FT: 'Her Şeyin Bakanı' Rubio, İran krizinden uzak duruyor

img
FT: 'Her Şeyin Bakanı' Rubio, İran krizinden uzak duruyor YDH

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Washington ile Tahran arasındaki çatışma sürecinden bilinçli olarak uzak durduğu ve bu tutumun 2028 başkanlık seçimleri öncesinde stratejik bir hamle olduğu ifade ediliyor.




YDH - Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Washington ile İran arasındaki savaştan kasıtlı olarak mesafe koyduğu ve bu adımın 2028 seçimleri öncesinde bir stratejik avantaj sağlama amacı taşıdığı belirtiliyor.

Financial Times (FT) tarafından yayımlanan ve analistlerin görüşlerine dayandırılan haberde, Rubio'nun bu tutumu ele alındı.

Cumhuriyetçi Parti ve "MAGA" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketi içerisinde Başkan Donald Trump'ın potansiyel halefi olarak görülen Rubio, bu noktada Başkan Yardımcısı JD Vance ile rekabet halinde bulunuyor.

Harvard Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Stephen Walt, FT'ye yaptığı değerlendirmede, "Rubio, İran'ın tamamen kaybettiğini şimdiden hissediyor olabilir ve bu konuyla ne kadar az ilişkilendirilirse kendisi için o kadar iyi olacağını düşünüyor" ifadesini kullandı.

Profesör Walt, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasıyla sonuçlanan ABD operasyonunun, Trump'ın dış politikasındaki "tek parlak nokta" olabileceğine işaret etti.

Walt, Rubio'nun bu başarının tek sahibi gibi görünmek istediğini ve diğer dış politika dosyalarında kendi etkisine dair iz bırakmak istemediğini kaydetti.

Müzakereler JD Vance'in sorumluluğunda

Halihazırda İran ile yürütülen müzakerelerle Başkan Yardımcısı JD Vance ilgileniyor. FT'ye konuşan Rubio'nun yardımcılarından bir kaynak, müzakere heyetinin İran ile doğrudan temas kurmak zorunda olduğunu hatırlatarak, "Tanrı korusun, müzakereler başarısız olursa ne olur? O zaman JD Vance başarısız olmuş olacak. Verdiği sözleri yerine getirememiş sayılacak. Bu durum sonuç olarak Rubio hanesine bir puan ekleyecektir" açıklamasında bulundu.

Uzmanlar, Rubio'nun kamuoyu önündeki rolünün azalmasını, Başkan Trump'ın küresel stratejiler ve ittifaklar kurmak yerine hızlı askeri müdahalelere olan kişisel eğilimiyle de ilişkilendiriyor.

Gazete, bu durumun Henry Kissinger ve James Baker gibi eski Cumhuriyetçi dışişleri bakanlarının izlediği geleneksel pratiklerden ayrıştığını not ediyor.

Görev süresince en az seyahat eden bakan

Gazetenin incelediği seyahat çizelgeleri, Rubio'nun seleflerine kıyasla yurt dışında çok daha az zaman geçirdiğini ortaya koyuyor.

Görevdeki ilk 15 ayında sadece 71 gününü iş seyahatlerinde geçiren Rubio, aynı dönemler baz alındığında, ABD tarihinde en az seyahat eden Dışişleri Bakanı oldu.

Financial Times, Rubio'nun mevcut yönetimde o kadar çok göreve atandığını ve bu durumun internette "Her Şeyin Bakanı" (Secretary of Everything) şeklinde bir akıma (meme) dönüştüğünü yazdı.

Sosyal medyada paylaşılan "Rubio az önce Venezuela Başkanı olarak atandığını öğrendi", "Rubio bir sonraki İran Dini Lideri", "Rubio yeni Papa" gibi espriler bu duruma örnek gösterildi.

Rubio, Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevlerinin yanı sıra, kapatılan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) yöneticiliğini ve Ulusal Arşiv ve Dokümantasyon İdaresi'nin (NARA) başyöneticiliğini de yürüttü.

Bir dönem Dışişleri Bakanı için "Küçük Marco" ifadesini kullanan Başkan Trump, geçtiğimiz yılın mayıs ayında yaptığı açıklamada, "Bir sorunum olduğunda Marco'yu arıyorum ve o sorunu çözüyor" demişti.

Reuters'a konuşan üst düzey bir Amerikalı yetkili ise Rubio'nun kendisine verilen tüm görevleri eksiksiz yerine getirerek Trump'ın güvenini kazandığını belirterek, "Trump'ın ona verdiği her şeyi yaptı. Ona neden güvenmesin ki?" değerlendirmesini yaptı.



Makaleler

Güncel