Pekin baskıya direniyor: Tahran'dan kopuş yok

img
Pekin baskıya direniyor: Tahran'dan kopuş yok YDH

"Trump'ın, İran'a karşı 'hızlı bir zafer' kazanmış halde Çin'e gidip baskıyı artırma hesabı da boşa düşmüş görünüyor."




Rim Hani

YDH - Trump'ın Pekin ziyareti, ticaret ve yatırım başlıklarının ötesinde İran, Rusya ve Tayvan dosyalarının gölgesinde gerçekleşiyor. Washington, Çin'den Tahran'a verdiği desteği sınırlandırmasını isterken Pekin, yaptırımlara boyun eğmeyeceğini açık biçimde gösteriyor. İran savaşı nedeniyle ABD'nin askeri kaynaklarının yıprandığına dair değerlendirmeler, Çin tarafında Washington'ın caydırıcılığının zayıfladığı düşüncesini güçlendirmiş durumda. El-Ahbar gazetesi muhabiri Rim Hani'nin değerlendirmesine göre zirve, yalnızca diplomatik temas değil; küresel güç dengesine ilişkin daha derin bir rekabetin sahnesi.

ABD Başkanı Donald Trump, 2017'den bu yana ilk kez 13-15 mayıs tarihlerinde Çin'i ziyaret ediyor. Trump, 14 ve 15 mayısta düzenlenecek zirvede Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek.

Zirvenin perşembe sabahı resmi karşılama töreninin ardından başlaması, öğleden sonra iki liderin "Cennet Tapınağı"nda gezmesi, sonrasında da resmi akşam yemeğine geçilmesi planlanıyor.

Ertesi gün Trump'ın Şi ile çay içmesi, çalışma yemeğine katılması ve ardından Çin'in başkentinden ayrılması bekleniyor. Trump'a Boeing, Citigroup ve Qualcomm dahil bazı büyük Amerikan şirketlerinin üst düzey yöneticileri de eşlik ediyor.

Heyetin amacı, Çinli şirketlerle anlaşmalar imzalamak. Ziyaret, Washington'ın İran ve Rusya başlıklarında Çin'den siyasi "tavizler" talep etmesi karşılığında büyük Amerikan yatırımları sunmayı değerlendirdiğine dair haberlerin gölgesinde gerçekleşiyor.

İki lider ayrıca, ulusal güvenlikle bağlantılı olmayan ürünlerin ticaretini inceleyecek ortak bir "ticaret konseyi" kurulmasını da ele alacak. Ancak gözlemciler, Pekin'in ABD'de üretim için büyük çaplı bir yatırım paketi açıklamasını beklemiyor.

Bloomberg ise Şi ve Trump'ın, geçen ekimde Güney Kore'de vardıkları ticaret ateşkesini uzatmaya çalışacağını aktardı. Söz konusu mutabakat, nadir toprak elementlerinin ABD'ye sevkiyatı dahil ihracat kısıtlamalarını kaldırmıştı.

iPhone'lardan savaş uçaklarına kadar pek çok ürünün üretiminde kullanılan bu minerallerin kesintisiz akışı, Washington açısından temel önceliklerden biri sayılıyor.

Görüşmelerde Tayvan meselesinin de öne çıkması bekleniyor. Pekin'in, ABD'nin Taipei'ye silah satışlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi ve Trump yönetimini adanın bağımsızlığına karşı olduğunu açıklamaya yöneltmeye çalışması öngörülüyor.

Ticari anlaşmalar ve Tayvan başlığının yanı sıra, The Wall Street Journal, Beyaz Saray'daki ismin Çin'e İran'la savaşını sona erdirecek bir anlaşmaya aracılık etmesi için baskı yapmayı planladığını yazdı.

Ortadoğu'daki kırılgan ateşkes sürerken Trump'ın, Pekin'in Tahran ve Moskova'ya sağladığı mali destek ile müttefiklerine olası silah ihracatı konusunu gündeme taşıması bekleniyor.

Bu gelişme, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın cuma günü dört Çinli kuruluşa, "İran'ın Ortadoğu'daki Amerikan güçlerine karşı askeri saldırılar düzenlemesine imkan sağlayan uydu görüntüleri sağladıkları" gerekçesiyle yaptırım uygulamasının ardından geldi.

Washington'ın bu planları yeni değil. Bunlar, İsrail'in uzun süredir sürdürdüğü baskıyla da örtüşüyor. Şubattan bu yana ABD ile İsrail'in, İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için "azami baskı" politikasını yoğunlaştırma konusunda mutabakata vardığına dair bilgiler dolaşıyor.

