İsrail ile normalleşme için Suriye enerji ve güvenlik koridoruna dönüştürülüyor

img
İsrail ile normalleşme için Suriye enerji ve güvenlik koridoruna dönüştürülüyor YDH

❝Barrack, Suriye’nin İsrail ile yeni bir savaşa girme niyetinde olmadığını teyit ederek, 7 Ekim olaylarından bu yana Suriye topraklarından İsrail’e tek bir kurşun bile atılmadığına dikkat çekti.❞




Emir Ali

YDH- El-Ahbar yazarı Emir Ali, HTŞ’nin İsrail ile güvenlik eksenli bir denge arayışını odağına aldığı değerlendirmesinde, Colani’nin Antalya’daki varlığını radikal bir aktörün sisteme entegrasyon çabası olarak tanımlıyor. Analizinde Washington’ın sürece sunduğu katkıya dikkat çeken yazar, 'Yeni Suriye' yönetiminin İsrail ile kurmayı planladığı pragmatik ilişki ağını mercek altına alıyor.


Suriye'de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün göreve getirildiği günden bu yana gündeminde olan ancak bir türlü somutlanamayan HTŞ-İsrail anlaşması, örgütün lideri Colani’nin Antalya Diplomasi Forumu’ndaki temaslarıyla yeniden spot ışıklarının altına yerleşti.

17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen forumda net bir tavır sergileyen Colani, İsrail ile kapsamlı bir güvenlik anlaşması imzalama konusunda son derece ciddi olduklarını vurguladı.

Müzakerelerin tıkandığı yönündeki iddiaları yalanlayan örgüt lideri, sürecin İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri varlığında ısrar etmesi nedeniyle "zorlukla" ilerlediğini itiraf etti.

İsrail’in Suriye’ye yönelik sert müdahalelerine ve Golan Tepeleri’ne komşu bölgelerdeki işgaline dikkat çeken Colani, HTŞ'nin gerilimi düşürmek adına diplomasi yolunu seçtiğini ve bu konuda uluslararası kamuoyunu ikna etmeye çalıştığını belirtti.

Bu diplomatik hamleye en güçlü destek, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve aynı zamanda Türkiye Büyükelçisi olan Thomas Barrack’tan geldi.

Barrack, Suriye’nin İsrail ile yeni bir savaşa girme niyetinde olmadığını teyit ederek, 7 Ekim olaylarından bu yana Suriye topraklarından İsrail’e tek bir kurşun bile atılmadığına dikkat çekti.

HTŞ'nin bu süreçte "akıllıca" davrandığını savunan Barrack, "Artık Suriye ve İsrail arasında görüşme masasına dönme vakti geldi" diyerek sürecin fitilini ateşledi.

 

HTŞ'ye atanan yeni rol: Hürmüz'e alternatif hat

HTŞ lideri Colani, Suriye’nin yeni dönemde küresel enerji denkleminde oynayabileceği kritik rolleri tanıtırken, Thomas Barrack’ın Körfez petrolü için sunduğu stratejik öneriye doğrudan atıfta bulundu.

Bu teklif, petrolün Hürmüz Boğazı’na bağımlı kalmadan Suriye ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılmasını öngörüyor. 

Colani, özellikle 2009 yılında temelleri atılan ve Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ile Fars Körfezi’ni birbirine bağlamayı amaçlayan "Dört Deniz" projesine vurgu yaptı.

Aslında bu strateji yeni değil; eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esed de yirmi beş yıl önce benzer bir vizyonla Suriye’nin jeopolitik konumunu kullanarak "Beş Deniz" (Kızıldeniz dahil) projesini savunmuştu.

Bugün gelinen noktada Colani, Suriye’nin Körfez ülkelerini Türkiye ve Ürdün’e bağlayan güvenli bir enerji köprüsü olduğunu savunuyor.

 

Colani’den İsrail açılımına enerji kılıfı

Suriye’nin Akdeniz kıyı şeridinin, Doğu ve Batı arasında güvenilir bir bağlantı noktası oluşturduğunu belirten lider, Irak ile yapılan anlaşma sayesinde Irak petrol ürünlerinin Suriye limanlarından ihracatına başlandığını hatırlattı.

Bölgedeki istikrarın ve tarafsızlığın ekonomik getirilerine dikkat çeken Colani, Türkiye, Ürdün ve Körfez hattındaki ilişkilerin hiç olmadığı kadar istikrarlı bir zemine oturduğunu kaydetti.

Colani, İsrail ile "sürdürülebilir bir sükunet" arayışını, Suriye petrol sektöründe faaliyet gösteren ABD şirketlerinin varlığıyla meşrulaştırıyor.

Washington, petrol sahaları başta olmak üzere ülkenin can damarları üzerindeki denetimini Barrack aracılığıyla sıkılaştırırken, Colani üzerindeki siyasi kontrolünü de tahkim ediyor.

Ancak bu büyük projelerin önünde ciddi engeller var. Mevcut boru hattı altyapısının eksikliği, muazzam maliyetler ve gereken uzun süre bir yana; Suriye halen IŞİD ve benzeri radikal örgütlerin yarattığı güvenlik zafiyetleriyle boğuşuyor.

Bu istikrarsızlık ikliminde İçişleri Bakanlığı, komşu ülkelere (dolaylı olarak İsrail’e) füze saldırısı planlayan bir "hücrenin" çökertildiğini duyurdu.

Kuneytra’da yakalandığı belirtilen bu hücre, bölgedeki güvenlik güçlerinin rolüne dair tartışmaları da beraberinde getirdi.

HTŞ, bu hücrenin Hizbullah ile bağlantılı olduğunu iddia ederek Ali Müeyyed Mahfuz adlı bir zanlının fotoğraflarını paylaştı.

Mahfuz isminin daha önce Şam’da bir hahama yönelik suikast girişimiyle de anılmış olması, tartışmanın fitilini ateşledi.

Devlet medyası, Hizbullah’ın reddetmesine rağmen Mahfuz’un her iki olayda da kilit isim olduğunu savunarak kamuoyundaki şüpheleri dindirmeye çalışıyor.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel