ABD sonrası bölge düzen ve İran mühürlü Hürmüz Boğazı

img
ABD sonrası bölge düzen ve İran mühürlü Hürmüz Boğazı YDH

❝Dünyanın en önemli enerji geçiş noktasını yöneten kurallar yeniden yazılmaktadır ve nihai sonucu İran İslam Cumhuriyeti belirleyecektir.❞




Press TV

YDH- Press TV'de yer alan analiz, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "savunma teyakkuzundan" çıkarıp "aktif ve yasal bir yönetim modeline" dönüştürme sürecini ele aldı. "Bölge, bölge ülkelerinindir" denilerek dış güçlerin (özellikle ABD'nin) varlığının temel güvensizlik kaynağı olduğunun altı çizildiği analizde, Hürmüz Boğazı'nda oyunun kurallarının İran tarafından yeniden yazıldığı ve "Amerikan sonrası bölgesel düzenin" ilk büyük uygulamasının bu su yolunda hayata geçirildiği ilan ediliyor. 


İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei, Perşembe günü "Fars Körfezi Günü" dolayısıyla önemli bir açıklama yaptı. Hamenei, İran silahlı kuvvetlerinin tam denetimindeki Hürmüz Boğazı’na dair kapsamlı ve stratejik bir vizyon paylaştı.

Bu vizyon, İran’ın dünyanın en kritik enerji geçiş noktasıyla kurduğu ilişkiyi başka bir boyuta taşıyor. Artık sadece savunma odaklı bir bekleyiş değil; aktif ve yasal temellere dayanan bir yönetim modeli hedefleniyor.

Politikada radikal değişim

İran’ın önceki politikalarından en net kopuşu burada görüyoruz: Soyut uyarılardan somut uygulama çerçevelerine geçildi. Eskiden sadece dış tehditler listelenirken, yeni politika doğrudan yasama süreçlerine ve askeri hamlelere odaklanıyor.

Ayetullah Hamenei’nin vurguladığı bu "yeni yönetim" anlayışı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 40 günlük saldırganlığından sonra bölgede değişen dengeleri yansıtıyor.

Bu hamle, İran’ın artık olaylara tepki veren değil, olayları önceden kontrol eden bir güç olduğunu kanıtlıyor.

Egemenlik yetkisi sahada

Gelinen noktada İran, sadece kendi çıkarlarını korumakla yetinmiyor; su yolunun idaresini kökten değiştirecek bir egemenlik yetkisi kullanıyor.

Tahran, kırmızı çizgilerini büyük bir titizlikle belirledi. Bu çizgilerin en başında ise Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol uygulama konusundaki tavizsiz irade geliyor.

Bu yeni durum, bölgedeki stratejik tabloyu temelden değiştirdi. Müzakereye kapalı olan bu duruş, ABD’yi tüm yolların krize çıktığı zorlu bir yol ayrımında bıraktı.

Tarihten alınan dersler

Ayetullah Hamenei, Fars Körfezi Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu su yolunu hem ilahi bir lütuf hem de yabancı baskısına karşı verilen tarihi mücadelenin simgesi olarak tanımladı. Amerika ve Avrupa güçlerinin, özellikle de "Büyük Şeytan"ın son dönemdeki kışkırtmalarıyla artan saldırılarını, bölge halklarına yönelik bitmek bilmeyen emperyalist bir düşmanlık zinciri olarak gördüğünü belirtti.

Bölgedeki en uzun kıyı şeridine sahip olan İran'ın, bu su yolunun bağımsızlığı için en büyük bedelleri ödediğini hatırlatan Devrim Lideri, bu sarsılmaz duruşun köklü bir geçmişi olduğunu vurguladı. Bu direnişin, 1622'de Portekizli işgalcilerin kovulmasıyla başladığını; Hollanda ve İngiliz sömürgeciliğine karşı yürütülen mücadelelerle devam ettiğini anlattı. 1979 İslam Devrimi’nin ise, kibirli güçlerin bölge üzerindeki hakimiyetini kökten söküp atan asıl dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Devrim Lideri, özellikle son iki aya dikkat çekti. 28 Şubat’ta başlayan büyük askeri saldırı girişiminin ardından Amerika’nın bölgede "aşağılayıcı bir yenilgi" aldığını söyledi. Bu yenilginin, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı için yepyeni bir dönemin kapısını araladığını kaydetti.