Bu çerçevede Çin'in İran petrolü alımına da sınırlama getirilmesi hedefleniyor. O dönemde Benjamin Netanyahu ile Trump'ın Beyaz Saray'daki görüşmesinde bir ABD'li yetkili, İbranice yayın yapan Kanal 12'ye iki tarafın Çin'in petrol alımları konusunda baskıyı artırma kararı aldığını söylemişti.

Trump'ın gezisi yaklaşırken mesele yeniden gündeme taşındı. Çin pazartesi günü, ABD'nin İran'ın askeri faaliyetlerini desteklediğini öne sürdüğü üç Çin şirketine yönelik yaptırımlara sert tepki gösterdi; söz konusu önlemleri "yasadışı" ve "tek taraflı" diye niteledi.

Netanyahu hükümetinden gelen açıklamalar ise Washington'ın Pekin ziyaretinde İran dosyasında taviz verebileceğine dair İsrail'deki kaygıya işaret ediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, düzenli basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:

"Çinli şirketlerden faaliyetlerini her zaman yasa ve düzenlemelere uygun biçimde yürütmelerini istedik; Çinli şirketlerin meşru hak ve çıkarlarını da kararlılıkla koruyacağız."

Pekin daha önce, benzeri görülmemiş bir adımla şirketlere ABD yaptırımlarına uymama talimatı vermişti.

Çin'in Amerikan baskısına boyun eğmeye niyetli olmadığına dair başka işaretler de var. Trump'ın ziyaretinden bir hafta önce Pekin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi ağırlayarak Tahran'la yakın ilişkilerini ve koordinasyonunu öne çıkardı.

Çin yönetimi, dış ilişkilerindeki egemen tercihlere yönelik her türlü dış müdahaleye ve "zorbalığa" karşı olduğunu defalarca vurgulamıştı.

Trump-Şi görüşmesi görünürde iki taraf arasındaki gerilimi düşürmeyi amaçlasa da analistler, açıklamalar ve manşetler ne söylerse söylesin ABD ile Çin arasındaki rekabetin giderek sertleştiğini, bunun İran dosyasına da doğrudan yansıdığını düşünüyor.

Wall Street Journal'a konuşan, Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi'nin Hint-Pasifik Programı Başkan Yardımcısı Jacob Stokes, "Şi, ABD'nin Ortadoğu'daki son rejim değiştirme savaşının başarısız görüldüğünden emin olmak isteyecek; Trump ise doğal olarak bunun tersini arzuluyor" dedi.

Trump'ın savaşının iç siyasette sorun yaratması, küresel piyasaları sarsması ve hayal kırıklığı yaşayan müttefiklerin destek vermemesi nedeniyle mevcut ve eski ABD savunma yetkilileri, Çin'in görüşmeye "daha güçlü kartlarla" gelebileceğinden endişe duyuyor.

The New York Times de İran'daki yıpratıcı savaşın Amerikan ateş gücünü ciddi ölçüde tükettiğini, Çinli analistlerin artık ABD'nin Tayvan'ı savunma kapasitesini açıkça sorguladığını yazdı.

Bu durumun, yüksek risk taşıyan zirvede Trump'ın elini zayıflatabileceği değerlendiriliyor.

Gazeteye göre ABD, şubat sonunda başlayan savaş boyunca uzun menzilli hayalet kruz füzelerinin yaklaşık yarısını kullandı; ayrıca Savaş Bakanlığı'nın iç tahminleri ve Kongre yetkililerine göre, ülkenin normalde bir yılda satın aldığı Tomahawk kruz füzelerinin yaklaşık 10 katını ateşledi.

Bazı Çinli askeri ve jeopolitik analistler ise savaşın yalnızca Amerikan mühimmat stoklarını eritmediğini, aynı zamanda "Amerikan üstünlüğü" algısını da sarstığını düşünüyor.

Onlara göre savaş, ABD'nin uzun süren yoğun çatışmalar sırasında cephaneliğini yenileyecek hızda silah üretemediğini açığa çıkardı.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun emekli albaylarından Yu Gang, bir röportajında bu yıpranmanın "ABD ordusunun askeri gücünü sergileme kapasitesini ciddi biçimde azalttığını ve küresel askeri hakimiyetindeki eksikleri ortaya çıkardığını" söyledi.

Bu değerlendirmeler, Çinli "şahin" yorumcular arasında yaygınlaşan ve muhtemelen hükümet içinde de karşılık bulan şu düşünceyi besliyor: ABD güçleri, Washington ile Pekin'in Tayvan yüzünden savaşa girmesi halinde adayı etkili biçimde savunamayabilir.

Böylece Trump'ın, İran'a karşı "hızlı bir zafer" kazanmış halde Çin'e gidip baskıyı artırma hesabı da boşa düşmüş görünüyor. Aynı kaynaklara göre Trump, yaklaşan ziyarette artık eskisi kadar rahat bir güç gösterisi yapabilecek durumda değil.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel