Netanyahu sonrası İsrail’in ‘tehlikeli cazibesi’

img
Netanyahu sonrası İsrail’in ‘tehlikeli cazibesi’ YDH

Netanyahu sonrası döneme ilişkin “iyimser beklentilerin” İsrail’in yapısal politikalarını göz ardı ettiği, Bennett ve diğer muhalif isimlerin Filistin politikalarında köklü bir değişim değil, mevcut yaklaşımın farklı bir yüzünü temsil ettiği belirtildi.




YDH- Amerika merkezli Responsible Statecraft tarafından yayımlanan bir analizde, bazı Amerikalı ilericilerin, Başbakan Benyamin Netanyahu sonrası dönemde İsrail’de siyasi değişim beklentisi içine girmesinin, ülkenin siyasi yapısına ilişkin “yanıltıcı bir anlayışa” dayandığı belirtildi.

Analizde, İsrail’in, Gazze savaşı nedeniyle artan uluslararası baskı, derinleşen siyasi parçalanma ve muhalefet figürlerinin Netanyahu’ya alternatif olarak öne çıkma çabalarıyla kritik bir seçim dönemine hazırlandığı kaydedildi. Ancak bu alternatiflerin, Filistin politikalarında köklü bir değişim vadetmediği vurgulandı.

Muhalefet ittifakı güç kazanıyor

Haberde, son haftalarda eski başbakanlar Naftali Bennett ve Yair Lapid arasında “Birlikte” (Beyachad) adı altında kurulan yeni seçim ittifakıyla siyasi hareketliliğin hız kazandığı bildirildi.

Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un da gelecekte bu bloğa katılabilecek isimlerden biri olarak değerlendirildiği aktarıldı.

İsrail kamuoyu yoklamalarının, Bennett-Lapid ittifakının Netanyahu’nun partisi Likud’un yalnızca bir sandalye gerisinde olduğunu gösterdiği ve bu durumun yeni oluşumu yıl sonunda beklenen seçimler öncesinde Netanyahu’nun en ciddi rakibi haline getirdiği ifade edildi.

Analizde, ABD’de İsrail’i destekleyen çevrelerin Netanyahu’yu Filistinlilere yönelik şiddet ve baskının temel sorumlusu olarak sunduğu belirtildi. Ancak yerleşimlerin genişletilmesi, askeri işgal, toprak gaspları ve Filistinlilerin sistematik biçimde baskı altında tutulması gibi politikaların, Netanyahu’dan çok önce farklı hükümetler tarafından da desteklendiğinin göz ardı edildiği ifade edildi.

“Netanyahu giderse politika değişir” beklentisi tartışılıyor

Yazar Michael Schaeffer Omer-Man’a göre, Netanyahu’nun görevden ayrılması halinde daha “liberal” veya “insani” bir İsrail hükümeti oluşacağı yönündeki beklentiler, Bennett, Lapid ve Eisenkot gibi isimlerin siyasi tutumları dikkate alındığında gerçekçi görünmüyor.

Analizde, Bennett’in İbranice medya kampanyasında laik seçmenleri hedef alarak sivil evlilik ve Yahudi Şabat gününde toplu taşıma gibi iç politika önerileri sunduğu aktarıldı. Ancak Omer-Man, Bennett’in Gazze ve Filistin meselesindeki yaklaşımının “yayılmacılık” ve “toplu cezalandırma” çizgisinden uzaklaşmadığını belirtti.

Haberde, Bennett’in Gazze’ye büyük ölçekli insani yardım girişine karşı çıktığı ve gelecekte kendi liderliğindeki bir hükümetin “her gün yüzlerce Hamas kamyonunun Gazze’ye girmesine izin vermeyeceğini” söylediği aktarıldı.

Ayrıca, Bennett’in savaş sonrasında Gazze’nin kalıcı biçimde İsrail kontrolünde kalması gerektiğini savunduğu kaydedildi.

Yazar ayrıca, Bennett’in 2018 yılında Gazze protestolarına katılan Filistinli gençler hakkında kullandığı, “Onlar çocuk değil, teröristtir.” sözlerini de hatırlattı.

Analizde, Bennett ile Netanyahu arasındaki anlaşmazlığın esas olarak siyasi sunum ve diplomatik yönetim tarzına ilişkin olduğu, İsrail politikalarının özü konusunda ciddi bir ayrılık bulunmadığı vurgulandı.

Bennett liderliğindeki bir hükümetin, Filistinlilere yönelik kuşatma, yerinden etme ve askeri baskı politikalarını korurken, yalnızca İsrail’in uluslararası imajını yumuşatmaya çalışacağı ifade edildi.

Haberde ayrıca, Eisenkot’un Ekim 2023 sonrasında kurulan savaş kabinesindeki rolüne değinildi. Eisenkot’un görevden ayrılmasının, askeri operasyonlara karşı çıkmaktan değil, savaş dönemindeki siyasi stratejilere ilişkin anlaşmazlıklardan kaynaklandığı belirtildi.

Bennett, Lapid ve Eisenkot’un gelecekte kurulacak koalisyonlarda Arap siyasi partilerine yer vermeyeceklerini açıklamalarının da İsrail siyasetinde dışlayıcı ve ayrımcı uygulamaların hâlâ güçlü şekilde varlığını sürdürdüğünün göstergesi olduğu kaydedildi.

İşgal Netanyahu’dan önce de vardı

Analizde, Netanyahu öncesindeki İsrail hükümetlerinin de Filistinlilere yönelik işgal ve şiddet politikalarında rol oynadığı vurgulandı.

Uluslararası kamuoyunda daha “ılımlı” olarak sunulan Yitzhak Rabin, Ehud Barak, Ariel Sharon ve Ehud Olmert dönemlerinde de yerleşimlerin genişletildiği, Filistin bölgelerine askeri operasyonlar düzenlendiği, uzun süreli kuşatmalar uygulandığı ve Gazze ile Lübnan’a yönelik yıkıcı savaşların yaşandığı ifade edildi.

Makalede sonuç olarak, Netanyahu’nun bugün küresel ölçekte İsrail’in aşırı sağcı düzeninin yüzü haline geldiği ancak işgal, abluka, mülksüzleştirme ve Filistinliler üzerindeki askeri tahakküm mekanizmalarının sağ, merkez veya dışarıda “liberal alternatif” olarak pazarlanan hükümetler döneminde de korunduğu belirtildi.



Makaleler

Güncel