Eski ABD’li albay Macgregor: 15 depo vuruldu, 50 bin ton mühimmat yok oldu

img
Eski ABD’li albay Macgregor: 15 depo vuruldu, 50 bin ton mühimmat yok oldu YDH

Emekli ABD Kara Kuvvetleri Albayı ve kıdemli askeri stratejist Douglas Macgregor, İsrail'in kuzey mühimmat mimarisinin İran tarafından 48 saat içinde tamamen tasfiye edildiğini açıkladı.




YDH - Emekli Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetleri Albayı ve kıdemli askeri strateji uzmanı Douglas Macgregor, kendi yayın platformunda, İsrail ile İran arasındaki çatışmanın seyrini kökten değiştiren askeri gelişmeleri değerlendirdi.

Macgregor, İsrail’in onlarca yıl boyunca milyarlarca dolarlık Amerikan askeri yardımıyla inşa ettiği ve Ortadoğu’nun en büyük ileri silah rezervi olarak kabul edilen mühimmat mimarisinin, yalnızca 48 saat süren bir operasyonel diziyle ortadan kaldırıldığını ifade etti.

Stratejist Macgregor, analizine çarpıcı bir rakamla başlayarak, İsrail ordusunun yıllardır biriktirdiği 50 bin tonluk mühimmat stoğuna dikkat çekti.

Bu stoğun yalnızca bir sayıdan ibaret olmadığını belirten Macgregor, "Bu, 50 bin ton ağırlığında; top mermileri, hassas güdümlü mühimmatlar, tank mermileri, havan topları, tanksavar füzeleri ve hava operasyonlarında kullanılan silahlardan oluşan devasa bir birleşik kütle anlamına geliyor" dedi.

Macgregor’a göre bu stok, İsrail ordusunun planladığı her türlü taarruz operasyonunun maddi temelini ve her türlü savunma faaliyetini sürdürebilme kapasitesini oluşturuyordu.

"Kuzey cephesi 48 saatte askeri varlık olma kabiliyetini yitirdi"

Operasyonun teknik ayrıntılarını paylaşan Douglas Macgregor, mühimmatın tükenmediğini veya azalmadığını, doğrudan yok edildiğini vurguladı.

Macgregor, "Mühimmat azalmadı, tahrip edilmedi; doğrudan gitti, yok oldu. Lübnan üzerinden alınan ticari uydu görüntülerinden bile fark edilebilen ikincil patlamalar ve yanan beton yığınları, kuzey cephesinin mühimmat mimarisinin nasıl bir yıkıma uğradığını kanıtlıyor" ifadelerini kullandı.

Macgregor, 15 mühimmat deposuna eş zamanlı düzenlenen saldırıların, kuzey cephesindeki askeri birliklerin operasyonel bir güç olarak var olma kabiliyetini doğrudan hedef aldığını belirtti.

30 yılını askeri lojistik üzerine çalışarak geçirdiğini hatırlatan emekli Albay, uzun süren seferberliklerde orduların mühimmatının azaldığına defalarca şahit olduğunu ancak böylesine bir operasyonu daha önce görmediğini kaydetti.

Macgregor, "Otuz yıllık profesyonel askeri analiz kariyerimde, bir lojistik tecrit operasyonunun, İran’ın bu 48 saat içinde sergilediği hız, hassasiyet ve hedefleme istihbaratıyla yürütüldüğünü hiç görmedim. Bu, hattı tutan askerlere yönelik bir saldırı değildi; bu, o askerlere herhangi bir şeyi tutma kapasitesi veren maddi temele yönelik bir saldırıydı" dedi.

"İran İsrail’in en gizli tesislerini eş zamanlı olarak buldu"

Douglas Macgregor, harekatın en sarsıcı yanının fiziksel yıkımdan ziyade, bu yıkımı mümkün kılan istihbarat derinliği olduğunu dile getirdi.

İsrail’in mühimmat depolarının görünür altyapılar olmadığını, aksine ordunun en iyi gizlenen ve korunan tesisleri arasında yer aldığını ifade eden Macgregor, "Bu tesislerin yerleri, operasyonel güvenliğin en üst seviyelerinde gizli tutulur. Dış görünümleri çevredeki araziyle ayırt edilemez hale getirilmiştir; yer altı inşaatları, dağıtılmış yüzey izleri, kamufle edilmiş erişim yolları ve uydu analizlerini yanıltmak için tasarlanmış inşaat sekansları kullanılır" bilgisini paylaştı.

İsrail’in bu tesisleri bulunamaz ve yok edilemez kılmak için on yıllarını ve muazzam kaynaklarını harcadığını belirten stratejist, İran’ın 15 tesisin tamamını eş zamanlı olarak bulmasının Batılı savunma planlamacılarını alarma geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Macgregor, "Kullanılan silahlar ne kadar gelişmiş olursa olsun, bu sonuç olağanüstü doğrulukta ve güncellikte bir hedefleme verisi olmadan elde edilemezdi. Yer altındaki güçlendirilmiş bir tesise yönelik bayat istihbaratla yapılan saldırılar, hedefi ıskalamakla sonuçlanır. Ancak 15 lokasyonun tamamından gelen görüntüler; havalandırma şaftları, patlama kapısı girişleri ve yer altı koruma zayıf noktaları gibi kritik yapısal unsurların doğrudan vurulduğunu gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Stratejik mühimmat depoları üç ayrı saldırı penceresinde vuruldu"

İran’ın 48 saatlik operasyonel mimarisinin üç belirgin aşamadan oluştuğunu aktaran Macgregor, her bir aşamanın İsrail’in kuzey mühimmat sisteminin farklı bir katmanını hedef aldığını belirtti.

İlk sekiz saati kapsayan birinci saldırı penceresinde, el-Celil ve Cizril Vadisi bölgelerinde bulunan beş büyük stratejik deponun hedef alındığını söyledi.

Bu depoların, kuzey harekat alanı için gereken ana rezervi barındırdığını kaydeden emekli Albay, "Her tesise, yer altı depolama alanlarının katmanlı koruma sistemini aşmak üzere tasarlanmış diziler halinde 18 ile 26 arasında ayrı silah isabeti kaydedildi" dedi.

Bu aşamada kullanılan silahların operasyonel bir mantık çerçevesinde seçildiğini ifade eden Macgregor, nüfuz edici harp başlıkları taşıyan Kalibr seyir füzeleri ile yer altına nüfuz edebilen Fettah balistik füzelerinin kombinasyonuna dikkat çekti.

Macgregor, "Kalibr füzelerinin araziyi takip eden uçuş profili, uzun menzilli radar erken uyarı sistemlerini devre dışı bırakıyor. Fettah füzelerinin balistik yörüngesi ve terminal hızı ise konvansiyonel patlamalara dayanıklı tavan korumalarını delmek için gereken kinetik enerjiyi sağlıyor. İkisinin aynı hedefe karşı eş zamanlı kullanımı, savunma sistemlerini çaresiz bırakıyor" açıklamasını yaptı.

Beş stratejik depodan üçünde meydana gelen ikincil patlamaların, silahların mühimmat seviyelerine başarıyla ulaştığını kanıtladığını belirten Macgregor, bu ölçekteki patlamaların küçük bir taktik nükleer silahın yıkım yarıçapına eş değer bir etki yarattığını söyledi.

El-Celil tesisindeki en büyük patlamanın bölgedeki sismografik cihazlar tarafından kaydedildiğini ve başlangıçta ciddi bir sismik olay olarak değerlendirildiğini aktardı.

"Hava kuvvetlerinin saldırı paketleri mühimmat yokluğu nedeniyle iptal edildi"

Harekatın 8 ile 24’üncü saatleri arasındaki ikinci aşamasında, ön hattaki birliklere ikmal sağlayan yedi ileri harekat deposunun vurulduğunu belirten Macgregor, bu tesislerin stratejik depolara kıyasla daha küçük ancak zamana duyarlı bir işleve sahip olduğunu kaydetti.

Bu depoların imhasının, hayatta kalan rezervler ile ön hat güçleri arasındaki dağıtım ağını kopardığını ifade etti.

Üçüncü ve son aşamada ise depoların kendisinden ziyade dağıtım altyapısının hedef alındığını söyleyen Macgregor, "Mühimmat transfer noktaları, konvoy hazırlık alanları, özel mühimmat taşıma ekipmanları ve depoları ön hatlara bağlayan kara ve demir yolu bağlantıları imha edildi. Silaha ulaştırılamayan mühimmat, stratejik olarak mevcut olmayan mühimmatla eş değerdir" dedi.

Operasyonun mühimmat ağırlığı üzerinden yapılan analizinde Macgregor, İsrail ordusunun içine düştüğü tabloyu somut rakamlarla ortaya koydu. Bir İsrail topçu taburunun aktif çatışma anında batarya başına saatte yaklaşık 100 mermi attığını belirten stratejist, "Kuzey cephesindeki 12 topçu taburu, günde yaklaşık 57 bin 600 mermi tüketir. İmha edilen stoklar, bu hızda bir tüketimi 870 gün boyunca karşılayabilecek bir rezervi temsil ediyordu. Bu tampon artık mevcut değil" dedi.

Saldırıdan 36 saat sonra topçu birliklerinin mermi kotasının yüzde 90 oranında düşürüldüğünü, batarya başına günlük 10 mermiye kadar kısıtlama getirildiğini ve 48’inci saatte birçok bataryaya ateş kes emri verildiğini ekledi.

"ABD’nin ikmal yolları harekat başlamadan önce kapatıldı"

Douglas Macgregor, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’e neden ikmal sağlayamadığına dair de çarpıcı bir analiz sundu. Bunun bir siyasi irade eksikliği değil, fiziksel bir imkansızlık olduğunu kaydeden Macgregor, "Washington, kuzey cephesine ikmal sağlamakta başarısız oldu çünkü İran’ın 48 saat içinde yarattığı operasyonel koşullar, acil yardımı imkansız kıldı. Acil mühimmat sevkiyatı için kullanılan hava ve deniz limanları, depo saldırıları başlamadan önce zaten devre dışı bırakılmıştı" dedi.

Ben Gurion Havalimanı’nın pistlerinin depo harekatından önce vurulduğunu, Ramon Havalimanı’nın ise işlevsiz hale getirildiğini belirten Macgregor, Amerikan askeri mühendislerinin en az hasarlı pistin onarımı için bile 14 günlük bir süre öngördüğünü, ancak çatışma ortamının buna izin vermediğini kaydetti.

Deniz yolu seçeneğinin ise Aşdod ve Hayfa limanlarının işlevsiz kalması nedeniyle çöktüğünü ifade eden Macgregor, "İran’ın harekat planlaması, Amerikan ikmal yanıtını öngördü ve onu spesifik olarak mağlup etti. Limanların, ardından üslerin ve en son depoların vurulması rastgele bir dizi değildi; mühimmat ihtiyacı doğduğunda, bu ihtiyacı karşılayacak altyapı çoktan yok edilmişti" değerlendirmesinde bulundu.

"İsrail’in ödünç alınmış güç modeli enkaz altında kaldı"

Mevcut durumu bir "öz yeterlilik" ile "bağımlılık" mücadelesi olarak niteleyen Macgregor, İran’ın askeri kapasitesinin tamamen kendi sınırları içinde, kendi endüstriyel kapasitesi ve kaynaklarıyla inşa edildiğini vurguladı.

Buna karşılık İsrail’in pozisyonunun her kritik boyutta dışa bağımlı olduğunu söyleyen emekli Albay, "İsrail’in en kritik saldırı kapasitesini oluşturan hassas mühimmatlar, Amerikan Kongresi’nin onayına ve ihracat lisanslarına tabi olan tedarik zincirlerinden geçiyor. Demir Kubbe’nin füzeleri ortak üretim anlaşmasına bağlı. F-35 filosunun operasyonel hazırlığı ise doğrudan üretici firmanın yazılım güncellemelerine ve bakım desteğine dayanıyor" dedi.

Macgregor’a göre bu bağımlılıklar normal şartlarda yönetilebilir olsa da, İran’ın yarattığı yüksek tüketim ve lojistik imha ortamında savunmasızlığa dönüştü.

Emekli Albay, "İsrail ordusu askerleri cesaretleri veya eğitimleri eksik olduğu için değil, bu cesareti ve eğitimi sürdürülebilir askeri kabiliyete dönüştüren lojistik temel ayaklarının altından çekildiği için başarısız oluyorlar. Bu, 48 saatlik depo saldırılarının, 50 yıllık ödünç alınmış güç modeli üzerine verdiği hükümdür" ifadelerini kullandı.

"Kuzey cephesindeki askeri boşluğu kimin dolduracağı belirsiz"

Analizinin sonunda çatışmanın küresel etkilerine değinen Macgregor, kuzey cephesindeki çöküşün stratejik bir vakum yarattığını belirtti.

Lübnan sınırı, Golan Tepeleri ve Yukarı el-Celil hattında Hizbullah’ın kara güçlerinin önünde ilk kez yeterli donanıma sahip bir engel kalmadığını belirtti.

Bu durumun Moskova ve Pekin tarafından da yakından takip edildiğini belirten Macgregor, Rusya’nın İran ile askeri işbirliğini, Amerikan askeri garantilerinin ileri teknolojiye sahip bir rakip karşısında sürdürülemeyeceğini kanıtlamak için kullandığını ifade etti.

Çinli strateji planlamacıları için ise en önemli verinin "48 saat" olan zaman çizelgesi olduğunu söyleyen Macgregor, "Böylesine gelişmiş ve iyi ikmal edilmiş bir gücün 48 saat içinde operasyonel olarak çökertilebilmesi, Amerikan ittifak yönetimi stratejisinin temel varsayımlarını geçersiz kılıyor. Dünya artık Amerikan ikmal garantilerinin her koşulda işleyeceği veya Batı’nın teknolojik avantajının her zaman mutlak hakimiyet sağlayacağı bir yer değil" dedi.

Enerji boyutuna da değinen stratejist, Hürmüz Boğazı’ndan geçen her bir varil petrolün, İsrail’in mühimmat depolarını yok eden füze sistemlerinin menzili içinde olduğunu hatırlattı. Piyasalardaki mevcut fiyatlamaların bu riski henüz tam olarak yansıtmadığını, bu gerçeğin emildiği noktada piyasa tepkisinin şiddetli olacağını öngördü.

Macgregor sözlerini şöyle tamamladı:

"Kuzey cephesi, savaş alanı kahramanlıklarıyla değil; mermi kotası biten bataryaların sessizliğiyle, ilerleyemeyen tank mürettebatıyla ve mühimmatı olmayan hava paketlerinin iptaliyle karardı. Bu, otuz yıllık kariyerimde gördüğüm en planlı ve en yıkıcı operasyonel tasfiyedir."



Makaleler

Güncel