Konuşmanın en can alıcı noktalarından biri ise halklar ve yöneticiler arasındaki farktı. Hamenei, bölge halklarının son dönemde yaşadığı uyanış ile Fars Körfezi’ndeki bazı yöneticilerin sergilediği tarihi "sessizlik ve boyun eğmişlik" arasındaki derin tezatın altını çizdi.

Güvensizliğin temel nedeni

İslam Devrimi Lideri, Amerikalıların bölgedeki varlığını ve askeri yığınağını, istikrarsızlığın tek ve en büyük kaynağı olarak görüyor. Bu yaklaşımı sadece siyasi bir görüş olarak değil, onlarca yıllık gözlemlere dayanan somut bir sonuç olarak ortaya koyuyor.

Ayetullah Hamenei, özellikle 40 gün süren savaşta bir gerçeğin iyice su yüzüne çıktığını belirtti: Amerikan askeri üslerinin "içi boş". Amerika'nın değil yerel müttefiklerini veya vekillerini korumak, artık kendisini bile savunmaktan aciz kaldığını ifade etti.

Devrim Lideri, Amerikalıların çekildiği bir Fars Körfezi için "aydınlık bir gelecek" öngörüyor. Bu vizyona göre bölgesel ilerleme, huzur ve refah; artık tesadüflere bağlı değil, Amerikan sonrası kurulacak düzenin doğrudan hedefi haline geliyor. Hamenei ayrıca, İran ile Fars Körfezi ve Umman Denizi kıyısındaki komşuları arasındaki "ortak kader" bağının altını çiziyor.

Yasal çerçeve: Kontrolün kurumsallaşması

Parlamentoda kabul edilen "Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi'nde Güvenlik ve İlerlemenin Sağlanmasına Yönelik Stratejik Eylem Planı", yeni doktrinin yasama omurgasını oluşturuyor.

Yaklaşık on bir maddeden oluşan stratejik plan, İran'ın su yolu üzerindeki yetkisi ve yönetimi için aşağıdaki unsurları içeren eşi görülmemiş mekanizmalar tesis ediyor:

• Parasal egemenlik: Boğazdan elde edilen mali gelirlerin İran riyali üzerinden tahsil edilmesi (bölgesel enerji işlemlerinde dolar hakimiyetine doğrudan bir meydan okuma).

• Tazminat mekanizması: Yaptırım uygulayan, İran varlıklarını bloke eden/düşmanca eylemlerde bulunan ülkelerin, su yolundan geçiş karşılığında önemli miktarda tazminat ödemekle yükümlü tutulması.

• Askeri yetki: İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı'nın, stratejik geçiş noktasındaki tüm eylemlerden sorumlu makam olarak tayin edilerek askeri ve sivil komutanlığın birleştirilmesi.

Ekonomik kaldıraç: Vergi sistemi

Yeni çerçevenin merkezinde, "hasım" ülkelerin gemileri için geçiş ücreti (tazminat vergisi) uygulanması yer aldı.

İran Merkez Bankası'nın, tahsil edilen ödemeleri kabul etmek üzere riyal, yuan, dolar ve euro cinsinden dört özel hesap açtığı bildirildi.

Bu çok para birimli yaklaşım, uluslararası ödeme sistemlerinde işlevselliği sürdürürken İran para birimine öncelik veren sofistike bir finansal planlamayı yansıtıyor.

Vergi sistemi; gelir yaratma, düzenleyici yetkiyi tesis etme, hasımlara maliyet yükleme ve doğrudan askeri çatışmaya başvurmadan seçici geçiş için bürokratik bir mekanizma oluşturma gibi çok yönlü stratejik amaçlara hizmet ediyor.

Jeopolitik konumlanma: Umman faktörü

İran'ın stratejisinin önemli bir unsuru, boğaza komşu diğer tek kıyı devleti olan Umman ile iş birliği yoluyla bölgesel yetki ve meşruiyet kazanıyor.

Tahran'ın, su yolunun idari kontrolünü Maskat ile paylaşmayı teklif ettiği ve bunu bitişik sular üzerinde egemenlik hakları olan iki Fars Körfezi ülkesi arasındaki ikili bir düzenleme olarak sunduğu bildirildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, Pakistan ve Rusya'yı da kapsayan son ziyareti sırasında Umman'da üst düzey liderlerle bu konuyu görüştüğü belirtildi.

