Economist: İran’ın başarılı saldırı kanıtlarını yok etmek için uydu şirketlerine baskı devrede

img
Economist: İran’ın başarılı saldırı kanıtlarını yok etmek için uydu şirketlerine baskı devrede YDH

Amerika-İsrail rejimlerinin savaş sahasındaki askeri kayıplarını ve stratejik başarısızlıklarını gizleme çabasıyla uydu görüntülerine sansür uygulaması, yaşanan acziyeti ve derinleşen güvenlik korkusunu gözler önüne seriyor.




YDH- İran'ın İsrail-Amerikan saldırganlığına cevap olarak başlattığı Gerçek Vaat 4 Operasyonu'nun gölgesinde, geçtiğimiz on yıl boyunca araştırmacıların ve gazetecilerin savaşın sis perdesini aralamasına, hükümetleri ise sorumlu tutmasına olanak tanıyarak açık kaynak istihbaratının (OSINT) can damarı haline gelen ticari uydu görüntüleri, en çok ihtiyaç duyulan dönemde erişilemez hale geliyor.

Bu kritik verilerin ortadan kaybolması, küresel kamuoyunu benzeri görülmemiş bir şeffaflık döneminden geriye doğru savururken, The Economist'in aktardığı verilerle belgelenen bu süreçte 6 Mart tarihinde isminin açıklanmasını istemeyen bir araştırmacı, sadece bir gün önce incelediği İran kıyı şeridi görüntülerine artık ulaşılamadığını saptadı.

Dünyanın en büyük yer gözlem uydu filosuna sahip olan Planet Labs'in politikasını aniden değiştirmesiyle birlikte, savaşın başlamasının ardından Batı Asya'nın yüksek çözünürlüklü görüntüleri için uygulanan dört günlük gecikme süresi, tüm çatışma sahasını kapsayacak şekilde iki haftaya çıkarıldı.

Bu kısıtlama yalnızca Körfez ülkelerini değil, uzak bölgelerdeki müttefik üslerini ve İran’ın tamamını da kapsama alanına alırken, iş istihbaratı firmaları gibi pek çok ticari müşteri bu karara tepki gösterdi.

Eski adı Maxar olan Vantor ise Amerikan üslerinin fotoğraflarını saklı tutma politikasını uzun süredir sürdürürken, 2022 yılından sonra çekilen Ukrayna görüntülerini de kısıtlamaya dahil etti.

Tarihsel olarak hassas bölgelerin görüntüleri konusunda daha açık bir tutum sergileyen Planet, İran merkezli genişleyen savaşa yanıt olarak politikasını değiştirdiğini duyurdu ve müşterilerine, amacının şeffaflık taahhüdü ile bu görüntülerin müttefik güçlere, NATO kuvvetlerine veya sivillere zarar verecek saldırıları planlamak için kullanılma riskini dengelemek olduğunu bildirdi.

Önceki çatışmalarda İran’ın saldırıları tek seferlik olaylar niteliğindeyken, mevcut savaşta Tahran'ın dalgalar halinde füze fırlatması denklemi değiştiriyor.

Kaliforniya’daki Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden (MIIS) Jeffrey Lewis'in vurguladığı üzere, görüntülerin kalitesi ve miktarı hasar tespiti ile hedefleme için kullanılabilir düzeyde bulunuyor.

Lewis, operasyonların haftalarca hatta aylarca sürmesi nedeniyle standart 24 veya 48 saatlik gecikmelerin yeterli olmayacağını, böylesine uzatmalı bir savaşa kimsenin hazırlıklı olmadığını ifade ediyor.

Economist'e göre, du durum İran’a yönelik görüntü kısıtlamalarını tam olarak açıklamazken, sahada bazı istisnalar da gözlemleniyor.

Örneğin, 11 Mart’ta Vantor tarafından çekilen ve Amerika ya da İsrail tarafından bombalandığı tahmin edilen nükleer tesis kompleksi Talegan-2’nin fotoğrafı bu istisnalardan biri olarak öne çıkıyor.

Sektör yetkilileri, kısıtlamaların İran içindeki Amerikan kara operasyonları, özellikle de yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyuma el koymaya yönelik potansiyel baskın söylentilerinin ardından geldiğini belirtiyor.

Ancak araştırmacılar, bu karartmanın Birleşmiş Milletler’in nükleer denetçisi UAEA tarafından artık yerinde denetlenemeyen Buşehr’deki reaktör gibi kritik nükleer tesislerin izlenmesini ileri derecede zorlaştırdığını vurguluyor.

Planet, söz konusu kararını istihbarat ve muharebe gazileriyle yapılan istişarelere dayanarak "bağımsız" bir şekilde aldığını açıklasa da, Trump yönetiminin casus uyduları inşa eden Ulusal Keşif Ofisi aracılığıyla uydu şirketlerine gizlice baskı uyguladığı biliniyor.

Geçen yıl yaşanan bir örnekte, bir analistten Amerika’nın İran ile ilgili askeri hareketliliğini gösteren görüntülerin kaldırılması talep edilmişti. Bazı uzmanlar, bu sansürün amacının yalnızca operasyonel güvenlik değil, aynı zamanda Amerikan ve müttefik kayıplarını ifşa eden görüntüleri engellemek olduğundan şüpheleniyor.

Savaşın ilk günlerinde paylaşılan görüntüler, Amerikan radarlarına, askeri üslerine ve petrol rafinelerine yönelik hassas İran saldırılarını net bir şekilde ortaya koymuştu. Özellikle rafinerilere yapılan saldırıların belgelenmesi, Arap ülkelerinin üretimi durdurma kararlarının "gönüllü" olduğu yönündeki resmi iddialarını tartışmaya açmıştı.

Hükümetlerin uydu verileri üzerinde kontrol kurma girişimi yeni bir olgu değil; Amerika Birleşik Devletleri daha önce İsrail’in yüksek çözünürlüklü görüntülerini yasaklamış, ancak teknolojik ilerlemeler bu yasağı işlevsiz kılınca 2020’de geri adım atmıştı.

Planet’in 2023’teki Gazze kısıtlaması ve Avrupa Birliği’nin geçen yıl Mayıs ayında Kızıldeniz’de Yemen merkezli Husilerle çatışan müttefik gemilerini korumak adına Sentinel-2 uydularının görüntü kalitesini düşürmesi, bu sistematik karartmanın parçaları olarak görülüyor.

Amerikan şirketlerinin sahadaki hakimiyetine rağmen, Jilin-1 ve Siwei gibi Çinli firmalar ile Fransız ve Alman hükümetlerinin hissedarı olduğu Airbus gibi Avrupalı oyuncular da yer gözlem piyasasında aktif rol oynuyor. Airbus, kendi kısıtlamalarına rağmen 9 Mart’ta Körfez’deki Amerikan üslerinin görüntülerini yayınlamaya devam etti.

MIIS'ten Sam Lair’e göre asıl sorun görüntü kalitesinden ziyade, uyduların geçiş sıklığı ve aynı noktayı tekrar görüntüleme oranındaki yetersizlik olarak dikkat çekiyor. Gerçek görüntülerin geciktirilmesiyle oluşan bilgi boşluğu ise dezenformasyon riskini artırıyor.

Nitekim Tehran Times’ın Bahreyn’deki bir Amerikan üssüne ait parçalanmış radom görüntüsünün yapay zeka ürünü olduğunun anlaşılması, bu riskin somut bir örneğini teşkil ediyor.

Amerika-İsrail’in savaştaki tutumunu denetlemek artık çok daha zorlaşırken; 28 Şubat’ta Amerikan Tomahawk füzelerinin İran’ın Minab kentindeki bir kız okuluna isabet ettiği olayda, Planet görüntüleri sayesinde yapılan mühimmat ve hasar analizi gibi hayati denetim süreçleri artık ciddi bir engel ile karşı karşıya bulunuyor.