Axios: ABD-İran nükleer görüşmeleri "olumlu" geçti

img
Axios: ABD-İran nükleer görüşmeleri "olumlu" geçti YDH

Cenevre’de ABD ile İran arasında Umman arabuluculuğunda yürütülen nükleer müzakerelerde “önemli ilerleme” sağlandığı açıklanırken, taraflar temel başlıklarda pozisyonlarını koruyor; sürecin kaderini Trump’a sunulacak rapor belirleyecek.




YDH- Axios’un İsrailli muhabiri Barak Ravid’in aktardığı bilgilere göre, Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Buseydi, Cenevre’de Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında Perşembe günü gerçekleştirilen nükleer müzakerelerin "önemli bir ilerleme" kaydettiğini duyurdu.

Diplomatik temasların önümüzdeki hafta da süreceğini belirten el-Buseydi’nin yanı sıra, Axios’a konuşan üst düzey bir Amerikalı yetkili de görüşmelerin "olumlu" geçtiğini teyit etti; ancak taraflar şu aşamada somut detaylar paylaşmaktan kaçınıyor.

Bu zirve, Trump yönetimindeki pek çok stratejist tarafından, Başkan Trump’ın bölgede askeri bir seçenek değerlendirmesi yapmadan önceki "diplomasi için son şans"ı olarak değerlendiriliyordu.

Bu kritik niteliği nedeniyle Cenevre'deki masa, yalnızca nükleer bir teknik dosya değil, aynı zamanda bölgede patlak verebilecek olası bir savaşın önündeki son büyük engel olarak görülüyor.

Müzakereler; Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında, sabah ve öğleden sonra yapılan iki ana oturum halinde gerçekleştirildi.

Süreç, Umman’ın ara buluculuğunda yürütülen dolaylı mesajlaşmalar ile Amerikalı ve İranlı müzakerecilerin bizzat yüz yüze geldiği doğrudan temaslar olmak üzere iki farklı formatta yönetildi.

Sabah oturumunda İran'ın sergilediği ilk tutum ABD heyetinde bir "hayal kırıklığı" yaratsa da, öğleden sonraki görüşmelerde havanın belirgin şekilde değiştiği gözlendi.

Müzakerelere verilen kısa arada Ukraynalı yetkililerle de bir araya gelen Witkoff ve Kushner, öğleden sonra yeniden İran masasına oturdu. Bu kritik seanslara Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Rafael Grossi de eşlik ederek teknik çerçevenin takibini üstlendi.

Sabah saatlerinde merakla beklenen nükleer anlaşma taslağını sunan İran, belirli stratejik konularda geri adım atmayacağını net bir dille beyan etti.

El-Cezire’ye konuşan bir İranlı yetkili; uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurma, mevcut nükleer tesisleri tasfiye etme veya uranyum stoklarını ülke dışına çıkarma taleplerini kesin bir dille reddettiklerini ifade etti.

Tahran bunun yerine, mevcut uranyum stoklarının UAEK denetimi altında "düşük zenginleştirme" seviyelerine indirilmesini önerdi. İranlı yetkili bu teklifi; "siyasi açıdan ciddi, teknik açıdan yaratıcı ve derhal bir anlaşmaya varılmasına uygun" olarak nitelendirdi.

ABD tarafı ise masaya iki temel taleple oturdu: Gelecekte imzalanacak herhangi bir nükleer anlaşmanın süresiz olarak yürürlükte kalması ve İran’ın 10 bin kg’lık zenginleştirilmiş uranyum stokundan feragat etmesi.

Washington, Tahran’ın nükleer silah üretmeyeceğine dair kesin ve denetlenebilir kanıtlar sunması şartıyla, uranyum zenginleştirme hakkı konusunda belirli bir ölçüde esneklik gösterebileceğinin sinyallerini verdi.

Bu yaklaşım, Trump’ın "Birliğin Durumu" konuşmasında vurguladığı "İran nükleer silah istemediğini açıkça beyan etmeli" şartıyla da paralellik gösteriyor. Bu noktada, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in üst düzey danışmanı Ali Şemhani’den kritik bir açıklama geldi.

Şemhani, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD’nin asıl meselesi buysa, bu durumun Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvasıyla uyumlu olduğunu belirtti. Şemhani, Dışişleri Bakanı Araghchi’nin anlaşma için tam yetkiye sahip olduğunu vurgulayarak "derhal bir anlaşmanın mümkün" olduğu mesajını verdi.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından taraflar, başkentleri Washington ve Tahran’da kapsamlı istişarelerde bulunmak üzere masadan ayrıldı.

Umman Dışişleri Bakanı el-Buseydi, önümüzdeki hafta Viyana’da nükleer uzmanlar düzeyinde teknik görüşmelerin başlayacağını ve Cenevre’de yakalanan "yaratıcı ve olumlu" ivmenin sürmesini umduklarını ifade etti.

Ancak Witkoff ve Kushner’ın Başkan Trump’a sunacağı raporun içeriği, diplomasinin gelecekteki seyrini ya da askeri seçeneklerin masadaki ağırlığını belirleyecek asıl unsur olmaya devam ediyor.