Askeri tutum: Akıllı kontrol

40 günlük savaştan önce Devrim Muhafızları deniz tatbikatlarında test edilen "akıllı kontrol" kavramı; tam bir kapatmanın gerisinde kalan ancak pasif izlemenin ötesine geçen kalibre edilmiş bir yaklaşımı temsil ediyor.

"Hürmüz Boğazı'nın Akıllı Kontrolü" adı verilen tatbikatlarda, İran deniz güçleri; üst düzey komutanların "aşılmaz kaleler ve batırılamaz uçak gemileri" olarak tanımladığı stratejik Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adalarından harekat yapma pratiği gerçekleştirdi.

Bu tutum, İran'ın tüm trafiği ablukaya almadan hasım gemilerin geçişini kısıtlamasına, gelişmelere göre baskıyı kademeli olarak artırmasına ve askeri varlıklarını tüketmeden coğrafi avantajlarını kullanmasına olanak tanıyor.

Bölgesel etkiler: Amerika'ya rol yok

Yeni doktrin, Amerika’nın Fars Körfezi’ndeki uzun süreli rolünü açıkça reddediyor.

İslam Devrimi Lideri, açıklamasında bölgedeki yabancı askeri üslerin güvenlik sağlamadığını, aksine gerilimi artırdığını net bir şekilde ifade etti.

Bu vizyona göre bölgenin geleceği münhasıran bölge ülkelerine ait.

Bu husus, şehit İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyid Ali Hamenei tarafından da konuşmalarında defalarca teyit edildi; dış güçlerin varlığının bölgeye yalnızca güvensizlik getireceği konusunda her zaman uyarılarda bulunuldu.

Ekonomik savaş hesaplamaları

İran'ın stratejisi, küresel ekonominin Fars Körfezi enerji ihracatına olan bağımlılığını bir koz olarak kullanıyor.

Tahran, bu geçiş yolunu kontrol ederek petrol fiyatlarını etkileyebilir, hasımları üzerinde baskı kurabilir ve diplomatik angajman için kendi şartlarına uygun teşvikler yaratabilir.

Hesaplama oldukça nettir: Dayatılan bir savaşın veya uzun süreli kısıtlamaların küresel ekonomi için, özellikle de enerji ithal eden ülkeler ve Kasım ara seçimleri öncesindeki Amerika Birleşik Devletleri için maliyeti, taviz vermeyi zorunlu kılabilir.

Haksız ve ağır yaptırımlar nedeniyle uzun süredir küresel piyasalardan yalıtılmış olan İran ekonomisi ise, bu tür bir ekonomik savaşa karşı nispeten daha az kırılgan.

Küresel tepki ve görünüm

İran’ın stratejik su yoluna yönelik yeni yönetim sistemine ilişkin uluslararası tepkiler, ihtiyatlı bir gözlem ve endişe karışımıyla karakterize ediliyor.

ABD deniz ablukasını (başka bir deyişle deniz haydutluğunu ve korsanlığını) sürdürmekte ve İran'ın müzakere şartlarını reddediyor.

Avrupa güçleri ise İran yönetimini kabul etmek ya da buna askeri olarak meydan okumak arasında zorlu seçimlerle karşı karşıya.

İran'ın stratejisi, müzakere edilemez pozisyonlarını korurken, Amerika'nın maliyetli askeri konuşlandırmaları sürdürme isteğini aşındıracak şekilde tasarlandı.

Sonuç

Ayetullah Hamenei’nin Fars Körfezi Günü açıklaması, İran’ın Hürmüz Boğazı yönetimine yaklaşımını dönüştüren kapsamlı bir doktrini ortaya koyuyor.

İran; yasal çerçeveler, askeri protokoller, ekonomik mekanizmalar ve diplomatik girişimler tesis ederek, coğrafi kaderini kalıcı bir stratejik avantaja dönüştürmeyi hedefliyor.

Net olan şudur ki, dünyanın en önemli enerji geçiş noktasını yöneten kurallar yeniden yazılmaktadır ve nihai sonucu İran İslam Cumhuriyeti belirleyecektir.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel