Macaristan seçimlerinde Viktor Orban'ın aldığı yenilgi, Avrupalı aşırı sağcı grupların Donald Trump'tan uzaklaşma sürecini hızlandırdı.
YDH - Macaristan seçimlerinde Donald Trump ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance tarafından aktif şekilde desteklenen Viktor Orban'ın aldığı yenilgi, Avrupa'nın aşırı sağcı hareketleri için dönüm noktası oldu.
Avrupa'daki aşırı sağcı gruplar, Trump'ın kıtaya yönelik agresif tutumu ve İran ile yaşanan savaş nedeniyle eski müttefikleriyle aralarına mesafe koymaya başladı. Bu gruplar için Trump’a yakın durmanın, kendi seçim perspektiflerini baltaladığı görüşü ağırlık kazandı.
Politico'nun haberine göre, Trump artık Avrupa’daki en yakın ideolojik müttefikleri için bile siyasi açıdan "toksik" bir figür haline geldi.
Salı günü Ulusal Birlik (Rassemblement National) milletvekilleriyle yapılan toplantıda konuşan Marine Le Pen’in, parti üyelerine "Ondan uzak durmamız gerekiyor" dediği kaydedildi. Söz konusu ifade, toplantıda hazır bulunan üst düzey bir parti yetkilisi tarafından aktarıldı.
Meloni ve Trump arasındaki stratejik bağlar kopuyor
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin durumu, bu kopuşun en belirgin örneklerinden birini teşkil ediyor. Meloni, Trump ile iyi ilişkilerini sürdürmeye çalışan son Avrupalı liderlerden biri olmasına rağmen, Trump’ın Papa 14. Leo’ya ve ardından kendisine yönelik saldırıları üzerine bu tutumundan vazgeçme kararı aldı.
Roma’daki LUISS Üniversitesi’nden araştırmacı Lorenzo Castellani, Bloomberg’e yaptığı değerlendirmede, Meloni’nin Trump’tan uzaklaşmak için bir bahane aradığını ve bu saldırıların kendisine bu fırsatı verdiğini belirtti.
Castellani, Papa’ya yönelik saldırıların ve İtalya’daki ekonomik belirsizliğin, Trump ile ittifak kurmanın sürdürülebilirliğine dair hesapları değiştirdiğini vurguladı.
Trump, daha önce Meloni’yi "Avrupa’yı fırtına gibi ele geçiren harika bir genç kadın" olarak nitelendirerek övmüştü.
Ancak Salı günü gerçekleşen görüşmede, Meloni’nin İran’daki savaşı desteklemeyi reddetmesi ve Papa’ya destek veren ifadeleri nedeniyle kendisine tepki gösterdi.
Pazar günü ise Trump, barış çağrısında bulunan Papa’yı eleştirerek, kendisini "suçla mücadelede zayıf ve dış politika konularında korkunç" olarak tanımladı.
Meloni, bu ifadeleri "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Meloni, şu ifadeleri kullandı:
"Müttefikleriniz olduğunda, özellikle de bunlar stratejik müttefiklerse, fikir ayrılıklarını dile getirme cesaretine sahip olmanız gerekir. Dini liderlerin, siyasi liderlerin kendilerine söylediklerini yaptığı bir toplumda kendimi rahat hissetmezdim."
Trump ise Corriere della Sera gazetesine verdiği mülakatta Meloni’nin tavrına ilişkin, "Onun davranışları karşısında şaşkınım. Cesur olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım" dedi.
Seçim stratejileri Trump karşıtlığını güçlendiriyor
Sağ ve aşırı sağ partilerin muhafazakar dini değerlere bağlılığı ve Avrupalı seçmenlerin İran'a dönük savaş ile enerji fiyatlarındaki artıştan ABD Başkanı’nı sorumlu tutması, Trump’tan uzaklaşmayı siyasi bir zorunluluk haline getiriyor.
Politico’ya konuşan üst düzey bir Ulusal Birlik temsilcisi, Orban’ın yenilgisinin sadece seçmen yorgunluğuyla açıklanamayacağını belirterek, mevcut koşullarda ABD’ye yakınlığın Macar seçmenler tarafından hoş karşılanmadığını ifade etti.
Ulusal Birlik, 2027 yılında Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma şansını artırmak için Trump yönetimiyle ilişkilendirilmekten kaçınma stratejisi izliyor.
Le Pen’in en yakın müttefiklerinden biri, "Washington ile yakın bağlar bir yük haline gelebilir ve yanlış yorumlanabilir. Washington’daki dostlarımıza saygı duyuyoruz ancak bize ne yapmamız gerektiğini söylemelerini istemiyoruz" dedi.
Almanya ve İngiltere’de benzer eğilimler görülüyor
Almanya için Alternatif (AfD) partisinde de, özellikle Eylül ayında yapılacak bölgesel seçimler öncesinde benzer bir tutum değişikliği yaşanıyor.
AfD Milletvekili Matthias Moosdorf, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, Vance’in Orban’a destek mitingindeki konuşması dahil olmak üzere Budapeşte ve Washington arasındaki "gösterişli dostluk sergisinin", Macar liderin boynuna "bir değirmen taşı gibi asıldığını" yazdı.
Politico’nun konuya aşina dört kaynağa dayandırdığı habere göre, AfD lideri Alice Weidel, Mart ayı sonunda Federal Meclis’teki grup liderlerine, parti yöneticilerinin ABD’ye yaptığı seyahatlerin sayısının azaltılması talimatını verdi.
Bu seyahatlerin başlangıçta Trump’ın MAGA (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketi bünyesindeki Cumhuriyetçilerle bağları güçlendirmek amacıyla planlandığı bildirildi.
Brexit’in önde gelen isimlerinden ve Reform UK partisinin kurucusu Nigel Farage da Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünü bir dönem "altın çağın başlangıcı" olarak nitelendirmişti.
Trump’ı seçim kampanyası sırasında destekleyen, Mar-a-Lago malikanesinde ziyaret eden ve Winston Churchill ile kıyaslayan Farage, Financial Times’a verdiği son mülakatta ise ilişkisinin düzeyini düşürdü. Farage, Trump ile tanışıklığına dair, "Onu biraz tanıyordum, hepsi bu" ifadesini kullandı.
Eski bir İtalyan hükümet yetkilisi ve halihazırda Highground danışmanlık şirketinin direktörü olan Beniamino Irdi, Trump’ın Avrupa’daki destekçilerinin bu ittifaktan sağladıkları çıkarları kaybettiklerini belirtti. Irdi, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"ABD ile güçlü bağları sürdürmek için, onların artık sağlamak istemedikleri öngörülebilirlik ve güvenlik alanında güvenilir koruma gibi kazanımlara ihtiyaç var."