbar’a yaptığı açıklamada, “Anayasal seçenekler mevcut, ancak istisnai koşullar farklı bir yaklaşım gerektiriyor” dedi ve iç uzlaşmayla desteklenmeyen herhangi bir adımın “kırılgan kalacağını” sözlerine ekledi.

Yetkili, “Ulusal Konsey ve askeri kurumun, geçiş döneminin geleceğini belirlemede hayati öneme sahip unsurlar olduğunu” vurguladı.

Venezuelalı hukuk uzmanı Michael Moreno, el-Ahbar’a yaptığı açıklamada, “Başkanın tutuklanmasının, Ulusal Konsey’in açık bir kararı sonrasında, anayasa hükümlerine ve yetkili mahkemelere uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini” teyit ederek, yaşananların “bu prosedürlerin dışında olduğunu ve hukukun ihlali teşkil ettiğini” belirtti.

Moreno sözlerine şöyle devam etti: “Yabancı bir güç tarafından tutuklanmak, egemenlik konusunda bir tartışma başlatır ve bu, alternatif liderliğin meşruiyeti ile halkın kurumlara olan güveni üzerinde uzun süreli etkiler yaratacaktır.”

Emekli devlet memuru Raul Garcia, el-Ahbar’a verdiği demeçte, “Caracas toplu bir şokla uyandı ve sokaklardaki sakinlik bir rahatlama değil, aksine yoğun bir beklentiyi yansıtıyor” dedi.

Venezuelalılar, ABD’nin açıklamasının ardından geçen ilk saatleri “şok edici ve kafa karıştırıcı” olarak nitelendirdi ve durumu 2003’te Bağdat’ta yaşanan sabahla çarpıcı bir şekilde karşılaştırdı.

Caracas’ta dükkan sahibi olan Luis Ramirez, el-Ahbar’a verdiği demeçte, “Halkın hafızası, yabancı müdahaleden sonra zorlu bir geçiş dönemine giren ülkelerin deneyimlerini hatırlatıyor ve oluşan boşluk, herhangi bir siyasi duruştan daha tehlikeli” diyerek, “Amerika’nın bugün yaptığı şey, 2003’te Irak’ta yaşananlara çok benziyor” şeklinde konuştu.

Caracas’taki saha kaynakları, “korkunun değişimden değil, onunla birlikte gelen bilinmezlikten kaynaklandığına” inanıyor. Şehir sakini Maria Fernandez, “Bugünkü hisler, 2017’deki ekonomik krizin başlangıcında yaşadıklarımızdan daha kötü” dedi ve “En azından o zamanlar birlik içindeydik ve işlerimizi hallediyorduk; bugün ise insanlar olup bitenler konusunda bölünmüş durumda” diye ekledi.

Öte yandan, Caracas’ta Trump’ın eylemlerini destekleyenler de var. Maduro rejiminin muhalifi Jenny Torrena, “Olanlar ülkenin durumunu daha iyiye doğru değiştirebilir” diyerek, “Amerikalılara önceki rejimi değiştirme şansı verirsek, zaten kaybettiklerimizden daha fazlasını kaybetmeyiz” diye ekledi.

Aynı bağlamda, Alejandro Rodriguez, “Washington’ın yaptığı şeyin Maduro’nun iktidardan vazgeçmesi için tek çözüm olduğuna” inanıyordu.

Venezuelalılar, özellikle petrol ve maden kaynakları olmak üzere ulusal kaynakların kontrolünün, muhtemelen yurt dışından dayatılacak bir geçiş döneminde kimde olacağı konusunda yaygın bir endişe içindeler.Venezuelalı ekonomist Eduardo Salas, el-Ahbar’a verdiği demeçte, “Tartışma sadece güçle ilgili değil, aynı zamanda ulusal kaynakları kimin kontrol edeceğiyle de ilgili” diyerek, “Geçmiş deneyimler bu endişeleri meşru kılıyor” şeklinde konuştu.

Hizmet sektöründe çalışan Carolina Lopez, “Hükümet koridorlarında konuşulanların isimlerden çok petrolle ilgili olduğunu” belirterek, “Endişe şu ki, kaynaklar siyasi unvanlar altında dışarıdan yönetilecek” diye ekledi.

Üniversite öğrencisi Daniela Ortega, “Genç neslin herhangi bir geçiş aşamasını uluslararası ekonomik koşullarla ilişkilendirmekten endişe duyduğunu” belirterek, “Liderlik nasıl değişirse değişsin, ulusal zenginliğin korunmasının öncelikli bir konu olmaya devam ettiğini” vurguladı.

Bu bağlamda, Latin Amerika işleri üzerine çalışan bir araştırmacı, “Ülkenin siyasi bir askıda kalma evresine girdiğini” belirterek, “Önümüzdeki haftaların, gidişatın kontrol altında kalıp kalmayacağını ya da uzun süreli bir istikrarsızlığa doğru ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyeceğini” kaydetti.

Bölgesel ve uluslararası gelişmeler dikkatle takip ediliyor. Petrol zenginliği ve siyasi konumuyla Venezuela, güç dengesinde hassas bir alan olmaya devam ediyor. Venezuelalı gözlemciler, dışarıdan dayatılacak herhangi bir eylemin “içsel uyuma ve geçiş aşamasını yönetme yeteneğine bağlı” olacağına inanıyor.

Şu ana kadar hızlı bir çözüm ya da tam bir çöküşün işaretleri yok. Kesin olan şu ki, mevcut an keskin bir dönüm noktasıdır ve Venezuelıların 2003’te Irak’taki sabaha yaptığı benzetme, belirsiz bir geleceğe dair kolektif bir endişeyi yansıtmaktadır.

Venezuela bu şoku atlatmayı başarabilecek mi, yoksa bu boşluk ülkenin geleceğinde derin izler bırakacak mı?

Çeviri: YDH