Güvenlik uzmanı Sleboda: ABD ve İsrail'in İran stratejisi çıkmazda

img
Güvenlik uzmanı Sleboda: ABD ve İsrail'in İran stratejisi çıkmazda YDH

Uluslararası ilişkiler ve güvenlik uzmanı Mark Sleboda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının stratejik bir başarısızlığa dönüştüğünü savundu. Sleboda, Washington’un "rejim değişikliği" beklentisinin karşılık bulmadığını belirterek, İran’ın asimetrik yanıtlarının küresel enerji piyasalarını kalıcı bir krize sürüklediğini ifade etti.




YDH - Uluslararası ilişkiler uzmanı ve stratejist Mark Sleboda, Dialogue Works YouTube kanalına ABD ve İsrail'in İran'ya yönelik haydutluk eylemini değerlendirdi.

Washington ve Tel Aviv'in İran stratejisinin temelden hatalı varsayımlar üzerine inşa edildiğini belirterek ABD yönetiminin, İran'ın askeri kapasitesinin tamamen yok edildiğine dair iddialarının sahadaki somut verilerle çeliştiğini vurgulayan Sleboda, "The Economist gibi son derece Batı yanlısı yayın organları bile, ABD'nin İran'ın askeri imkanlarını kağıt üzerinde sıfırladığını iddia etmesine rağmen, bu 'yok sayılan' yüzde sıfırlık kapasitenin Hürmüz Boğazı'nı kapattığını ve küresel enerji piyasalarını kaosa sürüklediğini kabul etmek zorunda kalıyor" dedi.

Sleboda, Trump yönetiminin söylemlerini "Bağdat Bob" (Muhammed Said el-Sahaf) benzetmesiyle eleştirerek, Batı medyasının propaganda körlüğü içinde olduğunu savundu.

Analist, ABD'nin dış politika tercihlerinin ideolojik bir illüzyon tarafından yönlendirildiğini ifade ederek, "Kralın çıplak olduğunu kimsenin söylemeye cesaret edemediği bir saray ortamındayız. Bu durum, bizi son derece tehlikeli ve hatalı dış politika kararlarına sürüklüyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Rejim değişikliği hedefi bir South Park sekansından ibaret kaldı"

ABD ve İsrail'in İran'da birkaç gün içinde rejim değişikliği yaşanacağına dair inancının boşa çıktığını kaydeden Sleboda, bu beklentiyi popüler kültür referansıyla eleştirdi.

Sleboda, "Süreç adeta meşhur South Park'taki don çalma planı gibi işledi. Birinci aşama: Bombaları at ve liderleri öldür. İkinci aşama: Soru işareti. Üçüncü aşama: Kâr ve zafer. Ancak hayat böyle işlemiyor" ifadelerini kullandı.

Washington'un rakiplerini karikatürize edilmiş değerlendirmeler üzerinden okuduğunu belirten Sleboda, mülakatında şu noktalara değindi:

"ABD hükümetine bilgi veren sözde uzmanlar, ideolojik bir körlükle hareket eden İran, Rusya ve Çin karşıtlarından oluşuyor. Bu kişiler, İran halkının özgürlük getirmek için bir dış müdahaleyi beklediği ve dini liderin öldürülmesiyle rejimin saniyeler içinde çökeceği yönündeki kendi propagandalarına inanmış durumdalar. Venezuela'da Maduro'ya karşı yürütülen ancak askeri bir başarıdan ziyade bir CIA operasyonu olan süreci, İran gibi köklü devlet geleneklerine sahip ülkelerde tekrarlayabileceklerini sandılar."

"İran'ın mozaik savunma doktrini işler vaziyette"

Üst düzey İranlı yetkililerin ve dini liderin hedef alınmasına rağmen devlet yapısının çökmemesini İran'ın hazırlıklı olmasına bağlayan Sleboda, Tahran'ın "mozaik savunma" sistemini devreye soktuğunu açıkladı.

Bu sistemin, merkezi otoritenin zayıflaması durumunda bölgesel komutanlıklara tam yetki verdiğini ve merkezi denetim olmaksızın önceden belirlenmiş emirlerin uygulandığını belirtti.

Sleboda, operasyonel sürekliliğe dair şu detayları aktardı:

"Ayetullah Ali Hamenei, suikast riskine karşı her kritik makam için en az dört kademeli bir halefiyet zinciri oluşturmuştu. Dini liderin ailesiyle birlikte hayatını kaybetmesi, insani açıdan dramatik olsa da devlet mekanizması açısından beklenen çöküşü getirmedi. Yeni lider Mücteba Hamenei'nin, babasına oranla daha pragmatik, güvenlik bürokrasisiyle içli dışlı ve dünyanın acımasız gerçeklerine daha hakim bir figür olduğu biliniyor. Üstelik babasının ve ailesinin öldürülmüş olması, diplomasi masasının tamamen devrilmesine ve intikam odaklı bir askeri stratejinin benimsenmesine yol açtı."

Çatışmanın askeri boyutundan ziyade asimetrik ekonomik etkilerinin ABD için gerçek bir "jeopolitik bariyer" oluşturduğunu savunan Sleboda, İran'ın enerji piyasalarını bir silah olarak kullandığını vurguladı. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapatılmasının Batı ekonomileri için felaket senaryosu olduğunu belirten analist, ABD Donanması'nın bu bölgede güvenlik sağlayamayacağını itiraf ettiğini dile getirdi.

Sleboda, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemini şu sözlerle dile getirdi:

"Trump, boğazı temizleyeceklerini ve gemilere eşlik edeceklerini iddia ettiğinde, donanma yetkilileri bunun bir 'ölüm tuzağı' olduğunu açıkça belirttiler. İran sahil şeridinin uzunluğu, mayınlar, İHA'lar ve gemisavar füzeler karşısında donanmanın bu dar sularda hayatta kalma şansı yok. Trump'ın NATO müttefiklerini ve hatta Çin'i boğazı açmaya çağırması, ancak herkesin bu riskli kumarın dışında kalmayı tercih etmesi, ABD'nin küresel hegemonyasının sınırlarını gösteriyor. İran, küresel enerji piyasalarını çığlık attırarak Washington'u durmaya zorluyor."

İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırılara verdiği misillemenin, enerji jeopolitiğinde yeni bir dönemi başlattığını ifade eden Sleboda, Katar'daki Ras Laffan tesislerinin vurulmasının sonuçlarını analiz etti. Katar'ın LNG sıvılaştırma kapasitesinin yüzde 17'sinin yok edildiğini belirten Sleboda, bu hasarın yıllarca onarılamayacağını savundu.

Sleboda, ekonomik yıkımın boyutlarını şöyle tarif etti:

"Bu tesislerin inşası on milyarlarca dolara mal oldu ve yıllar sürdü. Çatışma yarın sona erse bile, küresel doğalgaz piyasaları yıllarca eski dengesine dönemeyecek. Avrupa, Güney Kore ve Japonya gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu durum sürdürülebilir değil. İran, tırmanma merdiveninde her basamakta Batı'nın vassal devletlerinin enerji altyapısını kalıcı olarak tahrip edebileceğini gösterdi. Bu, nükleer bir silah kullanmadan küresel düzeni sarsabilecek güçte bir kaldıraçtır."

Dimona'ya uyarı atışı

Mülakatın en çarpıcı anlarında, İran'ın İsrail'in Dimona nükleer tesisine yönelik saldırı haberlerini yorumlayan Sleboda, bunun bir "uyarı atışı" olduğunu savundu.

İsrail ve ABD'nin İran'daki Natanz ve Buşehr tesislerini hedef almasına karşılık, Tahran'ın İsrail'in nükleer kalbine yönelmesinin oyunun kurallarını değiştirdiğini belirtti.

Sleboda, nükleer caydırıcılık dengesi üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dimona, İsrail'in sadece bir güç santrali değil, aynı zamanda nükleer silah üretim merkezidir. Üniversite yıllarımda katıldığım harp oyunlarında, İsrail'e karşı en etkili asimetrik hamlenin bu noktayı vurmak olduğu görülürdü. İran'ın bu tesisi hedef alması, 'eğer bizim nükleer altyapımızı vurmaya devam ederseniz, biz de sizin nükleer varlığınızı imha ederiz' mesajıdır. Bu tesislerin çoğu ciddi hasarlara dayanıklı inşa edilmiş olsa da, buraya füze düşmesi psikolojik ve stratejik açıdan geri dönülemez bir eşiktir."

"ABD ordusunun mühimmat stokları alarm veriyor"

Sleboda, mülakatın sonunda ABD'nin İran'la gireceği uzun süreli bir yıpratma savaşında mühimmat üretim kapasitesinin yetersiz kalacağı uyarısında bulundu. Özellikle Patriot (PAC-3) ve THAAD hava savunma füzelerinin üretim hızının, İran'ın ucuz ve yoğun İHA/füze saldırılarını karşılamaya yetmeyeceğini belirtti.

Analist, ABD'nin lojistik çıkmazını şu sözlerle özetledi:

"ABD, yılda yüzden az THAAD ve yaklaşık 600 Patriot füzesi üretebiliyor. Tek bir İran balistik füzesini durdurmak için bazen 6-7 önleyici füze kullanmak zorunda kalıyorlar. Bu matematik, ABD'nin aleyhine işliyor. Donanma elindeki Tomahawk füzelerinin çoğunu tüketti ve bunları denizde yeniden yükleme imkanı yok. Bölgedeki tüm ABD üsleri İran ateşi altında olduğu için gemilerin mühimmat ikmali için Pasifik'e kadar gitmesi gerekiyor. İran, ABD'yi pahalı ve sınırlı stokları olan sofistike silahlar kullanmaya zorlayarak, savunma sanayisinin kapasitesini tüketmeyi hedefliyor."